Erdoğan: Türkiye'nin dış politikadaki vizyonu barış odaklı olmuştur

Erdoğan: Türkiye'nin dış politikadaki vizyonu barış odaklı olmuştur

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "Mülteci krizi kendilerine daha iyi gelecek aramak için yola çıkan masumların botlarını batırıp onları ölüme terk etmekle, sınırlara duvarlar örmekle, insanları kamplara doldurmakla çözülemez" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurul görüşmelerinde bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

"TURKOVAC'I TÜM İNSANLIĞIN HİZMETİNE SUNDUK: Koronavirüste aldığımız derslerin en başta geleni küresel sorunların çözümünde uluslararası dayanışmanın önemiydi. Türkiye olarak hiçbir ayrım gözetmeden 161 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa destek sağladık. Yerli ve milli aşımız TURKOVAC'ı tüm insanlığın hizmetine sunduk.

KÜRESEL EKONOMİ YENİ ŞOK DALGASINA MARUZ KALDI: Salgında ağır darbe alan küresel ekonominin Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte yeni şok dalgasına maruz kaldığını görüyoruz. Enerji, gıda, hammadde fiyatlarının oluşturduğu enflasyon baskısı tüm ekonomileri ve sosyal refahı menfi yönde etkilemektedir.

Enflasyon baskısı dünya çapında tüm ekonomileri ve sosyal yaşamı etkilemektedir. Türkiye olarak öteden beri enerji konusunda rekabet değil işbirliği alanı olarak baktık. Gelişmeler enerji arz güvenliğini yeniden gündeme taşımıştır.

DÜNYA NÜFUSUNUN BEŞTE BİRİ AÇLIKLA UĞRAŞIYOR: 21. yüzyılda dünya nüfusunun 5'te 1'inin açlıkla uğraşması izah edilebilir değildir. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı karanlık tabloyu umudun ışığıyla aydınlatabilmenin yegane yolu uluslararası işbirliği, dayanışmayı hakkaniyetli ve adaletli yaklaşımla güçlendirmektir. Ortak gündemle harekete geçmemiz gereken bir döneme girdik.

TARAFLARI İSTANBUL'DA BİR ARAYA GETİRDİK: Türkiye olarak Rusya-Ukrayna savaşının meydana getirdiği sarsıntılarla mücadeleyi ortaya koyuyoruz. İlk günden bu yana savaşın kazananı adil barışın kaybedeni olmayacağı düşüncesiyle hareket ettik. Yaşanan krizin çözümünde diyalog ve diplomasinin anahtar rolüne vurgu yapıyoruz. Tarafları önce Antalya Diplomasi Forumu sonra İstanbul'da bir araya getirdik. Sayın Genel Sekreterle birlikte yürüttüğümüz yoğun çabalar neticesinde Ukrayna tahılının dünyaya ulaşmasını temin ettik. Bu gelişmeyi sağlayan İstanbul mutabakatının ikinci ayı dolarken sevkiyatın her geçen gün ivme kazanmasını memnuniyetle izliyoruz.

TAHIL ARZININ SÜRDÜRÜLMESİ KRİTİK: Tahıl arzının sürdürülmesinin sağlanmasında kritik öneme sahip bu mutabakat BM'nin son yıllarda imza attığı en büyük başarılardan biridir. Uluslararası camiadan medet umanların BM'ye besledikleri güven bu başarıyla yeniden tazelenmiştir.

İstanbul Mutabakatı hayati önem arşeden meselelerde müzakerelerin sonuç verdiğini ispatlamıştır. Zaporijya Nükleer Santrali'ndeki kriz konusunda aynı anlayış sergilenebilir.

Buradan uluslararası kuruluşları ve tüm ülkeleri Türkiye'nin kalıcı barışın tesisine yönelik çabalarına samimi destek vermeye çağırıyorum. Her iki tarafa da krizden onurlu çıkış imkanı verecek makul, adil, uygulanabilir diplomatik çözümü beraberce bulmamız gerekiyor.

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR: Bilhassa Güvenlik Konseyi'nin etkin, demokratik, şeffaf ve hesap verebilir yapı ve işleyişe kavuşturulması insanlığın barış, adalet, refah arayışında önemli dönüm noktasını teşkil edecektir. Dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür gerçeğin altını her platformda en kuvvetli şekilde çizmeye devam edeceğiz.

TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI BARIŞ ODAKLIDIR: Türkiye'nin dış politikadaki vizyonu daima barış odaklı olmuştur. Tüm dünyada sulh-ü sükunu hakim kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Çatışmaların çözümü konusunda çaba harcıyoruz. Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Afrika'ya kadar farklı coğrafyalarda anlaşmazlıkların giderilmesinde yeri geldiğinde arabulucu, kolaylaştırıcı olarak yapıcı rol üstleniyoruz.

Sorunların değil çözümlerin parçası olmayı sağlayacak inisiyatifler alıyoruz. Suriye krizinde halkın meşru beklentileri doğrultusunda kalıcı çözümün önemini tekrar vurguluyoruz. Çözümsüzlüğün sürmesi bölgemizin güvenlik ve istikrarını, Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir.

MÜLTECİ KRİZİ İNSANLARI KAMPLARA DOLDURMAKLA ÇÖZÜLEMEZ: 4 milyonu aşkın sivil ülkemizin yardımlarıyla hayata tutunmaktadır. Yardım kararının uzatılması için Güvenlik Konseyi mesuliyetini yerine getirmelidir. Ülkemize saldırılar gerçekleştirilen, Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden PKK ve türevlerine karşı Türkiye'nin kayıtsız kalması mümkün değildir.

Suriye'nin çeşitli bölgelerinde 100 bin briket ev inşa ediyoruz. Bunların önemli bölümünü tamamlayıp teslim ettik. Ayrıca yaklaşık 1 milyon Suriyelinin topraklarına dönmesini sağlayacak 200 bin konut inşası için hazırlıklara başladık.

Güvenli bölgelerde inşa edilecek bu projenin hayata geçirilmesi için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç vardır. Herkesin gerekli çabayı göstermesini, dayanışma sergilemesini bekliyoruz. Mülteci krizi kendilerine daha iyi gelecek aramak için yola çıkan masumların botlarını batırıp onları ölüme terk etmekle, sınırlara duvarlar örmekle, insanları kamplara doldurmakla çözülemez.

YUNANİSTAN'IN ZULÜMLERİ GİDEREK ARTIYOR: Hal böyle iken Yunanistan'ın Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de göçmenlere yönelik zulümlerin giderek arttığını görüyoruz. Türkiye olarak biz yeni Aylan bebeklerin cesetleri kıyalara vurmasın diye çırpınırken, Yunanistan hukuksuz, pervasız geri itmeleriyle Ege'yi mülteci mezarlığına çevirmektedir.

Geçen hafta 9 aylık Asım bebek ve 4 yaşında Abdülvahap aileleriyle birlikte Yunan sahil güvenlik güçlerinin botlarını batırması sonucu vefat etmiştir. Avrupa'nın ve BM kurumlarının insanlığa karşı suç teşkil eden acımasızlıklara artık dur demesinin vakti çoktan gelmiştir.

ULUSLARARASI TOPLUMU KKTC’Yİ RESMEN TANIMAYA DAVET EDİYORUZ: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte hep iyi niyetli ve yapıcı bir çaba sergiledik. Gerçekleri görmek isteyen herkes, bugün adada iki ayrı devlet, iki ayrı halk olduğunu bilmektedir. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü haklarının tescil edilmesi adadaki çözümün anahtarıdır. Uluslararası toplumu, Kıbrıs Türklerine yönelik zulme son vermeye, bir an önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni resmen tanımaya davet ediyoruz.” (ANKA)