“MÜSİLAJ TEMİZLİĞİ” MAKYAJ, FELAKETİN BÜYÜĞÜ DENİZİN DİBİNDE

“MÜSİLAJ TEMİZLİĞİ” MAKYAJ, FELAKETİN BÜYÜĞÜ DENİZİN DİBİNDE

Çevre mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yapılacak ilk ve en önemli işin Marmara Denizi ve havzasının koruma alanı ilan edilmesi olduğunu savunuyor.

Marmara Denizi’ni kaplayan deniz salyası, yani müsilajı “temizlemek” için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan Belediyelere büyük çaba harcanıyor. Vidanjörle çekmekten bakterilerle temizlemeye, son olarak da “denizin dibine oksijen vermek” gibi türlü yöntemler deneniyor.

Ancak müsilaj, birkaç gün kaybolsa dahi tekrar ortaya çıkıyor, Karadeniz’den Kuzey Ege’ye daha geniş bir alanda görülüyor. Çünkü canavarın büyüğü, görmediğimiz yerde, denizin altında. 

Yani müsilaj diye gördüğümüz, fotoğraflarını çekip paylaştığımız tabaka, buzdağının görünen ucu. 

Kısa Dalga için hazırladığım “Müsilaj ve Ötesi” podcasti için deniz biyologları, plankton ekolojistleri, araştırmacılar, bürokrat ve çevre mühendisi, deniz kültürü uzmanlarıyla konuştum.  

Her uzman, Marmara’nın acilen koruma bölgesi ilan edilmesinin şart olduğunda hemfikir. 

Müsilaja dair sorularıma Çevre Bakanı eski müsteşarı, çevre mühendisi Prof. Mustafa Öztürk, deniz biyoloğu, belgesel yapımcısı Dr. Mert Gökalp, oşinograf Prof. Bayram Öztürk’ün verdiği yanıtlar şöyle:

- Çevre Bakanı Kurum, yaptıkları temizlikle “MARMARA ÇOK DAHA TEMİZ” diyor, bu doğru mu?

Maalesef hayır. Marmara sadece kanalizasyonla değil, zehirli kimyasal ve atıklarla son nefesini veren, kapalı bir deniz. Ne yazık ki şimdiye kadar yapılan işler, sadece görüntüyü kurtarmaya dönük.  Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yapılan işlerin “çirkin bir insanı makyajla güzelleştirmeye çalışmak”tan farksız olduğunu söyledi.

- Marmara’da yüzebilir miyiz, balık yiyebilir miyiz?

Deniz biyoloğu ve belgesel yapımcısı Dr. Mert Gökalp, bırakın balık yemeyi, yüzmeyi, Marmara’yı kurtaramazsak İstanbul’un ve Marmara bölgesinin yaşanamaz hale geleceğini söylüyor. 

Prof. Mustafa Öztürk, Marmara’da denize girmenin yasaklanması gerektiğini, çünkü müsilajın kendisi zehirli olmasa bile bakteri, virüsler için ideal ortam oluşturduğunu duyurmaya çalışıyor. 

- Bakanlığın açıkladığı Acil Eylem Planı sorunu çözmek için yeterli mi?

Prof. Mustafa Öztürk: “Kağıt üzerinde güzel. Ancak uygulama önemli. Marmara için 3 yıllık bekleme süresi çok uzun. Bilmediğimiz bir olayla karşı karşıyayız. Marmara Denizi ve havzası, tüm akarsuları dahil, acilen, ama acilen koruma alanı ilan edilmeli! İleri arıtmaya geçmek için Türkiye’nin elinde her imkan var. Cezalar etkin olmalı, ileri derecede arıtma yapmayan tesisler kapatılmalı.” 

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri’nden Oşinograf Prof. Dr. Bayram Öztürk: “Bakanın dedikleri güzel, artırmanın 5 yılda yüzde 40 oranında artırılması gerek. Ama bunun için yatırım şart, denetim ve kontrol eksik, ileri atık teknolojisi için uzman lazım.” 

- Marmara’nın bu hale geleceği bilinmiyor muydu?

Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Bakanlığın 2014’te TÜBİTAK ve ODTÜ ile bir Marmara’da araştırma yürüttüğünü, bu raporu belediyelerle paylaştıklarını aktardı. 

Ayrıca 2016’da Marmara’da hassas alan yönetmeliği yayınlandı ama ne belediyeler, ne sanayiciler atık konusunda yatırım yaptı. 

Anlayacağınız “deniz salyası” felaketi, gümbür gümbür bağırarak geldi. Kanunlara, yönetmeliklere, yasaklara, koruma alanlarına rağmen geldi. 

Prof. Bayram Öztürk: Kanalizasyon taştı artık. Her şey ortada. İstanbul’un karasını nasıl hoyratça kullandıysak denizini de öyle kullandık. Yıllardır denize dalan, denizlere sevdalı bir bilim insanı olarak utanç duyuyorum. 

- Müsilaj zararlı bir madde mi? 

Müsilaj, denizlerde oksijen üreten mini minnacık bitkilerin, yani fitoplanktonların aşırı üremesiyle oluşuyor. Aslında bu fitoplanktonlar denizler, dolayısıyla insanlar için hayati. Fakat bu kadar çok üreyince sadece göz zevkimizi bozmakla kalmıyor! 

Asıl mesele, kalan, zaten can çekişen deniz yaşamını bitirmesi. Prof. Mustafa Öztürk, bir nevi şeker olan (polisakarit) müsilajın denizdeki tüm canlı yaşamın üzerine yapışarak, boğarak öldürdüğünü anlatıyor. Sadece balıklar boğularak ölmüyor, balıkların yumurtladığı son alanlar, deniz ekosisteminin sağlıklı olması için elzem süngerler, mercanlar da yok oluyor.

- Müsilaj kokar mı, hastalıklara neden olur mu?

Prof. Mustafa Öztürk, oksijensizliğin ileri seviyelerinde çürük yumurta kokusunun da oluştuğunu belirtiyor. Bu nedenle denizin üzerinde yapılan temizlik, sadece makyaj görevi görüyor. Müsilaja neden olan ve en öncelikli çözülmesi gereken konu, atık sorunu.  Her şeyden evvel pisliğimizi arıtmamız, Ergene’deki tesisler başta olmak üzere korkunç kirleticilere derhal kilit vurmamız lazım.

- Müsilajın nedeni iklim değişikliği mi, atıklar mı?

İkisi de etkili, ama daha fazlası var:

  1. Aşırı nüfus ve şehirleşme baskısı (Marmara’da toplam 25 milyon nüfus)
  2. Kirlilik: Atık arıtmanın hiç ya da çok az yapılması (Evsel, tarımsal, endüstriyel). Aynı zamanda balıkçıların denize bıraktığı hayalet ağlar. 
  3. Termik santraller (santralin scak suyu denize basılıyor)  
  4. Habitat, yani yaşam alanı kaybı
  5. Aşırı balıkçılık baskısı ve kaçak avlanma
  6. İklim değişikliğiyle deniz suyu sıcaklığı artışı (Marmara en hızlı ısınan denizlerden. Sanayi döneminden bu yana 2.5 derece, çok yüksek bir rakam.)
  7. Yabancı türlerin istilası
  8. Kıyıların betonla doldurulması, kum çalma, hafriyatın denize boşaltılması 

- Marmara için Acil Eylem Planı yeterli mi?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yerel yönetimlerden bilim insanlarına, taraflarla yaptıkları toplantıdan sonra acil eylem planını açıklamıştı.  

Planda atık sorununun bertaraf edilmesi, Marmara’nın 3 yıl içinde koruma alanı ilan edilmesi gibi maddeler var. Kağıt üstünde iyi dursa da asıl sorun, nasıl uygulanacağı. 

Çevre mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, yapılacak ilk ve en önemli işin Marmara Denizi ve havzasının koruma alanı ilan edilmesi olduğunu savunuyor.

- Derin deniz deşarjı ne?

Atığı, kanalizasyonu denizin dibine yollamaktan başka birşey değil. Deniz biyoloğu Dr. Mert Gökalp, atığın pek çok noktada dibe değil, kıyılara atıldığını söylüyor. 

“Müsilaj ve Ötesi”nin ikinci bölümünde YARIN atıkların Marmara’da nasıl arıtıldığı, nasıl dolapların döndüğü ve bu korkunç ihmallerden nasıl dönüleceğini masaya yatırıyoruz.