Özgür Özel'den CHP İl başkanlarına: Önümüzdeki hafta üye kampanyası ve anketlerimizi pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz

Özgür Özel'den CHP İl başkanlarına: Önümüzdeki hafta üye kampanyası  ve anketlerimizi pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin önümüzdeki hafta üye kampanyası başlatacağını duyurdu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması programına katıldı.

Burada konuşan Özel, şunları söyledi:

"Bu şehre hizmet edenlere saygılarımı sunuyorum”

“Dün Saraybosna’daydım. İçinden nehir geçen çok kadim bir medeniyet, çok güzel bir şehir. Düşündüm, dünyada içinden nehir geçen şehirler, hep çok prestijli şehirler, kentler. Herkesin gitmek istediği, orada olmak istediği, orada yaşamak istediği kentler. Oradan, bugün sabahki toplantı için İstanbul’a, içinden deniz geçen bir şehre geldim. Bu güzel şehirde olmamıza katkı sağlayan Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar, bu şehri bizim yapanlara ve bu şehre hizmet edenlere saygılarımızı, sevgilerimizi, minnetlerimizi; aramızda olmayanlara da rahmetlerimizi sunuyorum. Allah rahmet eylesin.

"Üç haftada üçüncü il başkanları toplantısını yapıyoruz”

Kongremizi gerçekleştirdiğimizden beri üçüncü kez bir aradayız. Üç haftada üçüncü il başkanları toplantısını yapıyoruz. Bugünkü toplantının basına kapalı kısmında, değerli İl Başkanımız Özgür Çelik, bir sunum gerçekleştirdi. Yapılan oturumlar ve onların bir sonuç bildirgesi ve Genel Merkez’den taleplerin ortaklaştırıldığı bir kısa ama özlü, etkili bir özetti. Bir dijital anketle başlandı, anketin Türkiye’nin sorunları nasıl görünüyor, örgütümüz nerede duruyor, yerel seçimlere nasıl bakıyoruz ve burada hangi güçlü söylemlere ihtiyaç var ve nerelere dikkat etmeliyiz konusunda aslında gündemi yakalayan, sorunu ve çözüm önerilerini doğru yerden tarif eden güçlü bir sunumla başladı. Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Parti Meclisi (PM) ile örgütümüzün ilişkileri açısından ortaya konan talepler, öneriler son derece kıymetliydi. Yaklaşan yerel seçimle ilişkili olarak da ortaya konan vizyonu sahiplendiğimi, çok değerli bulduğumu ifade etmeliyim. Yarım saatlik bir özetti ama İl Başkanımızın ifade ettiği gibi, yapılan toplantıyı ve ortaya çıkan raporu bütün ayrıntılarıyla hem ben hem ilgili genel başkan yardımcılarım, önümüzdeki hafta içinde dikkatle inceleyeceğiz. Önerilerinizi teker teker değerlendirip o konuda gerekli çalışmaları, görevlendirmeleri ve gereken alanlarda size geri dönüşleri sağlayacağız.

"Unutulan katliamlar tekrarlanır"

Borsna Hersek’e gittik. Başta Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız; Gölge Kabinemizin Dışişleri Bakanı, Adalet Bakanı yanımızda olmak üzere o bölgede etkili olan milletvekillerimizle, genel başkan yardımcılarımızla birlikte oradaydık. Resmi temaslarda bulunduk, ilk ziyareti Sayın Büyükelçimize gerçekleştirdik. Sosyal Demokrat Parti’nin (SDP) de Genel Başkanı olan Başbakanımızla görüştük. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeleriyle, dönüşümcü cumhurbaşkanlığı yapan ve Boşnak Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bir araya geldik. Ardından dün, gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken bir ziyaretler zincirini gerçekleştirdik. En sonunda, cumhurbaşkanlığı resepsiyonuyla bitti ama sabah erken saatlerden itibaren örneğin; 1600 tane bebeğin mezarının olduğu bir yere gittik, şehitliklere gittik. Sonra Bilge Kral Aliya Izzetbegoviç’in ebedi istirahatgâhını ziyaret ettik ve orada şu cümleyi hatırladık ve bütün dünyaya hatırlatma gereği duyduk: ‘Unutulan katliamlar tekrarlanır.’

"Katliama engel olmak için bütün dünyanın harekete geçmesi gerekiyor"

1992-1995 arası, Bosna Hersek’te CHP doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu. Ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyorlardı. Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı. Ama ‘Katliam olmasın, bu iş bir soykırıma dönüşüyor, dönüşmesin’ diye bütün dünyaya biz seslenirken dünya ağırdan alıyordu. O yüzden Bosna Hersek’te yan yana 1600 tane bebek mezarı var. Kızını çağırıp ‘Gel, burası güvenli’ diye seslenen babanın gözünün önünde, başından vurulmuş kızının anıtı var. Çok sayıda şehit mezarlığı var ve bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. O yüzden, ‘Katliamlar unutulursa tekrarlanır’ ve tekrarlanıyor. Bosna’dan seslendik, buradan bir kez daha seslenelim. 1992-1995 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara, o dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in yaptığı diplomasiye yeterli reaksiyonu zamanında vermeyenlere, o günlerde orayı görünür kılmak için Bosna’ya giden Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın çağrılarını dinlemeyenlere, bir kez daha sesleniyoruz: Sonradan bunu bir insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil; katliama engel olmak için bütün dünyanın, başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, Birleşmiş Milletler’in (BM) çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime ‘dur’ denmesi gerekiyor.

"Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere; savaşa, kana, gözyaşına susmak değil, engel olmak yaraşır”

Ben CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza, bir metin kaleme alarak bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, aralarında cumhurbaşkanları var, başbakan var, çok sayıda bakan var. Ana muhalefette olanlar var, ülkelerinin muhalefet partileri olanlar var. Onları, Bosna’dan seslendiğimiz söylemi tekrarlayarak Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Onlara diyoruz ki ülkenizde bu meseleyi anlatın, birlikte üyesi olduğumuz uluslararası kuruluşlarda bu meseleyi anlatalım. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere; savaşa, kana, gözyaşına susmak değil, engel olmak yaraşır. Ve CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında, bütün dünyanın ortaya koyduğu ve bizim sahiplendiğimiz bu kabule sahip çıkmaya ve Filistin’de akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksizin şiddete ‘dur’ demeye davet ediyoruz. CHP olarak bir kez daha, Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı bu salondan da ifade ediyoruz.

"Nihayet yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin lirayı bütün emeklilere vermek"

Enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelelerimize rağmen en düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira gibi komik bir noktada. Emeklileri açıklıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşından iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi sanki Cumhuriyet Bayramı ikramiyesine çevirdiler ve ancak kasım ayından ödemeleri yapılan, bir kereye mahsus, 5 bin lira gibi hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysaki bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler. İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz, ilgili genel başkan yardımcımız konuştu. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin lirayı bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması gerekiyor. Vatandaşlara şunu hatırlatıyoruz: Sizden oy isterken bunu söylememişlerdi. ‘Bir kerelik size 5 bin lira vereceğiz. Sonra sizi açlığa terk edeceğiz’ dememişlerdi.

"Cumhurbaşkanına hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin Anayasa’ya uyman lazım”

Hem emeklilerin hem çalışanların, evlenmeyi düşünenlerin, devlet memurlarının en önemli sorunu kiralardaki fahiş artışlar, ev sahibiyle kiracının karşı karşıya gelmesi. Cumhurbaşkanı, cuma günü, fiyat artışlarından dolayı kira artışlarına şaşırmış ve kızmış; ‘2 bin 500 liradan kirayı 7 bin 500 liraya çıkartıyorlarmış’ diyor. Şaşırdıkları şey; kendi çıkarttıkları, bizim ‘Bu çözüm olmayacak. Etkili, doğru tedbirler alınmazsa kiracı-ev sahibi kavgaları olur’ dediğimiz ve maalesef kavgaların çok daha vahim sonuçlar doğurarak bizi doğruladığı bir süreçteyiz. Dönüyor, diyor ki ‘Bu konuda kanun var.’ Yani itiraf ediyor, çıkardığı kanuna uyan yok. Bundan daha normal bir şey yok, bunu hep söyledik. Çünkü devletin elini taşın altına koymadan ve gerçekten iki tarafı da düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir. Burada yapılan iş, ev sahibiyle-kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, bir destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Ve Cumhurbaşkanına da şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin Anayasa’ya uyman lazım. Anayasa’ya uymayan birisinin çıkarılmış bir kanuna vatandaşın uymadığına şaşırması, burayı kanun devleti olmaktan, anayasal bir devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, bundan sonra ortaya çıkacak vahim sonuçların tekrar göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

"Koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz”

Yeniden değerleme oranıyla bütün vatandaşları yoksul, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız; o da vergi ve harçlardaki yüzde 58,5’lik yeniden değerleme oranındaki artış. Burada cumhurbaşkanının bir yetkisi var, bunu yüzde 50 oranında artırmaya ve azaltmaya yetkili kendisi. Ve 2024 enflasyon hedefi, yüzde 36. Siz, koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız ve herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz. Ve bu harçların yüzde 58 buçuk değil, yetkiniz oranında yüzde 50’ye kadar düşürülerek yüzde 29-30 sınırlarına çekilerek bundan sonraki süreçte vatandaşın ödeyeceği verginin/harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor.

"Yeni anayasa tartışmalarını sürdürmek istiyorlar. Tavrımız net”

Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmek istiyorlar. Tavrımız net. Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, Türkiye’nin yoksulu, kadını, dezavantajlıyı, çevreyi gören ve bütün bunlar için çok doğru yerden bütün toplumun desteğini alacak, halkoyuna sunulduğunda yüzde 95’in üzerinde bir destekle yürürlüğe girecek bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almayı niyet edinmiş bir değişiklikte CHP hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

"78 erkek il başkanımdan talebimdir, lütfen, örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin”

Bütün dünyadan önce Atatürk’ün yüksek vizyonuyla Türk kadınına, seçme-seçilme hakkı veren CHP’nin, Türk kadının seçme-seçilme hakkı elde etmesini sağlayacak uygun ortamı yaratan CHP’nin Atatürk’ün ortaya koyduğu vizonu ikinci yüzyılda, kabinede sadece 1 kadın bakan yapanların elinden bu kabineyi alıp bu gölge kabineler, gelecek kabine cumhuriyet hükümetine dönüştüğünde yine yarısı kadın, yarısı erkek olacak. Bu ülkenin yüzde 50’si kadın olan seçmenlerine, vatandaşlarına ve genç seçmenlerine CHP’nin eşti temsil, kadın-erkek eşitliği ve bu güzel coğrafyada şiddetsiz, haksızlıklar olmadan, eşitsizlikler ortadan kalkarak bu güzel ülkeyi yeniden dünyanın en gelişmiş ülkelerini yakalayıp geçecek vizyonu hep birlikte kazandıracağımıza olan inancı bir kez daha buradan tekrar ediyoruz. CHP’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. Gelecekte buna çok net bir şekilde örgütümüzle birlikte müdahale edeceğiz. 78 erkek il başkanımdan talebimdir, lütfen, örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin, onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın.

"CHP olarak 100’üncü yılda üye kampanyası başlatıyoruz"

İl başkanlarımdan iki hususta çalışmalarını ve üzerine çok titizlenmelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi, önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Geçtiğimiz hafta, Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Ensar Aytekin, MYK sunumunda 14 Mayıs’tan sonra üye kaybının durduğunu bir hafta önce müjdelemişti. ‘Artıdayız’ demişti. Geçtiğimiz hafta, çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik ama esas sevindiğimiz; yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Hoş geldiniz gençler. CHP olarak 100’üncü yılda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel Merkez’den hedefler belirlemeyeceğiz. Kendi gerçekçi hedeflerinizi belirleyin. Sınırlarınızı biliyorsunuz, kendinizi zorlayın. Sakın ha sakın ‘Ne olursa olsun üye yapın’ deyip AK Parti’nin düştüğü ve bu ülkenin insanlarını düşürdüğü duruma düşmeyin. Gönlünde Atatürk olan, güçlü bir Türkiye olan; güçlü bir Türkiye için güçlü bir CHP’de olmak isteyenlerin gözündeki ışığı görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin.

"Memnuniyet anketlerimizi pazartesi gününden itibaren anketörler sahada olacak şekilde başlatıyoruz”

Değerli başkanlarımdan ikinci beklentim, bugün çalıştayınızda ikinci sunumda olan yerel yönetimler seçimine yönelik. Bu süreci hep beraber, bulunduğumuz makamın gereğini yaparak barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan ve sadece ve sadece yerel seçim başarısına hedeflenerek 2019’daki başarıyı tekrar eden değil, aşan bir noktadan başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz. Üç büyükşehir adayımız dışında, kimseye verilmiş herhangi bir sözüm yok. Verilmiş bir tek sözüm var: Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Memnuniyet anketlerimizi pazartesi gününden itibaren anketörler sahada olacak şekilde başlatıyoruz. 7 farklı oluşum, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem elektronik ortamda yapay zeka marifetiyle hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle farklı bir alanda denetlenerek en doğru ölçme-değerlendirmelerle bizde olan belediyelerde memnuniyet anketlerini yapacağız. Eğer bir aday, çok iyi bir noktadaysa diğerleri gerilerdeyse o adayda hep birlikte ortaklaşacağız. Eğer kazanacaklar içinde kadınlar varsa tavrımızı kadından yana koyacağız. Eğer birden çok aday kazanıyorsa o kararı mutlaka örgütümüzle birlikte vereceğiz.

"Halkın partisi, halkın iktidarını kuracaksa kendi içindeki barışı, dayanışmayı sonuna kadar gösterecek”

Belediye başkanlarımızın yapmış olduğu iyi çalışmaları anlatmak, görünürlüğünü artırmak; belediye başkanımıza yapacağımız iltifatın Atatürk’ün partisine, hepimizin partisine yapılmış iltifat olduğunu bilmek; onların arkasında durmanın CHP’nin bugün yerel iktidarının arkasında dururken yarınki genel iktidarının temelini en sağlam şekilde atmak olduğunun bilincinde olmak hepimizin görevidir. Örgüt-belediye başkanı çatışması, CHP’de asla kabul edemeyeceğimiz işlerdir. Herkes, bir diğerinin görev-yetki sorumluluğuna saygı duyarak karşılıklı bir kardeşlik hukuku içinde olacağız. Çünkü birilerinin tek umudur var: CHP’liler kavga etsin ki ‘Bunlardan bir şey olmaz deyip millet aç da olsa, işsiz de olsa, yoksul da olsa bizim iktidarımıza katlansın, oyu bunlardan alalım ama hizmeti zenginlere, seçkinlere yapalım.’ Halkın partisi, halkın iktidarını kuracaksa kendi içindeki barışı, dayanışmayı sonuna kadar gösterecek. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, partimizin bundan sonraki başarısı için çaba sarf edeceğini ifade ediyor. Ben başta, bütün örgüt, kendisine vefayı, en iyi dilekleri ve kendisinin arzu ettiği her boyutta katkıyı, kendisinden almaya devam edeceğiz. Önümüzdeki günler, CHP’nin hem aday belirleme sürecini hem kampanya sürecini hem seçim gecesini hem de ondan sonrasını doğru yöneteceği; önce yereli kazanıp sonra genel iktidarı teslim almak için geri sayacağımız bir süreci birlikte yaşayacağız.” (ANKA)

Gündem