Kapalıçarşı dosyası (3): "Türkiye gri listeye ikinci kez kendi hataları sebebiyle girdi"

Kapalıçarşı dosyası (3): "Türkiye gri listeye ikinci kez kendi hataları sebebiyle girdi"
MASAK eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, FATF'in (Mali Eylem Görev Gücü) 5’nci tur denetim sürecinde sona gelindiğini hatırlatarak, inceleme raporunun Haziran 2026'daki Genel Kurul'da açıklanacağını belirtti.

CANAN COŞKUN

Ucu Kapalıçarşı’ya çıkan uluslararası kripto varlık dolandırıcılığını ele aldığımız yazı dizisinde, önceki bölümlerde bu sistemin nasıl işlediğini ve milyarlarca dolarlık trafiği inceledik.

Savcılığın “lideri Kapalıçarşı yönetim kurulu başkanvekili olan örgüt” diye nitelediği yapının, yurtiçi ve yurtdışında suç gelirlerinin aklanması suçunu işleyecek teknik ve fiziki imkânlara sahip olduğu savunuldu. Şüphelilerin OFAC (ABD Yabancı Varlıklar Ofisi) yaptırım listelerindeki Rus Garantex borsası gibi yerlerden ve kuruluşlardan Türkiye’ye varlık getirerek ülkeyi hukuki ve diplomatik yönden riske attıkları iddianameye yansımış durumda.

Türkiye'nin yeniden gri listeye girmesi gibi olumsuz sonuçlar doğurabilecek suç gelirlerinin aklanmasıyla ilgili bu iddiaları, süreci en yakından bilen isimlerden biri olan MASAK eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak'a sorduk.

ekran-resmi-2026-01-29-14-46-12.png
MASAK eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak

- Türkiye’nin 2021’de "gri liste"ye alınmasıyla bu operasyonlar arasında nasıl bir bağ var? Bu operasyonlar, uluslararası sisteme "ev ödevimizi yapıyoruz" mesajı mı?

"Bu operasyonların elbette ki FATF'in şu anda devam etmekte olan 5’nci tur değerlendirme çalışmalarıyla bir ilgisi var. Kısaca hatırlatmakta yarar var:

FATF, dünyada suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi terörün finansmanı ile ilgili en etkin mücadele eden örgüt. Biz 1991 yılında üye olduk. FATF, çeşitli ülkelerde gerekli mücadelenin yürütülüp yürütülmediği konusunda incelemeler yapıyor. Sonrasında raporlar düzenliyor ve eksikliklerin giderilerek mücadelede etkinliğin artırılmasını amaçlıyor.

Türkiye ilk defa 2011'de gri listeye girdi. O zaman terörün finansmanı ile ilgili yasanın ve birtakım gereklerin yerine getirilmemesi neden olarak gösterilmişti ve 2013'te terörün finansmanına ilişkin 6415 sayılı kanunu çıkarttık ve diğer gerekleri yerine getirdik. 2014'te çıkmıştık. Bu sefer 2021'de tekrar 4’ncü tur değerlendirme çalışmaları sonucunda verilen rapora istinaden 2021 Ekim'de tekrar gri listeye girdik. Orada da en önemli eksiklikler, kitle imal silahlarının yayılmasını, finansmanın önlenmesine yönelik mevzuat, kara parayla mücadelede etkinliğin sağlanamaması ve bir takım eksikliklerin bulunduğuydu. Bu eksiklikleri süratle tamamladık. 2024'te ikinci defa girdiğimiz gri listeden çıktık. Üç yıl orada kaldık ve çok büyük bedeller ödedik.

Eksikliklerin çoğunu tamamladık ama mücadelede etkinlik tabii uzun süreli ve belli bir zaman dilimi olmayan bir süreç, yani kara parayla, terörün finansmanıyla, kitle ima silahlarının yayılmasının finansmanı ile ilgili mücadeleyi kesintisiz devam ettirmek zorundasınız."

"FATF, MASAK ve bankalarla görüştü"

"FATF, şu anda 5’nci tur denetimlerini gerçekleştiriyor. 2024'ün Nisan ayında başladı, bu trafik ve çok yoğun bir bilgi ve belge akışı gerçekleşti ve hâlâ devam ediyor. Sanıyorum Kasım ayının 3’ncü haftasında FATF ekibi bizzat buraya geldi ve başta MASAK ve bankalar olmak üzere belirlenen gruplarla birebir görüşmeler yaptı nasıl mücadele yürütüldüğüyle ilgili. Bu ay içerisinde yapılan inceleme ve denetimler sonucunda bir taslak gelecek. Şubatta bu taslak revize edilecek. Son revize Nisan ayında gerçekleşecek ve bu çalışma ve denetimler sonucunda hazırlanan rapor Haziran 2026'da yapılacak FATF genel kuruluna sunulacak.

Dolayısıyla 5'nci tur denetimleri altındayken en çok kritik edilen suç gelirleriyle veya terörün finansmanıyla ilgili etkin mücadele ve mevzuat eksiklikleriyle ilgili eleştirileri boşa çıkartmamız gerekiyor. Raporda, mücadelede eksiklik tespitleri yer alırsa bundan önce iki defa girdiğimiz gibi bir üçüncü defa gri liste gündeme gelebilir. Ben çok olası görmüyorum. Çok fazla önemsemedik başlangıçta ama ne kadar büyük bedeller ödendiği daha sonraki aşamalarda çıktığı için Türkiye bu sefer çok sıkı tutuluyor.

Onun için de yoğun bir tempoyla geçen seneden başlayarak özellikle suç gelirlerinin aklanması ve terör finansmanına yönelik operasyonlar çok daha yoğun biçimde gerçekleşiyordu."

- Gri listeye girmek sokaktaki yurttaşın hayatını nasıl etkiliyor?

"Gri listeye giren ülkelerin -ki biz girdiğimizde 21-22 ülke vardı- çoğunun ismini bilmezsiniz. Bütün dünyada uyuşturucu, yasadışı işler, organize suç şebekelerinin, tüm kriminal olayların en yüksek, gerçekleştiği ülkeler onlar. Biz onlar arasında üç yıl boyunca kaldık. Dolayısıyla gri listeye girmiş olmakla, dünyada terörün finansmanı ve suç gelirleriyle yeterince mücadele etmemekle anılıyorsunuz.

Suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ile ilgili etkin bir mücadele etmeyen bir ülkeyle kimse ekonomik ve ticari ilişki geliştirmek istemez. Kimse bu ülkeye yatırım yapmak istemez. Kimse bu ülkeye gelip tatil bile yapmak istemez. Dolayısıyla uygun maliyetlerle kredi bulamazsınız. CDS (kredi risk primi) puanlarınız yükseldiği için hem yatırım gelmez hem de kullandığınız kredilerde çok ciddi zorluklar yaşarsınız. Gelen kredi de çok yüksek maliyetle gelir. Vatandaşlar yurtdışına çıktığı zaman çok ciddi anlamda yaptırımlarla karşılaşır. Gerçekleştireceğiniz bütün transferlerde gri listede olan bir ülkenin vatandaşının çekebileceği tüm zorlukları çekersiniz. Yani bir ülke için inanılmaz derecede ciddi ekonomik ve sosyal faturaların ortaya çıktığı bir tablo demektir.

Bunu ikinci defa girdiğimiz gri listede çok yakından yaşadık, gördük. Sayın Mehmet Şimşek ilk geldiğinde 'Gri listeden çıkmak için ne gerekiyorsa yapacağız' demişti. O bu sürecin bu ülkeye ne kadar büyük faturalar çıkarttığını ve yürütülen mücadelede ne kadar engelleyici olduğunu ve olacağını çok yakından biliyordu ve onun aslında yoğun çabalarıyla üç yıl sonra çıkabildik. Ama asıl sorulması gereken soru niçin girdiğimiz. Çok net olarak söylüyorum: İkinci defa Türkiye gri listeye girmeyebilirdi. Çoğunlukla kendi hataları yüzünden gri listeye girdi."

"Ertelenen operasyonlar"

- Merkez Bankası'nın 2021 yılında Fayik Özbey’in şirketleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan inceleme talep etmesi ne anlama geliyor? Devlet bir risk gördüğünde mekanizma nasıl işler?

"Kapalıçarşı çok uzun yıllardan bu yana gerektiği şekilde denetlenmeyen, kara paranın aklandığı birtakım yasadışı işlerin gerçekleştirildiği yönünde çok ciddi iddiaların odağında olan bir merkezdi. Dolayısıyla bu operasyonlar aslında çok uzun süre ertelenen, görmezden gelinen veya yok sayılmaya çalışılan bir gerçeğin ortaya çıkartılmasına yönelik.

Merkez Bankası'nın 2021 tarihli denetim raporu var, 2022 tarihli bir denetim raporu daha var. Orada Kapalıçarşı yönetim kurulu başkanvekiliyile ilgili ciddi iddialar var. Bunun MASAK tarafından incelenmesi gerektiğini söylüyor. O inceleme yapılmış ama biraz geç yapılmış. Tabii onun nedenini bilmiyoruz. Mutlaka kendi açılarından bir mantıklı gerekçesi vardır.

Kapalıçarşı operasyonları bizim için sürpriz olmadı. Bunlar çok daha derinlere inecek gibi duruyor. Orada sadece altınla ilgili bir suçlama yok, forex dolandırıcılığı var, nitelikli dolandırıcılık var, suç gelirlerinin aklanmasına yönelik çok ciddi iddialar var. Yıllardır aslında yapılması gereken, biriktirilen, göz ardı edilen sorunların şu anda biraz FATF'in denetiminde olması, biraz da gerçeklerin belki görülmüş olması… Kara para ve terörün finansmanı konusunda o kadar çok gerekler zamanında etkin biçimde yerine getirilmedi ki… Uluslararası arenada Türkiye'nin karapara cenneti olduğuna yönelik çok ciddi iddialar var. Umarım bu operasyonlar artarak devam eder. Çünkü gerçekten kara parayla ilgili biriktirilmiş çok ciddi sorunlarımız var."

"Tek ve en önemli şart: İrade"

- Kripto borsalarının suç gelirlerini aklamadaki rolü nedir? Bu borsalar "bilmeden" mi bu trafiğe alet oluyorlar yoksa denetim eksikliği mi var?

"Kripto varlıklara yönelik yakın zamana kadar herhangi bir düzenleme yoktu. Yani bir merkezi denetim yoktu. Çok sıklıkla elektronik parayla karıştırılır. Yakın zamana kadar bunlarla ilgili bir düzenlemenin ve denetiminin olmaması, merkezi bir sorumlu idarenin olmaması bu konuda uluslararası arenada ciddi biçimde suç gelirlerinin aklanmasında ve diğer suçların işlenmesinde ve bu gelirlerin aklanmasına zemin hazırladı. Türkiye'de de aynı bu şekilde oldu.

Yanılmıyorsam 2023 yılında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na kripto varlık hizmeti sağlayıcıları ve kripto işlemlerle ilgili çeşitli düzenlemeler yansıtıldı ve o tarihten itibaren en azından denetimler yapılmaya başlandı. Ama elbette ki çok uzun vadede biriktirilen sorunların birkaç yılda çözülmesini beklemek zaten doğru değil. Çok uzun dönemde el atmadığınız, uğraşmadığınız, mücadele etmediğiniz veya yeterince mücadele etmediğiniz çok ciddi alanlar var. Forex dolandırıcılığı, kripto hizmetlerinin suç gelirlerinin aklanmasında kullanılması bunlar arasında. Bunlara uzun süre el atılmadığı için ve etkin bir mücadele yürütülmediği için orada istenilen etkinlikte bir mücadelenin var olduğunu söylemek mümkün değil. Eğer bu kararlılık devam ederse elbette ki kripto varlıklarla ilgili suç gelirleri, onunla bağlantılı bütün işlemler çok daha aza indirilebilir.

Kapalıçarşı’yla ilgili MASAK raporlarında forex dolandırıcılığına yönelik işlemler geniş biçimde ele alınmış. Bu işlemlerde altın ticareti yapan kuruluşlar var. Zaten Kapalıçarşı yönetim kurulu başkanvekilinin sahibi olduğu bir kuyumculuk şirketinin en çok ön planda olduğu ifade ediliyor iddianamede ve MASAK raporunda. Sonra döviz büfelerinin bu organizasyon içerisinde olduğu iddia ediliyor. Tüm bu işlemlere bakıldığında önce altın alınıyor, döviz alınıyor, oradan bir sanal pos aracılığıyla bir ticaret varmış gibi gösteriliyor. Halbuki gerçek anlamda bir ticaret yok. Sonra oradan elde edilen paralar bankalarda ve kripto varlıklara dönüştürülüyor.

Kripto varlıklar hem suç gelirlerinin aklanmasında hem suç gelirlerinin yaratılmasında hem de vatandaşların nitelikli olarak dolandırılmasında çok ciddi anlamda kullanılıyor. İddianameye göre, birçok kişi yurtiçinde ve yurtdışında forex işlemleri nedeniyle dolandırılmış. Özellikle kadınları da kullanarak sosyal medya üzerinden iletişim kurdukları kişilerle -ki genelde paralı kişiler- forex işlemi yapmaları konusunda yönlendiriyorlar. Kısa bir sürede kazandırıyorlar ve paralarının bir bölümünü geri çekmelerine izin veriyorlar ki güven oluştursunlar. Ama sonrasında o yatırımcı daha fazla kazanmak için yönlendiriliyor ve sonuç belli.

Çok ufak tefek mevzuat eksiklikleri olabilir ama genele baktığımızda mevzuat açısından eksikliğimiz yok. Suç gelirlerinin aklanması veya dolandırıcılıkla ilgili yürütülen mücadelede tek ve en önemli şart irade. Eğer siz iradenizi bu suçlarla mücadele yönünde ortaya koyarsanız bu suçları mevcut mevzuat çerçevesinde çok ciddi anlamda geriletebilirsiniz. Tamamen yok etmek mümkün değil. Dünyada da bu suç gelirlerini aklama ve yasadışı bahisle ilgili çok yoğun faaliyetler var. Yani onlar da bir şekilde mücadele ediyorlar. Eğer iradenizi çok daha samimi biçimde ve net biçimde ortaya koyarsanız ve bunu da emniyete, MASAK’a, bürokrasideki mücadele eden diğer birimlere arkalarında olduğunuzu gösterip sonuna kadar gidilmesi yönünde mesaj verirseniz ben eminim ki bugün sağladığınız başarının en az bir katı çok kısa zamanda sağlanacak ve bu suçlarla ilgili çok daha etkin mücadele eden bir noktaya gelmiş olacağız.

"Suç endeksinde 10'uncu sıraya çıktık"

"Türkiye bu suç gelirleriyle, bu kriminal olaylarla, kara parayla, kara para cenneti gibi ithamlarla anılıyor. Organize suç inisiyatifine göre dünyada 14'üncü sıradan 10’uncu sıraya yükseldik. En çok da organize suç üyelerinin bürokrasiyle ve siyasilerle olan ilişkileri eleştirildi bu endekste. Dolayısıyla bu şekilde anılmak Türkiye için çok haksız, biz buna layık değiliz. FATF istediği için değil, kendimiz için bu etkinliği sağlamak zorundayız."

- Kripto paranın Kapalıçarşı’daki dükkanlar aracılığıyla önce fiziki dolara, sonra altına ve tekrar nakde dönüştüğü bu "zincirleme" trafik, teknik olarak bir yatırım faaliyeti mi yoksa suç gelirinin izini dijital ve fiziksel dünya arasında kaybettirmeyi amaçlayan tipik bir aklama yöntemi midir?

İddianameye göre, altın şirketlerine ve döviz büfelerine çeşitli paralar gönderiliyor. Altın alınmış gibi gösteriliyor. Bazen fiziki altın alınıyor, ben de döviz. Bazen de sanal pos cihazları aracılığıyla bir altın alımı veya bir döviz alımı varmış gibi gösteriliyor. Zaten suç gelirlerinin aklanmasında en çok kullanılan, en yaygın tiplerden bir tanesi, olmayan bir ticari işlemi varmış gibi göstermektir. MASAK raporunda da çok yoğun biçimde paravan şirketlerin kurulduğunu görüyoruz.

Suç gelirlerinin aklanmasında en temel özelliklerden bir tanesi de çok sayıda hesap, çok sayıda şirket bulundurulması çok yaygın bir modeldir. Dilan Polatlar örneğinde gördüğümüz gibi çok sayıda şirket kuruyorlar bu paraları dolaştırıp izini kaybettirmek için. Can Holding operasyonunda da aynı şekilde 100'e yakın şirket kurulduğu anlaşılmıştı.

Dolayısıyla bu şirketlerin çoğu tabela şirketleri, doğru düzgün ticari faaliyetleri olmayan şirketler. Niçin kuruluyor? Çoğu suç gelirlerinin aklanması amacıyla kurulan bu şirketler, aralarında para dolaştırıyor. Ticaret varmış gibi gösterilerek paranın hem izi kaybettiriliyor hem de sonuçta yasal bir ticaretten veya işlemden kazanılmış gibi gösterilerek aklanıyor. Burada da yapılan şey o. En nihayetinde kripto varlıklara dönüştürülüyor ve bu sayede yurtdışına kaçırılması ve götürülmesi çok daha kolaylaşıyor. Temel olarak gerçekleştirilen şey bu.

Bu tür olaylarda bir ödeme ve elektronik para kuruluşunu da görüyoruz. Yani elektronik ödeme kuruluşları aracılığıyla suç gelirlerinin aklandığına yönelik çok ciddi iddialar var, özellikle MASAK raporunda. Elektronik ödeme kuruluşları neden yoğun biçimde kullanılıyor? Çünkü bankacılık mevzuatı gibi çok rijit mevzuata ve kurallara tabi değiller. Sanal veya fiziki pos cihazları verebiliyorlar ve bunların denetimi de yeterince yapılmıyor.

Şimdi bu iki olgu birleştiğinde 2013'te kurulan elektronik ödeme sektörü, suç gelirlerinin aklamasıyla ilgili bugün gelinen noktada başta gelen sektörlerden."

Ticaret geleneğinden risk merkezine

Üç gün boyunca incelediğimiz veriler, Kapalıçarşı’nın kadim ticaret geleneğinin ötesinde, denetimsiz bırakılan alanların nasıl küresel bir risk merkezine dönüşebileceğini gösteriyor. Merkez Bankası'nın olacaklardan çok önce yaptığı uyarılar, MASAK raporlarındaki tespitler ve milyarlarca dolarlık kripto trafiğiyle birleşen bu tablo, Türkiye’nin gri liste kıskacındaki yerini daha görünür kılıyor. Dr. Ramazan Başak’ın da vurguladığı üzere ortaya çıkan bu durum, sadece bir dolandırıcılık vakasının ötesinde, uluslararası mali sistemle kurulan bağların ve denetim mekanizmalarındaki irade ihtiyacının yeniden sorgulanmasını gerekli kılıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.