Uçan Süpürge 25. yılında 'Kadınların Mirası'yla uçuyor

Uçan Süpürge 25. yılında 'Kadınların Mirası'yla uçuyor

25'inci Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 26 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında ulusal ve uluslararası alandaki kadın filmlerini sinemaseverlerle buluşturacak. Festivalin program direktörü Nil Kural festivalin hazırlık sürecini Mühdan Sağlam'a anlattı.

25'inci Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 26 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında ulusal ve uluslararası alandaki kadın filmlerini sinemaseverlerle buluşturacak.

Festival programında yer alan filmler, Büyülü Fener, Kızılay Sineması ve Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde izlenebilecek.

PODCASTİ DİNLEMEK PLAY'E TIKLAYINIZ

Festivalin bu seneki teması "Kadınların Mirası" olarak belirlendi. Buna bağlı olarak da tema ödülü, 1990 yılından bu yana bir kültür, hafıza mekanı ve kalıcı bellek olarak her kesimden ve inançtan kadının desteğiyle oluşmuş Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne verildi.

Dünyadan ve Türkiye’den kıymetli bir film seçkisi seyirci ile buluşacak. Bu yıl festivalin program direktörlüğünü Nil Kural yapacak. Kural ile festivali, hazırlık sürecini konuştuk.

ni.jpeg

Öncelikle sizi tanıyarak başlasak Nil Kural kimdir?

20 yıldır sinema yazarı olarak çalışıyordum ekim ayından medyadan ayrıldım. Uçan süpürgeden teklif gelince festival programını yapmak için çalışmaya başladım. 6-7 yıldır İstanbul film festivalinde danışmalık yapıyorum. Biraz oradan da bir deneyimim vardı.

Festivalden biraz bahsedersek, teması nedir, kısaca aktarmanız mümkün mü?

Festivalin bu yılki teması “kadınların mirası” olarak belirlendi. Bu ismi, temayı seçmemizin nedeni festivalin 25’inci yılına ulaşması. Çeyrek asrı geride bırakmış bir festival ve takdir edersiniz ki kültür sanat gibi Türkiye’de linç unsuru olan bir alanda yapılıyor festival. 25 yıl vesilesiyle kadınları mirası üzerine biraz düşünmek istedik, çünkü festivalin kadın hareketiyle Uçan Süpürge ile paralel bir hikayesi var.

Türkiye’de kadın hareketi nereden nereye gitti malum. Örneğin İstanbul Sözleşmesi’den sonra geri adım atılmış gibi görünüyor. Kadın hareketi ve kadın sineması üzerinden hem geçmişe hem bugüne hem de biraz geleceğe bakalım istedik. Program için şunu söyleyebilirim çok usta kadın sinemacılar var. Kadınlar için sinemanın kapılarının çok kapalı olduğu ve şimdiden de açık olmadığı günlerden bugünlere uzanıyor. Aslında kadınların anlatımıyla sinemadaki miras nereden nereye geldi sorusuna yanıt olacak filmler ve seçki var.

Şunu da söylemeliyim, kadınların mirasını bir son olarak görmedik, bir akış olarak, umutlu bir şey olarak gördük. “Geçmişten ne öğrenebiliriz? Gelecekte nasıl daha güçlü ve dayanışma duygusu olan bir kadın hareketine doğru gidilir?” bu ve benzeri sorular üzerine biraz kafa yorduk.

Bildiğim kadarıyla geçmiş yılları da dikkate aldığımızda festivalde bizleri yalnızca filmler beklemiyor. Daha önceki yıllarda olduğu gibi yıl yıl da başka etkinlikler olacak mı?

Evet olacak. Paneller ve etkinlikler olacak. Örneğin gösterimlerin başladığı 27 Mayıs’ta “Kadınların Mirası” konulu detaylı bir panelde olacak. Geri kalan etkinlikleri kısa sürede duyuracağız, seyirciler bizi takipte kalırsa bu bilgilere kısa sürede ulaşabilirler.

Nereden bu bilgilere erişebilecekler?

Sitemizden bu bilgilere ulaşabilecekler. Ayrıca Uçan Süpürge’nin sayfasına girdiklerinde özel bir sekme bulacaklar. Bu yıl 25’inci yılımız olduğu için Kadınların Mirası diye bir site açtık. Bu sitede gün gün programın görülebilecekler, ayrıca filmleri, yönetmenlerin biyografilerine çok daha rahat ulaşabilecekler.

Arjantin’den Vietnam’a uzanacak şekilde dünyadan filmlerin festivalde olacağını belirttiniz. Türkiye’den de filmler seyirciyle buluşacak mı?

Evet evet. Uçan Süpürge 25 yıldır Türkiyeli kadın sinemacıların da seyirciye ulaşmasını sağlayan bir platform. Türkiye’den filmleri çok önemsiyoruz ve bu doğrultuda geniş bir seçki yapmaya gayret ettik. Örneğin İstanbul Film Festivali’nden sonra Türkiye’de ikinci gösterimi olacak olan FIPRESCI ödüllü Her Biri Ayrı Renk yarışmasında Ceylan Özge Özçelik’in Cadı Üçlemesi 15+ göreceğiz.

Peki nasıl bir film bu kısaca bahsetmeniz mümkün mü?

Bu film, öz savunma nedeniyle kendilerine şiddet uygulayan eşlerini öldürdükleri için çok uzun hapis cezalarına mahkum edilen iki kadının mektuplarının onların dünyalarını yansıttığı bir yaratıcı belgesel. Direk uçan süpürgenin vakıf olarak ilgilendiği konulara da eğilen bir film.

Benzer biçimde Ana Yurdu’ndan hatırlanacak olan Senem Tüzen’in üç yönetmeninden biri olduğu “Eat your Catfish” yine festivalin Olay Yeri: Aile bölümünde gösterilecek. Bu film ile İstanbul Film festivali en iyi belgesel ödülünü kazandı. Bunun yanı sıra geniş bir kısa seçkimiz olacak. Türkiye’den kısalar olacak. Türkiye sinemasındaki kadın yönetmenlerin eğilimlerine de uzanacağınız. Bunlar arasında sokakta yaşadığımız korkular var, örneğin bir minibüste yalnız kaldığımızda veya bir taksiye bindiğimizde yaşadığımız. Ben ortak temalar bulunacağına inanıyoruz.

Aynı zamanda festival kapsamında Türkiye’nin önemli kadın yönetmenlerinden Bilge Olgaç adına verilen bir ödül var. Bir de onur ödülü ve genç cadı ödülü. Bu yıl bu ödüllerin sahipleri kimler?

26 Mayıs’ta festival açılışı gerçekleşecek ve ödüller burada verilecek. Onur Ödülü kimsenin duyunca şaşırmayacağı bir isme, usta oyuncu Şerif Sezer’e verilecek. Bilgi Olgaç Ödülü, kadın emeğini görünür kılmak için Uçan Süpürge’nin başlattığı bir ödül, Ayşe Nişanlıoğlu alacak isimlerden biri, Neşe Yulaç Yeşilçam’dan gelen çok değerli bir oyuncu o da bilge Olgaç ödülü alacak.

Bilge Olgaç ödülü olacak başka bir isim genç yaşta çok başarılı bir yapımcı olan Anna Maria Aslanoğlu alacak. Aslanoğlu’nun geçen yılın çok beğenilen belgesellerinden Maddenin Halleri de yine önemli bir çalışmaydı. Aslanoğlu, festival programında yer alan Zuhal’in de yapımcısı.

Bu çalışmalar sinema külliyatı için çok önemli. Genç Cadı Ödülü Türkiye’de sinemada genç isimlerin önünü açmak ve teşvik etmek için verilen bir ödül. Bu yıl Nazlı Bulum’a sunulacak. Nazlı Bulum hem çok başarılı ve yetenekli bir oyuncu hem de Büyük İstanbul Depresyonu’yla yapımcılığa da adım attı. Dolayısıyla bu seçim de içimize çok sindi.

Festival öyle bir dönemde geldi ki yine kadın bedeni ve sınırlarının erkekler tarafından tanımlandığı, tarif edildiği günlere. Geçtiğimiz günlerde bir kadın oyuncunun giydiği kıyafet üstünden dekolte ve sutyen zorunluluğunun olduğunu söylediler örneğin. Sanki festival bir anlamda bu bakış açısına erkeklerin kadınlar hakkında çizdiği tahakküm ilişkilerine ödülleri ve film seçkisiyle yanıt veriyor.

Aslında tam da sizin bu söylediklerinizle ilgili ABD’den gelen ve festival programında olan, Beynimiz Yıkanmış (Brain Washed) bu anlamda güzel bir örnek. Belgesel sinema tarihi boyunca kadın bedenine nasıl bakıldığını, bu bedenin nasıl kullanıldığını, kameranın durduğu yerden ayarlanan açıya kadar karşımızdaki durumun ne kadar ideolojik olduğunu anlatıyor.

Bu filmi izlediğinizde aslında bütün bu karışmaların, baskıların her yere sindiğini gösteriyor. Onun dışında bu yıl festival programında “Yıkmak Diyor Kadın” isimli özel bir bölüm var. Bu, tam da tahakküm altında tutulmaya çalışılan gelenek, aile, değer yargıları tarafından köşeye sıkıştırılmış kadınların isyan hisleriyle ilgili filmlerin toplandığı bir bölüm.

Bir yandan şunu anlıyorsunuz ki dünyanın her yerinde kadınlar aynı konulara kafa yoruyor, aynı sıkıntıları hissediyor, farklı şekil ve düzeylerde olabilir, ama duygunun ne kadar ortaklaştığını konuşlan konuların ne kadar ortak olduğunu festival programı gerçekten gözler önüne seriyor.

Son olarak bu kapsamlı festivali izlemek isteyenler nerede izleyebilir?

Bu yıl Büyülü Fener Kızılay sinemasının 2 salonunda (1. ve 4. Salon) filmler gösterilecek. 10 gün boyunca beşer seans toplamda 100 seans burada olacak. Ayrıca Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde de özellikle Türkiye’den ağırlıklı filmler izleyiciyle buluşacak. Bu yıl kendimizi zorlayarak sorumluluk duyguysa bilet fiyatlarını makul tutmaya çalıştık. Büyülü Fener’de öğrenci 10, tam 25, Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ayrım olmaksızın 10 lira olacak.

Dolaysıyla kadın hikayelerini izlemek, iyi filmleri izlemek isteyenler güzel bir program hazırlamaya çalıştık. Festival şunu da gösteriyor sinemada öyle bir fırsat eşitsizliği var ki kadınları film yapmak şansı olsa bile çoğu alanda olduğu gibi erkek meslektaşlarından daha çok iyi sonuçlar elde ediyorlar, ancak görünmesi zor, biz biraz bunu da kırmaya çalışıyoruz.

Mesela çok önemli bir uluslararası prömiyeri Brezilya’da yapılan Yeni Kız diye bir filmimiz var. O kadar ustaca çekilmiş bir film ki Dardenne kardeşlerin filmlerinden seviye olarak hiçbir farklı yok, ancak çok daha görünmez kalmış. İşte bu faktörleri dikkate alarak geniş ve kapsamlı bir seçki de sunan bir program oluşturmaya gayret ettik.