Insight Crime araştırdı: İşte Türkiye'nin kıtalararası kokain koridoru olmasının nedenleri

Insight Crime araştırdı: İşte Türkiye'nin kıtalararası kokain koridoru olmasının nedenleri

Organize suç örgütleri üzerine araştırmacı haberciliğiyle bilinen Insight Crime sitesi, Türkiye'nin son dönemde kıtalararası bir uyuşturucu koridoru olarak anılmasının nedenlerini araştırdı. "Türkiye: Avrupa ile Ortadoğu arasında bir kokain merkezi" başlıklı makalede, Türk suç örgütlerinin küresel bağlantıları incelendi.

ALESSANDRO FORD

Türk ve yabancı kolluk kuvvetlerinin Güney Amerika'dan Türkiye'ye giden rekor miktarda kokaini ele geçirmesi, ülkedeki tacirlerin Avrupa ve Ortadoğu pazarlarına uyuşturucu sevkiyatında genişleyen rolünü ortaya koyuyor.

Bir polis açıklamasına göre, Ekvadorlu yetkililer haziran ayı sonlarında Guayaquil limanında Türkiye'ye gönderilen bir muz konteynerinde yaklaşık 850 kilogram kokain ele geçirdi. Sevkiyat, nisan ayında Türkiye'nin Mersin limanında yine Guayaquil'den gönderilmiş olan ve 250 kilogramın üzerinde kokain içeren ayrı bir yük ile neredeyse aynıydı .

InSight Crime'ın danıştığı uzmanlara göre, bu ele geçirmeler suç buzdağının sadece görünen kısmı, zira uzun süredir Avrupa eroin ticaretinin tepesinde bulunan Türk organize suç örgütleri, azalan afyon fiyatlarını telafi etmek için giderek daha fazla şekilde kokaine dönüyor.

Ve İtalyan ve Arnavut mafyalarına kıyasla Avrupa'da hâlâ ikincil oyuncular olsa da, Türk şebekeler şimdi dünyanın daha küçük ama gelişmekte olan kokain pazarlarına tedarikte başı çekiyor ve Güney Amerika kokainini Doğu Avrupa'ya, Kafkaslara ve Basra Körfezi'ndeki zengin petro-devletlere gönderiyor.

InSight Crime, Türkiye'nin kıtalararası kokain koridoru halime gelmesinin nedenlerini inceledi:

EROİN BAĞLANTILARI

Olay haşhaş tarlalarında başladı. Donanma Yüksek Lisans Okulu'nda tarihçi profesör Ryan Gingeras, 1960'lardan beri Türk kaçakçılarının küresel eroin ticaretine hükmettiğini, hem ülke içinde derin yolsuzluk ağları hem de Avrupa çapında liman bağlantıları, lojistik ağlar ve dağıtım çetelerinden oluşan bir suç perdesi kurarak egemen olduğunu söyledi.

1980'lere gelindiğinde, Türk kaçakçılar sözde "Balkan Rotası"nı sağlamlaştırmıştı: Bu, Afganistan ve İran'dan gelen uyuşturucuyu Türkiye'nin geniş toprakları ve Balkanlar üzerinden Avrupa'ya taşıyan modern, çok kollu bir İpek Yolu'ydu.

Bazen eroini Arnavut klanlarına aktararak doğu Balkanları tercih ettiler. Başka zamanlarda, uyuşturucuları Sovyet mafyalarına teslim ederek Romanya veya Moldova'dan geçtiler. Eroini doğrudan Antwerp ve Rotterdam'daki Belçika veya Hollanda nakliye merkezlerine göndermek için sıklıkla deniz kanallarını kullandılar.

Türk araştırmacı gazeteci ve yazar Cengiz Erdinç, İspanya'da hapiste olan Türk gangsterlerin Kolombiyalı ve Galiçyalı kokain baronlarının ilk nesliyle tanıştıklarında -ki bu da yine 1980'lerde gerçekleşti- Türklerin her şeyi kaçırmak için temaslara, altyapıya, deneyime ve siyasi güce sahip olduğunu söyledi.

Erdinç, "O zamanlar daha pahalı olan eroini kokainle takas etmeye dayalı bir ilişkiydi” dedi, "1990'larda bir kilo eroin için 25 kilo kokaini takas ediyorlardı."

Türk eroini Güney Amerika'ya gidiyor, Kolombiya kokaini Avrupa'ya geliyordu. Erdinç, bu orijinal Türk gangsterlerinin kokaini nasıl sattığının net olmadığını ancak büyük Avrupa kentlerinin büyük kısmında etnik Türk çetelerinin bulunması nedeniyle bunun zor olmayacağını söyledi.

Türkiye kısa süre içinde, ilk büyük kokain yakalamalarını görecekti; buna, 1998'de Şili'den Mersin limanına gönderilen 750 kilogramlık bir yük de dahildi. Ardından, 2000'lerin başında, Avrupa'daki eroin fiyatlarının tam da kokain fiyatlarının patladığı dönemde düşmesiyle birlikte, suçun çeşitlendirilmesi fırsat olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldi.

Erdinç, Türk kaçakçılarının bu dönemde İspanyol bağlantılarından yararlanmaya başlarken, aynı zamanda daha fazla eroin takası için de Antwerp ve Rotterdam'ın gelişen kokain merkezleri olarak konumlarını kullandığını söyledi.

Ülke içinde de, eski eroin kaçakçılığı klanlarından bazıları da kokaine yatırım yapmaya başladı ve 2013'e gelindiğinde, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC Türkiye ve Balkan Rotası üzerinden kokain akışında bir artış kaydetmişti.

UNODC yıllık raporunda, "Bu rota üzerinden Avrupa'ya giren kokainin kaynağı çeşitlilik gösteriyor. Kokain sıklıkla Afrika'dan geçiyor... Başka vakalarda, kaçakçılar kokaini doğrudan Güney Amerika'dan, sıklıkla da Brezilya'dan temin ediyorlar" ifadelerini kullanıyordu.

Türklerin kokain tedarikini güvence altına alma çabaları, Galiçya'nın en ünlü uyuşturucu kaçakçısı Sito Miñanco gibi kötü şöhretli elebaşlarıyla yapılan ittifaklar sayesinde hız kazandı. En son 2018'de İspanya'da hapse atılmasının ardından polis, Sito Miñanco'nun yıllarca Türk mafyalarıyla çalıştığını, önce eroin kaçakçılığı yaptığını, ardından hem Türkiye'ye hem de Türkiye'nin dışına kokain taşıdığını söyledi.

2010'ların ortalarına gelindiğinde, ülkeye daha yakın olan Ortadoğu'daki mütevazı kokain pazarı büyüyordu; Suriye, Lübnan ve İsrail'de ele geçirilen uyuşturucunun miktarı belirgin şekilde arttı ve 2016'da bölge genelinde ikiye katlandı.

Talep yükseliyordu. Dolayısıyla Türk kaçakçılar çantalarını toplayıp Atlantik'i geçti.

LATİN AMERİKA'DAKİ TÜRKLER

Paraguay'da kolluk kuvvetleri, 2016 yılında militan grup Hizbullah ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir Lübnan vatandaşını Türkiye'ye 39 kilogram kokain kaçırmaya çalışmaktan tutukladı. Ertesi yıl, bu kişinin iki Türk iş ortağı aynı kentte, kaçakçılık merkezi Ciudad del Este'de, sıvı kokain işlerken ve Avrupa'ya gidecek uyuşturucu kuryelerini işe alırken gözaltına alındı.

Onlar, bölgeye bugün de Avrupa'dan devam eden suçlu göçü dalgasındaki ilk Türkler arasındaydı. 2021'de yayımlanan bir InSight Crime soruşturmasına göre, bu uyuşturucu tacirleri ve elçileri, Avrupa anakarasındaki muadilleri gibi, ucuz kokain tedarik etmek için doğrudan yerel üreticilerle bağlantı kuruyor.

Europol ile Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi'nin (EMCDDA) 2019 tarihli bir raporuna göre Türkler, İtalyan mafyasının sahip olduğu uzun süreli yerel bağlantılara sahip değil gibi görünüyordu ama mükemmel deniz taşımacılığı altyapıları, kaçakçılığı dışarıdan temin etmelerine gerek olmadığı ve kendi kokainlerini Avrupa'ya gönderebilecekleri anlamına geliyordu.

Bu nakliyat mahareti, Türk denizcilerin neden Atlantik boyunca kokain taşıyan gemilerde sıklıkla bulunduğunu açıklamaya yardımcı oluyor. Örneğin İspanyol makamları 2018'de, Atlantik'i 1,4 ton kokainle geçen bir teknede yedi Türkiye vatandaşını tutukladı. Polisin o tarihte, bunun Türk kokain kaçakçılarına yönelik seri operasyonun üçüncüsü olduğunu söylemişti.

O zamandan beri, bölge çapında güçlü Türk kaçakçıları tutuklandı. 2018'de Venezuela, ülkenin ana havalimanını Türkiye, Lübnan ve Fransa'ya uyuşturucu kaçırmak için kullanan bir ağı dağıttı; Türk-Venezuela asıllı üst düzey bir isim tutukladı.

Ekim 2021'de, hüküm giymiş bir Türk kaçakçı, Peru'nun bir üretim merkezi olan Huánuco vadisinde yaklaşık 100 kilogram kokainle tutuklandı.

Bir ay sonra Kolombiya polisi, Cundinamarca bölgesindeki lüks bir villada saklanan bir Türk suç örgütü liderini gözaltına aldı. El Tiempo'nun haberine göre, Alman makamları tarafından en çok aranan insan tacirlerinden biri olan bu kişi, çeşitli Kolombiyalı ve yabancılarla iş görüşmeleri yürütüyordu.

Bu tacirlerin bazılarının Türk organize suç örgütleriyle bağlantılı iki Latin Amerikalı grupla bağları olabilir.

Bunlardan ilki, Kolombiya'da FARC'ın İkinci Marquetalia fraksiyonu. Kolombiya polisi Mayıs 2021'de, Türkiye'ye gidecek 400 kilogramdan fazla kokaine, tam da transit geçiş için sınırdan Venezuela'ya kaçırılmadan hemen önce el koyduğunu duyurdu. Polis, bu kargonun şu anda hayatta olmayan muhalif bir FARC komutanı tarafından kabul edilen bir dizi sevkiyatın ilki olduğunu söyledi.

İkinci grup Meksika'nın Sinaloa Karteli ancak bu bağlantı belirsizliğini koruyor. Meksika'dan Türkiye'ye giden hiçbir kokain sevkiyatı ele geçirilmedi ve Sinaloa Karteli üyelerinin ülkede tutuklandığına dair bir haber de yok. Yine de Türk uyuşturucu uzmanları bir bağlantı olduğu konusunda ısrar ediyor, sosyal medyada ilk kez 2020'de yayınlanan ve Türkiye'nin aşırı sağcı Bozkurtlar grubunun silahlı üyelerinin Sinaloa Karteli ve 'El Mayo' adıyla bilinen lideri Ismael Zambada García'yı selamladığını gösteren bir dizi videoya işaret ediyor.

Meksika'da buna yanıt olarak en az üç ek video yayınlandı. Bunlardan birinde, üç kişinin arka planda milliyetçi bir Türkçe şarkı çalarken Türkiye'deki arkadaşlarına ellerinde tüfekle selam gönderdikleri görülüyor. İki uyuşturucu uzmanı InSight Crime'a, Bozkurtların Türkiye'ye kokain kaçırmakla nam saldığını söyledi.

Başkaları ise Türkiye-Meksika bağlantısının onlarca yıl önce doğduğunu iddia ediyor. El País'e konuşan bir ABD'li akademisyen, Sinaloa Karteli'nin bir keresinde kendi eroin üretimine ince ayar yapması için Türk uyuşturucu kimyagerlerini tuttuğunu söyledi. Ancak Sinaloa Karteli'nin afyon ticaretindeki şeceresinin Türkiye'ninki kadar iyi bilindiği düşünülürse, bu hikaye çok uzak ihtimal görünüyor.

ALTERNATİF BİR KOKAİN ROTASI

Türkiye'de el konulan kokainin miktarı 2017'den sonra ciddi oranda arttı. Kuzey Amerikalı ve Avrupalı ​​yetkililerin her zamankinden daha fazla kokaine el koymasıyla, kaçakçılar ürünlerini bu pazarlara sokmak için alternatif yollar aramaya başladılar. Türkiye hükümetinin 2021 uyuşturucu raporuna göre, Türkiye ideal bir lokasyondu.

InSight Crime'ın incelediği resmi verilere göre, ülke çapındaki el koymalar 2017'de 1,4 tonla rekor kırdı; 2018'de 1,5'e, 2019'da 1,6'ya ve 2020'de 1,9'a yükseldi.

Haziran 2020'de yetkililer , Kolombiya'nın Buenaventura limanında iki konteyner granül kauçuk içine gizlenmiş 4,9 ton kokain buldu - bu, muhtemelen fark edilmeden geçen kokainin miktarını vurgulayan şaşırtıcı bir keşifti.

O zamandan beri, daha sık ve daha büyük el koymalar yaşandı. Haziran 2021'de Türkiye toprakları içindeki en büyük el koyma gerçekleşti; Mersin limanında 1,3 ton kokain bulundu. Bunu, ertesi hafta 463 kilogramın daha ele geçirilmesi izledi.

O yılın mayıs ayında, Panama'da Mersin yolunda 600 kilo kokain bulunurken, bundan birkaç ay önce de İspanyol makamları Türk mürettebatlı bir gemide yaklaşık üç ton kokain ele geçirmişti.

Ardından, Ağustos 2021'de Brezilya kolluk kuvvetleri, Türkiye'de kayıtlı ve Türklerin çalıştığı özel bir jette 1,3 ton kokain buldu .

2022'de Türkiye'ye giden kokain sevkiyatları Ekvador, Batı Afrika ve Malta'nın yanı sıra Türkiye'nin kendi içinde de ele geçirildi.

2019 tarihli EMCDDA raporuna göre, bu kokainin büyük çoğunluğu sadece Türkiye üzerinden geçiş yapıyor olsa da, ülkede kalan miktar da artık artıyor. Ülkenin iç pazarı, 2007-2017 arasında rekor bir büyüme kaydetti, bu sürede uyuşturucu ele geçirme vakaları 10 kat arttı.

Rapora göre, uyuşturucu tedarik zincirlerinin istikrar kazandığının ve yerel kokain pazarlarının olgunlaştığının bir işareti olarak, "taş kokain" kullanımı İstanbul dahil olmak üzere büyük şehirlerde de yayılıyor.

* Makale, InSight Crime sitesinde yayımlanmıştır.