Yenidoğan davasında bebekler: Sahipsiz bırakılan bebeğin gözler önündeki ölümü

Yenidoğan davasında bebekler: Sahipsiz bırakılan bebeğin gözler önündeki ölümü
Parasız olduğu için Çapa dahil devlet hastanelerine sevk edilemeyen Serdarova bebek devletin gözü önünde hayatını kaybetti ancak devlet hastanelerinden kimse hakim karşısına çıkmadı. Hukukçular yaşam hakkının ihlal edildiğini savunuyor. Bebeklerin kesin ölüm nedeni belirsizliğini korurken raporlar ne diyor?

GÜLSEVEN ÖZKAN

"Yenidoğan Çetesi" davasında mahkeme salonunda tartışılan her belge, her rapor ve her ifade bebeklerin yarım kalan hayatlarının arkasındaki ihmalleri de düşündürüyor… Peki 10 bebeğin ölüm gerekçesi mahkemeye nasıl yansıyor? Ailesi duruşmalara gelmeyen, avukatı olmayan Türkmenistan uyruklu Serdarova bebeğin ölümünde devletin ihmali duruşmaları dosyayı nasıl etkiliyor? Hukukçular ne diyor?

Sanıklar tarafından Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile Sağlık Bakanlığı Uzman Görüşü’nün aynı olduğu iddia edilirken, "Yenidoğan Çetesi” davasını ele aldığımız dosyamızın ikinci bölümünde teknik takip yapılırken hayatını kaybeden bebekler ve devlet hastanesine sevki yapılamayanların yaşam hakları konusu var…

İddianamede Havanur Karakoç, Michelle Nwando Opara, Öykü Helvacı, Ayaz Karadurman, Kaya Bebek, Mine Serdarova, Melek Süleymanoğlu, Kerem Muhammed Tokluoğlu, Roua Kadan ve Halime Alkari adlı 10 bebek “maktul” olarak yer alıyor. Bebeklerin ölüm sürecine yönelik resmi raporlarda yer alan bilgiler ve duruşmada öne çıkan ayrıntılar şöyle:

1-SERDAROVA: Devlet hastaneleri para istedi

Dosyada en dikkat çeken bebeklerin başında Mine Serdarova geliyor. Serdarova, 30 Ağustos 2023’te İstanbul’daki Yenihayat Tıp Merkezi’nde dünyaya geldi. Türkmenistanlıydı. Bebek, doğuştan kalp problemi ile dünyaya gelmişti ve solunum yetersizliği yaşıyordu. Aynı gün, yeni doğan yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle Özel Birinci Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak Mine’nin yaşam mücadelesi, maddi imkansızlıklar ve sistem aksaklıklarıyla gölgelenmişti. Ailesinin maddi durumu yetersizdi. Anne ve babasının yurtdışında gittiği, ailenin tedaviyi reddeden form imzaladığı, bebeğe babaannesinin baktığı iddia ediliyordu… Ailenin avukatı duruşmalarda bulunmadığı gibi, şikayetçi olan da çıkmadı. Devlet açılan komu davası kapsamında Serdarova bebek için de şüphelileri yargılıyor. Benek Serdarova ölmeden önce devlet hastanesi olan Çapa’ya bile kabul edilmedi. Ölümü ardından otopsi yapılması için girişimde bulunan kimse yoktu. Raporlara göre bebeğin hayatta kalabilmesi için gereken tıbbi müdahaleler tam olarak yapılmadı.

Yaklaşık 400 saati bulan duruşmalar boyunca bebeklerin ölüm nedenlerinin kesin olarak tespit edilememesine rağmen Serdarova bebeğin ölümümde çok sayıda ihmal olduğu dosyaya yansıdı.

Ölüm nedeni mahkemede resmi olarak nasıl açıklandı?

Uzman görüşüne göre, Mine Serdarova bebek yeterli şekilde beslenemedi ve kalp ameliyatına kadar hayatta kalmasını sağlayacak ilaçlar düzenli verilmedi hatta bazıları kesildi. Uzmanlar, bu durumun doğal bir ölüm değil, tıbbi ihmal sonucu meydana geldiği tespitinde bulundu. Tape kayıtlarına göre, sorumlu hemşire Hakan Doğukan Taşçı, bebeğin kalp hastası olduğunu biliyor, kurtarılamayacağını söylüyordu; ancak verilen ilaç tedavi bebeği hayatta tutuyordu. Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesinde, Mine Serdarova’nın ölümünde hemşire Taşçı’nın ihmali öne sürüldü. Taşçı’nın epikriz raporlarını değiştirdiği, bazı ilaçları yetkisiz şekilde çıkardığı veya üçüncü kişilere sattığı, doktor sıfatıyla müdahalede bulunduğu ve taburcu olan hastaları hâlâ yatıyormuş gibi gösterdiği iddia edildi. Duruşmalarda sanıklar, Taşçı’nın bebeğin ameliyat günü alması gereken ilaçları kestiğini ifade etti. Sonuç olarak Mine Serdarova’nın hikayesi, doğuştan kalp problemiyle mücadele eden bir bebeğin, tıbbi ihmal ve sistem aksaklıkları nedeniyle hayatını kaybettiği trajik bir olay olarak raporlara yansıdı. Sağlık Bakanlığı uzmanlarına göte küçücük bedeni, eksik ilaçlar, yetersiz beslenme ve ihmallerin gölgesinde yaşamını yitirdi.

112 ses kayıtları için defalarca yazışmalar yapıldı ama rapor görmezden gelindi

Duruşmalarda ise sanık avukatları devlet hastanelerinin ihmali olduğunu iddia etti. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’nın avukatı Aydın Mantar 112 Acil Çağrı Merkezi sistemi ses kayıtlarındaki sağlık personeli ve 112 görevlisi arasındaki konuşmaları yazıya döktüğü kâğıttan mahkeme heyetinin önünde okudu. Salonda şaşkınlık yaşanırken, diğer sanık avukatları da kayıtlara değindi. Mahkeme tarafından talep edilen 112 sistemi konuşma kayıtları için 7 mayıs 2025’te Bilirkişi Raporu hazırlandı. Öte yandan 112 sistemi kayıtları ise bilirkişi raporu şeklinde dava dosyasına girdi.

ATK ile mahkeme arasında PTT kargosunu bile içeren ilginç yazışmalar yapıldı

Ancak bu süreçte de mahkeme ile ATK arasında ilginç yazışmalar oldu. ATK, 112 sevklerine ilişkin ses kayıtlarının kendisine ulaşmadığını öne sürerek mahkemeden defalarca talepte bulundu, hatta PTT kargo teslim görüntüleri ve gönderi listelerini istedi. Mahkeme ise kayıtların gönderildiğini, PTT teslim bilgileri ve ekran görüntüleriyle kuruma ulaştığını bildirdi. Buna rağmen Adli Tıp Kurumu, Çapa, Çam ve Sakura, Ümraniye Eğitim ve Araştırma gibi devlet hastanelerinin bebek sevkleri için talep edildiği öne sürülen yüksek ücretleri ortaya koyan 112 kayıtlarını, hazırladığı raporda dikkate almadı.

Bilirkişi 112 sistemi raporu ne diyor?

Bilirkişi raporuna göre bebeğin kardiiyoloji, kalp damar ünitesi olan hastaneye sevki için 112 sistemi birçok kez arandı, hatta bebeğin ölümünden sorumlu olduğu iddia edilen Dr. Şeymus Çekin’in 112 personeline hastanenin uygun şartları taşımadığını, bebeğin öleceğini belirtmesine rağmen sevk gerçekleşmedi. 112 kayıtlarında personel, yüksek ücret istendiğini belirterek, “Ümraniye Eğitim Araştırma, Çapa, Çam ve Sakura, Mehmet Akif… Bunların hepsi kabul ediyor. Türkmenistanlı ücreti kabul ederse diyor” ifadelerini kullandı. 112 personeli sevk edilmek istenen Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeli yetkiliye, “Ücret ödeyebilirse gelsin diyeyim o zaman öyle mi?” derken, “ Evet, evet” yanıtını aldı. Sanık tapelerinde ve savunmalarında ise bebeğin Türkmenistan uyruklu olması nedeniyle bu hastanelerin yaklaşık 250 iila 400 bin liraya varan ücret istediklerini anlattı.

Ailenin parası yoktu, bebek sevk olamadı

Ailenin parası olmadığı için sevk yapılamazken daha sonra bebek Serdarova hayatını kaybetti. Sorumlu hemşire Hasan Basri Gök ise, yaptığı savunmada, yabancı uyruklu dahil bebekler için Fırat Sarı’nın ücret talep ettiğini, ilacın kesildiğini iddia ettti. Hasta Hizmetleri Müdürü Emine Avcı ise, bebeğin cenazesinin aileye teslim edilmemesi olayıyla ilgili, babaanneye ödeme yaptırıldığını öğrendiğini ve usulsüzlük fark ettiğini anlattı.

ATK: Tedaviler uygulanmadı, 112 sevk sistemi devre dışı bırakıldı

Serdarova bebekle ilgili ATK tarafından hazırlanan raporda, sağlık hizmetlerinde ciddi ihmaller tespit edildiği ifade edildi. . Rapora göre, 112 sevk sistemi devre dışı bırakılarak bebeğin uygun olmayan hastanelere yönlendirildiği, sevk talebinin ise 112’ye geç iletildiği değerlendirildi.

ATK raporunda 40 haftalıkken spontan vajinal doğumla dünyaya gelen Serdarova bebeğin, yenidoğan yoğun bakım servisinde yatışı süresince günlük doktor takiplerinin düzenli şekilde kayda alınmadığı belirtildi. Ayrıca kan tetkiklerinin düzenli aralıklarla yapılmadığı, kan gazı tetkiklerinin ise yatış sürecinin diğer günlerinde düzensiz zamanlarda gerçekleştirildiği ifade edildi.

Raporda, bebeğe uygulanması gereken birçok rutin tedavinin yapılmadığına da dikkat çekildi. Bebeğin adına kayıtlı uzman doktor Şeyhmus Çelik ile yenidoğan yoğun bakım servisinde görevli hemşireler Hasan Basri Gök ve Hakan Doğukan Taşçı’nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı kayda geçti.

Serdarova bebek için 112 bilirkişi kayıtları önemli bir belge niteliği taşırken, mahkeme heyetinin karşısına henüz bir kamu görevlisi çıkmadı. Devlet hastanelerindeki başhekimler veya doktorlar, 112 çağrı merkezi görevlileri dosyada yer almıyor.

Mina Serdarova adlı bebeğin dışındaki diğer bebeklerin ölüm nedenine yönelik uzman görüşü ve ATK raporlarında neler var?

2- OPARA BEBEK: Tedaviyi doktor yerine hemşireler yaptı

Hastanelerin yabancı uyruklu bebekler için para istediği yönünde iddialar başka bir bebek için de 112 sistemine yansıdı. Michelle Nwando Opara 8 Ağustos 2023 tarihinde İstanbul’daki Özel Mediplus Esenyurt Tıp Merkezi’nde dünyaya geldi. Uzman görüşüne öre bebek, 14 Ocak 2024’te solunum sıkıntısı şikâyetiyle Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi’ne kabul edildi. Rapora göre Opara kalbinin durmasının ardından çocuk yoğun bakım yerine yenidoğan yoğun bakım servisine sevk edildi. Altı aylık olmasına rağmen yenidoğan yoğun bakıma alınan bebeğin tedavi ve takibinin, doktor bulunmadan hemşireler tarafından yürütüldüğü tespiti yapıldı. 17 Ocak 2024’te Özel Birinci Hastanesi’ne sevk edilen bebek 18 Ocak 2024 günü saat 13.10’da bu hastanede hayatını kaybetti. Tape kayıtlarının incelenmesi sonucunda bebeğin ölmeden önceki klinik durumunun hemşireler arasında değerlendirildiği, müdahale şeklinin kendi aralarında konuşulduğu ve tedavide gecikme yaşandığının tespit edildiği belirtildi. Uzman görüşünde, Birinci Hastanesi’nde bebeğe solunum kaslarını felç eden bir ilacın doktor istemi olmaksızın damardan sürekli verilmeye başlandığı, bu uygulamanın ardından kalp atım hızının tehlikeli düzeyde yavaşladığı ve bebeğin yaşamını yitirdiği kaydedildi. Raporda hekim denetimi olmadan hasta yönetimi yapıldığı vurgulandı.

Baba şikayetçi oldu

Bebeğin ölümünün ardından ailenin şikâyeti üzerine polis ekiplerinin hastaneye gittiği, bu sırada ölüm bildirim sistemi formu ile epikriz raporunun hastane dışındaki kişiler tarafından düzenlendiğinin tespit edildiği aktarıldı. Polislerin hastanede bulunduğu esnada sorumlu hekimin bulunmadığı da raporlara yansıdı. İnceleme sonucunda, ilk başvurulan hastanede solunum tüpünün geç takılması ve uygunsuz sevk işlemi yapıldığı; sevk sonrası kabul edilen hastanede ise doktor istemi olmadan ilaç uygulanması ve hekim denetimi olmaksızın tedavi sürecinin yürütülmesi nedeniyle ilgili doktorlar, hemşireler ve hastane yönetiminin sorumlu olduğu kanaatine varıldı.

Doktorun “bebek burada ölür” uyarısı dikkate alınmadı

7 mayıs 2025 tarihli 112 sistemi ses kayıtları bilirkişi raporuna göre, Nijeryalı Opara bebek Beylikdüzü Medilife Hastanesi’nde kaldığı üç gün boyunca birçok kamu ve özel hastane tek tek arandı, ancak hiçbiri yatak sağlayamadı. Hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesine sahip olmaması nedeniyle acil sevk için 112’ye defalarca başvuruldu ve toplamda 70’in üzerinde arama yapıldı. Hastanede görevli doktor Raşit Cabbaroğlu ve diğer sağlık personeli, 112’ye bebeğin ağır durumda olduğunu ve bir pediatrik yoğun bakım yatağına ihtiyaç bulunduğunu bildirdi. Sonuç alınamayınca bebek sevk protokol numarası ile birlikte usulüne uygun şekilde Özel Birinci Hastanesi’ne nakledildi. Dr. Raşit Cabbaroğlu’nun 112 ile yaptığı telefon görüşmesinde “Bu koşullarda bebek ölür. Kapımızda ölmesin diye bir şeyler yaptık” sözlerine rağmen 112 görevlisi “Bu durumu sizin doktorlarınız yönetmek zorunda” yanıtını verdi. ATK raporunda 112 servisi sevk taleplerine yönelik sadece “112 servisinin bypass” edildiği ifade edildi. Öte yandan duruşmada savunma yapan sorumlu hemşire Sena Kayır bebek için günlük 20 bin lira alındığını, ancak doktor Şeymus Çelik'in parayı geri verilmesi talimatı verdiğini iddia etti.

ATK ne diyor?

ATK tarafından hazırlanan raporda, 5 ay 6 günlük ve RSV pnömonisi (RSV virüsünün neden olduğu zatürre) tanılı bir bebeğin tedavi sürecinde ciddi tıbbi ve organizasyonel ihlaller tespit edildi. Rapora göre, RSV virüsüne bağlı zatürre tanısı bulunan bebek için 112 servisi aracılığıyla çocuk yoğun bakım servislerinde yer arandı ancak uygun yatak bulunamadı. Bu süreç tamamlanmadan, Dr. Fırat Sarı ile iletişime geçilerek bebeğin çocuk yoğun bakım servisi yerine yenidoğan yoğun bakım servisine kabul edildiği belirtildi. ATK raporunda, Birinci Hastanesi yenidoğan yoğun bakım servisinde bebeğe uygulanan tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülmediği vurgulandı. Raporda, Dr. Şeyhmus Çelik, Dr. Fırat Sarı ve yenidoğan yoğun bakım sorumlu hemşiresi Hakan Doğukan Taşçı’nın uygulamalarının tıp kurallarına aykırı olduğu kayda geçti. Raporda ayrıca, hastanede her bebek için 3. düzey yoğun bakım şartları sağlanmadığı halde, yenidoğan yoğun bakım servisinin bu düzeye sahipmiş gibi gösterildiği belirtildi. Uygun olmayan koşullarda yenidoğan bebeklerin yatırılması ve takip–tedavi sürecinin bu şekilde organize edilmesinden Dr. Fırat Sarı’nın da tıbben sorumlu olduğu ifade edildi. ATK yenidoğan yoğun bakım servisinin işletilmesine ilişkin denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin ise hastane yönetiminin organizasyon hatasından kaynaklandığını raporladı.

“Bana ‘Eve git, yarın gel’ dediler”

İlk duruşmada ifade veren Opara bebeğin annesi ise “Oksijen aleti çalışmıyordu. ‘Para yoksa tedavi de yok’ dediler” diye konuşken baba Benedict Opara, Medilife Hastanesi’nde kendilerinden para istendiğini belirttti. “Bana ‘eve git, yarın gel’ dediler, 35 bin lira istediler” dedi. Opara, bebeğin oksijen ihtiyacı olmasına rağmen entübe edilmediğini, yoğun bakımda yer bulunamadığını üç gün sonra Birinci Hastanesi’ne sevk edildiğini ve burada entübe edildikten sonra hayatını kaybettiğini anlattı. Hastaneye 35 bin TL ödeme yaptığını söyleyen Opara bebeğin babası bebeğin ikinci gün vefat etmesi nedeniyle iki günlük ücret kesilerek 21 bin TL’nin kendisine geri verildiğini belirtti ve şikayetçi olduğunu söyledi.

3- KARAKOÇ BEBEK: Otopsi yapılan tek bebek

Havanur Karakoç bebek, 5 Ağustos 2023’te dünyaya geldi. Doğum kilosu 3 kilo 260 gramdı. Aynı gün Özel Bağcılar Medilife Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesine sevk edildi. Doğumundan iki gün sonra bağırsak sorunları nedeniyle ameliyat edildi ve ameliyat sonrası yoğun bakımda takip altına alındı. Uzman görüşüne göre, 30. günden sonra Havanur’un solunumu ve oksijen seviyesi stabil hâle geldi. Ancak yaşamının 64. gününde beslenme sırasında yiyecek veya sıvı akciğerlerine kaçtı, yani aspirasyon yaşandı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Havanur 19 Ekim 2023 günü saat 16.00’da hayatını kaybetti.

Uzman görüşüne göre, bebek Karakoç yeterli beslenme desteği alamadı ve bu nedenle kilo kaybetti, zayıflık aspirasyon riskini artırdı. Ayrıca ölüm saati üzerinde değişiklikler yapıldığı ve bazı belgelerin hastane dışından hazırlandığı tespiti yapıldı. Yoğun bakım süresince gerekli bakım ve müdahalelerin eksik yapılmasında doktorlar Dr. İlker Gönen ve Dursun Eryılmaz, hemşireler ve hastane yönetimi ihmalkâr bulundu. Uzman görüşünde tape kayıtlarına dayanarak hasta dosyası bebeğin durumu kötüleşip entübe edildiğinde tüm işlemlerin usulüne uygun yapıldığı izlenimi verecek şekilde düzenlendiği tespiti yapıldı.

ATK raporu uzman görüşü ile örtüştü

ATK raporu da Sağlık Bakanlığı uzman görüşüyle örtüştü. 19 Ağustos 2025 tarihli rapora göre, Havanur Karakoç’un bağırsak perforasyonu (yırtığı) ameliyatı sonrası cerrahi bir sorun görülmedi. Ancak ameliyat sonrası bakım ve tıbbi kayıtlar düzenli tutulmadı. Bebeğe doğumdan sonra damar yoluyla verilmesi gereken özel beslenme (TPN) başlanmadı ve uzun süre ağızdan beslenemedi. Bu durum kısa sürede yaklaşık 1 kilo kaybına yol açtı ve ciddi beslenme yetersizliği gelişti. Tıbben gerekmediği hâlde 18 gün boyunca solunum cihazına bağlı kalan bebeğin cihaz ayarları uygun yapılmadığı için akciğerlerinde kalıcı hasar ve beyninde kistik ensefalomalazi oluştu. Kayıtlara göre, ölüm morlukları oluşmuş olmasına rağmen yalnızca sıvı tedavisi uygulandı ve yeniden canlandırma yapılmadı. Uzmanlar doktorların yeterli takip yapmadığını, durumu görmeden talimat verdiğini ve kalp durmasını zamanında fark edemediğini; hemşirenin de gerekli müdahaleleri yapmadığı yönünde görüş bildirdi.

Bir bebek için otopsi raporu var, raporda bebeğin açlıktan öldüğü tespiti yok

Öte yandan tapeler dinlenirken bebeklerin ölümü ardından bir tek Havanur Karakoç bebek için otopsi yapıldı. Yapılan otopsi, ölümün nedenini net şekilde ortaya koydu. 8 Temmuz 2024 tarihli ATK, göre, bebek nekrotizan enterokolit (anne karnındayken bağırsak dokusunun ciddi şekilde zarar görmesi ve delinmesi), doğumsal pnömoni (doğumdan itibaren mevcut ağır zatürre) ve ensefalomalazi (beyin dokusunda kalıcı hasar ve yumuşama) sonucu hayatını kaybetti. Raporda, bu üç ağır tıbbi durum birlikte değerlendirildiğinde ölümün bu nedenlerden kaynaklandığı oy birliğiyle belirtildi. Raporda da bebeğin açlıktan öldüğüne dair bir tespit yer almadı. Ancak 16 Ekim 2024’te Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede otopsi bulguları yer almadı ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu uzman görüşünde de otopsi sonuçlarına dair bilgi bulunmuyor.

Mahkeme heyeti raporları çelişkili buldu

Öte yandan mahkeme heyeti aynı bebek için iki farklı ATK raporunun bulunmasını “çelişkili” olarak değerlendirdi. Heyet Adli Tıp Kurumu Üst Kurul’dan her bir bebek için rapor istedi.

4- TOKLUOĞLU BEBEK: Canlandırma işlemi yapılmadı

Kerem Muhammet Tokluoğlu, 14 Ağustos 2023’te İstanbul’daki Özel Avcılar Hospital’da dünyaya geldi. Aynı gün saat 11.00’de hayatını kaybeden bebeğin ölümüne ilişkinuzman görüşü ve ATK raporları doğum ve sonrasında ciddi tıbbi ihmaller yaşandığı yönünde tespitte bulundu. ATK raporuna göre, Tokluoğlu bebek, gebelik hipertansiyonu bulunan anneden, doğum haftasına göre aşırı düşük doğum ağırlığı ve gelişme geriliğiyle dünyaya geldi. ATK, bebeğin anne karnında yeterli beslenemediğini ve doğumdan önce ağır oksijensiz kaldığını tespit etti. Doğumun ardından bebeğin kalp atışlarının bulunduğu ancak uygun ve yeterli süre boyunca canlandırma müdahalesi yapılmadığı raporlara yansıdı. ATK, Tokluoğlu bebeğin ölüm nedenini, doğum sırasında yeterli oksijen verilememesi ve sonrasında gelişen komplikasyonlar olarak değerlendirdi.

Uzman görüşünde, bebeğin yaşama şansı düşük olmasına rağmen gerekli canlandırma ve tedavilerin tıbben zorunlu olduğu vurgulandı. Tape kayıtlarının incelenmesi sonucunda sağlık personelinin bebeğin kalp atışlarının devam ettiğini fark etmesine rağmen canlandırma girişiminin sürdürülmediği belirlendi. Raporda, gerçekte yapılmayan 20 dakikalık canlandırma müdahalesinin hasta dosyasına yapılmış gibi yazılmasının konuşulduğu da kayda geçti. Uzman görüşünde surfaktan ilaç tedavisinin uygulanmaması ve solunum desteğinin hatalı şekilde düzenlenmesi de bebeğin ölümüne etki eden ihmaller arasında gösterildi. Raporlarda, bebeğin ölüm sürecinde görevli sağlık personelinin tıp kurallarına uygun davranmadığı ve gerekli müdahalelerin yapılmadığı yönünde tespitlere yer verildi.

5- KAYA BEBEK: Babasına bebeği bisküvi kutusunda verildi

Uzmana görüşünde yer alan bilgilere göre, Kaya bebek, 13 Kasım 2023’te Özel Esencan Hastanesi’nde dünyaya geldi, aynı gün Özel Güney Hastanesi yenidoğan yoğun bakım servisine sevk edildi. 27 haftalık ve 500 gram ağırlığında prematüre olarak doğdu. Rapora göre, Kaya bebeğin 3. düzey yenidoğan yoğun bakım ve uzman yenidoğan hekimi takibi gerektirmesine rağmen sevk edildiği ünitenin bu koşulları taşımadığı tespit edildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinin 3. düzey olmadığı, sorumlu çocuk doktoru onayının net bulunmadığı ve bebeğin hemşireler tarafından takip edildiği kayda geçti. Fezlekeye yansıyan bilgilere göre, bebeğin hayatını kaybettiği gece hastanede yalnızca bir hemşire yardımcısının görevli olduğu, sorumlu hekimlere ulaşılamadığı, bunun üzerine tanıdık bir hemşireden telefonla müdahale konusunda destek istendiği belirtildi. Kaya bebek, 16 Kasım 2023 günü saat 04.00’te hayatını kaybetti.

Uzman görüşünde, bebeğin ölümünün ardından sabah saatlerinde hastaneye gelen denetim ekipleri öncesinde epikriz raporunun gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiği tespitine yer verildi. Raporda, sevk sırasında yenidoğan ekibini bilgilendirmeyen kadın doğum hekimi bebeğin yatışı süresince klinik takip ve tedaviyi üstlenmeyen sorumlu hekimler ile 3. düzey olmayan yenidoğan yoğun bakıma hastayı kabul ederek hemşire takibine bırakan hastane yönetiminin sorumlu olduğu değerlendirildi.

ATK: İlaçlar zamanında başlanmadı, epikrizler uyumsuz

ATK raporunda ise, Kaya bebeğin ölümünün erken doğuma bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi. Raporda, çok düşük doğum ağırlığıyla prematüre doğan bebeğe hastaneye yatışından itibaren en geç 24 saat içinde başlanması gereken ilaçlara dair herhangi bir kayda rastlanmadığı ve bunun tıbbi uygulamalara uygun olmadığı ifade edildi. ATK ayrıca bebeğe ait iki farklı epikriz formunun birbiriyle uyumsuz olduğunu tespit etti. Bebeğin yatışının ikinci gününden üçüncü gününe geçerken klinik durumu kötüleşmesine rağmen ilaç dozunun artırılması gerekirken düşürüldüğü, bu değişikliğin raporlara yansıtılmadığı da kayda geçti.

Baba: “Morga indim, çocuğumu bisküvi kutusunda verdiler”

Bebek ölümlerine ilişkin yargı süreci devam ederken, ilk duruşmaya katılan aileler mahkeme heyeti önünde yaşadıklarını anlattı. Kaya bebeğin babası Mehmet Hanife Kaya, ifadesinde morgda yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

“Morga indim. Çocuğumu bisküvi kutusunda bana verdiler. Cenazeyi alıp aracımla Çatalca’ya doğru yola çıktım. Yoldayken aradılar ölüm belgesinde imzamın eksik olduğunu söylediler. Geri döndüm, belgedeki eksikliği tamamlayıp tekrar yola çıktım.

”6-SÜLEYMANOĞLU BEBEK: Beslenme desteği verilmedi

Melek Süleymanoğlu bebek 21 Haziran 2023 tarihinde dünyaya geldi. Doğumdan hemen sonra kendi kendine nefes alamaması nedeniyle entübe edilen bebek, “geçici solunum zorluğu” ve “doğuştan yapısal bozukluk” tanılarıyla aynı gün Özel Bağcılar Medilife Hastanesi’ne sevk edildi.

Uzman görüşüne göre, bebeğin yatışının ikinci gününde kalp tedavisi başlatıldı. Ancak cerrahi müdahale gerektiren doğuştan kalp hastalığı bulunmasına rağmen uygun bir kalp cerrahisi merkezine sevk edilmediği tespit edildi. Raporda ağızdan beslenemeyen bebeğe verilmesi gereken damar yoluyla beslenme desteğinin de uygulanmadığı belirtildi. Tedavi sürecinde bebeğin yüksek ateş ve kan enfeksiyonu bulguları göstermesine rağmen antibiyotik tedavisinde değişiklik yapılmasının geciktiği kayda geçti. Böbrek yetmezliği gelişmesi üzerine diyaliz uygulanmasına rağmen kalp yetmezliği ve enfeksiyonun ilerlemesi durdurulamadı. Süleymanoğlu bebek, 12 Temmuz 2023 tarihinde saat 13.50’de, yatışının 22. gününde hayatını kaybetti. Bilirkişi raporunda, bebeğin uygun merkeze sevk edilmemesi, yeterli beslenme desteğinin sağlanmaması ve tedavi sürecindeki gecikmeler başlıca tıbbi ihmaller olarak değerlendirildi.

ATK: Yoğun bakım ihmalleri ölüme yol açtı

ATK raporunda ise bebek Süleymanoğlu’nun doğuştan kalp ve uzuv anomalileri ile dünyaya geldiği belirtildi. Raporda, uygun oksijen yönetiminin yapılmaması, beslenme desteği verilmemesi ve böbrek yetmezliği ile sepsis (enfeksiyona bağlı sistematik yanıtın izlenmesi) takibinin gecikmesi nedeniyle bebeğin klinik durumunun hızla kötüleştiği vurgulandı. ATK, kalp cerrahisi yapılabilecek bir merkeze sevk edilmeyen bebeğin, çoklu organ yetmezliği sonucu yaşamını yitirdiğini kaydetti. Bilirkişiler, ölüm sürecinde sorumluluğun sorumlu hekimler ve hastane yönetiminde olduğunu ifade etti.

7- KADAN BEBEK: Denetim eksikliği vardı

Kadan bebek Özel TRG Hospitalist Hastanesi’nde dünyaya geldi. Doğumun ardından solunum güçlüğü ve siyanoz (oksijen düşüklüğüne bağlı morarma) belirtileri gösteren bebek yenidoğan yoğun bakım servisine alındı. Uzman görüşüne göre bu aşamada çekilen akciğer grafisi yanlış yorumlandı ve hatalı tanı konuldu. Gerekli tıbbi müdahaleler zamanında uygulanmadı. Durumu ağırlaşan bebek entübe edildi. Ancak düşük oksijen düzeyi ve kalp durması gelişen Kadan bebeğe yapılan canlandırma girişimleri sonuç vermedi ve bebek hayatını kaybetti. Bilirkişi raporunda, ölümde doktor hatasının yanı sıra hastane yönetiminin denetim eksikliğinin etkili olduğu değerlendirildi.

ATK: Müdahaleler hatalıydı

ATK raporunda ise, Kadan bebeğin ölüm nedenine ilişkin ayrıntılara yer verildi. Rapora göre, doğumdan itibaren akciğer enfeksiyonu bulguları gösteren bebekte solunum yetmezliği gelişti. Uygulanan müdahalelerin hatalı olması nedeniyle akciğerde hava kaçağı (pnömotoraks) oluştuğu, buna rağmen yeterli ve uygun tedavinin yapılmadığı tespit edildi. ATK, solunum yetmezliği ile birlikte gelişen pnömotoraksın (akciğer sönmesi) ve tedavideki yetersizliklerin Kadan bebeğin ölümüne yol açtığını kayda geçirdi.

8-ALKARİ BEBEK: Sağlık personelinin çalışma sertifikası ortada yok

Alkari bebekle ilgili uzman görüşünde ölüm sürecine ilişkin herhangi bir uzman değerlendirmesine yer verilmedi. Ölüm nedenine dair tespitler ATK tarafından hazırlanan raporla ortaya konuldu. ATK raporuna göre, Alkari bebeğin takibi sırasında yapılması gereken kontrol ultrasonografi, manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi incelemeleri gerçekleştirilmedi. Bu durum raporda tıp standartlarına aykırı uygulama olarak değerlendirildi.

Raporda, sorumlu hekimin hastanın başında bulunması gerekirken hastanede olmadığı, canlandırma sürecine ilişkin etkin bir müdahale yapılmadığını ifade ettiği belirtildi. Yeniden canlandırma işleminin hekim yerine yardımcı sağlık personeli tarafından yürütüldüğü kayda geçti. ATK, hekimler ve hemşireler arasında epikriz yazımıyla ilgili yapılan konuşmaların incelenmesi sonucunda, bebeğin ölüm nedenlerinin usule uygun hale getirilmeye çalışıldığı yönünde bir intiba oluştuğunu raporladı. Bu durum, tıbbi kayıtların gerçeğe uygun düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin soru işaretlerine yol açtı.

Raporda, Alkari bebeğin ölümünün erken doğuma bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği değerlendirildi. Ayrıca antibiyotik tedavisinin tıp kurallarına uygun şekilde yürütülmediği, dosyada adı geçen sağlık personelinin yenidoğan resüsitasyon programı sertifikasına sahip olup olmadığına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı tespiti yapıldı. ATK, bebeğin ölüm sürecinde tıbbi ihmaller bulunduğunu ve takip, tedavi ile canlandırma aşamalarında standartlara uyulmadığı yönündeki görüleri kayda geçirdi.

9-BEBEK HELVACI: İlaç desteği verilmedi

Helvacı bebek 28 Kasım 2023 tarihinde Özel Bağcılar Medilife Hastanesi’nde dünyaya geldi. 660 gram ağırlığında ve ileri derecede prematüre olarak doğan bebek solunum yetmezliği nedeniyle aynı gün yenidoğan yoğun bakım servisine alındı ve entübe edilerek izleme alındı.

Uzman görüşüne göre, bebeğin yoğun bakım sürecinde tekrarlayan oksijen düşüklüğü yaşandı. Bu kritik anlarda yapılan canlandırma işlemlerinin, doktor bulunmadan hemşireler tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Rapora yansıyan bilgilere göre canlandırma sırasında kullanılması gereken adrenalin ilacı uygulanmadı. Dr. İlker Gönen’in, ilacın verilmesi yerine hemşirelere “adrenalini kapat” yönlendirmesi yaptığı kaydedildi. Bilirkişi raporunda, bu yönlendirmenin tıbbi uygulamalarla bağdaşmadığı belirtildi. Helvacı bebek, 29 Kasım 2023 tarihinde saat 14.05’te hayatını kaybetti. Bilirkişi değerlendirmesinde, ölümün yanlış ve eksik canlandırma uygulamaları sonucu gelişen çoklu organ yetmezliği nedeniyle meydana geldiği ifade edildi. Raporda, doktorların ihmali ve hatalı yönlendirmeleri ile hastane yönetiminin denetim ve organizasyon sorumluluğunu yerine getirmemesinin ölüme etkili olduğu vurgulandı.

ATK: Yeterli tedavi uygulanmadı

ATK raporunda erken doğuma bağlı solunum yetmezliği yaşayan bebeğe yeterli ve uygun tedavinin uygulanmadığı bu nedenle yaşamını yitirmiş olabileceği değerlendirildi. Raporda, canlandırma işleminin hemşirelere bırakılması nedeniyle Dr. Dursun Eryılmaz’ın CPR sürecini hatalı yönlendirmesi nedeniyle ise Dr. İlker Gönen’in ihmali bulunduğu kayda geçirildi. ATK, Helvacı bebeğin ölüm sürecinde canlandırma, tedavi ve klinik yönetimde tıbbi standartlara uyulmadığını belirtti.

10-KARADUMAN BEBEK: Solunum cihazı bozuktu

Ayaz Karaduman bebek 26 Kasım 2023 tarihinde Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya geldi. 36 haftalık ve 2 bin 760 gram ağırlığında doğan bebekte, doğumdan kısa süre sonra solunum sıkıntısı ve düşük kan şekeri tespit edildi. İlk müdahale solunum desteğiyle yapılmaya çalışıldı.

Uzman görüşüne göre, yoğun bakımda yer bulunamaması nedeniyle bebek, 27 Kasım’da Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’nden Özel Bağcılar Medilife Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak sevk edildiği hastanede solunum cihazı için gerekli devrenin bulunmaması nedeniyle müdahale gecikti.

Rapora göre, solunum desteği sağlanamayan Karaduman bebeğe hemşire Çağla Durmuş tarafından canlandırma uygulandı. Hastanede doktor bulunmadığı halde tekrarlanan canlandırma girişimlerine rağmen bebeğin durumunun ağırlaştığı belirtildi. Bebek 28 Kasım 2023 tarihinde saat 05.25’te doğumunun yaklaşık 24. saatinde hayatını kaybetti. Rapora göre, bebeğin kanında yüksek amonyak seviyesi tespit edildi. Uzman raporunda, bebeğin metabolik hastalığa bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği, ancak hastanede doktor eksikliği ve cihaz yetersizliği gerekli müdahalelerin zamanında yapılamadığı vurgulandı.

ATK: Kayıtlar gerçeğe uygun tutulmadı

ATK raporunda Karaduman bebeğin ölümünün metabolik hastalık ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği belirtildi. Raporda, tıbbi kayıtların gerçeğe uygun tutulmadığı, gerekli müdahalelerde gecikme yaşandığı ve birçok işlemin hemşire tarafından yapıldığı tespit edildi. ATK, müdahale sırasında hastanede doktor bulunmaması ve erken tanı ile tedavinin sağlanamaması nedeniyle bebeğin yaşamını yitirdiğini kayda geçirdi. Raporda, sorumluluğun ilgili doktorlar ve hastane yönetiminde olduğu vurgulandı.

Hukukçular ne diyor?
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avulat Cemile Didem Karaboğa, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne Türkiye’nin taraf olduğunu hatırlattı. Karaboğa yaşam hakkının yasalarla korunduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

“Sözleşme’ye taraf devletler çocukların yaşam haklarını korumayı taahhüt ederler. Bu taahhüt yalnızca öldürmemeyi değil, ölümü önleyici tedbirlerin alınması, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi konusunda da sorumluluk yüklüyor. Aynı sözleşme, 24. maddesi ile taraf devletlere, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanıma yükümlülüğü de getiriyor. Sözleşme ile tanınan haklar, din, dil, etnik köken, cinsiyet gibi hususlarda ayrım gözetmeden uygulanmalı. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde. Türkiye toprağında bulunan her çocuk için gerekli sağlık hizmetini vermek hem Anayasal hem de uluslararası düzenlemeler gereği bir zorunluluk. Bir çocuğun vatandaşlık bağı, etnik kökeni, dini inancı yahut cinsiyeti, mensubu olduğu ailenin ekonomik durumu nedeniyle ayrımcılığa uğramaması esas. Burada, etkili bir sağlık hizmeti alamamaktan kaynaklanan bir ölüm meydana gelmiş ise, yaşam hakkının ihlali hususu da tartışılmalı..”

“Acil ve hayati durum varsa ücretli hasta statüsünde olsa bile koşulsuz sevk yapılmalıydı”

Ankara Barosu Sağlık Hukuku Kurulu Başkanı Avukat Melis Selin Çetin, dosyayı detaylı incelemek gerektiğini belirterek acil ve hayati tehlike sözkonusu olduğu hallerde devlet hastanelerinin sevkleri kabul etmesi gerektiğini vurguladı. Çetin şöyle dedi:

“Türkiye’de sağlık güvencesinden yararlanacak hak sahipleri 5510 sayılı yasada düzenleniyor. Buna göre Türk vatandaşları veya Suriye uyruklular gibi geçici koruma kapsamındaki hastalar sağlık güvencesinden yararlanıyor. Türkmenistan uyruklu bebek örneğinde olduğu gibi sağlık güvencesinden yararlanamayan yabancı hastalar bakımından tedavi masrafları ücretli hasta statüsünde değerlendirilse de, acil ve hayati tehlikenin söz konusu olduğu durumlarda sağlık hizmetinin ön koşulsuz sunulması ve sevkin derhal gerçekleştirilmesi gerekir. Ödeme veya faturalandırma, tedavinin önüne geçemez. Her zaman önce yaşam hakkı gelir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.