Savaşın gölgesinde iklim krizi: AB ve Türkiye ne yapıyor?

Savaşın gölgesinde iklim krizi: AB ve Türkiye ne yapıyor?

AB’de Rusya yaptırımları iklim için mücadeleye olumsuz yansır mı kaygısı varken Türkiye ne durumda? Elektrik üretiminde ana kaynaklar neler? Türkiye’nin kömürden çıkış planı var mı?

MÜHDAN SAĞLAM


İklim krizi, dünyanın her noktasında aşırı ve mevsim özelliklerinin dışına çıkan hava olayları, kuraklık, sel, aşırı soğuk veya aşırı sıcak ile kendini gösteriyor. AB başta olmak üzere hazırlanan iklim kriziyle mücadele yol haritası 24 Şubat’ta başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali, ardından işgalin savaşa dönüşmesiyle soru işaretlerine neden oldu. Rusya ile AB arasında yaptırımlar nedeniyle yaşanan gerilim, Rusya’nın AB enerji resminden orta vadede çıkarılması çabası hızla alternatif üretmenin gerekçesi.

AB’nin Rusya’nın doğalgazda yüzde 40, petrolde yüzde 25 civarında olan pazar payına yine aynı kaynaklar, fosil yakıtlar üzerinden çözüm araması, Brüksel iklim kriziyle mücadeleye savaş molası mı veriyor, endişesini beraberinde getirdi.

2 Haziran’da yayınlanan Crea Ember raporu bu soru ve iklim krizine dönük yaptığı çalışmada mücadeleye devam ediliyor mesajı veriyor. AB’de Rusya yaptırımları iklim için mücadeleye olumsuz yansır mı kaygısı varken Türkiye ne durumda? Elektrik üretiminde ana kaynaklar neler? Türkiye’nin kömürden çıkış planı var mı? Bu analizde bu sorulara yanıt arayacağız.

2030’DA ELEKTRİĞİN YÜZDE 70’İ YENİLENEBİLİRDEN GELECEK

AB komisyonunun hazırladığı yeni plana göre Portekiz, Hollanda, Danimarka ve Avusturya 2030’da elektrik üretiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayacak. Rüzgar enerjisine yapılan yatırımlarla İtalya, Yunanistan ve İrlanda gibi yüzde 70 yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten ülkelere Almanya’nın da yüzde 69 gibi bir oranla eklenmesi bekleniyor. Benzer biçimde adı geçen üyelerin dışında AB Komisyonu, 2030’da neredeyse tüm üyelerinin en az yüzde 50 düzeyinde yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimine geçmesini bekliyor.

Yenilenebilir kaynaklara yönelme ve payını artırma aynı zamanda fosil yakıtlardan büyük oranda çıkış anlamına geliyor. Fosil kayıtların neredeyse tamamı karbon salımına neden olurken bunların içinde en dikkat çekeni kömür. Güncel veriler incelendiğinde AB’nin enerji tüketimi içinde kömürün payı daha önemli.

KÖMÜRDEN ÇIKIŞ STRATEJİSİ NE DURUMDA?

Kömürden çıkış, dünyada iklim krizi ve çevre üzerine çalışan pek çok kuruluşun temel önceliği. Bu doğrultuda konu sıkı biçimde gündemde tutuluyor. Küresel düzeyde kömür yatırımlarında ciddi azalma var. Benzer bir durum AB’deyse sadece yatırım değil üretimde de düşüş var. Örneğin AB 1990’larda 280 milyon ton taşkömürü üretirken bu sayı 2021’de 57 milyon tona kadar geriletilebildi. Ancak AB’de kömür üretimindeki düşüş, tüketimde de aynı ivmede bir düşüş anlamına gelmiyor. Polonya başta olmak üzere bazı üyelerin kömür tüketimi hala yüksek. Üretimdeki düşüşse ithalat ile kapatılıyor. Örneğin AB’nin kömür tüketiminin yüzde 35’i hala dışarıdan karşılanıyor.

Kömürden çıkış AB stratejisi için hayati konumda olmakla beraber, AB komisyonunun yeni planlamasını duyururken, Rusya gazına bağımlılığını azaltmak, ardından ortadan kaldırmak için kömür tüketimine biraz daha devam edilebilir vurgusu göz ardı edilmemeli. Yani AB için kömürsüz günler henüz ufukta görünmüyor. AB cephesinde bunlar yaşanırken Türkiye’de durum ne?

TÜRKİYE’DE ELEKTRİĞİN YÜZDE 30’DAN FAZLASI KÖMÜRDEN

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 2021 elektrik raporuna göre Türkiye, 2021’de 331 milyon MWh elektrik üretti. Elektrik üretiminin kaynaklara göre dağılımına bakıldığında ilk iki sırada fosil yakıtların olduğu görülüyor. Üretimde yüzde 32,7 ile doğal gaz liderken onu yüzde 31,4 ile kömür takip ediliyor. Kömürüyse yüzde 16,8 ile hidrolik izliyor. Bir bütün olarak elektrik üretiminde yenilebilir kaynakların payına bakıldığındaysa oranın yaklaşık yüzde 36 olduğu görülüyor.

Türkiye de pek çok AB üyesi gibi iklim kriziyle mücadeleyi öncelediğini söylüyor. Ancak sorunlu ve eleştirilmeye açık pek çok noktasına karşın iklim kriziyle mücadelede yol haritası kabul edilen ve 2015’te imzalanan Paris İklim Anlaşması’nı Türkiye onaylamakta uzun süre ayak diremişti. Ankara 2015’te anlaşmayı imzalamasına karşın, TBMM’ye getirmemiş, ancak Dünya Bankası’ndan yapılan ek ödemelerin yapılabileceğine dönük garantinin ardından Paris Anlaşması 6 Ekim 2021’de mecliste onaylanmıştı.

TÜRKİYE İKLİM KRİZİYLE MÜCADELEDE YETERLİ ÇABAYI GÖSTERMİYOR

Türkiye’nin iklim krizine yaklaşımı açısından tezat oluşturan en önemli unsur bir yandan krizle mücadele için taahhütlerde bulunurken bir yanda “yerli ve milli kaynak” vurgusuyla kömüre dönük ciddi teşvikler vermesi. 2015’te yayınlanan Türkiye Enerji Strateji Belgesi’deki kömüre vurgusu dikkat çekmişti. Nitekim kısa süre sonra Türkiye genelinde hem maden ruhsatları hem de termik santrallere verilen teşvikler iklim kriziyle mücadele konusunda Ankara’nın tutumuna dönük soru işaretlerine neden oldu.

Türkiye’nin 2021’deki elektrik üretiminde kömürün hala yüzde 32 gibi bir paya sahip olması, üstelik iddia edilenin aksine üretimde büyük oranda ithal kömürün kullanılması hem ekonomi hem de enerji politikası açısından soru işaretlerine neden oluyor. Türkiye’de enerji sektörü sera gazı emisyonlarında yüzde 72 paya sahip. Ancak kömürden çıkış bir yana yeni santraller için zemin hazırlanıyor. Kömürün yanında doğal gazında emisyon değerlerini artırdığı dikkate alındığında elektrik üretiminin yüzde 64’ünün fosil kaynaklardan sağlanmaya devam edilmesi Türkiye’nin iklim kriziyle mücadele çabasında şüphelere neden oluyor.

Bu şüpheyi destekleyen bir diğer unsur BM’ye iletilen ulusal katkı niyet beyanında da görülüyor. Bu beyanda Türkiye 2030’a kadar sera gazı emisyonunu yüzde 18 ile 21 arasında azaltacağını ifade etmişti. Ancak pek uzman beyanın aslında artıştan azaltma olduğuna dikkat çekmiş ve neredeyse hiçbir şey yapılmasa dahi bu hedefe ulaşılabileceğini belirtmişti.

Özetlemek gerekirse, AB cephesinde Ukrayna savaşıyla beraber Rusya’yı Avrupa enerji haritasından çıkarma çabası, beraberinde iklim konusunda firelerin verilmesine neden olabilir. AB, doğal gazı yeşil enerji kategorisinde görüyor, ancak unutulmamalı ki doğal gaz da bir fosil yakıt. Dahası Komisyonu’nun kömürden çıkış biraz zaman alabilir uyarısı, genel hedefler dikkate alındığında istikamette şaşmaya neden olmasa da takvimde aksamaya neden olacak gibi görünüyor.

Geçtiğimiz yılın ekim ayında Paris Anlaşması’nı onaylayan Türkiye’de hala elektrik üretiminde kömür öncelikli kaynaklar içinde yer alıyor. Fosil yakıtlar elektrik üretiminin üçte ikisine yakın bir paya sahip. Ankara yenilebilir kaynaklara yatırım yapmakla beraber kömürü bir kenara bırakmış değil. Buysa Türkiye’nin iklim kriziyle mücadele çabasında olup olmadığına dönük kuşkuları besliyor.