Gara operasyonu ve sonrasında neler oldu?

Gara operasyonu ve sonrasında neler oldu?

Milli Savunma Bakanı Akar'ın TSK'nın Gara operasyonunu bitirmesinden sonra yaptığı açıklamada "13 sivil vatandaşın PKK tarafından şehit edildiklerini" açıklamasının ardından iktidar ile muhalefet arasında çok sert tartışmalar yaşandı. Karşılıklı sert suçlamalar siyasetin tansiyonunu yükseltti. İşte dün yaşananların ayrıntıları.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Irak'ın kuzeyindeki Gare bölgesinde yürütülen askeri operasyonda 13 Türk vatandaşının cansız bedenine ulaşıldığı açıklaması Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Gün içinde AKP'lilerin HDP'yi PKK ile eşitleleyen açıklamaları peş peşe gelirken CHP'lilere de HDP ile işbirliği suçlaması üzerinden ağır ifadeler yöneltildi. Twitter, iktidar ile muhalefetin sert tartışmalarına sahne oldu. İşte dün gün boyu yaşananlar.

"Başlarından vurularak öldürüldüler"

Gara’da yaşananlara ilişkin ilk açıklama önceki gün gece yarısı Akar’dan geldi. Akar şunları söyledi:

“Pençe Kartal-2 Harekât bölgesinde faaliyetlerimiz devam ederken, yoğun çatışmaları müteakip kontrol altına alınan mağarada yapılan aramalarda alıkonulan 13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşılmıştır. Yapılan ilk incelemede masum ve silahsız vatandaşlarımızdan birinin omzundan, diğer 12 vatandaşımızın başlarından vurularak şehit edildikleri tespit edilmiştir. Böylece PKK’nın kalleş ve cani yüzü bir kez daha görülmüştür. Sağ olarak ele geçirilen iki teröristin verdiği ilk bilgilerde ise vatandaşlarımızın mağaraya yönelik harekâtın başlangıcında sözde mağara sorumlusu terörist tarafından şehit edildikleri ifade edilmiştir. Bu arada vatandaşlarımızı şehit eden mağaradaki teröristlerin tamamı etkisiz hâle getirilmiştir.”

Genelkurmay Başkanı: "İstihbarat vardı"

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler de "2015 yılından önceki ortamda kaçırılan personelimiz var. Bu vatandaşlarımızı da çok çeşitli mağaralarda saklayarak kaçırmaya çalıştılar. En sonunda istihbarat kurumlarımızdan aldığımız bilgiler, elde ettiğimiz bizim kendi özel çalışmalarımız, keşif unsurlarının çalışmaları sonucunda bunların Gara bölgesinde olabileceğine dair çok iyi kanıtlar bulduk ve bunların üzerinde de çalışmaya başladık” dedi.

Malatya Valisi: "Bombardımanda şehit oldular demek alçaklık"

Malatya Valisi Aydın Baruş, 13 kişiden 10'unun kimliğinin tespit edildiğini, 3 kişinin kimlik belirleme çalışmalarının açıkladı. Baruş, "Terör örgütünün evlatlarımızın bombalı saldırıda şehit olduğu söylentileri alçakça bir provokasyondur" ifadesini kullandı. Baruş, kimliği tespit edilenleri şöyle açıkladı:

Uzman Çavuş Hüseyin Sarı: 13 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolunda yolcu otobüsünden indirilerek alıkonuldu.

Polis Memuru Sedat Yabalak: 28 Temmuz 2015 tarihinde izinli gittiği Erzurum'dan ailesiyle birlikte dönerken Diyarbakır/Lice- Bingöl yol ayrımında alıkonuldu. Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'nde görevli

Astsubay Çavuş Semih Özbey: 18 Eylül 2015 tarihinde Tunceli-Erzincan karayolunda alıkonuldu. Rize İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli.

Er Adil Kabaklı: 2 Ekim 2015 tarihinde Ağrı'daki birliğine katılmak üzere yola çıktı ve Tunceli-Pülümür karayolunda alıkonuldu.

Polis Memuru Vedat Kaya: 24 Temmuz 2016 tarihinde Lice İlçesi Berkilin Deresi mevkiinde ailesiyle birlikte seyir halindeyken alıkonuldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde görevliydi.

Er Süleyman Sungur: 15 Ağustos 2015 tarihinde Diyarbakır karayolunda alıkonuldu. Bingöl İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevliydi.

Uzman Erbaş Mevlüt Kahveci: 21 Eylül 2016 tarihinde Hakkari-Çukurca karayolunda alıkonuldu. Hakkari İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevliydi.

Er Müslüm Altıntaş: 2 Ekim 2015 tarihinde Tunceli-Pülümür karayolunda alıkonuldu. Erzincan'daki birliğine katılmak üzere yola çıkmıştı.

Aydın Köse: Adıyaman nüfusuna kayıtlı vatandaş

Muhammet Salih Kanca: Samsun nüfusuna kayıtlı vatandaş

HDP: "İktidar hesap vermeli, PKK elindeki kişileri bırakmalı"

HDP’den olayla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:

"Bu sınır ötesi operasyon sonucunda, uzun süredir PKK’nin elinde tutulan ve kendilerini silahlı bir saldırıdan koruma imkanından mahrum olan 13 kişi ve hayatını kaybeden herkes için derin üzüntülerimizi, kayıpların ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. İktidar, partimizden hesap sorma değil, kayıpların ailelerine ve topluma hesap verme konumundadır. Aynı şekilde PKK de hayatları kendilerine emanet olan tutsakların nasıl can verdiklerine, bu ölümlerdeki kendi sorumluluklarının ne olduğuna ilişkin olarak Türkiye ve dünya kamuoyunu bilgilendirmelidir. Alıkonanların yaşamları rastlantılara ve çatışma ortamının insafına bırakılmamalı, ailelerin ve kamuoyunun talebine karşılık, PKK elinde tutmaya devam ettiği kişileri salıvermelidir” dedi.

Başsavcılık: "Esir kampını Türkiye bombaladı paylaşımlarına soruşturma"

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir açıklama yaptı ve “Bir kısım sosyal medya platformlarında ‘esir kampını Türkiye bombaladı’ vb. şeklindeki paylaşım yapanlar hakkında soruşturma” başlatıldığını duyurdu. Başsavcılığın soruşturma açtığı isimler arasında HDP milletvekilleri Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu da yer aldı.


Bahçeli: "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak"

MHP lideri Devlet Bahçeli ise olayla ilgili "Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, hiç kimse şablon ve bildik ezberlerin arkasına saklanamayacaktır. Masumların kafalarına kurşun sıkan hainleri kim aklamaya ve arkalamaya yelteniyorsa bilinsin ki cinayetlere taammüden iştirak etmiş demektir. Ve teröristtir” açıklaması yaptı.

Kılıçdaroğlu: "Birlikte mücadale edeceğiz"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçaroğlu ise sosyal medyada yayınladığı video ile olayı kınadı. Kılıçdaroğlu, “Mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Çok acılar çektik, bugün Gara'dan 13 şehidimizin haberi geldi. İçimiz yanıyor. Evlatlarımız, bizim evlatlarımız. Kamu görevlileri var, vatandaşlarımız var. Yüreğimiz yanıyor, içimiz yanıyor. Ama bütün bunlara rağmen iktidar sahipleri 'bizden' ve 'sizden' diye bağırarak konuşuyorlar. Allah aşkına kim bizden kim sizden. İçimiz yanıyor, evlatlarımız hayatlarını verdi bu güzel ülke için. Derin bir yastayız. Ama birlikte olacağız, birlikte mücadele edeceğiz. Türkiye'yi birlikte aydınlığa çıkaracağız" dedi.


Soylu: "Karayılan'ı bin parçaya bölmezsek millet yüzümüze tükürsün"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "6 yıl önce PKK tarafından kaçırılan Kuzey Irak'ta alıkonulan 13 evladımız, alçakça, kalleşçe şehit edildi. Bunun üzerine hâlâ PKK'yı aklamaya çalışan pislikler var. PKK ile aynı açıklamaları yapmaktan utanmayan aynı yalanlara sahip çıkan haysiyetsizler var. Evlatlarımıza ve ailelerine çektirdiklerinin hesabı soruldu, sorulacak. Murat Karayılan'ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün" diye tepki gösterdi.


CHP'li Bakan: "Yıllardır ailelerle birlikte bağırıyoruz"

Gare olayı ile ilgili çarpıcı bikr açıklama CHP milletvekili Murat Bakan’dan geldi. Bakan Twitter’dan yaptığı paylaşımlarda 2016 yılından beri alıkonulan asker ve polislerle ilgili biri 4 gün önce olmak üzere TBMM'ye 6 soru önergesi verdiğini, basın toplantısı düzenlediğini belirterek "Boş naraları bir kenara bırakın da yıllardır niçin hiçbir şey yapmadınız bunun hesabını verin! Yıllardır ailelerle birlikte bağırıyoruz. Neredeydiniz?" dedi.

Veli Ağbaba: "Hamaset yerine özür dileyin"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da Twitter’da PKK'nın elindeki asker ve polislerin aileleri ile birlikte düzenledikleri basın toplantısının videosunu “Sizde hiç utanma yok mu? Dün PKK’nın katlettiği evlatlarımızın anaları babaları yalvardı. Seslerini duymadınız, yüzlerine tüm kapıları kapadınız, ailelerin sesi olduk bizi de dinlemediniz. Bugün hamaset yapmayın, özür yerine utanmadan üste çıkıyorsunuz. Susun aileleri dinleyin” notuyla paylaştı.

İHD Başkanı: “Devlet bize ‘örgütü muhatap almayız’ dedi”

İHD Başkanı Türkdoğan ise BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada "Eskiden alıkonulanlar bir şekilde serbest bırakılırdı. Biz son grup için beş yıldır uyarıştık, ailelerle birlikte kaç defa basın açıklaması yaptık, çağrıları yaptık, girişimlerde bulunduk ama sonuç alamadık ne yazık ki. Mecliste ve farklı kurumlarda çok görüşme gerçekleştirdik. Devlet bize 'Örgütü muhatap almayız' dediği için bu kadar uzun sürdü, açık ya da dolaylı muhatap alsalardı belki çözebilirdik” dedi.


Fahrettin Altun'dan tweet yağmuru

Akşam saatlerinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun art arda tweetler paylaştı. Altun, Türkçe ve İngilizce hazırlanan “PKK-HDP ilişkisinin kökeni” başlıklı videoları “Buradan avazımız çıktığı kadar gür bir sesle haykırıyoruz. HDP demek PKK demektir. HDP, PKK’dan aldığı emirle hareket eden bir siyaset kuklasıdır. Bu gerçeği bugün bir kere daha gördük. HDP’yle olan ittifakları zarar görmesin diye PKK’nın adını dahi anamayanları da gördük” ifadesiyle paylaştı.



Özel ve Altun arasında "engelleme" polemiği

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Altun'un CHP'yi suçlayan paylaşımlarına yanıt verirken AKP'lilerin Gara olayını kınarken PKK adını anmadıkları paylaşımlarını alıntıladı.



Özel, hemen ardından da Fahrettin Altun'un kendisini engellediğini duyuran bir tweet atarak "Anlaşılan birilerinin kimyası bozuldu" dedi.
Bunun üzerine Altun; Özel'in tweetine ilişkin "Kıymetli takipçilerim... Ben bu şahsı aylar önce engelledim. Adab-ı muaşeretten yoksun, saygısız, müfteri bir varlık olarak tanıdım kendisini. Gördüğüm kadarıyla o günden bugüne bir arpa boyu yol alamamış. Bu duygu ve düşüncelerle kendisine mesafe koydum. İncinmiş..." şeklinde yanıtladı.

Mahir Ünal'dan Kılıçdaroğlu'na ağır suçlamalar

Altun’un “PKK’nın adını anmayanlar” diyerek muhalefeti eleştirmesinin ardından AKP Genel Başkan Yardımıcı Mahir Ünal da Kılıçdaroğlu’nun açıklamasında PKK adını anmadığını belirterek ağır suçlamalar getirdi.


AKP'liler savunmada

Ancak bunun ardından AKP’li yetkililerin ve bakanların yine “PKK” demeden yaptıkları kınama açıklamaları sosyal medyada dolaşmaya başladı.
Bunun üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın savunma niteliğinde twetleri geldi. Oktay “Hain PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN adını anmamak başka bir şeydir, onun iğrenç adını ağza almayıp, ne olduğunu haykırmak başka bir şey! Hangisi daha kötüdür? İhanet yuvasının adını açık açık zikretmemek mi yoksa işin ucunda PKK olduğunu bile bile uzantılarıyla iş tutmak mı?” diye yazarken Şentop da “Mel’un terör örgütü = PKK terör örgütü = PKK Adını değil zamirini telaffuz etmiştik. Adını telaffuzda bir sorun gördüğümüzden veya çekindiğimizden değil. PKK’ya ve bütün işbirlikçilerine tekrar lanet; binlerce kez lanet… Buyrun…” diye yazdı.

Etiketler :