Rapor: Her 4 öğrenciden 1'i okulda silah ve bıçak görüyor

GÜLSEVEN ÖZKAN | Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) yayımladığı politika notuna göre, çocukların karıştığı cinayet vakaları 9 yılda yüzde 131, uyuşturucu bağlantılı suçlar yüzde 119 arttı. Şiddete maruz kalan çocuk sayısı 280 bine ulaşırken, 15 yaşındaki her 4 çocuktan biri okulda çete, silah veya bıçak taşıyan öğrenci gördüğünü söylüyor.

·

GÜLSEVEN ÖZKAN

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık tarafından “Bağları Sıkılaştırmak: Adil, Güvenli ve Barışçıl Okullar için Öneriler” başlıklı politika notu hazırlandı. Son dönemde okullarda yaşanan silahlı saldırılar ve artan şiddet olaylarının ardından hazırlanan çalışmada okul güvenliğinin yalnızca okul içinde güvenlik ve disiplin önlemleriyle sağlanamayacağını vurgulandı. Güvenli okul ortamının çocukların yaşam, gelişim, eğitim ve şiddetten korunma haklarının bir parçası olduğu belirtilen raporda, bunun devletin temel yükümlülüklerinden biri olduğu ifade edildi.

Şiddetin bireysel nedenlere indirgenemeyecek kadar karmaşık bir sorun olduğu belirtilen raporda, okul ve toplum düzeyinde eş zamanlı işleyen bütüncül politikaların hayata geçirilmesi gerektiği anlatılarak politika önerilerine yer verilidi.

Çocukların karıştığı cinayet vakaları artıyor

Politika notunda yer alan verilere göre Türkiye’de çocukların karıştığı şiddet olaylarında son yıllarda dikkat çekici artış yaşandı. Çalışmada yer alan bazı veriler şöyle:

  • Son 9 yılda çocukların karıştığı cinayet vakaları yüzde 131 arttı.
  • Uyuşturucu ticaretiyle ilişkili çocuk suçlarında artış oranı yüzde 119 oldu.
  • Şiddete maruz kalan çocuk sayısı 2020’den 2024’e kadar yüzde 156 artarak 279 bin 620’ye ulaştı.
  • 2024 yılında “suça sürüklenen çocuk” olarak işlem gören çocuk sayısı 202 bin 778 olarak kaydedildi.
  • Türkiye'de 15 yaşındaki her dört çocuktan biri okulda çeteler ile silah veya bıçak taşıyan öğrenci gördüğünü söylüyor.
  • 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 91,3'ü interneti kullanıyor, yüzde 74'ü dijital oyun oynuyor, yüzde 66,1'i sosyal medyayı kullanıyor.

“Sorumluluk yalnızca okula ve öğretmene yüklenemez”

Belgede bu verilere yalnızca öğrencilerin bireysel davranışları üzerinden yaklaşmanın yetersiz olduğu ifade edildi. Ortaya çıkan tablonun ekonomik eşitsizlikler, ayrımcılık, dışlanma, performans baskısı ve dijital şiddet gibi çok sayıda etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği dile getirildi.

Raporda, “Siyasi ve kamusal alanda kutuplaşmayı körükleyen söylemler okul içi ilişkilere yansıyor, bazı grupların hedef alınmasını sıradanlaştırıyor. Okulun tek başına değiştiremeyeceği bu koşullar karşısında sorumluluk yalnızca çocuklara, öğretmenlere ya da okul yönetimlerine yüklenemez. Okulda şiddetin azalması, bu yapısal koşulları ele alan ekonomik, sosyal ve kültürel politikalarla mümkün olabilir. Okullar bu sorumluluğu büyük ölçüde tek başına üstlenmek durumunda kalıyor. Mevcut durumda 44 bin 129 rehber öğretmen/psikolojik danışman görev yapıyor; 303 Rehberlik ve Araştırma Merkezi bulunuyor. Mart 2026 itibarıyla bin 136 okula sabit 8 polis görevlendirildi, yaklaşık 22 bin okulda giriş-çıkış saatlerinde ekip arabası bulundurulması kararlaştırıldı. Güvenlik odaklı bu yanıtın yanında, okulların ihtiyaç duyduğu psikososyal destek, kurumlar arası koordinasyon ve uygulanabilir eylem planları henüz sistematik bir yapıya kavuşturulamadı” ifadeleri yer aldı.

ERG’nin 9 başlıkta yer verdiği politika önerileri özetle şöyle:

1-Yönetişim, izleme ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi: Okulun güvenli olması, devlet yükümlülüğünde bir insan hakları meselesi olarak ele alınmalı ve MEB koordinasyonunda çok paydaşlı komisyonlar aracılığıyla yönetilmeli. Bu mekanizmalar kurumsallaştırılmalı, öğretmen ve çocukların etkin katılımı sağlanarak şeffaf kaynaklarla desteklenmeli.

2. Erken tespit, izleme ve müdahale süreçlerinin etkinleştirilmesi: Tüm şiddet türlerini standart biçimde kaydeden ulusal bir veri ve izleme sistemi kurulmalı, kurumlar arası bilgi paylaşımı protokolleri belirlenmeli. İlgili göstergeler sistematik biçimde izlenmeli, destek ihtiyacının tespitinde etnik köken, engellilik ya da sosyoekonomik durum gibi kimlik özellikleri değil, çocuğun somut davranış değişiklikleri ve içinde bulunduğu koşullar esas alınmalı. Süreçler öğrencileri etiketlemeyecek biçimde tasarlanmalı.

3. Güvenli başvuru yolları ve bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi: Öğrenciler ve öğretmenler için anonim ve erişilebilir başvuru kanalları oluşturulmalı, bildiren kişinin kimliği ve güvenliği güvence altına alınmalı. Başvuruları almakla sorumlu birim ve kişiler belirlenmeli, her başvuru kayıt altına alınmalı ve süreç başvuran kişiye düzenli olarak bildirilmeli. Dijital ortamlarda ortaya çıkan şiddet türleri için başvuru ve değerlendirme süreçleri de ayrıca tanımlanmalı.

4. Psikososyal destek, rehberlik, sosyal hizmet ve onarıcı müdahale sistemlerinin birlikte güçlendirilmesi: Rehber öğretmen/psikolojik danışman sayısı öğrenci sayısı ve okulun ihtiyaçlarına göre artırılmalı, okullara sosyal hizmet uzmanı atanmalı. Rehber öğretmen/psikolojik danışman disiplini uygulayan otorite değil, öğrenci yararını gözeten destek unsuru olarak konumlanmalı, karmaşık vakalarda psikososyal değerlendirme sürecini yönlendirmeli. Disiplin yönetmeliği onarıcı uygulamaları kapsayacak biçimde yeniden düzenlenmeli.

5. Okul içinde ilişkilerin, normların ve statü yapılarının dönüştürülmesi: Ayrımcılığı engelleyen açık kurallar oluşturulmalı, okul içindeki örtük normlar görünür kılınmalı. Öğrenciler için görünürlük ve kabul sağlayan alternatif katılım ve sorumluluk alanları yaratılmalı, zorbalığın yoğunlaştığı geçiş dönemlerinde dışlanmayı önleyecek uygulamalar hayata geçirilmeli. Toplumsal cinsiyet eşitliği bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı.

6. Okul bileşenlerinin iyi olma hâlini destekleyen kapsayıcı öğrenme ve çalışma ortamlarının güçlendirilmesi: Sanat, spor ve kolektif üretim alanları ücretsiz ve erişilebilir olmalı ve bu alanlar çoğaltılmalı. Beslenme ve temel ihtiyaçlara erişim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalı, dezavantajlı öğrenciler için maddi destek ve burs imkânları akademik başarıya dayalı olmaksızın sağlanmalı.

7. Fiziksel ortamın güvenli ve erişilebilir kılınması: Okul içi ve dışı alanlarda riskli alanlar düzenli izlenmeli, riskler giderilmeli, temel altyapı hizmetleri kesintisiz sağlanmalı. Fiziksel güvenlik araçları gözetim amacıyla değil, riskli alanların düzenlenmesine yönelik kullanılmalı, okul atmosferi farklı öğrenci kimliklerini görünür kılan ve aidiyet duygusunu güçlendiren kapsayıcı düzenlemelerle oluşturulmalı.

8. Eğitim sistemindeki yapısal baskıların azaltılması: Standartlaştırılmış müfredat ve sınav sistemlerinin yarattığı sürekli performans baskısı dışlanma duygusunu ve akranlar arası gerilimi besliyor. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinde proje, performans ve süreç odaklı yöntemler kullanılmalı, başarı göstergeleri akademik sonuçlarla sınırlı kalmamalı. Sosyal ve duygusal öğrenme gündelik okul yaşamına entegre edilmeli, öğrenci ve öğretmen katılımına açık karar alma süreçleri güvence altına alınmalı. İkili eğitim sonlandırılmalı, kalabalık sınıflarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı kademeli olarak azaltılmalı.

9. Dijital ortamlarda şiddetin önlenmesi: Dijital platformlara çocuk hakları temelinde yasal yükümlülükler tanımlanmalı, nefret söylemi ve ayrımcı içeriklere karşı içerik moderasyonu zorunlu hale getirilmeli. Okul bileşenlerine eleştirel dijital medya okuryazarlığı eğitimi sunulmalı, dijital ortamlarda uzun süre kalmaya zemin hazırlayan koşullar sosyal politika araçlarıyla ele alınmalı.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.