Protestanların hak ihlali raporu: Pandemi ihlalleri azalttı, kod N82 ihlalleri arttı

Protestanların hak ihlali raporu: Pandemi ihlalleri azalttı, kod N82 ihlalleri arttı

Devlet, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kişilerin eşlerinin de olduğu ve uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan çok sayıda yabancı Protestan'ın ülkeye girişlerine izin vermiyor. Açılan davalarda idare bu kişilerin “Türkiye aleyhine faaliyet sürdürdüğü, misyonerlik yaptığı ve bazılarının Protestan Kiliseler Derneği tarafından yirmi yıldır organize edilen aile konferansına veya tamamen yasal ve açık seminer vb. toplantılara katılmalarını” gerekçe gösteriyor.

Protestan Kiliseleri Birliği'nin, 2020 yılı hak ihlalleri raporunda aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kişilerin eşlerinin de olduğu ve uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan Protestanların ülkeye girişlerine izin verilmediği belirtildi.

Türkiye Protestan toplumu, büyük çoğun­luğu İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmak üze­re irili ufaklı yaklaşık 182 kilise ve topluluktan oluş­uyor. Protestanları bir araya getiren Protestan Kilisiler Derneği her yıl hak ihlallerine ilişkin bir rapor hazırlıyor. 

"Pandemi nedeniyle hak ihlali azaldı"

2020 yılı raporunda en dikkat çekici tespitlerden biri 2020 yılında Protestan toplumuna karşı sergilenen hak ihlallerinde ciddi bir azalmanın görülmesi. Protestan Kiliseler Derneği bu azalmanın nedeninin “Covid-19 salgınının yol açtığı belirsizlik, kapanmayla birlikte Hristiyanların görünürlüğünün azalması ve iletişimsizliğin getirdiği görünmezlik” olduğunu düşünüyor.  

Aşağılama, hor görme ve inanca saygısızlık

Nitekim, raporda, Protestan toplumu üyeleri ile yapılan yüz yüze görüşmelerde, “Protestan Hristiyan kimliğinizi düşündüğünüzde ülkemizde sizi en çok zorlayan, üzen, endişeye sevk eden durumlar nelerdir?” sorusuna verilen cevaplar “Toplumda inançlarından dolayı yaşanılan ön yargılar, özellikle vatan haini, dış güçlerin işbirlikçisi, ajan vb. nitelendirmeler ve bu nitelendirmeler ile birlikte aşağılama, hor görme ve inançlarına saygısızlık” olarak belirtiliyor. 

Hak ihlallerindeki bu azalma Protestanlar için endişelerin ortadan kalkması anlamına gelmiyor: 2020 yılı içerisinde diğer Hristiyan gruplara yönelik saldırılar, özellikle Keldani yaşlı bir çiftin (Hürmüz ve Şimuni Diril) kaybolması ve ardından yaşlı kadının (Şimuni Diril) cansız bedeninin bulunması ve raporda “geleneksel” diye tanımlanan kilise binalarına ve mezarlıklara yönelik fiziksel saldırılar Protestan toplumunda endişenin devam etmesine neden oluyor. Ayrıca tedirgin edici bir başka gelişme de özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da birçok şehirde kendisini istihbarat görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından, yerli ve mülteci Hristiyanlara, Hristiyan olan bazı kişiler ve kiliseler hakkında bilgi almak amacıyla ajan ya da haber elemanı olma tekliflerinin artmış olması. 

Türkiye devleti, “geleneksel” refleksini sürdürüyor ve bazı inançlara “istihbarat ve güvenlik” eksenli yaklaşmaya devam ediyor.    

100 kişi Türkiye’ye giremedi

Protestanların ibadet yerleri ve dini yayma hakları ile ilgili sorunlar devam ediyor ama en önemlisi artık devletin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar dahil, Hristiyanları artık bir tür sürgün denebilecek uygulamaya tabi tutması. 

Devlet, yabancı uyruklu din görevlileri ve topluluk üyelerini sınır dışı etme, Türkiye’ye giriş, oturum hakkı ve vize vermeme gibi uygulamalarını artırmış durumda. Bu yüzden yabancı uyruklu Protestan toplumu üyeleri her an Türkiye’den gönderilme endişesi yaşıyor.

Protestan Kiliseler Derneği, uzun yıllardır aralıklarla yaşanan bu olguyu 2019 Ocak ayından itibaren kayıt altına almaya başladı. O tarihten beri bu duruma maruz kalan 35 yabancı uyruklu Protestan’a 2020 yılında da 30 kişi eklendi. 

Geçen yıl 10 Amerika, 1 İngiltere, 4 Almanya, 3 Kore, 2 Moldova, 1 Norveç, 1 Finlandiya,1 Ermenistan ve 3 Latin Amerika, 4 diğer olmak üzere en az 30 yabancı uyruklu Protestan Türkiye’ye giremedi. Aile üyeleri ile birlikte bu sayının 100’ün üzerinde olduğu belirtiliyor. 

Bu kişiler uzun yıllardır Türkiye’de aileleri ile birlikte yaşıyorlar. Haklarında hiçbir suç kaydı veya mahkumiyet de bulunmuyor. Rapora göre bu durum büyük bir insani sorunu ortaya çıkarıyor. Aileden birine verilen ön habersiz giriş yasağı aile birliğini bozuyor, tüm aile fertlerini büyük bir kaos ile baş başa bırakıyor. 

Kod: N82

Raporda anlatılana göre bu kişilerin tamamına yakını Türkiye’ye girişi ön izne bağlı kılan N82 kodu alıyor. Yasağı koyan idari yetkililer, mahkemeye sundukları savunmalarında N82’nin bir giriş yasağı olmadığını, sadece ön izin olduğunu belirtiyor ama pratikte bu duruma maruz kaldıktan sonra vize başvurusunda bulunan kişilerin tamamının başvurusu reddediliyor. Yani N82 hukuken giriş yasağı olmamakla birlikte pratikte Türkiye’ye giriş yasağı olarak uygulanıyor.

Bu durumlarda açılan davalarda idare, bu kişilerin “Türkiye aleyhine faaliyet sürdürdüğü, misyonerlik yaptığı ve bazılarının Protestan Kiliseler Derneği tarafından yirmi yıldır organize edilen aile konferansına veya tamamen yasal ve açık seminer vb. toplantılara katılmalarını” gerekçe gösteriyor. Sonuçlanan davalarda mahkemeler somut hiçbir gerekçe göstermeden bu kişilerin başvurularını reddediyor. Anayasa Mahkemesi’ne yapılar başvurulardan ise henüz sonuç yok. 

Karma evlilikler

Derneğin kayıtlarına göre 2020 yılında en az 5 vakada eşlerden birinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu karma evlilikler de bu muameleye maruz kaldı. Vakaların çoğunda kadın yabancı uyruklu ve Türk eşi Pastör (dini önder) konumunda oluyor. Kadınların büyük bölümü ev kadını ve kiliside herhangi bir görevi bulunmuyor. 

Dernek, bu durumda  aile bütünlüğünün bozularak Türkiye vatandaşı olan Protestanın ülkeden ayrılmaya zorlandığına dikkat çekiyor. 

“Protestan toplum hedef alınıyor”

Dernek, Türkiye’nin kimin ülkede bulunup bulunmayacağına karar verme hakkına, saygı duyduğunu belirtiyor ama “bu kişilerin Hristiyan olmaları dışında başka neden olmaksızın bu muameleye maruz kalmasını” büyük bir hak ihlali ve ayrımcılık olarak gördüğünü de ekliyor. 

Rapordaki şu satırlar bir topluluğun inançları nedeniyle nasıl hedef haline getirildiğini net şekilde ortaya koyuyor: 

“Kiliselerin suç işliyormuş gibi gösterilmesi ve tamamen yasal toplantılara katılmak suçmuş gibi insanların hayatlarının alt üst edilmesi bizi derinden üzmektedir. Özellikle Türkiye vatandaşı ve vatandaş olmayan kişiler arasındaki evliliklerde ailelerin yaşadığı mağduriyet göz önüne alındığında, ülkemizde Protestan topluluğun hedef haline getirildiği izlenimi vermektedir. Bu durum yerel Protestan toplumunda derin bir endişeye neden olmaktadır.”

Etiketler :