Soylu’dan 80 yaşındaki eski rektör Prof. Ergüder’e “Boğaziçi’ni tahrik etme” telefonu

Soylu’dan 80 yaşındaki eski rektör  Prof. Ergüder’e “Boğaziçi’ni tahrik etme” telefonu
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Boğaziçi Üniversitesi protestoları nedeniyle Boğaziçi Üniversitesi eski Rektörü 80 yaşındaki Prof. Dr. Üstün Ergüder'i aradığını belirterek "Bu işlere girmemesi lazım geldiğini söyledim" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü Siyaset Bilimci Prof. Dr. Üstün Ergüder’i telefonla arayarak Melih Bulu ataması sonrası yaşanan protestolarla ilgili olarak “Kendisini aradım böyle işlere girmemesi lazım geldiğini söyledim. Daha bu işleri kaşımak için yazılar yazıyor, tahrik ediyor. 'Çocuklara doğru öğretmişim de mi' diyor. Hadi reddetsin de göreyim. 80 yaşında. Bu ülkenin ekmeği ile büyümüş, Boğaziçi Üniversitesi'ni öğretim üyelerinin üzerinden karıştırması ahlaksızlığın dibidir” diye konuştu.

T24’ün haberine göre, A Haber'de konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, çeşitli açıklamalarında rektör atanmasını doğru bulmadığını söyleyen siyaset bilimci Prof. Dr. Üstün Ergüder'in yazılarıyla tahrik ettiğini iddia ederek kendisini aradığını ve "Bu işlere girmemesi lazım geldiğini" söylediğini açıkladı.

Soylu şöyle dedi: 

"Kendisini aradım böyle işlere girmemesi lazım geldiğini söyledim. Bu üniversite sizin çocuğunuz gibi ne olursunuz yapmayın. Üstün Ergüder... Bu işlerin göbeğindendir ve içindedir. 'Benim yaşım 80, ben bu işlerle uğraşmıyorum' dedi. Hayır bu işlerle uğraştığınızı biliyorum. 'Bana soruyorlarsa ben ne yapayım' dedi. Hala daha bu işleri kaşımak için yazılar yazıyor, tahrik ediyor. 'Çocuklara doğru öğretmişim de mi' diyor. Hadi reddetsin de göreyim. 80 yaşında. Bu ülkenin ekmeği ile büyümüş, Boğaziçi Üniversitesi'ni öğretim üyelerinin üzerinden karıştırması ahlaksızlığın dibidir. Bu kadar basit. Buna pirim vermeyiz ve vermeyeceğiz."

"Son atama benim için de sürpriz oldu"

Prof. Ergüder son olarak Karar gazetesi yazarı Taha Akyol'un sorularına şu yanıtları vermişti:

Rektörlerin YÖK sisteminde ‘yukarıdan’ ve siyasi irade ile atanmasını nasıl buluyorsunuz? 

Hiç doğru bulmuyorum.  1982 yılına kadar geçerli olan 1750 sayılı yükseköğretim yasasına göre üniversiteler kendi rektörlerini seçerdi.  1982 yılında 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası ile birlikte rektörlerin YÖK’ün önerisine göre Cumhurbaşkanı tarafından atanması sistemimize girdi.  1982-1992 arasında, YÖK’ün kimlerİ önerdiği, Cumhurbaşkanı’nın hangi kriterlere göre atama yaptığı hiç bilinmezdi.

Üniversitelerin bu sisteme hiçbir katkıları olmazdı. 1992 - 2016 yılları arasında hibrid bir sisteme geçildi. Üniversiteler aday belirtiyor, YÖK listeyi kısaltıyor, Cumhurbaşkanı atamayı yapıyor. Genellikle dünyada rektör atamaları Cumhurbaşkanı tarafından yapılmıyor. Bugünkü sistemin gerekçesi devlet fonlarına sahip çıkmak ise zaten ortada bütün üniversitelerin mütevelli heyeti gibi davranan ve devlet bürokrasisinin bir parçası olan YÖK var. Şunu da unutmayalım, eğer doğru hatırlıyorsam, 2015 yılından itibaren vakıf üniversitelerinin rektörlerinin de atamasını Cumhurbaşkanı yapmaya başladı. Neden? Ne gerek vardı? 

Son atamayı ve öğretim üyeleriyle öğrencilerin tepkisini nasıl buldunuz? 

Boğaziçi Üniversitesine yapılan son atama benim için sürpriz oldu. Üniversitenin başında camia tarafından benimsenmiş bir rektör vardı. Başarılı bir dört yıl geçirmişti. Düşünebileceğiniz her liyakat kriterine göre de ikinci dönemini tamamlamak üzere atanmasını beklemek gayet normaldi. Ancak, Kasım ayında atanması gerekiyordu. Süreç uzayınca içime, inanmak istemediğim, bir şüphe de düşmüştü. 

Uzaktan izleyebildiğim kadarı ile yalnız öğretim üyeleri ve öğrenciler için değil camia için de  şok oldu. BÜ öğrencilerinin tepkisi ilginçti. Barışçılığı, sosyal medyanın zekice kullanılması sanırım öğrenci protesto tarihimizde yeni bir sayfa açtı. Aynı şeyi öğretim üyelerinin davranışları için de söyleyebilirim. 

Gündem