Emekli olmak: 40 yıl çalıştık, boğaz tokluğuna mı?
MÜZEYYEN YÜCE
“Söz hakkımız yok, bir şey isteme hakkımız yok. Biz zamanında Türkiye’nin çarkını döndüren, ülkeye artı değer kazandıran insanlarız. Düşünüyorum da, 40 yıla yakın çalışmışım; karşılığında ne olmuş? Boğaz tokluğu kadar mı maaş almak için? Yani düşünüyorum, niye o kadar didindik? Emeklilik kelimesi bize zor yaşam koşullarını ifade ediyor. Biz hiç böyle hayal etmemiştik.”
Podcasti buradan dinleyebilirsiniz.
<iframe frameborder="0" height="200" scrolling="no" src="https://playlist.megaphone.fm?e=PFC8851247260&sharing=false" width="100%"></iframe>
Bu sözler, 63 yaşındaki emekli Zehra Ulusoy’a ait.
23 yıl kamuda çalıştıktan sonra emekli olan Ulusoy, bugün artan hayat pahalılığı karşısında geçim mücadelesi veriyor. Emeklilik yıllarını dinlenerek, gezerek ve hayallerini gerçekleştirerek geçirmeyi hayal ederken, şimdi bütçe hesaplarıyla geçen bir hayatın içinde olduğunu söylüyor.
Türkiye’de milyonlarca emekli, artan enflasyon ve temel giderlerdeki yükseliş nedeniyle benzer bir tabloyla karşı karşıya. En düşük emekli aylığı 16 binden 20 bin lira seviyesine çıkarılmış olsa da, uzmanlara göre bu rakam temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalıyor.
Türk-İş’in her ay açıkladığı verilere göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 31 bin liranın, yoksulluk sınırı ise 101 bin liranın üzerine çıktı. Tek kişilik haneler için hesaplanan yaşam maliyeti dahi en düşük emekli maaşının üzerinde seyrediyor.
Zehra Ulusoy da her ay maaşını aldığında önce faturaları ve gıdaya gidecek bütçeyi ayırdığını, geriye kalanla ay sonunu getirmeye çalıştığını söylüyor. Ulusoy, 2005 yılında emekli olduğunda bağlanan 565 TL’nin o dönemin asgari ücretinden fazla olduğunu hatırlatıyor ve ekliyor: “Bugün aldığımız maaş, 565 TL’den alım gücü olarak daha düşük.”
Ekonomik sıkıntıların yanı sıra sosyal hayattan da uzaklaştıklarını dile getiren Ulusoy, emeklilerin giderek görünmez hale geldiğini,
“Çıkın merkeze; bankalarda, meydanlarda oturanlar hep yaşlı insanlar. Bir sinemaya, bir tiyatroya gitmeyeli yıllar oldu. Birkaç kişi bir arada bir yerde zevkle geçireceğimiz bir alan da kalmadı. Kafeye bile gidemez olduk. İnsanlar, oturun evinizde diyor. Ama biz insanız. Bizim de heveslerimiz var. Yıllarca çalışmışız. Bu insani bir istek, lüks değil ki. Ama şimdi her şey bizim için lüks olarak görülmeye başlandı” sözleriyle anlatıyor.
Bugün Ulusoy için emeklilik, dinlenme değil; tasarruf, sosyal hayattan kopma ve geçim hesabı demek.
Bir zamanlar ülkenin üretim gücüne katkı sunan milyonlarca emekli gibi, o da şimdi tek bir sorunun cevabını arıyor: Onca yılın emeği, sadece geçinmeye yetmeyen bir maaş mı olmalı?
Bir emeklinin bir gününü ve geçim mücadelesini anlattık…
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.