Yenidoğan Çetesi davasında ara karar: Tutuklu 10 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi

İstanbul'da, yenidoğan acil hastalarını anlaşmalı özel hastanelerin yoğun bakım ünitelerine yönlendirerek haksız kazanç sağladıkları ve ihmalleri sonucu bebek ölümlerine neden oldukları iddiasıyla yargılanan 10'u tutuklu 62 sanığın bulunduğu davanın 9'uncu duruşması görüldü. Mahkeme heyetinin verdiği ara kararla tutuklu 10 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Tutuksuz 5 sanık hakkındaki adli kontrol şartı da kaldırıldı. Duruşma 12 Ekim'e ertelendi.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, dosyaya giren Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. Üst Kurulu raporu ile sanık avukatlarının itirazları öne çıktı. Duruşmanın 3. oturumu ardından ara karar açıklandı. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasını 12 Ekim 2026 tarihine erteledi. Yargılanan 62 sanık arasında tutuklu bulunan 10 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti ayrıca Damla Atak, Deniz Kokmaz, Murat Mantuş, Tuğçe Toptepel hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına hükmetti. Ara kararda, Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu'nun her bir bebek için ayrı ayrı hazırladığı raporların sanıklar ve müdafileri tarafından incelenebilmesi amacıyla bir sonraki duruşmaya kadar süre verilmesine karar verildi. Mahkeme, bu raporlara yönelik itirazların sunulması halinde itirazlar doğrultusunda Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan yeniden değerlendirme talep edilebileceğine de hükmetti.

3 günde neler oldu?

Duruşmada suç örgütü lideri olduğu iddia edilen tutuklu sanık doktor Fırat Sarı ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Tutuklu ve tutuksuz bazı sanıklar ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Mahkemenin önceki celsede raporlar arasında “çelişki” olduğu gerekçesiyle yeni rapor istemesi ardından heyetin talep ettiği Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu raporu dosyada yer aldı. Raporda, Serdarova, Helvacı ve Karakoç isimli bebeklerin uygun tanı ve tedavi uygulanması halinde büyük olasılıkla yaşamlarını sürdürebilecekleri kayda geçti. Diğer 7 bebek yönünden ise sağlık çalışanlarının kusurlu olduğu belirtilirken, bebeklerin ağır klinik durumları nedeniyle doğru tanı ve tedavi uygulanmış olsa bile hayatta kalacaklarının kesin olarak söylenemeyeceği ifade edildi. Raporlarda bebeklerin ölüm nedenler, hastanelerin, sağlık çalışanlarının ve doktoraların ihmali ayrıntılı biçimde ele alındı. İhmaller sıralandı.

Sanık avukatı raporlara karşı çıktı, “fethi kabir” talebinde bulundu

Duruşmada söz alan sanık avukatları, ATK raporuna yönelik itirazlarını mahkeme heyetine sundu. Sanık Dursun Eryılmaz'ın avukatı Nazan Işık, raporun tek başına hükme esas alınamayacağını savundu. Dokuz bebeğe otopsi yapılmadığını hatırlatan Işık, bu nedenle gerçek ölüm nedenlerinin kesin biçimde ortaya konulamadığını ileri sürdü. Işık, "Gerçeğe ulaşabileceksek bebeklere konulan tanıların doğruluğunun ve gerçek ölüm nedenlerinin belirlenebilmesi için otopsi yapılması zorunludur" diyerek, mümkün görülmesi halinde bebeklerin mezarlarının açılması anlamına gelen 'fethi kabir' işleminin yapılmasını talep etti. Tutuklu sanık Fırat Sarı'nın avukatı Aydın Mantar da ATK raporundaki tespitlere itiraz etti.

Raporda "uygun tedavi uygulanması halinde yüksek ihtimalle yaşayabilirdi" değerlendirmesi yapılan Serdarova bebeğe ilişkin dosyaya dikkat çeken Mantar, bebeğin ameliyatı için kamu hastanesinde 30 bin dolar talep edildiğini söyledi. Dosyada ailenin tedaviyi reddettiğine ilişkin imzalı belge bulunduğunu da öne süren Mantar, ayrıca raporda yer alan "ilaç tedavisinin kesildiği" değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Diğer sanıkların avukatları da benzer savunma yaptı.

Sanık avukatlarının savunmaları aradından açıklanan ara kararla duruşma 2026 tarihine ertelendi.

Dava şimdiye kadar neler yaşandı?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı 1399 sayfalık iddianamede, suç örgütünün elebaşısının doktor Fırat Sarı olduğu, örgütün yönetiminde ise doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi'nde ambulans şoförü olarak görev yapan Gıyasettin Mert Özdemir'in yer aldığı öne sürüldü. İddianamede, örgütün anlaşmalı oldukları yenidoğan yoğun bakım ünitelerini sürekli dolu göstererek 112 sevk sistemini etkisiz hale getirdiği, hastaların tedavi basamaklarında usulsüz değişiklikler yapıldığı ve bu yöntemle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) daha yüksek tutarda ödeme alındığı iddia edildi. Soruşturma sürecinde İstanbul'da faaliyet gösteren 9 hastane ile Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Reyap Hastanesi’nin hastanenin ruhsatı iptal edildi. Bu hastanelerde tedavileri devam eden bebekler ve diğer hastalar ise kamu hastanelerine sevk edildi.

Soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i makamında ölümle tehdit ettikleri belirlenen şüpheliler de yürütülen soruşturma kapsamında açılan dosya Yenidoğan Çetesi dosyasından ayrıldı. Yargılamanın sanıklarından doktor İlker Gönen ise 1 Şubat'ta tutuklu bulunduğu Antalya'daki cezaevinde yaşamına son verdi.

582 yıla kadar hapis cezası istendi

İddianamede, Fırat Sarı ile İlker Gönen hakkında 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10'ar kez, ayrıca "resmi belgede sahtecilik" suçundan 11'er kez olmak üzere toplam 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edildi.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gündem Haberleri