HDP'li Dede: "Demirtaş'a Kobene dosyasında yöneltilen tek suç yasadışı gösteri"

HDP'li Dede: "Demirtaş'a Kobene dosyasında yöneltilen tek suç yasadışı gösteri"

Kobane dosyasında Demirtaş'a yöneltilen tek suçun 2911, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet olduğunu söyleyen HDP Hukuk Komisyonu Başkanı Ümit Dede "AİHM’in Demirtaş kararından sonra bu iddianamenin hiç yazılmamış, davanın hiç açılmamış olması gerekiyordu." dedi.

Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 108 sanıklı 6-8 Ekim Kobanê eylemlerine ilişkin davanın ilk duruşması 26 Nisan’da Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak.

Dava öncesinde Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, Selahattin Demirtaş'ın avukatlarından Mahsuni Karaman ve HDP Hukuk Komisyonu Başkanı Ümit Dede zoom üzerinden basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
HDP Hukuk Komisyonu Başkanı Ümit Dede "Demirtaş’ın ana dosyası 31 fezlekeden oluşuyor, biri de Kobani. Suçlama, 2911, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet. Ölümler yok. AİHM’in Demirtaş kararından sonra bu iddianamenin hiç yazılmamış, davanın hiç açılmamış olması gerekiyordu." dedi. 

Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş ise şunları söyledi: "Ancak şu anda Türkiye’de bağımsız ve tarafsız bir yargıdan söz etmek mümkün olmadığı için tek başına haklı olmak ya da hukuken haklı olmak yetmiyor. Selahattin’in son tutuklanmasına dayanak gösterilen 3 bin 530 sayfalık iddianame hukukla alakası olmayan bir iddianame. Hakikatleri biz de anlatmaya çalışalım ve sizlerle de paylaşalım istedik."

GazeteDuvar'dan Nergis Demirkaya'nın aktardığına göre avukatların sorulara yanıtları özetle şöyle:

'KARŞI İDDİANAME HAZIRLAYACAĞIZ"

-Davadan ne bekliyorsunuz?

 Ümit Dede: AİHM’in Demirtaş kararından sonra bu iddianamenin hiç yazılmamış, davanın hiç açılmamış olması gerekiyordu. Davaya çok sıkı bir şekilde hazırlanıyoruz. İki aşamada olacak. Bir, bu iddianame aslında bir iddianame değil. Hükümetin yönlendirmesiyle hazırlandığı gerçeğini ortaya koyacağız. İkincisi, adeta bir karşı iddianame hazırlayacağız. Gerçek faillerin kim olacağı mutlaka ortaya konulacaktır. 

Mahsuni Karaman: İddianamede 108 sanıkla ilgili suçlamalar yaklaşık 250, 300 sayfa. İddianamenin diğer kısmı ülke genelindeki olay tutanakları, müşteki isimleri ve olayların anlatımından oluşuyor. İddianame gerçekten boş. Telefonlardaki resimler, 8 Mart kutlama mesajları delil olarak alınmış. Demirtaş’ın ana dosyası 31 fezlekeden oluşuyor, biri de Kobani. Suçlama, 2911, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet. Ölümler yok.

- Ahmet Davutoğlu’nun tanık olarak çağrılmasını düşünüyor musunuz?

Ümit Dede: Özel olarak Davutoğlu için söylemiyorum. Bizim tarafta da çok tanık var. O dönemde çözüm süreci vardı. Elbette, o dönem tartışılmaya başlanırsa söz söyleyecek çok kişi olacaktır.

Mahsuni Karaman: Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesindeki Demirtaş davasında Biz Davutoğlu’nun dinlenmesini talep ettik. 6 Ekim 2014’te 11 dakika 20 saniyelik telefon görüşme kaydının olup olmadığının sorulmasını istedik ama bu taleplerimiz karşılanmadı. Sadece Ahmet Davutoğlu değil, süreci yürüten, 6-8 Ekim’de görevde olan görevlilerin ve bürokratların tamamının dinlenmesini talep ettik.

- 6-8 Ekim Kobani olaylarında yaşamlarını yitirenlerin Kim oldukları, nasıl öldürüldükleri belli mi? Her biri için hukuki süreçler olmuş mu?

Mahsuni Karaman: Sizce Cumhurbaşkanı neden tam bir sayı veremiyor, ölümlerin ne zaman ve nerede olduklarını söylemiyor, çünkü devlet de bilmiyor. Basit bir cinayet dosyasında bile ilk yapılacak olan otopsi tutanağıdır. 37 kişiyi öldürmekte azmettirme davası açılmış, evet birileri ölmüş ama bir tek otopsi tutanağı bile yok.

- Bu isimlerin ailelerine ulaşıldı mı? Soruşturma açılıp açılmadığı tespit edildi mi?

Ümit Dede: Yargılamada bunları ifade edeceğiz. Ama iki örnek vermek isterim. O dönemde milletvekili olan Ayla Akat Ata’nın, silahlı sivil kişiler tarafından yolu kesildi, alıkonuldu, daha sonra serbest bırakıldı. Bugün bu dosyada o olayın azmettiricisi olarak yargılanıyor. O sivil silahlı kişilerden kurtulduktan sonra derhal savcılığa suç duyurusunda bulunuyor ama hiçbir araştırma yapılmamış, hiçbir şüpheli bulunmamış. Yana yakıla tanık, delil arayan savcı, Ayla Akat Ata’yı müştekiler arasına almıyor. O dönemde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı olan Gültan Kışanak, 7 Ekim’deki olayların şiddet boyutuna varması üzerine Diyarbakır Valisi ile konuşuyor, Vali, “Siz çıkarsanız sizin güvenliğinizi sağlayamayız. Evinizden çıkmayın” diyor. İddia ne? Olayları HDP’lilerin çıkardığı. Şayet öyleyse Gültan Hanım’ın HDP’lilerden kendisini korumasına gerek olur muydu? Olayların HDP ile ilgisi olmadığını tam tersine 27 kişinin HDP’li olduğu yönünde. Savcı nereden ne bulmuşsa koymuş dosyaya. Mahkeme iddianameyi gerçekten titizlikle incelemiş olsaydı Anayasa Mahkemesinin yaptığı gibi iddianameyi kabul etmezdi. İddianame iade edilmeliydi. 2018’e kadar yedi savcı değişiyor dosyada. Son savcı atandıktan sonra gizlilik kararı alınıyor ve sonra da böyle ucube bir dosya çıkıyor karşımıza.