İBB davası... İmamoğlu: AKP döneminde 85 milyar dolarlık imar rantı oluştu, büyük bir yağma

Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP dönemindeki 2009-2019 yılları arasında yapılan imar planı değişiklikleriyle sonucunda 130 projede ortaya çıkan ilave değerin dönemin kuruyla 85 milyar dolar olduğunu söyledi. İmamoğlu, “Ahtapotun kolları dediler, ben demedim. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım” dedi.

·

Kısa Dalga- İBB davasının 64 gün süren ilk duruşmasında savunma yapamayan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Davası’ndaki savunmasına üçüncü günde de devam etti. Gazeteci Kayhan Aydın’ın sosyal medya hesabı üzerinden duruşma salonundan aktardığı bilgilere göre, İBB Davası’nda Ekrem İmamoğlu savunmasına selde yaşamını yitirenler ve AKP’li Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin için başsağlığı dileyerek başladı. Duruşma sırasında salondan seslenen yaşlı bir yurttaşın “Sen çık ben yatayım İmamoğlu” dediği aktarıldı.

“Tek bir somut belge göstermediler”

Ekrem İmamoğlu, savunmasında özellikle yandaş basının kendisini iyi dinlemesini istediğini belirterek, “İddia makamı bugüne kadar tek bir somut belge yansıtmadı” dedi. İmamoğlu, daha sonra kendi hazırladıkları belgeleri göstererek savunmasına devam etti.

“Yolsuzluk dosyaları elimizden alındı”

İmamoğlu, AKP dönemine ilişkin yolsuzluk iddialarıyla ilgili dosyaları göstererek şöyle konuştu:

“Şimdi AK Parti döneminde, yani benim seçilmemden hemen önceki dönemde, burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli teftiş kurulumuzun denetim yapan, inceleme yapan ekiplerimizin somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33 tanesi listede var. Bu 33 tanesini niye ayırdık? Çünkü bu 33 dosya, ne yazık ki bizim gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten sonra, bakınız bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadı. İçişleri Bakanı o dönem bu dosyaları bizden istedi, aldı, el koydu ve dedi ki bunları ben soruşturacağım. Bizim soruşturmamıza hukuki tarafıyla gerekli şikayetleri yapmamıza engel oldular.

64'ü savcılığa suç duyurusunda bulunduklarımızdır. 146'sı ise farklı kurum ve kuruluşlara, farklı kurum ve kuruluşlara şikayetlerini yaptığımız, bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır.

Burada kur hesapları yanlış olabilir çünkü bu tablolar üç-dört ay öncesi o yayınlanmayan kitabımla ilgili hazırladığımız birtakım sayılardı. Ne yazık ki Türkiye'de kur da değişiyor, borsa çöküyor, bir sürü şey yaşanıyor. Yani orada 115 milyar rakamı, belki de bugün artık 125 milyar olmuş olabilir. Şimdi delil karartmalara ve kaçırmalara rağmen ben burada dedikoduyu değil somut delili bulduğumuz yolsuzlukların bu tablosunu sizinle paylaşıyorum.”

“Devletin kasasından çatır çatır para çıkıyor”

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı’nın 17-25 Aralık sürecinde yaptığı açıklamayı hatırlatarak şöyle konuştu:

“Sayın Cumhurbaşkanı 17-25 Aralık sürecinde Başbakan iken ne demişti hatırlayın: ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?’Tekrar ediyorum. ‘Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Eğer devletin kasasından para çıkmıyorsa buna yolsuzluk diyemezsiniz.’ Alın size devletin kasasından çatır çatır hem de öyle basit paralar değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Bu sadece 33 dosya.”

“Neye benziyor bu? Ahtapotun kolları”

İmamoğlu, kendi dönemine yönelik suçlamalarla AKP dönemine ilişkin dosyaların akıbetini karşılaştırarak şunları söyledi:

“Söz konusu biz olunca yoktan var edilen yolsuzluk suçlaması, ama AK Parti dönemi olunca tamamı somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının yok olması, buharlaşması, İçişleri Bakanlığının el koyması, efendime söyleyeyim savcılığın kovuşturmaya yer yok demesi, bakanlığın getir bakayım bunları ben inceleyeceğim demesi neye benziyor bu? Ahtapotun kolları. Ahtapotun kolu bu. Ben demedim ahtapotun kolu. İlk kim dediğini hatırlıyorsunuz, değil mi? Daha biz tutuklanmadan Sayın Cumhurbaşkanı dedi ahtapotun kolları. Ben bilmem ahtapotun kolları.”

“85 milyar dolar soyulduk ey halkım”

İmamoğlu, İstanbul'da 2007-2019 yılları arasında yapılan imar değişiklikleri ve projeler üzerinden elde edildiğini öne sürdüğü ekonomik değere ilişkin şöyle konuştu:

“10 yılın yani 2007-2009'dan sonra 2019 arası geliştirilen projelerde, yapılan imar tadilatlarıyla, yani İstanbul halkına ait olan gökyüzüne sığdırdıkları binalarla, kamu binalarına fonksiyonlarını değiştirerek yaptıkları binalarla ekstra ne elde ettiler? Tam 85 milyar dolar. Tam o zamanki kurla, yine o kitabı hazırladığı kurla 3 trilyon 950 milyar lira 85 milyar dolar İBB'nin yaklaşık 10 yıllık bütçesi. Bakın o günkü imar değerlerini dolar olarak dönün, endeksleyin bugüne, eskalasyon edin, bir bakın bakalım kaç dolar yapıyor, hesapta zorlanacaksınız. Dolar bazında İstanbul 2-3 kat değerlendi. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım, soyulduk. Sevgili İstanbullular, soyulduk.”

İmamoğlu’ndan Murat Ağırel mesajı

İmamoğlu, gazeteci Murat Ağırel’in gözaltına alınmasına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

“Ayakları kelepçeli Murat Ağırel’i bir de evinden gözaltına almışlar. Siz hiç bir foncunun evinden gözaltına alındığını duydunuz mu?”

“Bir saat milletin huzuruna çıkalım”

Duruşmanın canlı yayınlanmamasına ilişkin konuşan İmamoğlu, şöyle dedi:

“Burası kayda alınıyor değil mi. Adalet Bakanlığı kendisi seçsin ya kırpsın istediği yeri yayınlasın. Yarım saat 1 saat milletin huzuruna çıkalım. Ters düz olmazlarsa namerdim.”

“Ey muhalifler, birlik olun”

İmamoğlu, muhalefete ve topluma birlik çağrısı yaparak Murat Ağırel’in gözaltına alınmasına da değindi:

“Şu andaki dertleri muhalefet. Şu andaki dertleri muhalefet, Ekrem İmamoğlu. Başka bir dertleri yok. Muhalifler, Halk TV. Murat Ağırel ayağı kelepçeli, sabah gene gitmişler evinden, yok fonla ilgili gözaltına almışlar evden. Peki siz evinden alınan bir foncu siyasi duydunuz mu şu ana kadar? Evinden alınan, milyarları götüren bir foncu siyasi duydunuz mu? Bir foncu bürokrat duydunuz mu? Ama gariban Murat Ağırel'i hem kelepçeli eve koy hem de git sabahın köründe evinden gözaltına al. Aymazlık bu, aymazlık! Bu büyük bir mesele.

Onun için tekrar ediyorum, ey muhalifler, ey toplumun yüzde 80'ini temsil eden sevgili halkım, birlik olun, bir araya gelin, omuz omuza olun, kalabalık olun, tepkinizi gösterin. Bu büyük bir aymazlık. Bu, her türlü hakkınıza, hukukunuza, bilgi alma hakkınıza, şehirlerdeki hakkınıza, her şeyinize, seçme ve seçilme hakkınıza, bir hükümeti değiştirme hakkınıza göz koyanların ortaya koyduğu tavırdır. İşte İstanbul'un müteahhit ve rant odaklı gayrimenkul başkenti olduğu bir 10 yıldan sonra, halk odaklı, kamusal donatı ve altyapı öncelikli yaşam kenti vizyonuna geçtik biz.”

"2017 yılında yaklaşık 430 milyon liraya Metal Yapı'dan satın alıyor"

Gazeteci Muratcan Altunparmak’ın aktardığına göre İmamoğlu savunmasına İBB’nin AKP döneminde yapılan “yolsuzluk” iddialarıyla ilgili belgelerini de mahkeme heyetine sundu.

“Fatih Caddesi üzerinde bulunan arsa. İstanbullu hemşehrilerimizin Vatan Caddesi'nde Lunapark olarak bildikleri bir arazi burası. İBB tarafından 2017 yılında yaklaşık 430 milyon liraya o zamanın kuruyla 119 milyon dolara Metal Yapı'dan satın alıyor burayı.

Bu firmanın 2011 yılında burayı Fatih Belediyesi’nden alırken ödediği para 13 milyon dolar. Sadece 25 milyon lira. Bakın 2011'de 13 milyon dolara alıyor firma. 2017 yılında 119 milyon dolara satıyor. Ama konu bu kadar kısa değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nce imar planları değişikliği yapılarak arazinin değerlenmesi sağlandı. Yani burası bir lunapark arazisiyken imarlı hale getiriliyor. Sürecin planlı bir şekilde yürütüldüğünü firmanın yönetim kurulu başkanının idarenin evrak kayıtlarında var olan iki dilekçesinden anlıyoruz.

Nüshalar orada. Bu dilekçelerde, firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve bu işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler neticesinde kararlaştırıldığı belirtiliyor. Evrakta var yani dilekçede yazıyor. Duyum değil yani belgeyle anlatıyorum size.

Teftiş kurulunca yapılan çalışmalar çok yönlü olarak devam etmekteyken, bu dosyaya çat diye İçişleri Bakanlığı el koyuyor. Sen diyor bunda soruşturma yapmazsın. 2017 yılında satın alınan yerlerin 2021 tarihinde değerlemesi de yaptırılıyor İBB tarafından alındığı tarihteki değeriyle güncel piyasa değeri farkının 106 milyon dolar olduğu fark ediliyor.

Yani Cumhurbaşkanlığı'nın bilgisi dahilinde, firmanın Fatih Belediyesi'nden 13 milyon dolara satın aldığı taşınmaz, İBB'ye 119 milyon dolara satılmış. Kamu zararı ve vurgunun toplamı 106 milyon dolardan fazla. 106 milyon dolardan fazla.

Bir de nasıl? Yani burayı lunapark arazisi, yeşil alan diye alıyor. Alan kişi buranın imarını Büyükşehir değiştiriyor. Büyükşehir değiştiriyor buranın imarını. Sonra pay alan kişi bunu Büyükşehir’e satıyor. Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Burası şu anda yine eski imarına dönmüş durumda. Yine eski imarına dönmüş durumda. Böyle bir soygun olamaz.

Bakınız tekrar ediyorum. Mış, muş yok. Duymuştum, duyum, beyan yok. Kamunun kasasından beytülmalden, beytülmalden, kamunun kasasından, milletin parasından 106 milyon dolar. Bu devletin kasası, milletin hazinesi kasadan 106 milyon dolar kamunun yetkisini kullanarak milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum size.”

“Azgın birtakım afetlerden koruyan planlamaları geçirmek için büyük çaba sarf ettik”

Ekrem İmamoğlu, 2009-2019 döneminde İstanbul’da yapılan imar değişikliklerini eleştirdi. Bu dönemde 2 bin 278 parselde imar artışı yapıldığını öne süren İmamoğlu, rant odaklı planlamanın kentin sosyal donatı alanlarını ortadan kaldırdığını savundu. İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin imar komisyonu emlak ofisine dönmüştür” dedi. Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın duruşmadan aktardığı bilgiler ise şöyle:

“Biz bizden önceki dönemde, 2009-2019 arasındaki rant odaklı planlamanın sonucu. Herkes bilmeyebilir. Hani "Donatı alanından geçti" diyorum ya, donatı alanı aslında o yerleşim alanının ihtiyaç duyduğu fonksiyonlar demek. Yani donatı alanda kültür alanı vardır, dini tesis alanı vardır, sağlık tesisi alanı vardır. Hani "donatı" deyince anlamayan yurttaşlarımız olabilir. Yani bunları yok ederek imar rantını ürettiler bu şehirde. Kaçak yararı ve sosyal donatı odaklı planlama dönemini biz yaşattık İstanbul'a, biz. Ve hem mecliste çoğunluk değilken hem de mecliste çoğunluk olduğumuz zamanda ahlaklı, şehir planlaması etiğine uygun, insan odaklı, bu şehri işte azgın birtakım afetlerden koruyan planlamaları geçirmek için büyük çaba sarf ettik.

“Cumhurbaşkanı ‘Boş yere biz bu şehre ihanet ettik’ demedi”

Büyük oranda başarılı olduğumuz ama ne yazık ki o kayıp dönemde yapılan yapılmıştır. Hala da yapılıyor. Şişli örneği bitmiştir. Dün söyledim. Mesele zihniyet meselesidir. Bizim planlama felsefemizin odağında İstanbullulara ve İstanbul'a hizmet var. Ama bizden önceki dönem ise güzel İstanbul'umuzun yağmalanacak büyük bir arsa gibi görülmüş bir dönemi vardı.

Sayın Cumhurbaşkanı boş yere "Biz bu şehre ihanet ettik' demedi. Bakın, bir anımı anlatayım size: İsimleri kapatıyorum, kimsenin başına bir iş gelmesin. O meşhur Tema Park'ın olduğu yerde bir kurumun, hükümetin yönettiği dönemde, önemli bir kurumun başındaki insanı ziyarete gittim. Çevreyi biliyorum ama oraya giderken de bir şey okuyordum. Nereye geldiğimizi de tam böyle odaklanamadım, binaya girdim, makama çıktık.

Böyle bakınca binalar üstüme üstüme gelince "Ya dedim, bu nasıl bir projedir? Neresi bu?" dedim. Tema Park'tı, yetkili arkadaş. "Ya nasıl bir iş?" dedim ya. "Yani Tema deyince insan haklı güzel şeyler geliyor ya..." Ya dedi, Cumhurbaşkanı da aynı tepkiyi gösterirdi. Bakmış, demiş ki "Ya Tema'yı anladık da bunun parkı nerede?" demiş. Yaptırılan kişi. İsmi kalsın. İşte bizim dönemle bizden önceki dönemin en cazibeli noktasını iki tabloyla göstereceğim size.

"2009-2019 arasında bu çok önemli"

Bakın, 2009-2019 arasında bu çok önemli O altta gördüğünüz kırmızı olan yani o üstteki sütun, satırlardaki kırmızı olan bir tanesi donatı alanlarından imarlı alanlara yapılan değişim, imarlı sahaya fonksiyon ve/veya yapılaşma şartlarında değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlemeler, plansız alanlardan imarlı alanlara dönüşümü içeren düzenlemeler dediği şey ve onun kırmızıların alt alta toplandığı şey; 716 + 1521 + 41 = 2278 neyi temsil ediyor biliyor musunuz?

İstanbul'da sadece 2009-2019 arasında parsel bazlı imar artışı ya da imarsız yere imar verilen arsaların sayısı 2278. Bakın, 2 değil, 27 değil, 270 değil, 2278. Arkadaşlarım bunu didik didik, bütün meclis kararlarını didik didik ettiler. Parsel bazlı imar artışı nedir biliyor musunuz? Ben alıyorum elime dosya.

Benim arsam diyelim ki iki kat imarı var, 0.20'de tabana oturuyor. Ben gidiyorum, diyorum ki oraya "Ya bak, işte benim çevremde şu var, o var, bu var" benim arsamı bir anda iki kat 0.20'den örnek veriyorum işte 1000 metre arsa, hani çarpalım, hani size pratik hesap yapayım; 400 metre imarı olan bir yere ben bir anda görüyorsunuz misal yapıyorum, oluveriyor orası 1500 metre imarlı olan arsa. Bir anda arsanızın değeri üç kat, dört kat artıyor.

Boşuna mı yapıyor bunu belediye, Sizce? Belediyenin kasasına giren bir lira var mı? Bunu söyledim. Belediyenin kasasına giren bir lira yok. Ama bu düzeni İstanbul'da işlettiler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin imar komisyonu emlak ofisine dönmüştür. Emlak imar pazarlama ofisine dönmüştür. 2278 parsel bazlı İstanbul'da imar artışı.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.