Yargıdaki yeni eğilim: "Silivri’yi gösterip, eve razı etme”

Yargıdaki yeni eğilim: "Silivri’yi gösterip, eve razı etme”

Boğaziçi Üniversitesi protestolarının ardından yapılan adli işlemlerde sıkça duymaya başladığımız ev hapsi kararı, infaz uygulamasının yeni gözdesi oldu. Sadece Şubat ayının ilk iki haftasında kamuoyuna yansıyan 50’ye yakın ev hapsi kararı verildi. Elektronik kelepçe ile konutu terk etmeme kararı verilenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Son olarak Ankara’da Çin Büyükelçiliği önünde nöbet başlatmak isteyen Uygur Türklerinden 10’unun ev hapsi cezasına çarptırıldığı ve bir otelde tutuldukları belirtildi. Bunun dışında sadece Şubat ayının ilk iki haftasında kamuoyuna yansıyan 50’ye yakın ev hapsi kararı verildi. Elektronik kelepçe ile konutu terk etmeme kararı verilenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. En fazla ev hapsi verilen eylemler de Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasının ardından gerçekleşenler oldu. “Silivri’yi gösterip, eve razı etme” olarak adlandırdığı uygulamayı Meclis gündemine taşıyan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, bugüne kadar ifade alınıp serbest bırakma uygulamalarının elektronik kelepçe ile ne kadar süreceği belli olmayan ev hapsi uygulamalarına dönüştüğünü belirterek bu durumun TBMM tarafından araştırılmasını istedi.

Yerli e-kelepçe için ihaleye çıkılmıştı

Adalet Bakanlığı tarafından en son teknoloji kullanılarak kurulmuş olan Elektronik İzleme Merkezi, aynı anda 5.000 kişiyi izleyecek kapasiteye sahip. Bakanlık, daha önce 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ithal elektronik kelepçelerin kullanımından tamamen vazgeçileceğini ve yerli elektronik kelepçe kullanılacağını açıklamıştı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı geçtiğimiz Ağustos ayında önceki süreçlerde elektronik kelepçelerin tamamının yurt dışından, bir İsrail firmasından ithal edildiğini belirterek şu açıklamayı yapmıştı:

"Bu sene Sayın Adalet Bakanımızla ' Sanayi İşbirliği Projeleri  ile yeni çıkılan ihalede nasıl bir yerlileşme yapabiliriz?' diye yola çıktık. Bu ihale kapsamında STM-Ortem-Mahrek ortaklığında yerli firmalarımız elektronik kelepçe ihalesini kazandı. Böylece, hem buradaki ürünlerin yerlileştirilmesi, millileştirilmesi hem de daha ucuz bir maliyetle Adalet Bakanlığımızca bunların tedarik edilmesi sağlanmış oldu."

Hayatımızın olağan parçası oluyor

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, dün TBMM Başkanlığı’na  verdiği araştırma önergesinde konuyu Meclis gündemine taşıyarak “Sokaktaki muhalefeti bitiremeyen siyasal iktidar, polis şiddetinin yanında yargı sopasıyla son günlerde gözle görünür oranda yaygınlaşan tutuklama, ev hapsi ve ilçe dışına çıkma yasağı kararlarına bir yenisini ekleyerek, elektronik kelepçe denilen modern prangayı insanlarımızın ayak bileğine takarak ne kadar süreceği belli olmayan ev içi tutsaklık sürecini başlatmıştır. Bu uygulamanın normalleşmesi halinde geleceğin tutsaklık modeli olan Elektronik Kelepçe hayatımızın olağan bir parçası, vücudumuzda görmeye alışık olduğumuz bir aksesuara dönüşecektir. Bugüne kadar rutin gözaltı işlemlerinde ifade alınarak serbest bırakılma işlemi uygulanırken, elektronik kelepçe uygulamasının neden bu kadar yaygın uygulama haline getirildiğinin acilen incelenmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim” dedi.

Önergenin gerekçesinde ise şu bilgiler verildi:

“2021 Şubat ayının ilk iki haftasında toplam 48 kişi hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşüne katıldığı gerekçesiyle ev hapsi kararı verilmiştir. Başka bir ifade ile 48 kişi Anayasal hakkını kullandığı için kendi evine hapsedilmiştir. Yukarıdan talimatla ve politik saiklerle uygulamaya geçildiği her halinden belli olan elektronik kelepçe olağan bir aksesuar dönüşmektedir.

Yerli ve milli elektronik kelepçenin üretilmesiyle ve 2021 yılı Ocak ayından itibaren Sulh Ceza Hakimlerinin bol kepçeden verdiği ev hapsi (konutu terk etmeme) adli kontrol tedbiri kararları, tıpkı tutuklu yargılama gibi bir tedbir olarak değil cezalandırma aracı olarak uygulanmaya başlamıştır. Ev hapsi, ilçeyi terk etmeme gibi tedbirler, tutuklama gibi yurttaşları özgürlüğünden yoksun bırakan tedbirler oluğu açıktır.

Normalde gözaltı işlemi bile yapılmayan, yapılsa dahi emniyetten salıverme şeklinde sonuçlanan, en kötü ihtimalle mevcutlu olarak getirildiği savcılık tarafından ifade işlemi sonrasında serbest bırakılan insanlarımız, son süreçte 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlaması nedeniyle artık tutuklama, eve hapsedilme veya ilçeden çıkma yasağı ile karşı karşıya kalmaktadır.

Anılan kanunun 32. maddesinde ‘Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ denilmektedir. Alt sınırı 6 ay olan, infazdaki yaygın söylemiyle ‘yatarı olmayan’bir suçlama ve yargılama neticesinde çok büyük oranla beraatla sonuçlanmaktadır.

Son günlerde gözle görünür oranda yaygınlaşan tutuklama, ev hapsi ve ilçe dışına çıkma yasağı kararları, siyasal iktidarın belli bir plan dâhilinde hareket ettiğini, faşizmi kurumsallaştırmak adına her yolu deneyeceğini, medya, kolluk kuvvetleri ve yargı mekanizmasını senkronize bir şekilde harekete geçirdiği gözlemlenmektedir.

İki gün içinde ev içi tutsaklık başlatılıyor

Denilebilir ki, ‘Silivri soğuktur’ evde en azından internete girer, telekonferanslara katılır, misafirleri gelir, camdan dışarıyı seyreder, gardiyanı yok, hem dışarıda virüs var… Ancak mesele buradan tartışılamaz, hak ve özgürlükler bu şekilde masaya yatırılamaz. Ev hapsi, konutu terk etmeme ile cezaevi kıyasını kafamızda bile yapmamalıyız. Çünkü, asıl hapsedilme böyle başlamaktadır. Önce, her olur olmaz gözaltında ‘yurtdışına çıkış yasağı’ kararları verilmeye başlanmış, ancak, umursanmamış, tutsaklıkla kıyaslanmayacak bir adli kontrol olduğu için gündemimize dahi girmemiştir.

Evvelce, hâkimliğin kararından sonra elektronik kelepçenin takılması haftalarca sürerken şimdilerde Denetimli Serbestlik görevlileri iki gün içinde insanların evine gelip modemi kurarak, bilgilendirici sunumu ve ikazı yaptıktan sonra modern prangayı insanlarımızın ayak bileğine takarak, ne kadar süreceği belli olmayan ev içi tutsaklık sürecini başlatmaktadır.

Hakkında konutu terk etmeme kararı verilen kişi kendisine gösterilen mesafenin dışına mazeretsiz olarak çıktığı takdirde tutuklanabilmektedir. Bu uygulamanın normalleşmesi halinde geleceğin tutsaklık modeli olan Elektronik Kelepçe hayatımızın olağan bir parçası, vücudumuzda görmeye alışık olduğumuz bir aksesuara dönüşecektir.”

Etiketler :