Fincancı’ya ‘acele’ iddianame: Savcı delilleri beklemediğini kabul etti

Fincancı’ya ‘acele’ iddianame: Savcı delilleri beklemediğini kabul etti

TTB Başkanı Fincancı hakkındaki davayı açan savcı, soruşturmada delillerin incelemesinin tamamlanmasını beklemeden dava açtığını kabul etti. Savcı, Fincancı’nın evindeki aramada bulunduğu iddia edilen dijital verilerin incelemesinin “henüz tamamlanmadığını, inceleme sonucunun bilahare dosyaya eklenebileceğini” belirtti. Savcı, ev araması sonrasında basında, kamuoyuna suç unsuruymuş gibi gösterilen dede ve baba yadigarı mermilerle örgüt dokümanı olarak sunulan kitabı da delil olarak saymadı.

ERSAN ATAR

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açan savcının, soruşturmada toplanan delillerin incelemesini beklemediği ortaya çıktı. Savcı bu durumu iddianamesinde kabul etti. Savcı, Fincancı’nın evinde yapılan aramadan sonra basında, kamuoyuna suç unsuruymuş gibi gösterilen dede ve baba yadigarı mermilerle örgüt dokümanı olarak sunulan kitabı delil olarak saymadı.

TTB Başkanı Fincancı’nın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), PKK ile mücadelede kimyasal silah kullandığını söylediği iddia edilen sözlerinin ardından başlatılan soruşturma sonunda hazırlanan iddianamede iki detay dikkat çekti.

“Dijital delilleri beklemeye gerek yok”

İddianamede Fincancı’nın soruşturmaya konu olan sözlerini söylediği Medya TV’nin, PKK’nın yayın organı olduğu Fincancı’nın bu durumu bilerek video konferans yöntemiyle yayına katıldığı vurgulandı.

Yayın sırasında ekrandaki görüntülerin de PKK propagandası niteliğinde olduğu savunulan iddianamede, Milli Savunma Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ihbarının dikkate alındığı görüldü. İddianamede, “Fincancı’nın ben sadece sunucuyu görüyordum” savunmasının neden kabul edilmediği de şöyle anlatıldı:

“Her ne kadar şüpheli skype bağlantısı üzerinden bağlanması nedeniyle televizyonda paylaşılan ekran görüntülerinden haberinin olmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu programın görüntülü veya sesli görüşme şeklinde iletişim sağladığı, PKK silahlı terör örgütünün basın yayın organı olan Medya Haber TV'nin canlı bağlantı görüntülerinde şüphelinin kulaklık takmak suretiyle belli bir ekrana baktığının net bir şekilde görüldüğü, diğer ekran paylaşımında Medya Haber TV sunucusu olan ve hakkında kolluk birimleri tarafından aranma kaydı bulunan Selahattin Işıldak Kod isimli Adnan Göksungur'un da şüpheliyi görebilecek şekilde ekrana bakıldığı…”

İddianamenin, kamuoyuna yansıyan bilgilerin dışında en dikkat çekici bölümünü de Fincancı’nın ev araması sırasında ele geçirildiği iddia edilen “dijital veriler”e ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı satırlar oluşturdu. Savcı Murat Demir, bu dijital verilerin incelemesinin sonucunu beklemediğini şu ifadelerle kabul etti:

“Şüpheli hakkında ev araması yapıldığı, bir kısım dijital materyallerine sulh ceza hakimliği kararınca el konulduğu ve inceleme işlemlerine başlanıldığı, şüpheli hakkındaki dijital inceleme işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ancak terör örgütü propagandası yapma suçunun anlık ve tek hareketle gerçekleşebilen bir suç olduğu, temadi eden bir suç olmadığı, inceleme sonucunun bilahare kovuşturma aşamasında dosyasına eklenebileceği, inceleme sonucunda suç unsuru çıkması halinde Sayın Mahkemenize ek delil veya suçun takdiri hususunda ilave değerlendirme yapılabileceği...”

Savcı Demir, iddianameyi bu incelemenin sonucunu beklemeden açmasının bir başka nedenini de, “Fincancı’nın tutukluluğunun devam ediyor olması” olarak anlattı.

Dezenformasyona savcı da inanmadı

TTB Başkanı Fincancı’nın ev aramasından sonra polis tarafından basına servis edildiği iddia edilen görüntülerde Fincancı’nın asker olan dede ve babasından hatıra olduğunu belirttiği mermiler ve Bejan Matur’un Dağın Ardına Bakmak isimli kitabı yer alıyordu.

Bu “hatıra mermiler” ve yayınevlerinde o günlerde satışta olan kitap basında Fincancı’nın örgütle bağlantılı olduğu şeklindeki ifadelerle aktarılmıştı. Bu yayınlar, o günlerde Meclis’te görüşmeleri devam eden “Dezenformasyon Yasası”na örnek olarak gösterilmişti.

Savcı Murat Demir’in basında suç unsuru olarak yansıtılan bu mermiler ve Dağın Ardına Bakmak kitabını delil olarak hiç değerlendirmeye bile almadığı görüldü. İddianamede bu mermiler ve kitaptan hiç söz edilmediği gibi, “deliller” bölümünde de sadece Milli Savunma Bakanlığı’nın “ihbar” yazısının ekindeki soruşturmaya konu video görüntülerine yer verildi.