Yerli ve milli "burundan sprey aşı" nasıl olacak?

Yerli ve milli "burundan sprey aşı" nasıl olacak?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da sözünü ettiği burundan spreyle alınacak yerli aşıyı geliştiren Nanografi Nano Teknoloji AŞ’nin çatı şirketi Ahlatçı Holding’in Başkanı Ahmet Ahlatçı, "İğne ile yapılmayacak. Burundan fıs fıs ile alınacak. Yasal bir aşı. Çok hızlı ilerledik ama zor olan aşıyı geliştirmek değil bürokrasiyi aşmak" dedi.

Gazeteci Fatih Altaylı, Habertürk'te "Yerli ve milli burundan aşı" başlıklı yazısında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da geçen günlerdeki bir basın toplantısında sözünü ettiği "burundan spreyle alınacak yerli aşı"yı geliştirmekte olan Nanografi Nano Teknoloji AŞ’nin çatı şirketi Ahlatçı Holding’in Başkanı Ahmet Ahlatçı’yla olan görüşmesini aktardı. Altaylı'nın yazısındaki ilgli bölüm şöyle:

"Yerli aşı konusunda Bakan Koca’nın kürsüden ifade edeceği kadar ilerleme kaydetmiş ve diğerlerinden farklı olarak burundan spreyle alınmak üzere tasarlanan aşı oldukça ilgimi çekince, bu aşıyı geliştirmekte olan Nanografi Nano Teknoloji AŞ’nin çatı şirketi Ahlatçı Holding’in Başkanı Ahmet Ahlatçı’yı aradım.

Durum ilginçti çünkü Ahlatçı Holding’in de Nanografi’nin de aslında tıp ile pek ilgisi yoktu ama aşı geliştiriyorlardı.

Ahmet Ahlatçı hepsini anlattı.

“Fatih Bey, sizin de dediğiniz gibi bizim tıp alanı ile bir ilgimiz yoktu. Nanografi şirketini de birkaç yıl önce Bakanımız Mustafa Varank’ın bize tanıştırdığı 4 genç bilim insanı için kurduk. Bir toplantıda Sayın Varank bize 4 genç tanıştırdı ve “Bu gençler dahi. Onlara sahip çıkın” dedi.

Biz de ODTÜ’lü bu 4 gencimizle ortak bir şirket kurduk. Şimdiye kadar uçaklara sürülen ve görünmezlik sağlayan bir boyanın da aralarında olduğu pek çok nanoteknoloji icadı yapıp bunların patentlerini aldılar, üretimlerine başladılar. Sonra bu pandemi patlak verince ben bu genç bilim insanları ile toplandım. Aşı bulalım dedim. ‘Bu tıp konusu biz tıpçı değiliz' dediler. Ben de ‘Tıpçı değilsiniz ama sonuçta bilim insanısınız. Bunu kim geliştirebilir, nasıl geliştirebilir onu çözersiniz’ dedim. Ve hemen harekete geçtik. Nanografi şirketimiz bu alanda Türkiye’nin en iyileri arasında yer alan 4 farklı daldan 40 tıp profesörünü bir araya getirdi.

Ve sonunda aşıyı buldular.”

Ahmet Ahlatçı’nın bilim adamları için kullandığı terim çok hoşuma gitti.

“Bu arkadaşlar kafası kırıklar” diyor. Zekalarının ve bilgilerinin kafalarına sığmadığını anlatmak için.

Çok güldüm.

Aşının etkinliği ile ilgili araştırmaların ne durumda olduğunu sordum.

Ahlatçı heyecanla anlattı:

“Bu farklı bir aşı, protein bazlı geliştirmişler. Yani içinde virüs veya virüs benzeri parçacık yok. İlk aşamadan beri bunu kendi içimizde deniyoruz zaten. Yani faz 1 dedikleri aşamayı kendi içimizde hallettik. Bu iğne ile yapılmayacak. Burundan fıs fıs ile alınacak. Yasal bir aşı. Çok hızlı ilerledik ama zor olan aşıyı geliştirmek değil bürokrasiyi aşmak” diye dert yandı.

Ahmet Ahlatçı’ya aşı ve ilaç konusundaki bürokrasinin insanları korumak için şart olduğunu söyledim.

"Buna bir itirazım yok ama Kayseri ya da Erciyes aşısına gösterilen kolaylıklar bize asla gösterilmedi. Onlar her şeyi rahatça aşıp destek gördü biz ise bürokrasi tarafından engellendik hep” dedi.

“Mayıs ayında piyasaya vermeye hazırız ve 250 milyon doz üretecek hale geldik. Sağlık Bakanlığı ile de anlaştık” dedi.

“Bildiğim kadarı ile faz 1’desiniz bu kadar sürede faz 3’ü tamamlamak imkansız” dedim.

“Hızlı yaparız. İkisini birlikte yaparız” dedi.

Heyecanını sevdim, aceleciliğine güldüm.

“Devletten bugüne kadar beş kuruş almadık. İstemedik. Bundan sonra da istemiyoruz. Bu aşının tüm gelirini de devlete bırakacağız. Buradan para kazanma arzumuz da yok” dedi.

Ahmet Ahlatçı’nın tutkusu ve heyecanı çok hoşuma gitti.

Aşıyı geliştiren ekibini Teke Tek Bilim’e davet ederek kapattım telefonu."