CHP'li Özkoç: "Dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmuyoruz"

CHP'li Özkoç: "Dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmuyoruz"

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, aralarında 9 HDP'li vekilin de bulunduğu 33 dokunulmazlık fezlekesiyle ilgili olarak "Milletin sesi olan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmuyoruz” deyi konuştu. Özkoç, Erdoğan'ın geçmiş dönemdeki videolarını izleterek basın toplantısı düzenledi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TBMM'ye gönderilen aralarında 9 HDP'li milletvelininin de bulunduğu 33 dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki fezlekeye ilişkin “Milletin sesi olan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmuyoruz” dedi.

Özkoç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını gösteren videolar eşliğinde bugün TBMM’de basın toplantısı yaptı.

Özkoç, Erdoğan’a Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Amerika ile ne pazarlık yaptığını ve Abdullah Öcalan ile masaya oturup oturmadığını sordu. Özkoç, şehit haberi alan devlet başkanlarının programlarını iptal ettiğini belirterek, “Arabistan’ın kralı öldü diye yas ilan eden AKP Genel Başkanı, kongresini dahi iptal etmiyor… Gitti, orada kahkahalarla gülüyor. Bu ordunun evlatları sana nasıl güvenecek? Şehit annesini siyasete alet etti… Yeter artık! Türkiye, tahammül edemiyor… Bu acıyı, asla unutmayacağız” dedi.
Ne oldu da bugün getiriyorlar

Özkoç, Karma Komisyon’a gelen dokunulmazlık fezlekeleri için şöyle konuştu:

“Gelen bir şey yok. Bin 300’e yakın fezleke var. 32 tane daha fezleke eklenmiş. Karma Komisyon’da her siyasi partinin temsilcisi var. Fezlekeler ile ilgili bir siyasi partinin grup kararı alması mümkün değil. Arkadaşlarımız geldiği zaman komisyonda, eğer komisyon başkanı tartışma açarsa, arkadaşlarımız kendi görüşlerini söyleyecekler. Türkiye’nin geldiği bu noktada, yasanın, yürütmenin, basının bütün gücünü bir iki dudağı arasına topladığı, adaleti uygulayan savcıların çelişkili kararlar verip sadece bir kişinin ağzına bakarak kararlar çıkardığı dönemde, milletvekili dokunulmazlığı; milletin özgür ve hür sesinin kaldırılması demektir. Millete her türlü baskıyı uygulayan, onları susturmak ve sindirmek için; iş dünyasına, esnafa, işçiye, ‘al ananı git’ diyen herkesi susturan, iş insanlarını tehdit eden mahkemeleri suçlayan, hakimlere fırça atan, savcı ve hakimlerin olmayan düğmelerini iliklediği zamanda bu insanlara güvenerek, milletin sesi olan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmuyoruz.”

Terörle ilişkili suçlar kapsamında gelen fezleke sayılarının artması konusunda Özkoç, “Direkt doğrudan terör ile olarak geldiğinde, arkadaşlarımız inceleyecekler. Bugüne kadar, Karma Komisyon’da bulunan fezlekelerin bugüne kadar tehlikesi oluşmadığı durumda, bugün ne oldu da terörle ilişkilendirip bu noktaya getiriyorlar, onu sormak lazım” dedi.

Öcalan'la masaya oturdun mu?

Özkoç, şunları söyledi: 

"Sen diyorsun ki, ‘Ben bakanlarımı Kılıçdaroğlu’na gönderdim.’ Kim gönderdi? Sen. Muhatabı sensin. Sen gönderince bakanlar geldiğinde, bilgiyi kim vermiş oluyor? Cumhurbaşkanı. Sen Öcalan’ın ayağına MİT Müsteşarını gönderirsen, kim göndermiş oluyor. Sen. Öcalan ile masaya oturdun mu oturmadın mı? Diyorsun ki, ‘ben yaptım, bundan sonra da yaptırırım’ diyorsun. ‘Bunlar çözüm sürecini stoklama olarak değerlendirdiler.’ ‘Çözüm sürecinde verdiğimiz talimat doğrultusunda valilerimiz bugünkü operasyona girmiyorlardı.’ Ne diyor? ‘Çözüm sürecinde pazarlık ediyorduk, karşı karşıya gelmeyin, hendekleri kazmasına engel olmayın dedik’ diyor. Oralarda kimler şehit oldu? Arkalarından güldüğün evlatlarımız şehit oldu. Niye? Valilerine emir verdiğin için. Daha sonra, bunu PKK için söylüyor. HDP, şu bu için değil… ‘Ne istedi de hükümet 12 yıllık Başbakanlığım dönemimde verilmedi’ diyor. Kim istedi? PKK? Kim vermiş? Erdoğan. Kimin döneminde? ‘Başbakanlığım dönemimde’ diyor. Kendi ağzıyla itirafını az önce yayınladım. Salih Müslüm devlet ile görüştü. PYD, YPG daha terör örgütü ilan edilme aşamasında, geldi, kırmızı halılarda karşılandığı görüşmeler yapıldı. Kiminle? Demek ki terör örgütleri liderlerini ağırlayan kişi sensin. Nerede? Ben sana gösteriyorum, ispat ediyorum. Bu kadar yalan bu kadar karşısındakini küçümseyen bir söylem olur mu? ‘Osman Öcalan’ın kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum.’ Acaba HDP’nin ya da acaba PKK sempatizanlarını oyu bize gelir mi diye çıkarmışsın, konuşmuşsun, arkasından da ‘evet konuşturdum ama ben bu kardeşimin kırmızı bültenle arandığını bilmiyordum’ diyor. Daha sonra, Gara’ya operasyon düzenleniyor. Operasyon rehine kurtarma operasyon olmadan çıkmış. Cumhurbaşkanı tarafından müjdesi verilmiş. Bu İsrail’de, Amerika’da oldu. Programlarını devlet başkanları iptal ediyor. Derhal ülkesine dönüyor ve ülkesinde o askerlerin şehit olmasıyla ilgili devlet adamlığını yapıyor.

Türkiye'nin tahammülü yok

Arabistan’ın kralı öldü diye yas ilan eden AKP Genel Başkanı ne yapıyor. AKP kongresini dahi iptal etmiyor. Başkomutan olarak evlatlarının cenazesi duruyor. Kendisi, AKP kongresine gidip… Hangi baba cenazesi kalkmadan böyle gülebilir? Hangi insan yapabilir bunu? Biz ‘kongreyi iptal etseydin’ diyoruz, etmedi. Gitti, orada kahkahalarla gülüyor. Bu ordunun evlatları sana nasıl güvenecek? Yetti mi yetmedi… Evladının başında gözyaşı döken şehit annesini, kongreye bağlayıp, herkese dinleterek, siyasete alet etti. Dünyada bana bunun bir tek örneğini gösterin. Yeter artık! Türkiye, tahammül edemiyor. Bu kadar aymazlığa, bu kadar acı üzerine siyaseti için her şeyi yapan anlayışa tahammül edemiyor. Evladımız üzerinden oynanan kirli oyanlara tahammül edemiyor. Bu acıyı, asla unutmayacağız. Peşini bırakmayacağız. Şehit olan evlatlarımızın siyasete alet edilmesini kabul etmeyeceğiz."

Fahrettin Koca'ya öneri

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kalabalık cenaze törenine katılması ve sonrasında özür dilemesi içinse Özkoç, şöyle konuştu:

“Sağlık Bakanı, ilk başta bütün insanlarımızın güven duyduğu yol haritası ile başladı. Sonra verdiği rakamların doğru olmadığını gördü. Bizde güvensizlik yarattı. Daha sonra maske dağıtma oranında hatta aşıda bile devlet eşit davranmadı. AKP’nin MYK üyeleri kendi aşılarını oturdukları yerden yaptırırken milletimiz daha aşı bekliyordu. Bu ayrışma ve şeffaf olmama hali, Sağlık Bakanı ile ilgili artık eski güveni kazandırmamıştır. Ama Sağlık Bakanı, bu konudan dolayı özür dilemesin, üzülmesin. Sağlık Bakanı milletini nasıl inandıracak, asıl özür dilemesi gereken Genel Başkanı özür dilemedikten sonra. Madem Sağlık Bakanı samimisin. Gerçekten içtenlikle özür diliyorsun. Dön, Recep Tayyip Erdoğan’a, ‘biz insanlara senin bakanın olarak sağlık veriyoruz, kalabalık ortamlara girmeyin, bundan dolayı esnaf, lokantalar iflas ediyorlar, gerekli desteği çıkaramıyoruz, ne hakla kongreleri iç içe üst üste yapıp da insanların sağlığını tehlikeye atıp, insanlara kötü örnek oluyorsun.’ De bunu, o zaman özrünün samimi olduğunu anlayalım.”



(ANKA)

Etiketler :