Fon krizini uzmanı anlattı.. Prof. Karatepe: 10 koyup 200 alanlar ortaya çıkarılmalı

GÜLSEVEN ÖZKAN | SPK’nın tasfiye süreci başlattığı fon krizini değerlendiren ekonomi politikaları uzmanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, küçük yatırımcıların mağdur olduğunu, sorunların daha önce de dile getirilmesine rağmen denetim ve müdahalenin geciktiğini söyledi. Prof. Dr. Mağdurların paralarını ne ölçüde geri alabileceği sorusunu da yanıtlayan Prof. Dr. Karatepe, "10 koyup 200 alıp çıkan var mı?” diye sorarak yüksek kazanç elde edenler, siyasetçiler ve onlarla ilişkili kişilere değindi.

·

GÜLSEVEN ÖZKAN

Türkiye’de bazı yatırım fonlarında yaşanan ödeme sorunları, yüz binlerce yatırımcının birikimlerinin akıbetine ilişkin soru işaretleri yarattı. Pusula ve Tera Portföy’de yatırımcıların para çekme taleplerinin karşılanamamasıyla görünür hale gelen krizin ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 7 portföy yönetim şirketinin fonlarını işleme kapatarak tasfiye sürecini başlattı. Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü yaklaşık 826 milyar liraya ulaşırken, 514 binden fazla yatırımcının bu fonlarda parası bulunuyor.

Krize ilişkin soruşturma da genişledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 4 şüphelinin tutuklandığını, 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulandığını ve ilgili hesaplar ile tüm malvarlığı değerleri hakkında tedbir kararı alındığını açıkladı.

Son olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 15 şüpheli daha gözaltına alındı. Soruşturmada Pusula, Tera, Hedef ve Bulls başta olmak üzere bazı finans şirketleriyle bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve malvarlığı hareketleri de incelemeye alındı.

Yaşanan son gelişmelerle birlikte ekonomi politikaları uzmanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Kısa Dalga’ya konuştu. Prof. Dr. Karatepe, ortaya çıkan tablonun fon işlemleri üzerinden değerlendirilmesinin eksik olacağını savundu. Prof. Dr. Karatepe, krizin arkasında sermaye piyasalarındaki yapısal sorunların, küçük yatırımcıların yüksek getiri arayışı ve denetim mekanizmalarının işleyişinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Asıl sorunu göz ardı etmemek için daha geniş çerçeveden bakmak gerekiyor”

Prof. Dr. Karatepe, Türkiye’de bir yandan halka arzların ve borsaya açılmanın kolaylaştırıldığını, diğer yandan gelirleri sınırlı olan yurttaşların küçük birikimlerini değerlendirecek alan aradığını belirtti. Borsadaki yatırımcı sayısının yüksek görünmesine rağmen yatırımcıların önemli bölümünün küçük miktarlarda parayla işlem yaptığını söyleyen Prof. Dr. Karatepe, “Bir tarafta borsa diye bir şey var, bir tarafta küçük tasarruf sahipleri var. Bunların ikisi aynı yerde bir araya gelip para kazanmaya çalışıyor” dedi.

Prof. Dr. Karatepe, borsaya açılan bazı küçük şirketlerde halka açıklık oranlarının düşük olmasının da hisselerin fiyatlarının manipüle edilmesini kolaylaştırabileceğini savunarak şöyle dedi:

“Bir tarafta sermaye piyasasında yaşanan sorunlar var. Diğer tarafta Türkiye’de gelir dağılımına ilişkin sorunlar var. İnsanlar para kazanamıyor, çalışanların ücretleri yetersiz, emekli aylıklarıyla geçinmek zor. Dolayısıyla düşük gelirden tasarruf ettikleri küçük miktarlar için bile ‘Nerede değerlendirebilirim, nereden ne kazanabilirim?’ arayışına giriyorlar.”

borsa-1

“Küçük şirketlerin hisseleri üzerinden bir balon oluşturuldu”

Prof. Dr. Karatepe, fon krizinin bu iki durumun kesiştiği noktada ortaya çıktığını söyledi. Serbest fonların daha esnek işlem yapabilmesine ilişkin düzenlemelerin de bu süreçte önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Karatepe, bazı fonların küçük şirketlerin hisselerinde yoğunlaşmasıyla fiyatların yükseltildiğini anlatarak, “Borsaya açılmış, içi boş olan neredeyse küçük şirketler var. Diğer tarafta çok para kazanmak isteyen küçük yatırımcı var. Bir de bunun ikisini fark eden, gören, bilen bir yapı var” diye konuştu.

Bu yapı içerisinde serbest fonların kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Karatepe, bazı hisselerin küçük miktarda işlemlerle çok yüksek fiyatlara çıkarıldığını şöyle savundu:

“1 liralık bir hissenin fiyatını 10 liraya, 20 liraya, 50 liraya, 100 liraya, 500 liraya çıkarıyorlar. Böyle yüksek artışlar oluyor. Ama bu kağıtların önemli bir kısmı kendi portföylerinde bulunuyor. Sonra ‘Borsa fiyatını esas aldığımızda bizim fonun değeri anormal arttı’ deniliyor.”

Prof. Dr. Karatepe’ye göre fiyatların bu şekilde yükselmesi, fonların performansının olduğundan çok daha yüksek görünmesine yol açtı.

“Küçük yatırımcı sisteme girdikçe balon daha da büyüdü”

Serbest fonların ilk düzenlendiği dönemde yalnızca belirli bir varlık seviyesinin üzerindeki yatırımcıların bu fonlara girebilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Karatepe, daha sonra küçük yatırımcıların da sisteme dahil olmasının riskleri büyüttüğünü belirterek şöyle konuştu:

“Şimdi herkes bakıyor; 10 bin liranız var, 50 bin liranız var, bunu nerede değerlendirebilirim? En çok kazandıran hangi fon diye bakıyorsunuz. Bu liste yayınlanıyor zaten. Onlara girmeye başlıyorsunuz.”

Prof. Dr. Karatepe, böylece küçük yatırımcıların daha önce fiyatları aşırı yükseltilmiş hisseleri portföyünde bulunduran fonlara para aktarmaya başladığını söyledi. Fon yöneticilerinin, ellerindeki hisseleri teminat göstererek başka fonlardan borçlandığını da belirten Prof. Dr. Karatepe, bu mekanizmanın fiyatların daha da yükselmesine ve yeni yatırımcıların sisteme girmesine yol açtığını ifade etti.

Prof. Dr. Karatepe, “Böylece yeni yatırımcıların sisteme girmesine, onlara daha çok para kazanma vaadinin ortaya konulmasına ve sistemin bir balona dönüşmesine yol açıldı” dedi.

“Mağdur olanların büyük çoğunluğu küçük yatırımcı”

Prof. Dr. Karatepe, sosyal medyada ortaya çıkan mağduriyet hikâyelerine dikkat çekerek, “Mağdur olanlar küçük yatırımcılar. ‘Kira paramı yatırmıştım, çocuğun okul taksitini yatırmıştım, evlenecektim, düğün parasını yatırmıştım’ gibi bol miktarda hikâye görüyoruz” diye konuştu.

Büyük yatırımcıların da sistemde bulunmuş olabileceğini belirten Prof. Dr. Karatepe, bazı büyük oyuncuların krizin büyümesinden önce sistemden çıkmış olabileceğini düşündüğünü söyledi. Ancak bunun bir “duyum” olmadığının altını çizdi.

“Sorun 10 ay önce açıkça dile getirildi”

Prof. Dr. Karatepe, fonlardaki sorunların kriz patlak vermeden önce de kamuoyunda ve ekonomi çevrelerinde konuşulduğunu dile getirerek şöyle dedi:

“Mehmet Şimşek geçen kasım ayında, bundan 10-11 ay önce, ‘Burada sorun var’ dedi. ‘Burada manipülatif işlemler var’ denildi. SPK Başkanı da burada sıkıntılar olduğunu söyledi. Dönemin Merkez Bankası başkanı işaret ediyor, borsa başkanı sorun olduğunu söylüyor.”

Bu uyarılara rağmen müdahalenin geciktiğini belirten Prof. Dr. Karatepe, “Herkesin sorun olduğunu konuşmaya başladığı bir dönemde siz büyük oyuncuysanız başınıza ne geleceğini tahmin edersiniz muhtemelen” dedi.

Prof. Dr. Karatepe, denetim ve müdahalenin gecikmesini iyi niyetli şekilde yorumlamanın kendisi açısından güç olduğunu, “Piyasayı takip eden hemen herkesin işaret ettiği bir sorundu. Bakan işaret etmiş, ‘sorun var’ demiş. SPK Başkanı görmüş. Şimdi herkesin bildiği yere müdahalenin bu kadar gecikmesini iyi niyetli yorumlamak bana biraz zor geliyor” sözleriyle dile getirdi.

“Bu yalnızca fon yöneticilerinin yaptığı bir iş olarak görülmemeli”

Prof. Dr. Karatepe, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileri ve şirketlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu iş sadece üç-beş tane fon yöneticisi, ‘Çok da çılgınmış bunlar, bir araya gelmişler, insanları dolandırmışlar’ çerçevesinde sınırlandırılırsa asıl failler göz ardı edilmiş olur” diye konuştu.

Prof. Dr. Karatepe, fonlarda yüksek miktarda işlem yapan ve yüksek kazanç elde eden kişilerin de ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek “Fondaki herhangi bir yönetim görevi yok ama diyelim 10 lirayla girip 1000 lirayla çıkan kaç kişi var? Bunlar kim? Bunları ortaya çıkarmadan sadece fon yöneticileriyle sınırlı tutarsanız gerçeği tam olarak ortaya çıkarmış olmazsınız” ifadelerini kullandı.

Fonlardaki işlemlerin kayıt altında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karatepe, soruşturmanın bu kayıtlar üzerinden genişletilebileceğini söyledi. “Bütün işlemler kayıt altında. Kim aldı, kim sattı, kaçtan aldı, kaçtan sattı, bunların tamamının kayıtları duruyor. Oraya bakıldığında görülür" diye konuştu.

Prof. Dr. Karatepe, özellikle yüksek miktarlı işlemlerin incelenmesi gerektiğini belirterek, “10 bin lira, 50 bin lira, 100 bin lira işlem yapanlardan bahsetmiyorum. Belki 10 milyonlarca lira, belki 100 milyonlarca lira, belki milyarlarla ifade edilebilir” dedi.

22ba02ab-d26d-4bdb-9e34-72e7b61f8d10

Prof. Dr. Karatepe, yüksek miktarda kazanç elde ederek sistemden çıkanların belirlenmesi ve gerektiğinde mal varlıkları üzerinden işlem yapılması gerektiğini savundu.

“Sistemsel bir sorun var; bunun siyasi sorumluluğu da olmalı”

Prof. Dr. Karatepe, “sistemsel sorun” ifadesini mevzuatın kendisinden ziyade sistemin işleyişi ve siyasi kurumlarla ilişkisi bağlamında kullandığını özellikle vurguladı. “Burada işlem yapma şekli, bunun denetimi, gözetimi, buraya müdahale edilmesi anlamında baktığımız zaman sistemsel bir sorun olduğu belli” dedi.

Denetleyici kurumların sorunlara ilişkin uyarılardan sonra daha hızlı hareket etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Karatepe, “Bu sistemsel sorunların mutlaka siyasi bir sorumluluğunun da olması gerekir” diye konuştu.

Soruşturmanın siyasi bağlantılar bakımından da şeffaf yürütülmesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Karatepe, “Siyasetçiler, onların yakınları, ilişkili oldukları kişiler bu fonlara girmiş mi? Ne kadar miktarda parayla girdiler? Çıkarlarken koydukları paranın kaç katıyla çıktılar? Bu konuların kamuoyuyla şeffaf bir biçimde paylaşılması gerekir” ifadelerini kullandı.

“131 fonun tasfiye edilmesi sadece piyasa büyüklüğüyle değerlendirilemez”

Fonların tasfiye edilmesinin yalnızca finansal piyasanın toplam büyüklüğü üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkan Prof. Dr. Karatepe, asıl meselenin bireysel mağduriyetler olduğunu şöyle özetledi:

“Piyasa dediğiniz zaman somut bir bireyden bahsetmiyorsunuz. Gerçek bir insandan, onun ekonomik sonuçlarından mağdur olan birisinden bahsetmiyorsunuz. Ben burada küçük tasarruflarını kaybeden, ciddi şekilde mağdur olan yüz binlerin konuşulmasının sistemik analiz yapılmasından daha önemli olduğunu düşünüyorum.”

Prof. Dr. Karatepe, “sistemik değil” değerlendirmesinin mağdurlar açısından yaşanan zararı küçültmemesi gerektiğini belirterek, “Düğün parasını kaybetmiş adam. Daha ne olsun? Ev almak için bir kenarda biriktirdiği parayı kaybetmiş. Ya da ay sonunda kirasını ödemek için bir kenarda tuttuğu kira parasını kaybetmiş insanlar” dedi.

Fon yöneticileri hakkında başlatılan işlemlerin gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Karatepe, “Onların mal varlıklarına tedbir konulması, gözaltına alınmaları, haklarında yasal süreçlerin yapılıyor olması doğru. Ama yeterli değil, eksik” ifadelerini kullandı.

“Tasfiye sonunda yatırımcı yatırdığı paranın tamamını alamayabilir”

Fonların tasfiye sürecine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Karatepe, yatırımcıların yatırdıkları paranın tamamını geri alacağının garanti olmadığını anlatarak şöyle dedi:

“Yatırdığınız diye bir şey yok. Siz para yatırdığınız anda fonun payına sahip oluyorsunuz. Diyelim siz aldığınızda fonun bir payı 100 liraydı. Şimdi bütün varlıklar tasfiye edilecek. Ne kadar para ortaya çıkarsa fon adedine bölünecek.”

borsa-fon

Tasfiye sonucunda ortaya çıkan miktarın pay sahiplerine dağıtılacağını belirten Prof. Dr. Karatepe, “Sizin elinize 10 lira geçebilir, 3 lira geçebilir, 5 lira geçebilir” dedi.

Fonlarda bulunan varlıkların değerlerinin şişirilmiş olması nedeniyle tasfiye sırasında önemli kayıplar yaşanabileceğini anlatan Prof. Dr. Karatepe, “Onların nakde dönüşmesi ancak çok çok düşük fiyatlardan olacak. Eğer olursa oradan da bir kayıp ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Karatepe’ye göre tasfiye sürecinde yalnızca fonlarda bulunan varlıkların satılması yeterli olmayabilir. “Bu fonları kuranların, yönetenlerin, yönetimde bulunanların mal varlıklarının da kullanılması lazım” dedi.

Bunun yanı sıra geçmiş dönemde fonlardan yüksek miktarda kazanç elde eden kişilerin de incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Karatepe, “10 koyup 200 alıp çıkan var mı? Onların her birinin tespit edilip onlara ilişkin de işlem yapılması gerekir” diye konuştu. Yasal olmayan yöntemlerle elde edildiği tespit edilen kazançların da tasfiye sürecinde kullanılmasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Kriz sadece fon yatırımcısını değil, borsadaki diğer yatırımcıları da etkiliyor”

Yaşananların etkisinin fon yatırımcılarıyla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Karatepe, borsadaki düşüşlerin diğer yatırımcıları da etkilediğine şöyle dikkat çekti:

“Hiç bu fona bulaşmamıştır ama hisse senetlerini almıştır. Borsada milyonlarca yatırımcı var. O hisse senetlerini kimse satamıyor. Açılıyor, taban taban gidiyor. Her açıldığında hiç alıcı olmadığı için en düşük fiyata gelip orada bekliyor.”

Bireysel emeklilik fonları üzerinden de dolaylı kayıpların yaşanabileceğini belirten Prof. Dr. Karatepe, “Sistemden zarar gören insan sayısı fonlarda doğrudan para kaybedenlerden çok daha fazla olabilir” dedi.

“Yeni mağduriyetlerin önüne geçmek için denetim güçlendirilmeli”

Ekonomi politikaları uzmanı Prof. Dr. Karatepe, yaşanan krizin yatırımcıların finansal araçlara duyduğu güveni etkileyebileceğini ancak geçmişte benzer olayların yaşandığını hatırlattı. “Çiftlik Bank diye bir şey var. Orada insanlar danaya girdi, dünya kadar para. Sonra kriptoda Thodex diye bir şey vardı, o gitti. Şimdi bu serbest fonlar ve ilişkili fonlar üzerinden yapılan işlemler var” dedi.

Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin ardından yeni yatırım arayışlarının ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Karatepe, “Altı ay sonra acaba başka nereden para kazanabiliriz araştırmasına yeniden girer insanlar. Yeni mağduriyetler de başka şekilde ortaya çıkar” diye konuştu. Bu nedenle denetim ve düzenleme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

ekonomi

“Yabancı yatırımcı açısından temel mesele parasını sorunsuz biçimde alıp çıkabilmek”

Fon krizinin yabancı yatırımcı açısından etkisine ilişkin soruya yönelik Prof. Dr. Karatepe, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki finansal araçlara yaklaşımında temel unsurun getiri ve yatırımın geri dönüşü olduğunu söyledi.

“Yabancıya yüksek faiz verdiğiniz sürece onlar gelir, Hazine kağıtlarını alırlar, oradan yüksek faizlerini kazanır giderler” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Karatepe, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki yatırım kararlarında temel olarak yatırdıkları parayı ve getiriyi sorunsuz şekilde geri alıp alamayacaklarına baktığını savundu.

“Parasını kaybeden insan alışverişe çıkamayacak”

Krizdeki yüksek kayıp iddialarının ekonominin geneline etkisine ilişkin de konuşan Prof. Dr. Karatepe, asıl etkinin insanların harcama ve yatırım kararlarında ortaya çıkacağını söyledi.

“Parasını kaybeden adam alışverişe çıkamayacak. Araba alma hayali kuran araba almayacak, ev almayacak. Planını yapamıyor, evini alamıyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Karatepe, yaşananların yalnızca piyasa rakamları üzerinden değerlendirilmesinin mağduriyetin insani boyutunu görünmez hale getirebileceğini belirterek, “Onu çok konuştuğunuz zaman insanlığını göz ardı ediyorsunuz” dedi. Prof. Dr. Karatepe, tasfiye sürecinin sonunda ortaya çıkacak rakamın henüz net olmadığını da belirterek, SPK’nın açıkladığı süreç tamamlandığında kaybın daha net görülebileceğini söyledi.

“Şu anda doğrudan etkilenen, zarar edenler küçük yatırımcılar. Ne kadarlık bir zarar olacağını tasfiye sürecinin sonunda göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.