AYM’ye nafaka tepkisi: AYM’nin bakışı yeni üyelerle birlikte değişti, şiddet meşrulaşacak

GÜLSEVEN ÖZKAN | Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesi ve Adalet Bakanı Gürlek’in kararı "adalet ve hakkaniyet adına kıymetli" bulduğunu açıklaması tepkiye neden oldu. Kadın örgütleri ve hukukçular, kararın kadınları yoksullaşmaya, şiddet ortamında kalmaya ve boşanma hakkından vazgeçmeye zorlayabileceği görüşünde. Uzmanlara göre AYM’nin önceki içtihatlarından uzaklaşması, mahkemedeki bakış açısının değiştiğini gösterirken kararın faturası yine kadınlara kesilecek.

·

GÜLSEVEN ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka ödenmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etti. AYM Genel Kurulu, Antalya 12'nci Aile Mahkemesi'nin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan süresiz nafaka düzenlemesinin iptali için yaptığı başvuruyu görüştü. Genel Kurul, düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline, yasal düzenleme yapılması için TBMM’ye 9 ay süre tanınmasına karar verdi.

Akın Gürlek: "İptal kararı kıymetli, yasal düzenleme Meclis’e gelecek"

Öte yandan 12 Yargı Paketi’nde de süresiz nafakanın kaldırılarak, nafakanın 5 yıldan az olmamak üzere evlilik süresinin yarısı kadar uygulanması planlanıyordu. Yeni mevzuat çalışması beklenirken AYM kararı ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Gürlek, mahkeme kararını olumlu bulduğunu ifade gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağını şu sözlerle ifade etti:

"Boşanma sonrası süreçlerde hem tarafların haklarını koruyacak hem de toplumsal huzuru ve aile kurumunun saygınlığını zedelemeyecek, dengeli ve adil bir modelin inşası öncelikli gündem maddelerimizden biriydi. Vatandaşlarımızdan gelen yoğun talepler ve sahadaki uygulamalar doğrultusunda, bu konu zaten hazırlıklarına titizlikle katkı sunduğumuz Yargı Paketi’nin en temel konu başlıklarından birini oluşturmaktaydı. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi’nin, Türk Medeni Kanunu’ndaki "süresiz nafaka" düzenlemesine ilişkin verdiği iptal kararını adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli buluyoruz. AYM’nin tanıdığı yasal süreci de dikkate alarak; bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen, hakkaniyete uygun yeni yasal düzenlemeyi yüce Meclisimizin takdirine sunacağız.”

Kararın ardından kadın hakları alanında çalışan hukukçular ve kadın örgütleri temsilcileri ise, nafakanın yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını, aynı zamanda kadınların yaşam hakkı, güvenliği ve şiddetten uzak bir hayat kurabilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak karar tepki gösterdi.

“AYM’de üye bakışı değişti, çok yanlış bir karar”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Anayasa Mahkemesi'nin nafaka düzenlemesine ilişkin kararını değerlendirirken, özellikle 2012 yılında verilen AYM kararını hatırlatarak mevcut yaklaşımın ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi.

canan-gullu

2012 yılında Anayasa Mahkemesi'nin, kadının yoksullaşmasına yol açabilecek düzenlemeleri eşitlik ilkesine aykırı bulduğunu anımsatan Güllü, aradan geçen süreçte mahkemenin üye yapısının değiştiğine dikkat çekti. Güllü, "Bugün ortaya çıkan karar, bana göre AYM'deki hukuki bakış açısının değiştiğini gösteriyor. 2012'de görev yapan üyeler hukukun gereklerini yerine getirmişti. Bugün ise aynı konuda farklı bir yaklaşım görüyoruz. AYM'deki üye bakış açısı değişmiştir” dedi.

Türkiye'de kadınların istihdama katılımı, ekonomik bağımsızlığı ve boşanma sonrası yaşam koşullarına ilişkin çok sayıda verinin ortada olduğunu belirten Güllü, “Biliyoruz ki kadın boşanmada hala o tanzim edilen nafakaları alamazken, bugün onu tamamen bir çaresizliğe, bir yoksulluğa atmak devletin de sosyal adaletinin yanlışlığını ortaya çıkarır” diye konuştu.

“Karar ‘Sen evinde öl ama boşanma, ben seni koruyamayacağım’ anlamına geliyor”

Kararın özellikle şiddet gören ve ekonomik güvencesi bulunmayan kadınlar açısından ağır sonuçlar doğuracağını kaydeden Güllü, “Kadın şiddet gördüğü bir evde boşanmaya çalıştığı koca tarafından öldürüyor, ayrıca boşandığı koca tarafından öldürüyor. Bu karar evlilik sürecini götürdüğü erkek tarafından katledilen bir kadına diyor ki ‘Sen dışarıda ölme, zaten seni kocan da öldürüyor, evinde öl ama boşanma çünkü seni ben korumayacağım, sen bu kez yoksulluktan öleceksin.’ Bu ne demektir? Şiddetin ayyuka çıktığı bu dönemde devlet eliyle tıpkı İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmek gibi ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı ‘Ben bu ülkede yaşayan kadınları birey olarak görmüyorum, korumuyorum, haklarını da gasp ediyorum’ anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

nafaka

Kararı, kadın hakları açısından geriye gidiş olarak değerlendiren Güllü, "İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından bugün verilen bu karar da kadınların haklarının korunması konusunda olumsuz bir mesaj vermektedir. Kadınların birey olarak görülmediği ve haklarının yeterince korunmadığı yönündeki kaygıları artırmaktadır" ifadelerini kullandı.

“Geçmişte çocuklara ödetildi, şimdi kadınlara beden ödetilecek”

Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte resmi nikâh olmadan dini nikâh yapılmasının önünü açan kararlarını da hatırlatan Güllü, bu tür düzenlemelerin çocuk yaşta evlilikler ve istismar vakaları açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu savundu. Güllü, “O düzenlemeyi de kaldırına AYM'dir ve bu erken yaşta çocukların istismar edilmesinin önündeki engellerin kaldırıldığı ve 10 yaşına kadar inen istismarların olduğu bir süreci karşımıza getirdi. Yapılan yanlış; faturasıyla, misliyle o zaman genç kızlarımıza ödetildi, şimdi de bu yanlış karar kadınlara ödetilmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Nafaka karşıtı söylemlere de değinen Güllü, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Ben boşandığım kadınla yaşamıyorum, neden nafaka ödeyeyim?" anlayışının hukuki ve toplumsal gerçekleri göz ardı ettiğini belirterek, nafakanın bir ayrıcalık değil, boşanma sonrası ekonomik eşitsizliği azaltan bir güvence olduğunu söyledi.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Özlem Özkan: “Ortada zaten süresiz nafaka diye bir uygulama yok”

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Özlem Özkan, AYM kararının kadınların boşanma hakkını fiilen sınırlandırabilecek sonuçlar doğurabileceğini belirterek kararın yargı pratiğinde ciddi sorunlara yol açmasından endişe duyduklarını söyledi.

ozlem-ozkan

Türkiye'de nafaka tartışmalarının çoğu zaman gerçek verilerden kopuk yürütüldüğünü ifade eden Özkan, kamuoyunda "süresiz nafaka" olarak bilinen uygulamanın gerçekte mutlak ve değiştirilemez bir hak olmadığını vurguladı. Özkan, yoksulluk nafakasının mevcut hukuk sisteminde çeşitli şartların oluşması halinde kaldırılabildiğini hatırlatarak, "Kişinin çalışmaya başlaması, düzenli gelir elde etmesi, yeniden evlenmesi ya da evliymiş gibi bir yaşam sürmesi durumlarında nafaka sona erebiliyor. Bu nedenle ortada mutlak anlamda süresiz bir nafaka uygulaması yok" dedi.

Nafaka miktarlarının da çoğu zaman kamuoyunda yansıtıldığı kadar yüksek olmadığını belirten Özkan, kadınların talep ettiği nafakaların önemli bölümünün karşılanamadığını, hükmedilen miktarların ise çoğunlukla oldukça düşük seviyelerde kaldığını söyledi.

“Şiddet gören yoksul kadınlar için şiddet meşrulaşır”

Kararın uygulamada kadınlar üzerinde baskı yaratabileceğini ifade eden Özkan, "Kadınlar boşanma kararı verirken artık ekonomik olarak nasıl ayakta kalacağını hesaplamak zorunda bırakılabilir. Uzun yıllar süren evliliklerde ortaya çıkan hak kayıpları daha da derinleşebilir" diye konuştu.

Kararın kadınlar açısından yaşamsal sonuçlar doğurabileceğini belirten Özkan, yanlış uygulamaların şiddeti derinleştireceğini vurgu yaptı. Özkan, "Bu kararın kadınların boşanma taleplerinden vazgeçmesine neden olabileceğini düşünüyoruz. Şiddet gören bir kadın, boşanma sonrası nasıl geçineceğini hesaplamak zorunda bırakılabilir. Bu da kadınların şiddet ortamında kalmasına, hatta şiddetin meşrulaşmasına yol açabilir. Yargı pratikleri bize bunu gösteriyor. Kadınların şiddet gördüğü ilişkilerden çıkmasını zorlaştıracak her düzenleme, onları daha büyük risklerle karşı karşıya bırakacaktır" dedi.

Özkan, Anayasa Mahkemesi'nin 2012 ve 2015 yıllarında verdiği kararlarla bugün ortaya çıkan yaklaşım arasındaki farklılığın da dikkat çekici olduğunu belirterek, o dönemdeki koşulların ortadan kalkmadığını söyledi. Mahkemenin kısa kararında yer alan "ölçülülük" ve "mülkiyet hakkı" vurgularına işaret eden Özkan, nafaka yükümlüsünün mal varlığı üzerindeki etkisinin ön plana çıkarıldığını, buna karşılık kadınların yaşam ve güvenlik hakkının geri planda kaldığını savundu.

nafaka

“Mülkiyet hakkı ile yaşam hakkı arasında bir tercih yapılıyor"

"Burada mülkiyet hakkı ile yaşam hakkı arasında bir tercih yapılıyor" diyen Özkan, nafakanın yalnızca ekonomik bir ödeme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, boşanma sonrasında yoksulluğa düşen kişinin temel yaşamını sürdürebilmesine yönelik bir güvence niteliği taşıdığını ifade etti.

İstanbul Barosu'nun konuya ilişkin çalışmalar yürüteceğini de açıklayan Özkan, gerekçeli kararın yayımlanmasının ardından hukuki sürecin ayrıntılı şekilde değerlendirileceğini ablattı. Özkan, Medeni Kanun'un 175. maddesinin mevcut haliyle korunması gerektiğini savunduklarını kaydederek, gerekli görülmesi halinde ulusal ve uluslararası hukuk mekanizmalarına başvurabileceklerini söyledi.

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere dikkat çeken Özkan, özellikle kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine ilişkin Birleşmiş Milletler Uluslararası Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesine Dair SEDAV Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne değinerek uluslararası yükümlülükler çerçevesinde kararın sonuçlarının değerlendirileceğini söyledi.

Avukat Selin Nakıpoğlu: “Nafaka kadınların ekonomik güvencesidir”

Avukat Selin Nakıpoğlu ise, nafakanın bir ayrıcalık değil, kadınların yoksullaşmasını önleyen önemli bir sosyal güvence olduğunu söyledi. Türkiye’de kadınların hala erkeklere kıyasla daha düşük gelir elde ettiğini, çocuk bakımının büyük ölçüde kadınların sorumluluğunda olduğunu ve boşanma sonrasında kadınların daha ağır ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kaldığını belirten Nakıpoğlu, nafakanın özellikle ekonomik gücü bulunmayan kadınlar açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

selin-nakipoglu

Nafakanın sınırlandırılması ya da kaldırılmasının en çok erkek şiddetinden uzaklaşmaya çalışan ve ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınları etkileyeceğini vurgulayan Nakıpoğlu, “Birçok kadın için nafaka, eski eşe ekonomik olarak bağımlı kalmadan yaşamını sürdürebilmenin tek güvencesidir” dedi.

Söz konusu düzenlemenin boşanmaları azaltmayacağını savunan Nakıpoğlu, “Bu tür adımlar yalnızca kadınların boşanmasını zorlaştırır. Sorun nafaka değil, kadınlarla erkekler arasındaki yapısal eşitsizliktir. Bu eşitsizlik devam ederken nafakayı hedef almak, sorunu çözmek değil kadınları cezalandırmaktır” değerlendirmesinde bulundu. İptal kararının gerekçesinin henüz açıklanmadığını hatırlatan Nakıpoğlu, buna rağmen ortaya çıkan mesajın açık olduğunu belirterek, “Ekonomik güvencesi olmayan kadınlara ya yoksulluğu ya da erkeğe bağımlılığı seçmeleri söylenmektedir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.