Ekonomik krizin gölgesinde okullar açılıyor

Ekonomik krizin gölgesinde okullar açılıyor

Bir öğrencinin kırtasiye masrafının üçe katlandığı yeni eğitim-öğretim yılında yetersiz yatırım, özelleşme, güvencesiz istihdam ve müfredat sorunları sürüyor.

Pelin Ünker | Burcu Karakaş

"Formalarını aldık. Altı geçen sene 75 liraydı, hatırlıyorum. Bu sene 150 olmuş. Üstü de 45 idi, bu sene 100 lira olmuş. İkisi de iki katına çıkmış. Tahmin edersiniz bir parça yetmiyor, yedekli almak zorunda kalıyoruz çocuklar küçük olduğu için."

DW Türkçe'ye konuşan İstanbul'da ilkokul birinci sınıf öğrenci velisi olan Sinem Türküner Moralar, geçen yıla göre boya kalemlerinin fiyatının da 30 liradan 95 liraya, kalem fiyatının ise 6,5 liradan 12,5 liraya yükseldiğini söylüyor.

Kamuya ait eğitim yatırımlarının giderek azaldığı Türkiye'de2022-2023 eğitim-öğretim yılı 12 Eylül Pazartesi günü başlayacak. Okullar yine yüksek masraflar, yetersiz yatırımlar, özelleşme, güvencesiz istihdam ve müfredat sorunlarının gölgesinde açılıyor.

Anaokulları ve 1. sınıflar için uyum haftası geçen Pazartesi başlamıştı. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre Ağustos ayında eğitim harcama grubunda enflasyon yıllık bazda yüzde 34,4 arttı. Okul masrafları cep yakıyor.

Zorunlu ihtiyaçlar cep yakıyor

Eğitim Sen'in araştırmasına göre ise 2022-2023 eğitim öğretim yılı başlarken veliler, zorunlu ihtiyaçlara, ilkokul 1. sınıfa başlayacak bir öğrenci için 2 bin 840 TL, ortaokula başlayacak bir öğrenci için 3 bin 180 TL, liseye başlayacak bir öğrenci için 3 bin 270 TL ödemek durumunda.

Antalya'nın Kepez ilçesinde yapılan araştırmada kırtasiye ücretleri esas alınırken bu rakamların içinde yardımcı kaynaklar, kayıt ücreti, servis ücreti ve velilerden yıl içerisinde talep edilen katkı payı yok.

Tüm Kırtasiyeciler Derneği Başkanı Vecdet Şendil, basına yaptığı açıklamada, geçen seneye kıyasla bu yıl ürün bazında ortalama yüzde 80'lere varan fiyat artışı olduğunu belirterek "Bu yıl bir çanta ortalama 600 ila 800 liraya dolacak" dedi.

"Kırtasiye fiyatları üçe katlandı"

DW Türkçe'ye konuşan kırtasiyeci Ali Visalettin Hazinedaroğlu da kâğıt fiyatlarındaki artışa işaret ediyor:

"Kâğıt fiyatları belki 1'e 3 bile oldu. Geçen sene 54 diye sattığımız kâğıt, bu sene o fiyatlara biz alamıyoruz, çok pahalandı. 80-90'a alış fiyatları konuşuluyor."

Eğitim Sen'in araştırmasına göre ise bir yıl önce ilkokula başlayan bir öğrenci için en ucuz zincir marketlerde 234 TL'ye alınan kırtasiye malzemeleri bugün en az 3 kat artışla 710 TL'ye alınabiliyor. Buna göre 2021'de 45 lira olan okul çantası fiyatı 149 lira 95 kuruş, 34 lira 50 kuruş olan beslenme çantası fiyatı 79 lira 50 kuruş, 15 lira 50 kuruş olan suluk fiyatı 49 lira 75 kuruş, 8 lira 95 kuruş olan kalem kutusu fiyatı 18 lira 50 kuruşa çıktı.

Kayıt ve bağış paraları

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte okullarda kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamaları da gündeme geldi.

DW Türkçe'ye konuşan Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, eğitime ayrılan bütçenin yetersizliği nedeniyle uzun zamandır kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan devlet okullarının çözümü bu yıl da velilerin cebinde aradığını vurguluyor.

Kurul, "Her kayıt döneminde velilerden istenen 'kayıt parası' ve 'bağış parası' bu yıl velileri geçmiş yıllara göre daha fazla zorladı. Bunların dışında velilerden 'ihtiyaç maddeleri' listesi adı altında 'A4 kâğıdı, kâğıt havlu, sıvı sabun, tuvalet kâğıdı' vb gibi diğer ürünler için 300 ila 500 TL arasında para isteniyor" diyor.

Devlet desteği talebi

DW Türkçe'ye konuşan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık da devletin, asgari ücretle geçinenler başta olmak üzere okul masrafını karşılaması her geçen gün zorlaşan velilere eğitim masrafları için destek sağlaması gerektiğini söylüyor. Balık, "8 bin lira 10-11 bin lira arasına sıkışmış bir gelirimiz var. Dolayısıyla iki çocuklu bir kamu çalışanını düşündüğünüz zaman başlangıçtaki masrafları düşünecek olursak kıyafet, ayakkabı, spor kıyafeti vs. İçin yaklaşık 6 bin 250 lira gibi bir masraf yapmak gerekiyor iki çocuk için" diyor.

Çocuğun beslenme, servis ve yıl içinde değişen kırtasiye masraflarının da olacağına değinen Balık, bunun için de bir çocuk için aylık ortalama 1000 lira gibi masraf gerektiğini ifade ediyor.

Servis ücretleri zamlandı

İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası, 24 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında okul servisi ücretlerine yaklaşık yüzde 20 oranında zam yapıldığını açıkladı. Ankara'da okul servis ücretlerine zam geldi. Yapılan zamla birlikte 0-3 kilometre arası yıllık 5 bin 96 TL oldu. 15 kilometreyi aşan her kilometre için ise 150 TL ek ücret alınacak.

Devletin velilere finansal destek sağlaması gerektiğini savunan Mehmet Balık, "Peki 9 bin lira maaş alan bir kamu çalışanı aylık 2 bin lira çocukları için harcarsa ev kirasını, diğer beslenme, ısınma harcamalarını nereden karşılayacak? Karşılayabilmesinin mümkün olmadığını söyleyebiliriz" diye konuşuyor.

Beslenme sorunu büyüyor

Eğitim-Sen de okullardaki beslenme sorununa dikkat çekiyor. Türkiye'de çoğu öğrencinin sabah kahvaltısı yapmadan okula geldiğini ve yemek yemeden günü tamamladığını vurgulayan sendika, sağlıklı beslenme alışkanlığının çocukların sadece büyüme ve gelişiminde değil, okul başarısı üzerinde de son derece etkili olduğuna dikkat çekerek bu sorunun acil çözülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücünün giderek düştüğü bu dönemde öğrencilerin beslenme sorununun daha yakıcı hale geldiğini ifade eden Nejla Kurul, "Okullarda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek hakkı devlet tarafından karşılanmalıdır. MEB, çocuklarımızın sağlıklı gelişimi ve eğitim sürecinin sağlıklı işlemesi için öğrencilerin beslenme sorununu çözmek için ayrı bir bütçe ayırmak durumundadır" diyor.

Eğitim yatırımları yarı yarıya düştü

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi, 2022 yılı için 189 milyar 11 milyon TL olarak açıklanmış, bu rakam milli gelirin yüzde 10,79'unu oluşturmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay ise 2002'de yüzde 17,18 iken bu sene 8,06 oldu. Buna göre Bakanlığın eğitim yatırımları 20 yılda yarı yarıya düştü.

Nejla Kurul, okulların önemli bir bölümü ciddi anlamda ödenek sıkıntısı çekerken bakanlığın göndermediği kaynakların öğrencilerden düzenli olarak toplanan aidatlar, bağışlar ve okulların ticari faaliyetlerinden karşılandığını ifade ediyor.

Kurul, özellikle yoksul mahallelerde Türkiye ortalamasının çok üzerinde kalabalık sınıf sorunu yaşandığını, okulların fiziki donanımının, en temel eğitim araç gereçlerinin olup olmamasının, okulda öğrencilerden para toplanıp toplanmamasına göre değişiklik gösterdiğini belirtiyor

Kamunun eğitime ayırdığı payın azaldığı dönemde özel okulların oranı ise yüzde 3'lerden 30'lara ulaştı.

Özel okul ücretleri de bu yıl cep yaktı. Özel okulun yıllık ücreti büyükşehirlerde yıllık 100 bin TL'yi aştı. Anaokulu ücreti yüzde 8 KDV hariç bazı özel okullarda 100 bin lira, ilkokulda 120 bin lira ve ortaöğretimde 150 bin lira oldu. Peşin ödeme, kredi kartına tek çekim veya taksit gibi seçenekler sunulup ücret artırıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, yönetmelik değişikliğiyle özel okullarda zam oranını yüzde 36 ile sınırlandırmıştı. Özel okullar ise bu farkın yemek, kırtasiye, kıyafet ve servis hizmeti ücretlerine yaptığı zamlarla kapatmaya çalıştı.

Güvencesiz çalışma artıyor

Türkiye'de özel okulların sayısı artarken öğrencilerin aileleri yüksek fiyatlı okul ücretlerine, bu okullarda çalışan öğretmenler ise hak kayıplarına maruz kalıyor. Özel sektör öğretmenleri, kamudaki öğretmenlere göre daha düşük ücretler, daha uzun çalışma saatleri ve kısa süreli sözleşmeler gibi hak kayıpları yaşıyor.

Özel okullarda ve dershanelerde çalışan öğretmenlerin örgütlendiği Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, geçen haftalarda 2014'te yürürlükten kaldırılan taban maaş uygulamasının tekrar yürürlüğe konması talebiyle alanlara çıkmıştı.

Taban maaşla ilgili yürürlükten kaldırılan yasada özel öğretim kurumunda çalışan eğitimciler kamu kurumundaki denginden düşük maaş alamaz diyordu. Şu anda ise haftada 60 saat çalıştırılan özel öğretmenlerin çoğu asgari ücret ya da biraz üstünü alıyor.

DW Türkçe'ye konuşan öğretmenler, bir yıl dolmadan iş veren tarafından seneye tekrar işe alınacakları gerekçesiyle istifaya zorlandıklarını, bu nedenle işsizlikle karşı karşıya kalırken kıdem tazminatından da mahrum olduklarını belirtti.

Eğitim-Sen de kamudaki ücretli öğretmen sorununa dikkat çekiyor. 15 Temmuz 2016 sonrasında tek bir kadrolu öğretmen ataması yapılmadığını, yapılan bütün atamalarda öğretmenlerin sözleşmeli olarak atandığını ifade eden sendika, 2022-2023 eğitim öğretim yılında en az 80 bin ücretli öğretmenin görev yapmasının beklendiğine işaret ediyor. Eğitim-Sen Başkanı Nejla Kurul, "Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için eğitimde her türlü güvencesiz istihdam uygulamasından derhal vazgeçilmeli" çağrısı yapıyor.

Müfredat sorunu devam ediyor

Türkiye'deki eğitim sistemine ilişkin tartışmalardan biri de müfredat sorunu.

Eğitim-Sen,Türkiye'de eğitim sisteminin en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaştığı, okullarda dinselleşmenin hızla artarak kaygı verici boyuta ulaştığı görüşünde. Sendika, MEB'in geçmişte eğitimin dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzaladığı ‘iş birliği' protokollerinin, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirdiğini savunuyor.

Eğitim müfredatına bilim dışı müdahaleler olduğuna işaret eden sendika, felsefe-bilim derslerinin azaltılması, okulda mescit uygulaması, zihinsel engelli çocuklara zorunlu din dersi getirilmesi, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin camilere götürülmesi, din eğitiminin fiilen okul öncesine hatta kreşlere kadar indirilmesi gibi uygulamalara dikkat çekiyor.

Türkiye'de okullaşma politikasının siyasi hedeflere göre belirlendiğini savunan Eğitim-Sen, Eğitimin Durumu 2022 adlı raporunda, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortaöğretimde mesleki eğitim ve İmam Hatip okulları temelli olarak şekillendirilen okullaşma politikasının, öğrencilerin çoğunluğunun bu okullara gideceği veya gitmesi gerektiği ön kabulü üzerinden biçimlendirildiği" ifade edilerek "Böylece, bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu öğrencileri ara elemanlar ve ucuz işgücü olarak gören politikalar yaşama geçirilirken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir" deniliyor.

MEB'in 2021 yılına ait İstatistiklerine göre Türkiye'de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde 9 milyon 352 bin 605'i erkek, 8 milyon 733 bin 338'i kız olmak üzere toplam 18 milyon 85 bin 943 öğrenci örgün eğitim alıyor. Öğrencilerden 15 milyon 194 bin 574'i resmi, 1 milyon 310 bin 605'i özel ve 1 milyon 580 bin 764'ü ise açık öğretim kurumlarında okuyor.

Kaynak:Haber Kaynağı