Okulsuz çocuklar 3- İdareciler anlatıyor: Eğitim sistemi neden öğrenciyi kaybediyor?
226 eğitim yöneticisinin katıldığı araştırma, okul terkinin arkasındaki temel nedenin öğrenciler değil, eğitim sisteminin kendisi olduğunu ortaya koydu. İdareciler, mevcut yapının öğrenciyi okulda tutmak yerine sistem dışına ittiğini belirtiyor. Ağır müfredat, sınav odaklı yapı, yetersiz yönlendirme ve belirsiz gelecek…
GÜLSEVEN ÖZKAN
Bilimsel araştırmalar eğitim dışına itilen çocukların arkasında bireysel değil, doğrudan sistemsel sorunların bulunduğunu ortaya koyuyor. Ankara’da 226 eğitim yöneticisi ve öğretmenin katılımıyla yürütülen “Genel Ortaöğretimde Okul Terki: Sorunlar ve Öneriler” adlı çalışma genel ortaöğretimde giderek artan okul terkinin nedenlerini çok boyutlu olarak inceledi. Bulgular, ailevi, ekonomik ve psikolojik etkenlerin rol oynadığını gösterse de en belirleyici faktörün eğitim sisteminin yapısal sorunları olduğunu ortaya koydu.
121 okul müdürü, 20 ilçe milli eğitim müdürü anlatıyor
Okul terkinin nedenlerini, sonuçlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyan araştırma, Dr. Murat Süt, Doç. Dr. Emre Sönmez ve Araştırma Görevlisi Aysun Öztürk tarafından yürütüldü. Araştırmada, eğitim sistemi içinde kritik pozisyonlarda bulunan 226 kişi yer aldı. Bunlar arasında 121 okul müdürü, 59 müdür yardımcısı, 20 il/ilçe şube müdürü, 4 ilçe milli eğitim müdürü, bir il millî eğitim müdür yardımcısı ve 21 öğretmen bulunuyor.
Katılımcıların büyük bölümü okul terkinin öğrencilerin "okuldan ayrılması" ve "devamsızlık" olarak tanımlandığını ifade etti. Bunun yanı sıra öğrencilerin okula yönelik ilgisizlik, motivasyon eksikliği, eğitime inanç kaybı ve okulla bağını koparması gibi psikolojik ve davranışsal anlamları olduğu vurgulandı.

Okul terkinin nedenleri
Araştırmada okul terkinin nedenleri yedi ana başlıkta toplandı:
1-Ailevi Nedenler: En çok dikkat çeken etkenler ailede yaşanan sorunlar ve yanlış anne-baba tutumları oldu. Aile içi baskı ve sorunlar öğrencilerin okulu bırakmasına yol açıyor.
2- Çevresel/Toplumsal Nedenler: Arkadaş çevresindeki olumsuzluklar, sosyal medya kullanımı ve gelecek kaygısı önemli faktörler arasında yer aldı.
3- Eğitsel Nedenler: Düşük akademik başarı, hedef kaybı, hedeften uzaklaşma ve yanlış yönlendirme sıkça dile getirildi.
4- Ekonomik Nedenler: Maddi yetersizlik ve öğrencilerin erken yaşta çalışma hayatına atılması okul terkine en çok etkisi olan iki unsur oldu.
5- Psikolojik Nedenler: Kötü alışkanlıklar, okula ilgisizlik ve öğrencilerin kendilerini okula ait hissetmemesi de önemli birer sebep olarak belirtildi.
6- Sağlık Nedenleri: Sağlık problemleri olan öğrencilerin eğitim sürecinde zorlanması okul terkine yol açıyor.
7-Sistemsel Nedenler: Millî eğitim sistemindeki temel sorunlar ise lise eğitiminin zorunlu olması, pandemi etkileri, okulların öğrencilerin beklentilerini karşılayamaması, sınav odaklı eğitim ve müfredatın ağır olması olarak öne çıktı. Katılımcılar özellikle eğitim sisteminin yapılandırılmasında yaşanan eksikliklerin okul terkini artırdığına dikkat çekti.
Sistem alarm veriyor: Okul terkinin en kritik nedeni
Araştırmada, katılımcıların okul terkiyle mücadelede en çok zorlandığı alanların başında eğitim sistemindeki yapısal sorunlar yer alıyor. Liselerin zorunlu olmasının öğrenciler üzerinde zorlayıcı etkisi ve okul sisteminin öğrenci beklentilerini karşılayamaması önemli tıkanma noktaları olarak belirtildi. Müfredatın aşırı yoğun ve sınav odaklı olması, okulların öğrencilerin ilgi ve beklentilerini karşılayamaması, ders saatlerinin fazla olması ve mesleki eğitime yeterince yönlendirme yapılamaması da sistem kaynaklı eksiklikler olarak öne çıktı. Pandemi sürecinin eğitime etkisi de sistemsel sorunlar arasında değerlendirildi. Katılımcılar, mevcut sistemin öğrenciyi okulda tutmak yerine okuldan uzaklaştırıcı bir etki oluşturduğunu “Her bireyin yeteneklerine göre eğitim almaması” ile “Ders yükü fazla, öğrenciler kendilerine zaman ayıramıyor, bu durum öğrenciyi okuldan soğutuyor” diyerek özetledi.
Sistemdeki tıkanma noktaları
Araştırmaya göre eğitimcilerin en çok zorlandığı alanlar doğrudan sistemle ilişkili:
- Müfredatın sade olmaması ve yoğunluğu
- Okulların “sınav merkezi” gibi işlemesi
- Öğrencinin bireysel farklılıklarının dikkate alınmaması
- Eğitim ile istihdam arasındaki kopukluk
- Okulun cazibesinin düşük olması
Dikkat çeken kritik tespit ise, eğitim sisteminin öğrencileri okula bağlayacak nitelikte olmaması ve mezunların işsiz kalmasının okul terkini artıran temel unsurlar arasında gösterilmesi oldu.

Fiziksel ve yapısal eksiklikler de etkili
Araştırmada yalnızca müfredat değil, altyapı eksiklikleri de sistem sorunu olarak öne çıktı:
- Okulların fiziki kapasite yetersizlikleri
- Sosyal alan ve etkinlik eksikliği
- Kalabalık sınıflar
- Uygulamalı eğitimin yetersizliği
Araştırmada, “Bazı okullarda konferans salonu dahi bulunmadığı, okul yöneticilerinin başka okullardan salon talep etmek zorunda kaldığı” ifade edildi.
Okul terkinin sonuçları
Çalışmada okul terkinin çok boyutlu etkileri olduğu belirtildi. Okullar açısından disiplin sorunları ve okulun değer kaybı ciddi sonuçlar arasında yer aldı. Öğrencilerde suça meyillilik, düşük akademik başarı, psikolojik sorunlar ve bağımlılıklar gibi derin etkiler gözlemlendi. Toplumsal düzeyde ise toplumda düzenin bozulması, ekonomik problemler ve eğitim seviyesinin düşmesi gibi olumsuz sonuçların ortaya çıktığı tespit edildi.
Okullar çabalıyor, sistem geride kalıyor
Katılımcılar okul terkini azaltmak için okul, il ve bakanlık düzeyinde bazı girişimlerin olduğunu belirtirken, en çok okulların çaba harcadığını vurguladı. Okul düzeyinde velilerle iletişim, rehberlik çalışmaları, devamsızlık takibi ve sosyal-kültürel etkinliklerin artırılması önemli adımlar olarak görülüyor. İl düzeyinde projelerle öğrencilerin okulla bağının güçlendirilmesine çalışılıyor. Bakanlık düzeyinde ise mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve maddi destek uygulamaları ön plana çıkıyor. Ancak bazı katılımcılar daha çarpıcı bir noktaya dikkat çekerek “Okula devam zorunluluğu dışında hiçbir şey yapılmıyor” görüşü de dile getirildi. “Mesleki eğitime yönlendirme sistematik ve yeterli düzeyde yapılmadığı için öğrenciler yanlış okul türlerine yöneliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Çözüm: Sistemin yeniden tasarlanması
Araştırmaya katılan eğitimciler çözümün büyük ölçüde sistemde olduğunu belirtti. Öneriler ise şöyle sıralanıyor:
- Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun doğru alanlara yönlendirilmesi
- Okulların daha ilgi çekici hale getirilmesi
- Sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlerin artırılması
- Rehberlik hizmetlerinin etkinleştirilmesi
- Maddi desteklerin sistematik olarak sağlanması
- Lise eğitiminin yeniden düzenlenmesi
- Ders saatlerinin azaltılması
- Müfredatın sadeleştirilmesi
- Okulların fiziksel yetersizliklerinin giderilmesi, altyapısının iyileştirilmesi
- Eğitimde toplumsal yargıların değiştirilmesi ve öğretmenlerin saygınlığının artırılması
- Öğrenci merkezli bir eğitim sistemi
- Esnek ve yönlendirme odaklı yapı
Araştırma, okul terkini sadece öğrencinin sorunu olmaktan çıkarıp, aile, çevre, eğitim sistemi ve toplumsal faktörlerle iç içe bir olgu olarak ortaya koydu. Sistemsel eksikliklerin giderilmesi, öğrenci merkezli politikaların geliştirilmesi ve eğitimde kapsamlı reformların yapılması, okul terkinin önlenmesinde kritik rol oynadığı tespit edildi. “Okulların sınav odaklı değil, öğrencinin yeteneklerini geliştiren sosyal yaşam alanları haline getirilmesi gerektiği” vurgulandı. Çalışmada hiçbir tek faktörün okul terkinin nedeni olmadığı, ancak sistemsel eksikliklerin tüm diğer faktörleri tetikleyen ana unsur olarak öne çıktığı belirtildi.

“Devam zorunluluğu dışında okulda bir şey yapılamıyor”
Sorunlara ve sisteme yönelik araştırmada öne çıkan bazı eğitimci görüşleri şöyle:
“Hem ders çeşitleri hem de ders saatleri fazla olduğu için öğrenciler kendilerine zaman ayıramıyor. Okulda kaliteli zaman geçiremiyorlar. İlgi duymadıkları, sevmedikleri, kabiliyetleri olmadığı derslerde öğrenciyi soğutuyor. Her öğretmen bir branşta uzmanlaştığı halde öğrencilerden tüm derslerde uzmanlık beklentisi oluyor. Her öğretmen kendi dersini okulun merkezine koyuyor, bu da öğrencileri bunaltıyor.”
“Eğitim sisteminin öğrencileri okula bağlayacak nitelikte olmaması, mezunların işsiz kalması, sosyal medya, hızlı para kazanma arzusu, eğitimli insanlara gereken değerin verilmemesi.”
“Birey olarak hedeflerine ulaşamamak, psikolojik çöküntü, eğitim ve öğretimin yetersiz görülmesi, toplumun değersizleşmesi ve toplum değerlerinin kaybolması, toplumda ahlaki ve davranışsal bozuklukların ortaya çıkması sonuçlarını doğurur.”
“Okul idareleri yoğun çaba harcıyor. Çoğu zaman öğrencinin evine kadar gidiliyor. İkna edilmeye çalışılıyor. İlimizde sürekli devamsız öğrenciler takip ediliyor. Okuldan kopmaları engellenmeye çalışılıyor.”
“Okula devam zorunluluğu dışında hiçbir şey yapılmıyor”
“Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre ortaöğretime devamını sağlamamız gerekiyor. Bölümlerini liseye kayıtta seçtirip, derslerini seçtikleri bölümlere göre vermemiz gerekiyor. Okulu sınav merkezi olarak değil, yeteneklerini geliştirebilecekleri sosyal olan olarak dizayn etmemiz gerekiyor. Okula karşı önyargılarını ve olumsuz tutumlarını öğrencilerin zihinlerinden yıkmamız gerekiyor.
“Her öğrenci olabildiğince iyi tanınmalı ve gözlemlenmeli”
“Öğrenciye değerli olduğunu hissettirmek, akran zorbalığını önlemek gerekiyor.”
“Üniversitelerde öğretmenlik mesleğine daha çok kıymet verilmeli ve öğretmen adayının eğitimini tam olarak alması sağlanmalı. Sahada eğitime, uygulamalı eğitime daha fazla yer verilmeli. Ortaokuldan mezun olan öğrenci akademik ya da mesleki tercihleri yaparken seçenekleri kendi kişisel gelişimine göre belirlemeli, kariyer planlamasını öğrenmeli.”
“Yeni okullar açılmalı. Yarı kapasite ile çalışan aynı türdeki okulların birleştirilmesi gerekir. Binalara öğrenciler sığmıyor. Binaların fiziki kapasiteleri artırılmalı. Konferans salonu olmayan okullar var. Müdürler birbirinden salon istiyor. Öğrenci taşınıyor. Ders programlarının, özellikle meslek liselerinin programlarının yeniden güncellenmesi gerekiyor. Meslek liselerinde 5 saat edebiyat, 6 saat matematik, 6 saat yabancı dil gibi fazla saatlere gerek yok. 90’lı yıllardaki gibi ders saatleri 30-35 saat aralığında kalmalı. Sosyal etkinlik, proje ve uygulamaya dönük dersler tercih edilmeli.”
“Her öğrenci olabildiğince iyi tanınmalı ve gözlemlenmeli. Bu sayede ileride oluşabilecek sorunların büyük kısmı öngörülebilir ve ortaya çıkmadan önce önlem alınabilir. Buradaki en büyük görev ve sorumluluk öğretmene düşüyor. Tüm öğretmenler öğrencileri yaşadıkları yerden tutun da aile bireylerine kadar bilmeli. Kalabalık okullarda ise öğretmenlerin en azından dersine girdiği öğrencileri çok iyi bilmesi sorunların önlenmesinde ve çözümünde büyük rol oynayacak.”
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.