Muhtarlıklar icra müdürlüğüne dönüştü

Muhtarlıklar icra müdürlüğüne dönüştü

Koronavirüs döneminde artan işsizlik ve ekonomik sıkıntılarla beraber muhtarlıklara gelen borç tebligatlarının sayısı da hızla yükseldi. Muhtarlıklar adeta icra dairesine döndü, tebligat bekleyen icra dosyası dağ gibi birikti.


Koronavirüs döneminde artan işsizlik ve ekonomik sıkıntılarla beraber muhtarlıklara gelen borç tebligatlarının sayısı da hızla yükseldi. Muhtarlıklar adeta icra dairesine döndü, tebligat bekleyen icra dosyası dağ gibi birikti. Muhtarlar, "İnsanlar zor durumda. Dünyada her şey çok rahatmış gibi imaj verilmesin. Buradan 10 kişi geçiyorsa 9 kişi borçlu, icralık. Bu kadar insan bunları yaşarken biz her şey çok güzelmiş gibi davranamıyoruz. Bırakın icrayı, ailede de huzur kalmadı. Aile mahkemelerinden gelen tebligatlar çoğaldı. Boşanmalar arttı. Önümüzdeki evrakların yüzde 80’ni mahkeme, icra dosyaları oluşturuyor" dedi. Üç icra tebligatı alan Perihan Taş ise "Evime ekmek bile alamadığım günler oluyor" diyerek yaşadıklarını anlattı.

“BİZ ARTIK POSTALARLA BAŞ EDEMİYORUZ”

Giderek artan icra dosyaları ve vatandaşların haciz baskısı altında kalmasının mahalle muhtarlarını nasıl etkilediğini ANKA Haber Ajansı araştırdı, muhataplarıyla konuşarak güncel durumu ortaya koydu. Zeytinburnu Veliefendi Mahallesi Muhtarı Derya Akkılıç, yaklaşık 40 bin nüfuslu mahallede her gün yüzlerce evrak aldıklarını söyledi. 2 yıldır muhtarlık yaptığını ifade eden Derya Akkılıç, "Pandemi sürecine gelmeden önce işimiz biraz daha kolaydı. Ama bu pandemi süreci bizim bütün dengelerimizi bozdu. Kaymakamlığımız, Zeytinburnu Belediyemiz, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz ve biz hep birlikte çalışıyoruz. İnsanlara destek olmaya çalışıyoruz, ama yeterli değil" dedi. Akkılıç şunları söyledi:

"Ciddi anlamda sıkıntılı bir süreç var. İşsizlik var. Pandemiden dolayı kapalı bir sürü alanımız var. Kapalı alanda çalışan insanlarımız şu an işsiz. İşsizlik parası alıyorlar ama çok az bir para. Tabii bir ev geçindirmeye yetmez. Burada kiralar en ölüsü bin 500, bin 600 TL. Bir kişinin maaş en kötü 3 bin olması gerek ki kirayı faturaları ve evin pazar masrafını karşılayabilsin.

“İCRA VE TRAFİK CEZALARI… BİZ ARTIK BAŞ EDEMİYORUZ"

Biz ciddi anlamda sorunlar yaşıyoruz burada. Ve yaşamaya da devam edeceğiz, büyük bir ihtimalle öyle görünüyor. Çünkü baktığımız zaman her gün yüzlerce evrak alıyoruz postacımızdan. Dağıttıklarının haricinde. Evinde olmayanların evrakları bize geldiği zaman. Bunları görünce insan biranda ürkmeye başlıyor açıkçası. Çünkü ciddi anlamda icra dosyalarımız, ciddi anlamda trafik cezalarımız var. Devletimizin bu noktada trafikle alakalı biraz daha esnek davranması gerekir hele de bu süreçte. Olması gereken bu. Çünkü biz artık postalarla baş edemiyoruz.   

“VATANDAŞ TEPKİ GÖSTERİYOR AMA BİZ ALMAK ZORUNDAYIZ”

Üç ayda bir gelen evrakları imha ediyoruz. Günlük yaklaşık 70, 80 arası değişiyor. Ama ciddi evrak var herkesin de gördüğü gibi. Biz bunları dağıtırken insanlar tepki gösteriyor. İşte 'Niye aldınız?', 'Niye kabul ediyorsunuz?'. Ama biz bunu almak zorundayız. Biz postacıya isteyerek 'Bize getir' demiyoruz. Devletin vermiş olduğu bir görev bu ve biz de bunu yerine getiriyoruz.

“DEVLETİMİZ BUNA KESİNLİKLE BİR ÇÖZÜM OLMALI”

Birçok insan 'Alıyorum ama ödemeyeceğim' diyor. 'Ödemem mümkün değil' diyor. Trafik cezası tebligatı alan araba sahipleri bir nebze dahi iyi durumdalar. Ama icra gelen birçok insanımız var ve bunları karşılamaları mümkün değil. Artık devletimiz buna nasıl bir çözüm bulacak onu bilmiyorum. Ama kesinlikle bir çözüm olmalı. Bu borçlanmalara, bu faturaların yükselmesi insanları çok zor durumda bıraktı. Bu noktada lütfen birileri el atsın bu işe.

“BURADAN 10 KİŞİ GEÇİYORSA 9 KİŞİ BORÇLU, İCRALIK"

Bence en azından evimize gelen faturalarımız biraz düşürülmeli, marketler bu kadar fiyat koymamalı, yani ederinde olmalı her şey. Biz demiyoruz ki 'Hiçbir şeyden para alınmasın'. Tabii ki alınacak para, ama en azından ederinde olsun. Çünkü şu an markete girdiğinizde bir tane yağ bile almakta zorlanıyorsanız çok ciddi bir problem bu. İnsanlar evine peynir, ekmek götüremiyor. Ben burada birçok kere şahit oluyorum. Bütün muhtarlarımız buna şahit. Biz destek olmaya çalışıyoruz bu noktada. Ama devlet de üzerine düşeni yaparsa herhangi bir problemimiz kalmaz diye düşünüyorum. En azından aza indiririz problemleri. İnsanlar zor durumda, zor. Dünyada her şey çok rahatmış gibi imajı verilmesin. Benim üzüldüğüm nokta bu. Hiç kimse rahat değil. Buradan 10 kişi geçiyorsa 9 kişi borçlu, icralık, faturaları var ödeyemiyor. Bu kadar insan bunları yaşarken biz her şey çok güzelmiş gibi davranmıyoruz." 

İstanbul Muhtarlar Federasyon Başkan Yardımcısı ve Ataşehir Aşıkveysel Mahallesi Muhtarı Hasgül Bakır de “7 yıllık muhtarım ikinci dönemim, pandeminden dolayı icralar daha da çoğaldı" dedi.

"İster istemez insanlarımız işsiz kaldı. Gerek ücretsiz izne çıkardılar gerek işsizlik nedeniyle işten çıkardılar. Kapalı her yer. Ondan dolayı bu icralar çoğaldı" ifadesini kullanan Bakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha doğrusu insanların aile huzurları da kalmadı. Bırakın icrayı ailede huzur kalmadı. Aile mahkemeleri de çoğaldı. Boşanmalar çoğaldı. Önümüzdeki evrakların yüzde 80’ni mahkeme, icra. Allah kimseyi düşmanımı dahi bu duruma düşürmesin. Çok zor durum. Anlatamayacağım o konulara girdiğimiz zaman işin içinden çıkamıyoruz. Geçen bir kardeşimiz geldi elinde bir evrak var kanser dosyası. Eşi kanser. Ve muhtarını aradım doğru. Ayağında çorabı yok. Genç, eli ayağı tutuyor ama iş yok.

“HER GÜN BİRİ ARIYOR FATURASINI ÖDEYEMEMİŞ, AZ ÖNCE GELDİ BİRİ ÇOCUKLARI İÇİN SÜT İSTEDİ"

Şu an Türkiye’nin en büyük sıkıntısı işsizlik. İnşallah bu pandemi olayı bir an önce biter. Her yer açılır. Vatandaşlarımız da işine gücüne bakar evine ekmeğini götürür. Böyle giderse gerçekten Türkiye’yi bir kaos bekler. Herkesin kredisi var. Borçları var. İnsanlar kredilerini nasıl ödeyecek? Çok zor anlarla karşılaşıyoruz. Duygusal anlar yaşıyoruz. Muhtarları da gerçekten çok üzüyor. İnanın bizim aldığımız maaş asgari ücret. Başka bir gelirimiz yok. İnsanlarımıza aracılık yapıyoruz. Her gün biri arıyor elektrik faturalarını ödeyememiş, mahkemelik olmuşlar. Az önce kendiniz şahit oldunuz birebir şahit oldunuz. Geldi, çocuklarına süt istedi. Yani imkanlarımız olsa da biz insanlarımıza daha fazla yardımcı olsak. Allah sonumuzu hayır getirsin. Günlük 4, 5 aileye icra geliyor. Yüzde 40 icralık ve mahkemelik evrak geliyor.”  

 “ÜÇ İCRAM VAR, EKMEK ALAMADIĞIM GÜNLER OLUYOR"

Hakkında çıkarılmış üç ayrı icra kararı bulunan ve ekmek bile alamadığı günler olduğunu dile getiren Perihan Taş, ise şunları söyledi:

”Veliefendi'de oturuyorum. İki çocuk annesiyim. Üç tane icramız var. Öncesinde çalışıyordum o zaman maaşımdan kesiliyordu icralar. Eşim de çalışamıyor. Kızımın bir tanesinin sosyal öğrenim güçlüğü var, akademik destek alıyoruz. Mağduruz. Devletten aldıklarımız yeterli gelmiyor. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyoruz. Ev sahiplerinin hiç vicdanları yok, devamlı zam yapıyorlar. Ev temizliklerine gidiyordum pandeminden önce merdiven silmeye gidiyordum, ama şimdi kimse çağırmaz oldu. Koronadan dolayı çocukları şimdi bir yere bırakıp çalışmaya gidemiyorum güvenemiyorum. İki kız çocuğu olduğu için herkese bırakamıyorsunuz. Ailem burada değil. Abim var o da evli o da kiracı. Evimiz yandı. Samsun’da. Yardım gelecek ki yapılsın. Mağduruz açıkçası. Bizim gibi durumda olanları araştırsınlar, baksınlar. Tamam benim üzerimde bir ev görünüyor, ama o yerde yanık bir ev var. Hiçbir gelir yok. Detaylı bir şekilde araştırsınlar, gelsinler baksınlar. Kimseden gizlimiz saklımız yok. Ayırt etmesinler. Ayrımcılık olmadan. Var olup yok gösterenlere değil, gerçekten yok olanlara yardım etsinler. Çünkü onlar daha çok yardıma muhtaçlar. Ben inanıyorum bu şekilde olursa bizim gibi muhtaç olanlara daha destek olurlar.

Ekmek bile alamadığım günler oldu benim. Ama bir şekilde 'Allah rızkını keserse hayatını alırmış' diye bir laf var, onu bekliyoruz. Çok üstlere çıktık. Ben kendi şahsıma çok fazla çıktım ama iki çocuğuma sarıldım. Onlar bana baktı ben de onlara baktım. Yapabilecek bir şey olmadığı zaman da derdimi anlattığım zaman da nasıl diyeyim karşısındakine dilenciymiş gibi. Bunu böyle bu şekilde anlattığım zaman da yanlış anlaşılmaktan çok korkuyorum. Bu zorluklarla başa çıkamıyoruz açıkçası. Biraz daha özverili olup biraz daha yardım eli uzatılabilir. Mesela bir af gelebilir bu icralara. Ya da yarı yarıya ödeme gibi bir şey yapılabilir.”  

(Edda SÖNMEZ   - Kamera: Adem KARABAYIR  / ANKA)

 



Etiketler :