Türkiye - İsrail ilişkilerinde Hamas’a karşı tutum belirleyici olacak

Türkiye - İsrail ilişkilerinde Hamas’a karşı tutum belirleyici olacak

Uzun süredir yoğun bakımda olan iki ülke ilişkileri, önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Türkiye ziyareti, ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İsrail temaslarıyla, yeniden toparlanma sürecine girdi. İsrail’in Türkiye’den beklediği en önemli adımlardan biri, Türkiye’deki Hamas faaliyetlerinin engellenmesi.

CAN ERTUNA / KUDÜS


Kudüs’te gecesi gündüzüne uymayan bir yaz havası var.

Güneş gündüz kavuruyor, akşam ansızın çıkan serin rüzgarla birlikte sıcak yazdan eser kalmıyor.

Bu kadim kentteki değişken hava, 2009’da Davos’taki “one minute” krizinden beri iniş çıkışlarla süren Türkiye-İsrail ilişkilerini anımsatıyor.

Uzun süredir yoğun bakımda olan iki ülke ilişkileri, önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Türkiye ziyareti, ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İsrail temaslarıyla, yeniden toparlanma sürecine girdi. Ekonomik ilişkiler zaten hiç bozulmamıştı, bunların yanlarına yeni alanların da eklenmesi de söz konusu. İsrail medyasında Türkiye’deki İsraillilere karşı bir olası İran eyleminin iki ülke güvenlik güçlerinin işbirliği ile engellendiği yönünde haberler çıktı. (Bu yazı yazıldığı sırada Türkiye’den bu konu hakkında bir doğrulama henüz gelmemişti).

Tam da böyle önemli bir dönemeçte İsrail’e davet edilen gazeteci heyeti olarak Türkiye’yle ilişkilere dair nabız yoklama şansı buluyoruz.

İsrail tarafı bu kez temkinli.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haiat’a 2018’den beri iki ülkenin karşılıklı olarak büyükelçi seviyesinde temsil edilmediğini anımsatıp ılımlı demeçlerin ötesinde büyükelçilerin ne zaman göreve başlayabileceğini soruyorum.

Haiat, "İlişkilerin iyileşmesi bir süreç ve yeteri kadar dengeli olacak bir noktaya gelmesi gerekiyor. Daha önce de bu denenmişti ancak (ilişkilerde) gerileme yaşandı. Bir sonraki aşamaya geçmeden önce öncelikle sürecin olgunlaştığını görmemiz gerekiyor" diyor.

İsrail’in Türkiye’den beklediği en önemli adımlardan biri, Türkiye’deki Hamas faaliyetlerinin engellenmesi. İsrail basınında Hamas’ın silahlı kanadının önde gelen isimlerinden ve örgütün Batı Şeria sorumlusu olan Salih El Aruri’nin yakın zamana kadar İstanbul’da faaliyet gösterdiği yönünde haberler yayımlanmıştı. Gazeteci Bahadır Özgür “Borsa İstanbul’daki Hamas” başlıklı haberinde örgütün 500 milyon doları aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerdeki şirketler üzerinden aklandığını ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım kararları üzerinden haberleştirmişti.

İsrail Dışişleri Sözcüsü Haiat, bu haberlerin ayrıntılarına girmiyor ancak Türkiye’ye bir terör örgütü olarak tanımladıkları Hamas’la ilgili kaygılarının iletildiğini belirtiyor. Sözcü, “Hamas’ı desteklemek, daha iyi bir duruma ya da bölgede istikrara hizmet etmiyor. Hamas’ı desteklemek İsrail’de çatışmayı desteklemek demek… Birisi Filistinlileri desteklemek istiyorsa bile Hamas’ı desteklemek bunun yollarından biri değil” diyor.

SIRADA İSRAİL DIŞİŞLERİ BAKANI’NIN ZİYARETİ VAR

İsrail’de Türkiye ile ilişkilere dair genel havayı diplomatik ifadeyle “temkinli bir iyimserlik” olarak aktarmak yanlış olmaz. Eğer ani bir kriz olmazsa iki ülke arasındaki temas trafiği İsrail Dışişleri bakanı Yair Lapid’in Türkiye’ye iade-i ziyareti ile sürecek ancak buna dair henüz bir tarih yok.

Tarafların birbirlerini eleştirirken dahi sözcükleri seçerken artık daha dikkatli oldukları ortada. Türkiye’nin özellikle ramazan ayında Kudüs’te yaşanan gerilimde İsrail polisinin Filistinlilere müdahalesine dair eleştirilerini eskisine göre daha “ılımlı” bir tonda yapması da anlaşılan o ki bu ülkede dikkatlerden kaçmamış.

HAİAT: EBU AKİLE’NİN ÖLDÜRÜLMESİYLE İLGİLİ ULUSLARARASI SORUŞTURMAYA GEREK YOK

Türkiye dahil birçok ülkede tepki çeken bir olay da elbette Filistin ve ABD vatandaşı olan gazeteci Şirin Ebu Akile’nin Cenin kentinde İsrail askerlerinin operasyonunu takip ederken öldürülmesiydi. İsrail bölgede silahlı Filistinli grupların varlığına dikkat çekse de Filistin tarafı ve Ebu Akile’nin olay yerindeki meslektaşları bu ölümden İsrail askerlerini sorumlu tuttu. Aralarında CNN ve Washington Post’un da bulunduğu uluslararası bazı haber kuruluşları, Ebu Akile’nin bölgedeki İsrail askerleri tarafından öldürülmüş olabileceği yönünde açık kaynak araştırmalarının sonuçlarını paylaştı. Filistin yönetimi İsrail’in ortak soruşturma yönündeki çağrısını İsrail’e güvenmedikleri gerekçesiyle geri çevirdi.

Dışişleri Sözcüsü Lior Haiat’a İsrail tarafının uluslararası bir soruşturma çağrılarına dair ne düşündüğünü soruyorum. Haiat, “Her yıl dünyanın dört bir yanında onlarca gazeteci öldürülüyor, bunların hepsi birer trajedi. Uluslararası medyanın ya da uluslararası sözde insan hakları örgütlerinin diğer yerlerde soruşturma çağrısı yaptığını görmedim” diyerek bu çağrılara olumsuz yaklaşıyor.

Aralarında Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün de bulunduğu kuruluşlar ise adaletin ancak bağımsız uluslararası bir soruşturma sonucu sağlanabileceği görüşündeler .

Ebu Akile’nin öldürülmesinin üzerinden bir ayı aşkın bir zaman geçti. Bir gazeteci cinayetinde tetiği çekenlerin ve varsa azmettiricilerin adalet önünde hesap vermemesinin ise yeni kayıplara kapı araladığını ise ne yazık ki biliyoruz.