DOSYA | 65 yaş ve üstüne işkence dolu günler: "Her gün taciz altındayız"

DOSYA | 65 yaş ve üstüne işkence dolu günler: "Her gün taciz altındayız"

65 yaş ve üstü bireylere getirilen pandemi kısıtlamaları yaklaşık bir yıl oldu.. 65 yaş ve üstü bireylere yaşadıklarını sorduk: * Evim 70 metrekare, hayat eve sığmıyor * 65 yaş üzerine uygulanan bu uygulama ev hapsidir, insan hakları ihlalidir Markete gidiyoruz, 20-25 yaşlarında bir güvenlik görevlisi, belinde silah, “amca yaşın kaç?” diye soruyor.Otobüse biniyorum Şoför “amca sen yaşlısın in aşağı” diyor. * Her gün taciz altındayız


Pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte 65 yaş üstü bireyler, hiçbir sosyal düzenleme yapmadan, sosyal politikalar geliştirilmeden sokağa çıkma yasağıyla karşı karşıya bırakıldı. Kronik hastalıklarla mücadele eden birçok kişi, evlere hapsedilmenin psikolojik sorunlarıyla baş etmek zorunda kalıyor. Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntüler ise çok daha vahim. Hastaneye gitmek zorunda kalan 65 yaş üstü insanlar otobüse alınmıyor hatta otobüsün önüne kendini atanlar bile oldu. Ve çalışmak zorunda olanlar… 65 yaş üstü bir kadının otobüsten zorla indirildiği görüntüler hafızalarda…

En başa dönelim… Mart 2020’de koronavirüs vakasının görülmesinin ardından virüsün genellikle 65 yaş ve üstü bireyleri etkilediği yönündeki bilgiler ortaya çıktı. Türkiye sokağa çıkma yasaklarını konuşurken, 65 yaş ve üstü insanlar sokaklarda ayrımcı hareketlere maruz bırakıldı. Sosyal medyada yaşlı insanlarla dalga geçilen paylaşımlar yapıldı. Ve 21 Mart’ta kısıtlamalar başladı. “Her şey onların iyiliği için” denilse de hiçbir sosyal düzenleme ve imkan oluşturulmadığı için zamanla bu kısıtlılık başka sorunların kaynağı olmaya başladı. Ve sadece fiziksel değil psikolojik olarak da…

Şubat 2021’deyiz. Kısıtlamalar neredeyse bir yıl olacak.  65 yaş ve üstü bireylere ulaşarak yaşadıklarını sorduk:

Levent Yarıcı (Emekli): “Türkiye’de 65 yaş üzeri insanlar gözden çıkarılmış gibi”



 “Pandemi ilk başladığında bize önce bir-iki saat izin verdiler, sonra hafta sonları izin verdiler. Sistem Covid-19 ile mücadelede yetmediği için bize bu uygulamayı yapıyor. Oysa bütün dünya aynı sorunları yaşıyor. Türkiye’de 65 yaş üzeri insanlar gözden çıkarılmış gibi. Kolaylarına geliyor.

“Eve kapatarak cezalandırıyorlar sanki”

Oysa 65 yaş üzeri insanlar ki bu insanlar birçok hastalıkla boğuşuyorlar, ekonomik sorunlarla boğuşuyorlar, bir de onları eve kapatarak cezalandırıyorlar. ‘Yaşlılarımızı koruyoruz’ anlayışıyla yapıyorlar ama öyle değil. Bu yasak bir sürü çelişkilerle dolu. Örneğin ben evde oturuyorum, benim kızım işe gidip geliyor, metroya, metrobüse, dolmuşa biniyor. Kişisel korumasını alıyor ama nereye kadar? Şimdi ondan bana Covid bulaşmayacağının garantisini kim verebilir?

“70 metrekarede oturuyorum, hayat eve sığmıyor”

Ben 70 metrekarelik bir dairede oturuyorum. Hayat eve sığar diyorlar ama sığmıyor, yürümeye kalktığımda toplam 40 metrekarelik bir alanım var.

Kitap okuyorum ama kitap okumaktan gözlerim yoruluyor, yaşlıyım nereye kadar okuyacağım? Ben o üç saat içerisinde hangi işlerimi yapacağım, nasıl alışveriş yapacağım, o telaşla yapacağı alışverişi de unutur insan. 

“2 bin lira emekli maaşımın neyini alacaklar?”

Kanser hastasıyım, Çapa Onkoloji’den kanser kartım var, mecbur hastaneye gideceğim, verilecek cezayı da ödeyemem. Neyimi alacaklar? İki bin lira emekli maaşımın neyini alacaklar? Türk Tabipler Birliği’nin çizdiği çerçevenin hepsine katılıyorum. Fiziksel mesafe, maske, hijyen ama bu sıfır yaşından yüz yaşına kadar herkese eşit uygulanmalı, o şartlar altında korunmalıyız, sokağa çıkma yasağı ile değil.” 

Ataol Behramoğlu (Şair - yazar): Yaşam hakkını sınırlandırmak haksızlıktır


“Bu konuda dava açtık, üzerinden en az iki ay geçti. Mahkeme sanki oyalıyor gibi, bir şey bekliyor anladığım kadarı ile. Olumlu ya da olumsuz bir yanıt alabilmiş değiliz mahkemeden. Bu arada bilim kurulu da bu konuda hiçbir açıklama yapmadı, ne düşündüklerini bilmiyoruz. Asıl karar erki olan malum erk ise bu konuda hiçbir şey söylemiyor. Bu yaş gruplarından insanları, lütfedilip izin verilen saatlerde topluca gördüğümde, yalıtılmış, toplum dışına atılmış görünümleri beni üzüyor.

Bir de üstüne üstlük İstanbul Valiliği 65 yaş üstünün kamu araçlarına binmesini yasakladı, hem de serbest olan o kısıtlı zaman diliminde. Akıllara bir zamanlar Kuzey Amerika’nın güneyinde siyahlara karşı uygulanan ırk ayrımcılığı geliyor yaş ayrımcılığı yapılarak.

Bu korkunç bir şey, akıl almaz bir şey, İstanbul Valiliğine suç duyurusunda bulunacağım.Bu bir suçtur, apaçık bir suçtur. Bana diyor ki, “sen kamu aracına binemezsin” bu ne demek oluyor? Olacak bir şey değil bu, canım da çok sıkılıyor bu duruma. Bu işin benim üzerimde kalması pek anlamlı değil, herkes dava açmalı. Sonuç olarak ben arabama biner istediğim yere giderim, bu yasaklar umurumda da değil. Ağrıma gidiyor, bir insanlık suçu işlenmektedir. Bunun bir an önce ortadan kalkması lazım. Dünyada böyle bir uygulama yok, bu Türkiye’deki bazı beyinlerden çıkmış olan bir saçmalıktır.” 

Havva Kızmaz (Emekli) : Yaşlılar toplumsal hayata eşit şekilde katılmıyor

 “Romatizma rahatsızlığım var, Cerrahpaşa hastanesine gidiyorum, bu pandemi döneminde bunun sıkıntılarını fazlası ile yaşadım. Ne tedavi olabiliyorum doğru dürüst, ne de hastaneye gidebiliyorum, gitmekte sorun ayrıca. Ben Üsküdar’da oturuyorum. Taksi tutsam dünyanın parası,  taksi tutsam bile o köprüden iki saatte anca giderim hastaneye. Marmaray’ı kullanmak zorundayım, o da yasak. En son çözüm olarak buradaki sağlık ocağından tahlil yaptırıyorum, o tahlilleri telefon üzeri doktoruma gönderiyorum, o da tahlile göre yardımcı olmaya çalışıyor. Tedavi bile sanallaştı. 65 yaş üzerine uygulanan bu uygulama ev hapsidir, insan hakları ihlalidir. Bundan derhal vazgeçilmesi gerekiyor. Bütün hastalıkların kaynağı stres, bu durum bizi fazlası ile strese sokuyor. Devamlı evde hapis, böyle bir kısır döngü. Çok büyük sıkıntılar çekiyoruz. Geçen gün durakta bekliyorum, özel bir halk otobüsü yaşlı bir adamcağızı kapıdan indirdi, çok moralim bozuldu.



Selah Özakın (Şair - emekli): “Yasaklara rağmen ölüm oranlarında düşme de yok”

“Toplu taşımaya binememek çok büyük sorun. Ben kanser hastasıyım, iki ameliyat geçirdim, hastaneye kontrole gitmem gerekiyor. Bunu saat 10.00 ile 13.00 arası yapmam isteniyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok, bütün bu yasaklara rağmen ölüm oranlarında düşme de yok.

65 yaş üzeri insanları mı koruyorlar, yoksa toplumu mu onlardan koruyorlar? 65 yaş üstü insanlar genelde 68-78 kuşağından gelen insanlar, dışarı çıksalar ortalığı mı karıştıracaklar, o yüzden mi eve kapatıyorlar? Siyasi olarak aktif değiliz, yani bizlerden çekinmelerine, bizleri güya salgın bahanesiyle evlerimize hapsetmelerine gerek yok. Yeni kuşaklar, özellikle Z kuşağı diye adlandırılan gençler ateş gibiler. Bizler olsa olsa onların peşinden gideriz.”

Hasan Ergül (Emekli): “Otobüse binince şoför “amca sen yaşlısın in aşağı” diyor”

Ben 64 yaşındayım, bana yasak olmadığı halde her gün işkence altında yaşıyorum. Saçlarım beyaz. Markete gidiyoruz, marketin kapısında 20-25 yaşlarında bir güvenlik görevlisi, belinde silah, “amca yaşın kaç?” diye soruyor. Bu bile inanılmaz bir baskı. Her gün taciz altındayız. Otobüslerde de böyle. 65 yaş üzeri normalde toplu taşımalarda bedava. Şoför “amca sen yaşlısın in aşağı” diyor. 65 yaşına uygulanan bu yöntem, hukuk dışı, vahşi, hiçbir bilimsel gerekçesi olmayan bir uygulama.

“Bu yasağı kaldırtacağız”

Bir yandan 65 yaş üzeri insanları hapsederken, bir yandan da 20 yaş altı gençleri hapsediyorlar, bunlar en dinamik kesim, öfkeli kesim durduramazsın onu da hapsediyor. Pandemi ile mücadele falan değil, siyasi iktidarın ayakta durma projelerinden biridir, benim bakış açım bu. Evde ölüme terk ediyor. Kalan ömrümüzden çalıyor. Bunun çözümü sivil itaatsizlik, hiçbir yasağı tanımayacağız. Bu yasağı kaldırtacağız.”



 "Sağlık sorunları artıyor"

Emekliler Dayanışma Sendikası ve Yaşlı Sorunları Araştırma Derneği ortak basın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Koronavirüs salgını nedeniyle yaşlının sokağa çıkması yasaklanırken, D vitamini eksikliği, psikolojik sorunlarının artması, demans, yaşçılık (yaş ayrımcılığı) gibi sorunlarla karşı karşıya kalacağı düşünülmemektedir.
  • Kriz, insanları ve kuşakları bir araya getirme fırsatı sunmasına karşılık, ayrımcılık söylemi yaşlıları iyice yalnız yaşamaya ve izolasyona itmekte, bu da bireyin sağlık sorunlarını artırmaktadır.
  • Yaş ayrımcılığı, yaşlı insanlar için özerklik, sosyal koruma ve sağlık hizmetlerindeki eşitsizliklerin yanı sıra karar verme gücü eksikliğine de neden olmakta, kriz yaşlı insanlar için “insan haklarını koruma boşlukları ve sosyo- ekonomik zorluklar” doğurmaktadır.
  • Yaş, eğitim ve teknolojiyle olan tanışıklığı gibi pek çok faktör yaşlının iletişimini, fırsatlardan ve hizmetlerden yararlanmasını engellemekte, yaşlı sistemin dışında kalmaktadır.
  • Gerontofobinin (yaşlanmaya karşı fobi ya da yaşlılığa karşı bir nefret ve korkudur) yaygınlaşması, yaşa bağlı kişisel bozulma ve ölüm korkusu, yaşlılara karşı önyargıyı, ayrımcılığı ve sonuçta yaşlılıkta insan haklarının reddini beslemektedir.

 

Etiketler :