Kılıçdaroğlu: Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na "evet" diyeceğiz
Kemal Kılıçdaroğlu, “Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını düşündüğünü belirterek, "Türkiye'nin geldiği tabloya bakın. Ekonomi ekonomi olmaktan çıktı. Toplum kavga eder hale geldi. Bunu ne kadar sürdürebilir Erdoğan?" dedi.
Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep programı kapsamında Karkamış ilçesine bağlı Suriye Cerablus sınırında bulunan Karanfil Mahallesi'ni ziyaret etti.
Mahalledeki programların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te yaptığı görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
"Sayın Bahçeli ile buluşmamız tam bir tesadüf. Kısa bir görüşme oldu. Kahve içtik. Çok böyle Türkiye'nin temel sorunlarına değinme gibi bir şey olmadı. Ama görüşebiliriz de Sayın Bahçeli ile. Şu anda Türkiye'nin huzura kavuşması için, Türkiye'de var olan Kürt sorununun çözümü için en büyük fedakarlığı yapan bir lider, kabul etmek lazım. MHP Genel Başkanı'nın bu sorunun çözümünde öncülük yapması sorunun aşılmasına büyük ölçüde kolaylık sağladı. Bunu da kabul etmek gerekiyor."
"Bu anayasayla Türkiye yönetilemez"
Kılıçdaroğlu, "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hala gündeminizde mi?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Sayın Erdoğan Meclis’in açış konuşmasında anayasa değişikliğinden söz etti. İlk dört maddenin de değişmeyeceğinden söz etti. Tabii anayasa değişikliğinden kastedilen olay nedir tam bilmiyoruz onu. Ama biz daha önce 6 parti bir araya gelmiştik ve anayasa değişikliği ile ilgili değiştireceğimiz maddeleri ve nasıl değiştireceğimizi yazmıştık ve bunları gerekçeleriyle beraber kamuoyunu açıklamıştık. Şimdi Sayın Erdoğan'ın söylediği anayasa değişikliğinden kastedilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mi yoksa yarı başkanlık sistemi mi onu bilmiyoruz. Ama bu konuda bir düşünce beyan ederlerse biz de kendi düşüncelerimizi açıklarız. Evet, bu anayasayla Türkiye yönetilemez. Dolayısıyla parlamenter sistem diyorsa nasıl bir parlamenter sistem? Yarı başkanlık sistemi öneriliyorsa nasıl bir yarı başkanlık sistemi? Bu öneriler konur, önerileri biz de sağduyuyla tartışırız. Yani illa her gelen öneriye başlangıçta ‘hayır’ bu olmaz, biz bunu reddediyoruz diye bir düşüncemiz yok. Çünkü anayasa değişikliğini ilk öneren ve değişmesi gerektiğini söyleyen biziz. Dolayısıyla o çerçevede söylediğimiz sözün arkasında duruyoruz."
Kemal Kılıçdaroğlu, “Yani ‘Parlamenter sistem kırmızı çizgimiz değil, yarı başkanlığı da konuşabiliriz’ diyor musunuz?” sorusuna, “Biz 6 lider o zaman ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ demiştik. ‘Bu olmalıdır’ demiştik. Ama önemli olan şu, devlete liyakati sağlayacak ve karar mekanizmalarının sağlıklı işleyeceği, yargının bağımsız olduğu, medyanın özgür olduğu bir yapıyı savunuyoruz. Bu yapının adı ne olursa olsun. Yani bir demokrasi bütün kurallarıyla, bütün kurumlarıyla oluşmalı” yanıtını verdi.

"Erken seçim olursa elbette itiraz etmeyiz"
Erken seçime yönelik daha önce yaptığı bir açıklama üzerinden yapılan tartışmaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Söylediğim şuydu; bu ortamda ben Erdoğan'ın seçime gideceğini düşünmüyorum. Keşke gitse. O da bu ortamda seçime giderse kaybedeceğini biliyor. Erken seçim kararı alınabilirse bir an önce seçim olmasını isteriz. Ama ben Erdoğan'ın bu ortamda seçime gideceğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
Normal tarihinden önce yapılan tüm seçimlerin erken olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Nisan 2028 teklifi gelirse biz burada yokuz mu diyorsunuz?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:
“Hayır, varız. Erken seçim olursa elbette itiraz etmeyiz. Şimdi erken seçimden kaçmanın bir yararı olur mu? Siz kendinize güveniyorsanız, erken seçim istersiniz. Türkiye'nin iyi yönetilmediğini biliyoruz. Türkiye'nin orta sınıfının yok olduğunu biliyoruz. Sanayiye gidin bakın, esnafa gidin bakın. Türkiye'nin düzelmesi lazım. Türkiye bu tabloyu çekemez. Nereye kadar götürecekler? İki ay da olsa bir ay da olsa Türkiye gerçekten bir an önce bu demokrasi oyunundan vazgeçmeli ve gerçek demokrasiyi savunan bir yapıya kavuşturulmalı. Dünyanın hiçbir ülkesinde padişahlık dönemi dahil devlet bir kişiye teslim edilmemiştir. Yok böyle bir şey.”
"Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağını düşünmüyorum"
Kılıçdaroğlu, “O zaman Sayın Cumhurbaşkanı'nın önünü açabilirsiniz diye anlıyoruz” diyen bir gazeteciye de şunları söyledi:
"Onun aday olacağını nereden düşünüyorsunuz? Belki aday olmayacak. O günün koşullarına bakılır. Her olayı kendi koşulları içinde değerlendirmemiz gerekiyor. Ben Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağını düşünmüyorum bu yapı içerisinde. Türkiye'nin geldiği tabloya bakın. Ekonomi ekonomi olmaktan çıktı. Üniversiteler üniversite olmaktan çıktı, medya medya olmaktan çıktı toplum kutuplaştı. Toplum kavga eder hale geldi. Bunu ne kadar sürdürebilir Erdoğan? Yani illa içeride bir köklü kavga mı çıksın? İnsanlar birbirlerine mi girsinler? Açlık sınırına bakın. Orta sınıf yok oldu. Erdoğan bunun ne kadar farkında? Sarayda oturup da Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk bir insan var karşımızda.
Türkiye'nin gerçeklerini Erdoğan bilmiyor. Erdoğan bu ortamda nasıl diyecek ‘Ben bir daha cumhurbaşkanı olacağım’ diye. Ve halk bunu nasıl kabul edecek? Bu kadar yoksullaşmanın derinleştiği bir yerde nasıl olacak bu tablo? Biz bunu anlatacağız tabii halka. İlla ben cumhurbaşkanı olacağım diye bir kural yok mu? Niçin illa ben cumhurbaşkanı olacağım diyorsun? Hangi gerekçeyle ben mutlaka cumhurbaşkanı olmam lazım diyorsun? Hangi gerekçeyle? Başka birisi devleti yönetemez mi? Niye yönetmesin? Devlet bir kişiye mi teslim edilir? Öyle bir tablo yok ki. Hem demokrasi diyeceksiniz ve sonra dönüp sadece ben diyeceksiniz. Bu demokrasi değil.”
"Bugünden cumhurbaşkanlığı adaylarını tartışmak asla ve asla doğru değil"
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belli olup olmadığının sorulması üzerine, “Bugünden cumhurbaşkanlığı adaylarını tartışmak asla ve asla doğru değil. Ülkenin bu kadar sorunu varken cumhurbaşkanlığı tartışmak kendisine post arayanların işidir” dedi.
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için Meclis’te oylama yapılması halinde tutumlarının ne olacağının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Düşünce özgürlüğü dolayısıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasını doğru bulmam. İnsan düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli. Ama yolsuzluk varsa dokunulmazlık olmamalı, gidip hesabını vermeli. Ve aklanmalı. Bir onurlu milletvekili yolsuzluk dosyasının arkasına sığınıp parlamentoda görev yapmamalı. Dokunulmazlığını kaldırın, gidip aklanıp gelmek istiyorum diyebilmeli. Yolsuzluk dosyalarının dokunulmazlığını doğru bulmayız. Yani gerekirse bu konuda bir anayasa değişikliği gelirse biz ona da ‘evet’ deriz” diye konuştu.
"Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz"
TBMM'ye sunulan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifine CHP’nin tutumunun ne olacağı sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:
"Mekke Anlaşması ile ilgili ilk aklıma gelen şuydu: Bu anlaşma acaba ileride İran'la bizim çatışmaya ortam hazırlar mı? Bu endişemi Bolu'da yaptığımız toplantıda dile getirdim. Bu endişeyi besleyen temel unsur şuydu: Müslüman dünyasında bir Şii-Sünni kavgasının başlangıcı da olabilir miydi? Yani İran'la çatışmamız acaba buna bir hazırlık şeklinde olabilir mi diye endişelerim vardı. Tabii bunu bu kadar net dillendirmedim. Dillendirmeyi de doğru bulmadım. Fakat daha sonra İran bir açıklama yaptı ve Mekke Anlaşması'nın uygun olduğunu söyledi. Bilgim yok ama tahminim, Türkiye bu konuda İran'a bir güvence verdi. Yani 'meraklanmayın biz bu anlaşmayı yapıyoruz ama bu sizinle çatışacağımız anlamında değil'. Çünkü Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana İran'la hiçbir çatışmamız olmamış. Ve bu bizim açımızdan önemli. Çünkü İran da bölgede önemli bir güç, Türkiye de önemli bir güç. Bu iki gücün çatışması bölgeye de zarar verir, dünyaya da zarar verir. O nedenle barış eksenli ilerlemesi lazım. Mekke Anlaşması'nı bu çerçevede İran, ‘Ben de olabilirim’ diye düşündü. Mısır ‘Ben olabilirim’ diye. Çekirdek üyeler dediğimiz üç ülke. Üç çekirdek üyenin ortak kabulüyle birlikte yeni üyeler de gelebilir buraya. Sözleşme geldi. Gerekçeleri geldi. Açıklamaları geldi. Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz.”
Bakan Memişoğlu: 13 ile 17 yaş arasındaki çocukların yüzde 30’u sigara kullanıyor
Kaynak: ANKA
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


