Akşener: Kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimler özensiz dil kullanıyor

Akşener: Kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimler özensiz dil kullanıyor

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: "Ancak medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var..."

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş konusunda anlaşan muhalefet partilerinin oluşturduğu Altılı Masa, ikinci turun ilk toplantısını bugün yapacak.

İ Yİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık tartışmalarında öne çıktığı bir süreçte “Kazanacak aday” vurgusu yapması, yine “Noter değiliz” sözleri “Masada kriz mi var” sorusuna neden olmuştu.

Cumhuriyet'ten Sertaç Eş ve Gamze Kolcu'ya konuşan Akşener, ‘Masada sorun yok’ mesajı verdi. Akşener özetle şunları söyledi:


Cumhurbaşkanı adaylığına yönelik bir isim masanın gündemine gelir mi?


Şu ana kadar hiç konuşulmadı. Bugün itibarıyla da böyle bir şey beklemiyorum. Fakat CHP’nin, özellikle medyada destekçisi olan insanlar var. Hem onlar, hem de CHP yöneticileri, doğal olarak genel başkanlarını aday olarak görmek istiyor. Parti yöneticisi arkadaşlarımız bu konudaki görüşlerini daha mutedil bir dille, dikkatlice ifade ediyorlar.

Ancak medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.

Mesela aynı isimler, hemen her yayında ya da yazılarında, uzun bir süre, Sayın Davutoğlu, Sayın Babacan ve arkadaşlarının özeleştiri vermesi gerektiğini ifade ettiler. Oysa, her iki genel başkanı da o masaya Sayın Kılıçdaroğlu davet etti. Bunu görmezden geldiler.

Bu tavır, hem sayın genel başkanlara, hem de masaya davet eden Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı yapılmış bir saygısızlık. Bu dil zamanla öylesine cüretlendi ki, masaya parmak sallar hale geldi. Hatta işi, demokratik bir işleyiş ve istişare üzerine bina edilen masaya, noter görevi yüklemeye kadar götürdüler. Kendilerini muhalif olarak tarif ediyorlar ama açıkçası, o dil, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Burada iyi niyet görmüyorum.

‘KABUL EDİLEMEZ’


2018 seçimine giderken, partimizin seçime sokulmayacağı yolunda bilgi aldık. Bunun üzerine ben Sayın Kılıçdaroğlu’na gidip, 15 milletvekili istedim. Meclis’te grubumuz olduğunda sorun kalmıyordu. Bu konuda Kemal Bey’e duyduğumuz şükranı dört yıldır her platformda ifade ediyorum. Demokrasimize ciddi bir katkıda bulundu. Bu konuyu bile öyle egzajere ettiler ki anlatamam.

Demokratik bir ilişkiyi ve tavrı, bir ticari hesaba çevirdiler. Şunun da altını çizmek isterim; bu ülkede yıllardır CHP’nin siyasi duruşuna dair bir algı pompalanır. Özellikle milliyetçi-muhafazakâr seçmenin gözünde, antidemokratik olduğuna dair kemikleşmiş bir algı var.

Bizim o hamlemiz, CHP’nin demokrasimize katkı sunan kimliğini pekiştirdi. Seçmenin önemli bir bölümündeki ön yargıları kırdı. Bu yanını görmek istemiyorlar ve İYİ Parti’ye parmak sallamayı, ev ödevi vermeyi alışkanlık haline getirdiler. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu tavırlarıyla aslında en büyük hasarı, taraftarı olduklarını iddia ettikleri CHP’ye veriyorlar.

Cumhurbaşkanlığı kazanılamayınca o ittifak dağıldı, normaldir. 31 Mart’a gidildi, ittifak teklifini ben götürdüm. Kâr, zarar, ziyan bakmadık. Bu birliktelik öyle bir sinerji yarattı ki... Yan yana gelişin sinerjisi enerjisi; İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Antalya’yı sağladı. İktidardan rahatsız seçmene, “Evet başarabiliriz” duygusu verdi. Bunun demokrasimize ne kadar büyük bir katkı olduğunu teslim etmek gerekir.


Masada kriz mi var? İkinci tur başlıyor, 6‘lı masada sonuca ne kadar yakınsınız?

Masada bir sorun yok. Gördüğüm şey şu; farklılıklarımıza saygı duyduğumuz, müştereklerimizin öne çıktığı, gerçekten Türkiye için olumlu adımların atıldığı bir yer burası. Anlayamadığım konu ise; biz güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde konuşurken, konuşmamız gerekirken, bu adaylık mevzusuna nereden geldik? Biz getirmedik. O masada Türkiye’nin geleceğine dair çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Ama hep adaylık kısmı üzerinden tartıştırılıyor.

Söyleşinin tamamı