Yenidoğan davasında Cerrahpaşa’dan ikinci rapor: Kaya bebeğin ölümünde ihmal yok

Yenidoğan davasında Cerrahpaşa’dan ikinci rapor: Kaya bebeğin ölümünde ihmal yok
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Yenidoğan Çetesi” dava dosyasına Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan ikinci rapor girdi. Kaya bebeğe yönelik hazırlanan raporda 500 gram doğan prematüre bebeğin ölümünün “kaçınılmaz” olduğu belirtilirken, hastane yönetimi ve hekimlere atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ifade edildi. ATK raporlarında geçen “sahtecilik” iddialarını destekleyecek bulguya rastlanmadığı kaydedildi.

GÜLSEVEN ÖZKAN

İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları öne sürülen 10’u tutuklu 62 sanığın yargılandığı “Yenidoğan Çetesi” davasında yeni bir gelişme yaşandı.

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi 10 bebeğin maktül olarak yer aldığı davada Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları arasında çelişki olduğuna karar vererek ATK Üst Kurulu’ndan her bebek için ayrı ayrı rapor istemişti. ATK’dan rapor beklenirken Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden bebeklerin ölümüne dair ikinci rapor çıktı. Kısa Dalga’nın geçtiğimiz aylarda gündeme getirdiği “6 bebeğin ölümünde ihmal olmadığına” dair Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından yazılan rapora bir yenisi eklendi.

Başhekimin avukatı başvurdu

Tutuklu sanıklar arasında yer alan Güney Hastanesi Başhekimi Dr. Ali Dirik’in avukatı Burak Mengü, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimliği Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’na başvurarak; müvekkilinin sorumlu tutulduğu Kaya bebeğin ölümüyle ilgili olarak tüm tıbbi belgelerin, uzman değerlendirmelerinin, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu raporlarının ve dava dosyasının birlikte ele alınarak kapsamlı bir inceleme yapılmasını ve bu doğrultuda bir rapor hazırlanmasını talep etti. Bu başvurunun ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Gürsel Çetin ile Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Sermet Koç tarafından 41 sayfalık ayrıntılı bir rapor hazırlandı. Hazırlanan bu rapor, Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava dosyasına sunuldu.

Söz konusu raporda, bebek Kaya ile annesi Zeynep Kaya’ya ait tüm tıbbi kayıtlar, uzman görüşleri ve Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanmış raporlar ayrıntılı biçimde değerlendirildi. İncelemeler özellikle Özel Güney Hastanesi Başhekimi Ali Dirik’in sorumluluğu çerçevesinde yoğunlaştırıldı.

“Otopsi olmaması ciddi hata”

Raporda, Kaya bebeğin ölümüne ilişkin en dikkat çekici eksikliğin otopsi yapılmamış olması olduğu belirtildi. Raporda bir bebek dışında diğerleri için otopsi yapılmaması “ciddi bir hata” olarak ifade edildi. Otopsinin makroskobik, histopatolojik ve toksikolojik incelemeleri kapsayan ve ölüm nedeninin kesin olarak ortaya konulmasında vazgeçilmez bir yöntem olduğu vurgulanarak, bu işlemin gerçekleştirilmemiş olmasının ciddi bir eksiklik ve hata olduğu belirtildi.

“Kaya bebek komplikasyonlar sonucu öldü”

Buna karşılık, mevcut klinik veriler doğrultusunda bebeğin ölüm nedeninin ileri derecede prematürite (500 gram doğum ağırlığı), solunum güçlüğü sendromu ve buna bağlı gelişen ağır asfiksi olduğu değerlendirildi. Raporda bu konuda “Bebek Kaya’nın ölümünün ‘İleri prematürite (500 g) ve solunum güçlüğü sendromu (RDS) ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar (ağır asfiksi)’ sonucu meydana gelmiş olduğu” yönünde ifadeler yer aldı.

Raporda ayrıca, yüksek riskli gebeliğin hastaneye kabul edilmesi, doğumun gerçekleşme süreci ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uygulanan tedavi yöntemlerinin tıbben kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu ifade edildi. Bu çerçevede uygulanan tedavi ile bebeğin ölümü arasında doğrudan bir nedensellik bağının kurulamadığı sonucuna varıldı.

“Özel hastanedeki doktor iyi niyetli çaba gösterdi”

Raporda bebeğin yaşama şansının son derece düşük olduğuna dikkat çekilerek, 112 acil kayıtlarına göre anne Zeynep Kaya için yaklaşık 4 saat boyunca kamu ve özel sağlık kuruluşlarında uygun yatak bulunamadığı bilgisine yer verildi. Bu süreçte, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Songül Kaloğlu tarafından, Özel Güney Hastanesi’nde vakanın kabul edilmesi ve doğum sonrası yenidoğan yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilen tedavi ile resüsitasyon uygulamalarının tıbben “iyi niyetli tutum ve bir çaba” olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

“4 saatlik gecikme riski artırdı”

Raporda ayrıca sevk sürecinde yaşanan yaklaşık 4 saatlik gecikmenin, zaten yüksek risk taşıyan durumu daha da ağırlaştırdığı ve bebeğin ölümünde önemli bir etken olduğu belirtildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan müdahaleler ile resüsitasyon işlemlerinin ise tıbbi hata kapsamında değerlendirilemeyeceği, bunların yaşamı sürdürmeye yönelik girişimler olduğu vurgulandı.

Öte yandan yoğun bakım sorumlu hekimliğinde yaşanan değişikliğin, yani Dr. Şeyhmus Çelik’in istifası ve yerine Dr. Hilda Keykubad’ın göreve başlamasının, bazı iletişim ve kayıt süreçlerinde aksamalara yol açmış olabileceği ifade edildi. Ancak bu durumun tıbbi bir hataya işaret etmediği özellikle belirtildi.

Cerrahpaşa tarafından hazırlanan raporda ayrıca, bebek ölümlerine ilişkin Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun raporlarına yönelik eleştiriler de yer aldı. Bu raporlarda ileri sürülen; epikrizlerin gerçeği yansıtmadığı, laboratuvar sonuçlarının değiştirildiği ya da tetkiklerin karıştırıldığı yönündeki sahtecilik iddialarını destekleyecek somut herhangi bir bulgunun tespit edilemediği ifade edildi.

"Belge incelemeleri sınırlı kaldı"

Bunun yanı sıra, söz konusu iddiaların birçok dosyada benzer ifadelerle tekrarlandığına dikkat çekilerek, değerlendirmelerin şablon niteliğinde ve kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlanmış izlenimi verdiği belirtildi. Raporda ayrıca, Adli Tıp Kurumu raporlarının büyük ölçüde tape kayıtları, iddianame metinleri ve Sağlık Bakanlığı teftiş raporlarına dayandırıldığı, buna karşın ayrıntılı tıbbi belge incelemesinin sınırlı kaldığı yönünde değerlendirmelere yer verildi.

Raporda ATK’ya yönelik şu ifadeler kullanıldı:

“Dosyadaki tıbbi belgeler incelendiğinde, ATK 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu mütalaalarında kalıp bir ifade olarak tekrarlanan, “Mevcut epikriz raporlarının bebeklerin gerçek klinik durumunu yansıtıp yansıtmadığı, Laboratuvar değerlerinin gerçekten bebeklere ait olup olmadığı, order formlarında yazılan tedavilerin gerçekten bebeklere uygulanıp uygulanmadığının bilinemediği, Bebekler adına çekilmiş grafilerin başka bebeklere çekilen grafilerle yer değiştirilmesi, kan gazlarının şablonlara göre epikrize uygun olacak şekilde çıkarılması, kaboratuvar değerleriyle oynanması” vb. kanaati/ iddiaları doğrulayacak somut bir tıbbi bulguya rastlanmadığı, Dr. Ali Dirik’e atfı kabil her hangi bir kusur tespit edilmediği.”

Sonuç bölümünde ise Başhekim Ali Dirik’in bebeğin tedavi sürecinde doğrudan tıbbi bir sorumluluğunun bulunmadığı ve idari görevleri kapsamında da kendisine herhangi bir kusur yüklenemeyeceği kanaatine ulaşıldığı belirtildi. Raporda şu ifadeler yer aldı:

“Yüksek riskli gebelik vakasının dış merkezden Özel Güney Hastanesi'ne sevk-kabul doğum süreçleri ile bebek Kaya’ya uygulanan tanı ve tedavilerde, hastane mesul müdürü (başhekim) olarak taşıdığı idari görev ve sorumlulukları açısından Dr. Ali Dirik’e atfı kabil kusur bulunmadığı kanaatine varılmıştır.”

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.