Taner Ercanlı: Haziranda 100 kalem ilaca zam yapıldı

Taner Ercanlı: Haziranda 100 kalem ilaca zam yapıldı

Enflasyondaki artış nedeniyle ilaçlara gizli zam mı yapıldı? Eczacılar ekonomik krizi nasıl geçiriyor? İlaçlara erişimde sorun var mı? Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı anlattı.

Ekonomik krizin etkilediği alanlardan biri sağlık. Bir yandan doktorların göçü hastaları mağdur ederken bir yanda da ilaç sektöründe sıkıntılar baş göstermeye başladı. Eczacılar artan masraflardan ve ilaçlara erişememekten şikayetçi.

Enflasyondaki artış nedeniyle ilaçlara gizli zam mı yapıldı? Eczacıların krizle imtihanında neler yaşanıyor? İlaçlara erişimde sorun var mı? Bu soruları Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı’ya sorduk.

Türkiye’deki enflasyon artışı hayatın her alanını etkiliyor. Tam da bu noktada ilaçlara zam geldiği iddia ediliyor, doğru mu?

İlaçların fiyatları her yıl sağlık bakanlığının ilaç fiyat kararnamesine göre güncelleniyor. Bu kararname de son derece açık. Özellikle bir önceki yılın euro kurunun ortalamasının yüzde 60’ı baz alınarak belirleniyor. Örneğin geçen sene 6.29 olarak belirledi. Bu da 2022 şubatında ilaçlara yüzde 43 zam olarak yansıdı. Bunun dışında bir de fiyat değerlendirme kurulu var. Fiyat değerlendirme kurulu özellikle piyasada bulunmayan üretimi sıkıntıya giren veya ithalatında sıkıntı olan ürünlerle ilgili toplantı yaparak bu ilaçların fiyatlarında güncellemeler yapıyor. Bu çerçevede geçen nisanda 508 ilaca zam geldi. Geçtiğimiz haftalarda da 100 kaleme yakın ilaca fiyat güncellenmesi geldi.

Bir de pandeminin yarattığı hem ekonomik hem üretim sıkıntılar hammadde ambalaj fiyatlarındaki artışla beraber ilaçların üretiminde de üretim sıkıntıya neden oldu, maliyet artışı yaşandı. Bundan etkilenen en büyük iki kesim var: İlacın hastaya ulaşmasını sağlayan eczacılar ve halk. Halkın ilaca erişmesinde sıkıntı yaşandı/yaşanıyor.

'BEŞ İLAÇTAN BİRİ BULUNAMIYOR'

Nasıl şimdi durum? Her ilaca ulaşmak mümkün mü?

Şuandaki ulaşamadığımız ilaç oranı yüzde 20’ye civarında. Yani her beş ilaçtan birinin bulunamadığı anlamına geliyor. Şunu söylemek lazım, ilaç tedarikinde yüzde 4 civarında bir yokluk her dönem oluyor. Bunun çeşitli nedenleri oluyor, örneğin bazı ilaçların üretim sorunu, ilaç moleküllerinin eskimesi, güncel tedavi yeteneğini yitirme veya ticari değerini kaybetme gibi.

Pandeminin başlarında bu oran önce yüzde 8’lere çıktı. Başta sıkıntı yoktu ancak aşamalı olarak yüzde 20’lere vardı. Hatta ocak ayında yüzde 30’lara ulaşmıştı.

'FİRMALAR TİCARİ KÂR KRİTERİNE GÖRE İLAÇ ÜRETİMİNE KARAR VERİYOR'

Neden bu oran arttı sürekli?

Mevcut dünyadaki gelişmişler ülkemizdeki enflasyonist ortama bakınca ilaç firmalarının bir çoğunun ilaç üretimiyle ilgili kararlarını üretmeme yönünde aldığını görüyoruz. Bizler eczaneler ilacın ilk üretildiği andan hastaya ulaştığı ana ilaç takip sistemiyle süreci izliyoruz. Şunu da söylemek isterim, biz eczacıların, sağlık çalışanlarının, olan bir ilacı hastaya vermemesi gibi bir durumu yok, söz konusu olamaz.

Firmaların bir ilacı üretip üretmemeleri tamamen onların ticari kaygılarıyla alakalı. Bir firma ticaretten bir ilacı üretmeyi yeterli kârlı bulmaz ya da zarar edeceğini düşünürse üretmeyebiliyor. Bu da ilacın bulunmasında sorun demek. Geldiğimiz süreçte enflasyon ve diğer unsurları alt alta eklediğimizde ilaç sanayisiyle görüşmelerimizde bu sıkıntı dile getiriliyor. İlaç üretiminde sıkıntı var diyorlar.

'PİYASADAKİ İLAÇLARIN YÜZDE 50’Sİ İTHAL EDİLİYOR'

SGK’nin kapsam dışına çıkarması firmaların davranışlarını etkiliyor mu?

Ediyor ama yüksek boyutta değil. Temel sıkıntı şu: Her ne kadar Türkiye’de ilaç üretiliyor olsa da piyasadaki ilaçların yüzde 50’si ithal ediliyor. Bu ilaçların çoğu yüksek teknoloji gerektiren veya orijinal ilaçlar.

Bugün temel alınan euro kuruna baktığımızda güncel kurla arasında makas gittikçe artıyor. Böyle olunca ilaç firmalarının bunların ithalatını ya yavaştan alıyor ya da yapmıyor. Piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ilaçların başında da ithal olanları geliyor.

Yerli ilaç sanayisi mümkün olduğunca sorumluluğu alarak ilacı bir miktar da olsa yok dememek için üretiyor. Fakat ithal edilen ve büyük oranda çok uluslu firmalarca üretilen ilaçların bir fiyat rejimleri olduğu için bir çoğunu Türkiye’ye göndermeme yönünde karar alabiliyor.

Biz hasta reçeteyle geldiğinde ilaca erişmesin istiyoruz, ilacın ulaşılabilir olmasını istiyoruz. Bunun için de fiyat ve diğer unsurlar önemli olmamalı, önemli olan hastanın ilaca ulaşabilmesi. Bu tam da devlet politikası ve devletlerin geri ödemeleriyle alakalı. Burada hasta ilacını alamıyorsa veya almak için ciddi bir ücret ödüyorsa bunun yanına olamayız.

'BAZI HASTALAR İLAÇLARINI ALMAKTAN VAZGEÇİYOR'

İlacın yanında bir de buna ulaşmamıza aracılık eden eczacılar var. Onlar bu ekonomik krizden nasıl etkilendi?

Eczacılarımızın ilaçtaki karlılığını belirleyen ilaç fiyat kararnamesi var, ancak bu 13 yıldır güncellenmiyor. Eczacı karlılığı son 13 yıldır artmıyor, sürekli azalıyor. Artık eczaneler hizmet vermekte zorlanıyor. Pandeminin ilk başladığı günden 7/24 hizmet verdi eczaneler ve eczacılar. Ama karlılığa ilişkin bir ilerleme olmadığı gibi geriye götüren bir yapı var. Eczacılar ekonomik sıkıntı yaşıyor. Özellikle son uygulamalarla beraber hastaların cebinde çıkan ücretlerden bir artış var, hem ilaç fiyatları arttı hem de bazı ilaçların farkı hastanın ödemesi gerekiyor. Bunlardaki artış hastaların ilacı almaktan vazgeçmesine il veya günde 2 defa kullanması gereken ilacı daha az kullanarak idare etmesine neden oluyor. Örneğin tansiyon ilaçlarını atlayarak kullananlar var.

Biz bunu özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi ile konuştuk, eczanelerdeki veresiye defterlerini kapatmak için çalışma yaptık, 2500 ailenin borçlarını ödedik. Bu buz dağının küçük bir kısmı. Orada gördük ki eczanelerimizde özellikle pandemide veresiyle birikmiş, özellikle yoksul kesimlerin yoğun yaşadığı bölgelerde, gündelik çalışan, işsiz kalan, muayene ücretlerini veremeyen kişiler sıkıntı yaşamış. Hastası olanın ilaç alamaması, evde hastası olanın hasta bezi alamadığı örnekler var. Şunu atlamamak lazım, sağlıkta tek unsur ilaç değil, insanların kişisel bakımı, vitamin takviyeleri, hasta bezleri gibi sağlık ürünü ihtiyacı da var. Bu ürünlerdeki fiyat artışının hastaların ihtiyaç duydukları bu ürünlere erişmesine engel olduğunu görüyoruz.

'ECZACILARIN HİZMET SUNDUĞU HER ŞEYİN FİYATI ARTTI AMA KÂRLARI İYİLEŞMEDİ'

Eczane ekonomilerini de olumsuz etkiledi. Örneğin ödenen elektrik faturalarında çok ciddi artış var. Eczaneler, sağlık bakanlığının yönetmeliğine göre birinci basamak sağlık hizmeti kapsamında tutuluyor, ama elektrik faturasında ticarethane sayılıyorlar. Daha önce aylık bin lira elektrik faturası ödeyen eczaneler şu anda üç-dört bin ödüyor. Eczanede hizmet sunmayı gerektiren her şeyin fiyatı inanılmaz derecede arttı. Fakat eczacı karları ekonomik koşulları hiçbir şekilde iyileştirilmedi. Sadece serbest eczanelerde değil, kamuda da benzer bir durum var. Bugün kamuda üç bin 300’ün üzerinde eczacı görev yapıyor. Pandemide onlar da büyük bir özveride bulundu. Fakat onlarında geçen haftalarda meclisten geçen sağlık düzenlemelerinde ana sağlık personeli sınıfında sayılmadılar, yasada eczacılar yoktu. Şu anda kamudan emekli olan çoğu eczacının maaşı asgari ücret seviyesine indi.

'BETONA YAPILAN YATIRIMIN ONDA BİRİNİ BİLE GÖREMEDİK'

Peki bu durumda ne yapacaksınız? Eczacı odası olarak ne yapacaksınız? Güçlü örgütlenmesi olan bir yapısınız, bir girişiminiz olacak mı?

Evet, olacak ve olmalı da. Bir eylemlilik planı gerekli. 23-25 haziranda Konya’da yapılan toplantıda Türk Eczacılar Birliği (TEB) merkez heyeti, eczacı odası görüşlerini de alarak artık eczacılık bir eylemlilik kararı aldı. Bu kararda yalnızca eczacıların ekonomik koşullarının çok kötüye gitmesi değil, bunun halk, toplum, sağlığına ciddi tesirlerinin olacağını düşüncesi etkili oldu. Bizde 54 eczacı odası olarak biz TEB’in yapacağı eylemliliğe kayıtsız şartsız destek vereceğimizi duyurduk.

TEB eylemlilik planlıyor ve takvimi oluşturuyor. Bu noktada hiç istemesek de gerekirse eczaneleri kapatarak sesimizi duyurmaya çalışacağız. Başka şekilde sesimizi duyuramıyoruz, eczacıların sabrı taştı. Pandemide her yer kapalıyken eczaneler açıktı, üzerimize düşen her şeyi yaptık.

Eczacılar olarak maalesef betona yapılan yatırımın, teşvik ayrıcalığının onda birini bile göremedik. Halbuki sağlığın ne kadar önemli olduğunu bir ekip işi olduğu, dünyadaki en kıymetli şey olduğunu pandemi gösterdi. Biz burada yöneticileri sağlık sisteminin bir ekip işi olduğunu doktordan hemşireye, eczacıdan kapıdaki güvenlik görevlisine uzandığını hepsinin özlük haklarının hak ettiği seviyeye gelmesi gerektiğini, eczanelerimizin ekonomik sorunlarının çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz.