TİHV: “Kadına ve LGBTİ’lere yönelik  şiddetten devlet sorumlu olacaktır”

TİHV: “Kadına ve LGBTİ’lere yönelik şiddetten devlet sorumlu olacaktır”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesiyle “Devlet, kadına ve LGBTİ'lere yönelik şiddetin tarafı, ihlallerin doğrudan sorumlusu olduğunu ilan etmiş olacaktır” dedi.





Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini ilişkin yapılan açıklamada, “Sözleşme’nin feshedilmesi öncelikle kadın ve LGBTİ ’ları şiddete karşı tümüyle açık ve korunmasız hale getirecektir. Diğer yandan şiddeti önlemek için sürdürülen toplumsal mücadelenin hukuki zeminini zayıflatacak, şiddet eylemlerinin faili erkekleri cesaretlendirip teşvik edecektir. Nihayetinde ev içi şiddet görünmez kılınacak, ihlaller ile mücadele edilemeyecek ve cezasızlık kalıcı hale gelecektir” denildi.

TİHV açıklamasında  2020 yılında kadın ve LGBTİ haklarına dair yapılmak istenen en az 18 barışçıl toplantı ve gösteriye müdahale eden kolluk kuvvetlerinin, en az 164 kişiyi şiddet kullanarak gözaltına aldığı hatırlatılarak şu görüşlere yer verildi:

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun verilerine göre 2011-2019 yılları arasında (şüpheli ölümler 1 dahil) en az 2816 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Bianet‘in verilerine göre ise sadece 2020 yılında 2 en az 284 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 255 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiştir. Bu cinayetlerin % 84’ü aile bireyleri ve eş/partnerler tarafından işlenmiştir. Üstelik öldürülen en az 18 kadın koruma ve uzaklaştırma talebinde bulunmuştur. 2021 yılının sadece ilk 2 ayında en az 55 kadın yaşamını yitirmiş, 117 kadın şiddete maruz kalmıştır. Hal böyleyken siyasi iktidarın da ön ayak olmasıyla ülkedeki ataerkil kesimler tarafından İstanbul Sözleşmesi ile aslında erkeklerin mağdur edildiği, iddiaların aksine Sözleşme’nin kadına yönelik şiddeti artırdığı, geleneksel toplumsal değerlere aykırı olduğu, kadınla erkek arasındaki fıtratı yok ettiği biçiminde gerçekleri çarpıtan yıkıcı bir söylem geliştirilmiştir.

 Yetki kimin tarafından kullanılırsa kullanılsın insan hakları hiçbir şekilde feshedilemez. Eğer bu vahim hatadan geri dönülmez ise bundan böyle kadına ve LGBTİ ’lara yönelik ayrımcılık temelli şiddetten devlet sorumlu olacaktır. Kısacası yetkilileri bu vahim hatadan, İstanbul Sözleşmesi’ni feshetme fikrinden vazgeçmeye çağırıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 Sayılı Kanun başta olmak üzere ilgili tüm yasaları kararlı ve etkin bir şekilde uygulayın, kadına ve LGBTİ ’lara yönelik şiddet ve ev içi şiddeti teşvik etmeyin, durdurun. Elbette topluma da sesleniyoruz: Doğuştan sahip olduğumuz haklarımız hiçbir gerekçe ile feshedilemez. Kadına yönelik şiddetin, toplumsal cinsiyete, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dayalı eşitsizliğin ve ayrımcılığın son bulduğu, insan haklarına saygılı bir Türkiye’de yaşamak istiyorsak demokratik itirazlarımızı daha güçlü ve yüksek sesle dile getirmeliyiz. Sessizlik onaydır ve suça ortak olmaktır.”