Depremden sonra hayat: Yönümüzü kaybettik

Depremden sonra hayat: Yönümüzü kaybettik
Mahalledeki bakkala, köşedeki markete düşünmeden gidersiniz. Yüz metre ilerideki sokak köşesinden dönünce, camiyi geçince oradadır onlar, hep bıraktığınız yerde. Peki ya köşedeki bina yıkılmışsa? Ya cami yoksa? Ya bakkal da yok olmuşsa, o zaman yönünüzü nasıl bulacaksınız?

6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümündeyiz.

Deprem illerinde zaman, zaten dinmeyen acıların yeniden alevlendiği günlerden geçiyor. Bir an önce geçip gitmesi istenen, ama her yıl yeniden ağırlaşan günler bunlar.

Deprem bölgesinde çalışmaya başladığım ilk günden bu yana, insanlardan sıkça duyduğum bazı cümleler var. İlk başta herkesin tahmin edeceği gibi, kaybedilen canlar ve yıkılan yuvalar konuşuluyor. Ancak sohbet derinleştikçe, “kayıp” kelimesinin çok daha başka anlamlar taşıdığını fark ediyorsunuz.

Sevdiklerini kaybetmek bir kayıp.

Evini kaybetmek bir başka kayıp.

Ama bir de yönünü , yolunu kaybetmek var.

Kendini kaybetmek var sonra; hafızasını kaybetmek…

Depremzedelerle konuştuğunuzda ortak anlatılardan biri şudur: Yıllardır ezbere yürüdükleri yollarda artık kaybolduklarını söylerler. Doğdukları, büyüdükleri, adım adım bildikleri sokaklarda yönlerini bulamamaktan söz ederler… İnsanın kendi hayatının geçtiği yere yabancılaşmasını, “Yönümüzü kaybettik.” diye özetlerler.

Kendimizden pay biçelim.

Mahalledeki bakkala, köşedeki markete düşünmeden gidersiniz. Yüz metre ilerideki sokak köşesinden dönünce, camiyi geçince oradadır onlar, hep bıraktığınız yerde. Peki ya köşedeki bina yıkılmışsa? Ya cami yoksa? Ya bakkal da yok olmuşsa, o zaman yönünüzü nasıl bulacaksınız?

Şehir yıkılmışsa, anılarınızı nasıl hatırlayacaksınız? Gelecekle geçmişin bağını nasıl kuracaksınız?

Bu, tam anlamıyla bir bellek yitimi.

Kendi anılarının içinde kaybolmanın başka bir adı.

Yaşamadığım için tam anlamıyla empati kurabildiğimi söyleyemem; ama dinledikçe insanın içini ürperten bir hâl alıyor. Çünkü bu kayıp, sadece taşın toprağın değil; insanın kendisiyle kurduğu bağın da yıkılması demek.

6 Şubat depremlerinde Hatay’dan sonra en büyük yıkımı yaşayan illerden biri olan Adıyaman’da bu duyguya dair mikrofon uzattım deprem yaşayanlara -depremzede demeyi sevmiyorum-. Röportajlar sırasında da, sonrasında da hep aynı şey üzerine düşündüm:

Bir şehir yıkıldığında, insanların hafızasını nasıl onarırız?

Umarım izleyenler de benzer soruların peşinden gider…

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.