Prof. Kemal Gözler uyardı: Cumartesi günleri çıkan Resmi Gazete’lere dikkat!

Prof. Kemal Gözler uyardı: Cumartesi günleri çıkan Resmi Gazete’lere dikkat!

Prof. Kemal Gözler, Boğaziçi Üniversitesi'ne iki yeni fakülte kurulmasına ilişkin kararın bir Cumartesi günü Resmi Gazete'de yayınlandığını, benzer şekilde İrfan Fidan'ın Anayasa üyeliğine ve Melih Bulu'nun Boğaziçi rektörlüğüne atanmasına ilişkin kararların da Cumartesi günleri Resmi Gazete'de yayımlandığına dikkat çekti. Gözler "İktidar artık önemli kararları bir tatil günü sabaha karşı yayınlamayı tercih ediyor!" dedi.


Uludağ Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Kemal Gözler, Boğaziçi Üniversitesi’ne iki yeni fakülte kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararını değerlendiren bir makale yazdı. 

Gözler, “Hoş geldin Boğaziçi Hukuk! Boğaziçi Üniversitesinde Neden İki Yeni Fakülte Kuruldu?” başlıklı makalesinde Boğaziçi’ne iletişim ve hukuk fakülteleri kurulmasına ilişkin kararın yine bir Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlandığına dikkat çekerek şöyle devam etti: 

“Cumartesi günleri sabaha karşı yayınlanan Resmî Gazetelere dikkat! Sayın İrfan Fidan da Anayasa Mahkemesi üyeliğine bir Cumartesi günü sabaha karşı yayınlanan 23 Ocak 2021 tarihli Resmî Gazetedeki atama kararıyla atandı.
Sayın Melih Bulu da Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne yine bir Cumartesi günü sabaha karşı yayınlanan 2 Ocak 2021 tarihli Resmî Gazetedeki atama kararıyla atandı. İktidar artık önemli kararları bir tatil günü sabaha karşı yayınlamayı tercih ediyor! 
Artık her Cumartesi sabahı, güne başlarken Resmî Gazeteye bakma âdetini edindik!”    

Rektör Bulu’nun kendini destekleyecek iki öğretim üyesi dahi bulamadığı iddialarını hatırlatan Gözler, “Bir ayda sadece bir adet Rektör Yardımcısı atayabildiği, kendilerine teklif gelen bütün öğretim üyelerinin Sayın Bulu’nun tekliflerini reddettikleri söyleniyor” dedi. Gözler şunları kaydetti:

"Rektör yardımcıları ve yetkili kurulları oluşturabilmek için"

“Pek muhtemelen önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesi Hukuk ve İletişim Fakülteleri için dışarıdan dekanlar atanacağını ve derhal bu Fakülteler için öğretim üyesi kadroları ilân edileceğini göreceğiz. Yine pek muhtemelen bu kadrolar hiç şaşırmayacağımız öğretim üyeleriyle doldurulacak. Yine pek muhtemelen göreceğiz ki, Boğaziçi Üniversitesinin yetkili kurulları, işte bu yeni atanmış öğretim üyelerinden oluşturulacaktır. Hâliyle saygıdeğer Rektör Bulu da, nihayet ihtiyacı olan Rektör yardımcılarını ve danışmanlarını bu yeni öğretim üyeleri arasından atayabilecektir.”

“İlahiyat fakültesi kurulursa hiç şaşırmam”

Yine önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesine bir de ilâhiyat fakültesi kurulursa ben şahsen hiç şaşırmam. Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 99 adet ilâhiyat veya İslâmî ilimler fakültesi var. (2021 yılı itibarıyla sayı muhtemelen daha fazladır). İlâhiyat fakültesi kurulmamış az sayıdaki devlet üniversitesinden biri Boğaziçi Üniversitesidir. İlâhiyat fakültelerimiz Türkiye’de muazzam bir gelişme ve yayılma içinde olan fakültelerdir. Bu konuda benim 3 Kasım 2019 tarihinde yayınladığım ve pek çok istatistiksel veriyi içeren “İlâhiyat Nereye Gidiyor?” başlıklı makaleme bakılabilir. Kurulduğu her üniversiteyi olağanüstü bir gelişim içine sokan ilâhiyat fakültelerinin bu değerli katkısından Boğaziçi Üniversitesini mahrum bırakmamak gerekir. 

“Üniversiteyi ikiye bölebilirler”

Boğaziçi Üniversitesi üzerinde tam bir hâkimiyet kurulması için bunlar da yetmez ise, bu Üniversite üzerinde de, pek muhtemelen, üniversitenin ikiye bölünmesi, her birine yeni rektörler atanması, her birinde de yeni fakülteler kurulması, yeni dekanlar ve yeni öğretim üyeleri atanması gibi yöntemler uygulanabilecektir. 

Bunlar benim hayalimden uydurduğum şeyler değil. Bunların hepsinin geçmişte pek çok üniversitede yapıldığına şahit olduk. İktidarın üniversitelere hâkim olma sürecinde kullandığı çeşitli yöntemler vardır. Bu yöntemlerin uygulanmasına Boğaziçi Üniversitesinde daha yeni başlanmıştır. Bugün Boğaziçi Üniversitesinde yapılanların hepsi geçmişte Türkiye’de diğer üniversitelerde aynen yapılmıştır. 

"Yeni Bir Hukuk Fakültesine İhtiyaç Var mıdır?" 

Şüphesiz bazı okuyucular, iktidarın iyiniyetli olabileceğini, belki de iktidarın kamu yararı gördüğü için Boğaziçi Üniversitesinde bir hukuk fakültesi kurulmasına karar vermiş olabileceğini düşünebilirler. 

Ben öyle düşünmüyorum: Boğaziçi Üniversitesinde bir hukuk fakültesi kurulmasında bir kamu yararı yoktur. 2019 yılı itibarıyla Türkiye’de toplam 82 adet hukuk fakültesi vardır (2021 yılı itibarıyla sayı muhtemelen daha fazladır). Türkiye’de 2018-2019 öğretim yılı itibarıyla hukuk fakültelerinde toplam 82322 (seksen iki bin üç yüz yirmi iki) öğrenci okumaktadır. Bu rakamlar Türkiye’nin ihtiyacından çok, ama çok fazladır. Bu konuda eleştirilerim için benim “Akademinin Değersizleştirilmesi” isimli makaleme bakılabilir . Bugün Türkiye’de o kadar çok hukuk fakültesi vardır ki, bunların çoğu kendilerinde ders verecek hukukçu öğretim üyesi dahi bulamıyorlar. Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 82 hukuk fakültesinden 20’si, kendisine hukukçu bir dekan dahi bulamamıştır. Ne kadar acıdır ki 20 hukuk fakültemiz, ilahiyatçı, ziraatçı, tıpçı, kimyacı gibi hukukçu olmayan dekanlar tarafından yönetilmektedir. 

Dahası Türkiye’de 2019 yılı itibarıyla 82 hukuk fakültesinden 29’u İstanbul’dadır. 29 hukuk fakültesi olduğu bir şehre bir hukuk fakültesi daha kurmanın ne gereği vardır? 

Türkiye’nin de, İstanbul’un da yeni bir hukuk fakültesine ihtiyacı yoktur. 

Türkiye’de bir hukuk fakültesinin olma ihtimalinin en düşük olduğu iki üniversite, hiç şüphesiz ki, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’dür. Bu iki üniversiteye hukuk fakültesi kurmak, bu üniversitelerin varlık sebebiyle ve ruhuyla bağdaşmaz. Zaten muhtemelen bu sebeple, ülkemizin eski üniversiteleri arasında yer alan bu iki Üniversitemizde bugüne kadar bir hukuk fakültesi kurulmamıştır. 

Hâlâ belki Boğaziçi Üniversitesinde hukuk fakültesi iyi niyetle kurulmuştur diye düşünenler var ise, onlara şunu söylemek isterim: Önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesine yeni atanan öğretim üyelerinin kimler olduğunu görünce bu konuda tereddüdünüz kalmayacaktır. 

"Yeni Bir Şey Var mı?"

Bazıları Boğaziçi Üniversitesinin başına gelenlerin yeni şeyler olduklarını sanıyorlar. En azından öyle bir hava esiyor. Ne yazık ki bunlar yeni şeyler değil. 2021 yılında Boğaziçi Üniversitesi başına gelenlerin aynısı çok fazlasıyla geçmişte Türkiye’de daha pek çok üniversitenin başına geldi. 

Ben üniversitelerin nasıl değersizleştirildiğini 25 Kasım 2019 tarihinde yayınladığım “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalemde ayrıntılarıyla ve istatistiklerle gösterdim . Hatta bu makalemde aynen şöyle yazmıştım: 

“Ben Türkiye’de ODTÜ ve Boğaziçi gibi başarısını bugüne kadar koruyabilen son bir iki üniversitenin de çok yakın bir gelecekte başarılarının kurbanı olacağından korkuyorum”. 

Bu bir kehanet değildi. Önceden tasarlanmış ve uygulamaya konulmuş bir sürecin gözlemlenmesinden çıkardığım sonuçtu. Zira süreç, bir saat gibi işliyordu ve zamanı gelince bu süreç, istisnasız her bir üniversiteye uygulanacaktı. O nedenle, benim için, Boğaziçi Üniversitesinin başına gelenler bir sürpriz olmadı. Tersine bu olaylar benim öngörülerimi teyit etti. 

Yine ilave etmek isterim ki, Türkiye’de üniversiteler birden bire değersizleşmedi. İktidar, önceden ve ustaca hazırlanmış “dört safhalı bir plân” dahilinde üniversiteler üzerinde, adım adım hâkimiyet kurdu. Bu dört safhalı plân konusunda, okuyuculara, anayasa.gen.tr'de 28 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan “Kurbağa Manastırı” isimli yazıyı sabırla ve dikkatle sonuna kadar okumalarını tavsiye ederim. 

Sonuç

Ülkemiz maalesef akademinin değersizleştirilmesi sürecinden geçti. Bu sürecin neredeyse tamamına yakını tamamlandı. Boğaziçi Üniversitesi bu sürecin son örneklerinden biridir. 

Maalesef Türkiye’de akademi bitmiştir. 

Bu makaleyi de “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalemin sonuç bölümüyle bitireyim: 

“İnsan denen varlıkta değerleri ele geçirme içgüdüsü vardır. Ne var ki bilim, altın gibi elden ele geçebilen, elden ele geçtikçe de değerini yitirmeyen bir şey değildir. Bilim onu hak etmeyenlerin ellerinde kısa bir süre içinde değerini yitirir ve yok olup gider”.

Etiketler :