CANAN COŞKUN
Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesiyle ilgili soruşturmanın en kritik dönemeci emniyetin “intihar etti” senaryosunu çökerten Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı rapordu. Ağustos 2020’deki raporda, köprünün ayağındaki karartının Gülistan Doku olmadığı, piksel artığı olduğu belirtilmişti. Doku ailesinin avukatı Ali Çimen de o dönem bu raporu açıklamış, hemen ardından hakkında “soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçlamasıyla bir soruşturma başlatılmıştı.
Avukat Ali Çimen, o dönem bu durumla ilgili savcıya tepki göstermiş, şöyle konuşmuştu: “Ben adli yargının bir parçasıyım. Yargının, yargı makamı, savunma makamı, iddia makamı ayakları vardır. Biz de bu davanın iddia makamıyız. Gülistan Doku'nun bilirkişi raporundaki suya düşme iddiasının gerçeği yansıtmadığını kamuoyuna açıkladığım için gizliliği ihlal ettiğim iddiasıyla hakkımda bir inceleme başlatıldı.”
Çimen, soruşturma savcısına tepkisini "Savcının mesaisini onu aramaya harcaması gerekirken avukata soruşturma açarak harcamasına anlam veremedim" sözleriyle göstermişti. Avukat Çimen, son operasyonda tutuklanan eski sevgili Zeynel Abakarov’un ailesinin ve başka bazı çevrelerin bilgi kirliliği yarattığı belirterek şunları söylemişti:
“Gülistan hâlâ kayıp olduğu için biz de belki Gülistan'ı gören olur, duyan olur ve ailenin hukuki yararı olduğu için biz de yer yer basın açıklamalarında bulunduk. Bu soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeyi en son düşünecek kişi biziz. Bu dosyanın sağlıklı bir şekilde, etkin ve etkili bir soruşturmanın yapılmasını en çok biz talep ettik, taleplerimizin hepsinde de bunu belirttik.”
Çimen hakkındaki bu soruşturma, aradan geçen 6 yılda takipsizlikle sonuçlandı. Çimen hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilse de savcılık geçtiğimiz günlerde Çimen’in disiplin cezası alması için baroya yazı yolladı. Avukat Çimen’e yönelik bu hukuki baskı altı yıllık soruşturma sürecinde Doku ailesine yönelik baskının bir halkasıydı. Gülistan Doku’nun akıbeti 6 yıl boyunca karanlıkta bırakılırken, yargı mekanizması bu süreçte faillerden çok Doku ailesine yönelik davalarla işledi.
Süpürge davası
Gülistan’ın eski erkek arkadaşı Zeynel Abakarov’un üvey babası ihraç edilmiş polis Engin Yücer, olaydan kısa süre sonra kriminal inceleme yapılmadan evini taşımaya kalkışmıştı. Buna engel olmak isteyen abla Aygül Doku’ya, "süpürge makinesinin kırıldığı" gerekçesiyle "mala zarar verme”, “tehdit" ve “hakaret" davası açıldı. Abla Doku, Ocak 2022’de 5 ay hapis ve adli para cezasına çarptırıldı. Aynı davada Yücer de “hakaret” ve Gülistan Doku’ya ait olduğu iddia edilen intihar mesajlarını dijital medyada yayması nedeniyle “kişisel verileri izinsiz kaydetmek ve yaymaktan” suçlanıyordu. Mahkeme, Yücer’e “Doku’ya hakaret etmekten” beraat vermiş, “kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kaydetmekten” ise 1 yıl hapis cezası vermişti. Mahkeme, daha sonra cezanın “sanığın geleceği üzerindeki etkisini” dikkate alarak cezayı 10 aya indirmiş ve ertelemişti.
Anneye gözaltı
Gülistan’ın kaybolmasından sonra anne Bedriye Doku ve abla Aygül Doku, kızlarının akıbetini sormak için 7 Eylül 2020’de Tunceli’deki Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi başlatmıştı. Tunceli Emniyet Müdürü, eylemi bitirmeleri için aileyle görüşmüş, ailenin kabul etmemesi üzerine de anne Bedriye Doku ve abla Aygül Doku, çevik kuvvet polisleri tarafından gözaltına alınmıştı. Adalet arayan anne ve kızı emniyette ifade vermek zorunda kalmıştı.
Polis Diyarbakır’da arıyordu
Yargı makamları, ailenin sunduğu delilleri görmezden gelip o dönemki baş şüpheli Zeynel Abakarov’un sorgusunu eksik yaparken soruşturmayı hedefinden saptıracak adımlar atmaktan da çekinmedi. Gülistan’ın kayboluşunun 38. gününde polis, "bir ihbar var" diyerek Diyarbakır ESP binasına gitmiş ve Gülistan’ın orada olup olmadığını sormuştu.
HSK’ya şikâyet hazırlığı
Dosyada yaşanan son gelişmeleri değerlendiren avukat Ali Çimen, 6 yıllık süreçte soruşturmada 4-5 savcının değiştiğini vurguladı. Görevini layığıyla yapan isimlerin de olduğunu belirten Çimen, dosyayı sürüncemede bırakan savcılar hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyette bulunacaklarını açıkladı.
Canan Coşkun, gazetecilik kariyerine 2012 yılında Cumhuriyet gazetesinde başladı. Uzun yıllar adliye muhabirliği yaparak yolsuzluk soruşturmaları, kamu görevlilerinin yargılandığı dosyalar, basın ve ifade özgürlüğü, işkence, kadına yönelik şiddet ve nefret davaları üzerine uzmanlaştı.
Eylül 2018’de Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıktan sonra adliye odaklı çalışmalarını çeşitli bağımsız medya mecralarında sürdüren Coşkun, halen Kısa Dalga bünyesinde gazetecilik faaliyetlerine devam ediyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan “Burası Mahkeme”: Yeni Türkiye’de Yargı Rejimi isimli bir kitabı bulunuyor.
Coşkun’un meslek hayatı boyunca aldığı ödüller arasında Çağdaş Gazeteciler Derneği Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü (2016), Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülleri Genç Gazeteci Ödülü (2016), Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü (2017), Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülü (2021) ve Sedat Simavi Ödülü (2021) yer alıyor.