Ambargo, petrol ve direniş: ABD saldırıyor, Küba direniyor
Kısa Dalga - Havana sokaklarında çöp kamyonları artık çalışmıyor. Yakıt yok. Enerji üretiminin düşmesi yalnızca konutları değil, hastaneleri, gıda depolarını ve toplu ulaşımı da doğrudan etkiliyor. Birçok şehirde yakıt istasyonlarının önünde kilometrelerce uzayan kuyruklar oluşuyor.
Reuters'ın aktardığına göre petrol tedarikindeki daralma son aylarda Küba'da geniş çaplı elektrik kesintilerine yol açtı. 4 Mart 2026'da ülkenin batı yarısını etkileyen büyük bir kesinti yaşandı; Havana ve çevresindeki milyonlarca insan saatlerce elektriksiz kaldı. Hükümet radyosu operasyonların yeniden başlamasının en az 72 saat alabileceğini duyurdu.
Havana'da yaşayan ekonomist Everleny Pérez Villanueva durumu şöyle özetliyor: "Bir ülkede elektrik kesintileri 20 saate ulaştığında, üretim sektörü işlemez hale gelir." Bu yalnızca ekonomik bir sorun değil; elektrik kesilince su pompalarının durması, gıda ve ilaç soğutmasının işlevsiz kalması anlamına geliyor. Pek çok Kübalı kesintiler sırasında pişirme için oduna ve kömüre dönüyor.
Gıda cephesinde tablo daha da ağır. Küba hükümeti, ülkenin en yoksul kesimlerini korumak amacıyla kurduğu karne sisteminde bile kısıntıya giderek çocuklara ve hamile kadınlara ayrılan ekmek miktarını azaltmak zorunda kaldı. Pirinç, fasulye, yağ — bunlar artık düzenli bulunamıyor.
Dünya Gıda Programı'nın güncellemesine göre, Venezuela'dan yakıt tedarikinin kesilmesi Küba'daki temel hizmetleri sekteye uğratırken Kasırga Melissa'nın ardından sürdürülen kurtarma çalışmaları da büyük ölçüde felç olmuş durumda.
Şekerin çöküşü: Bir ekonominin simgesi nasıl eridi?
Küba'nın bugünkü ekonomik tablosunu anlamak için şeker rakamlarına bakmak yeterli.

1989'da zirveye ulaşan Küba, o yıl 8 milyon ton şeker üreterek dünyanın en büyük ham şeker ihracatçısı konumuna yükselmişti. Reuters'ın aktardığı resmi verilere göre 2024-2025 hasadı 150.000 tonun altında kalarak 100 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesini kaydetti — bu rakam, bir önceki yılın yarısından bile az. Devletin öngördüğü 265.000 tonluk hedefin çok gerisinde kalan bu üretim miktarı, onlarca yıl boyunca ulusal ekonominin omurgasını oluşturan bir sektörün dramatik çöküşünü yansıtıyor.
Camagüey eyaleti planının yalnızca yüzde 17'sini, Las Tunas yüzde 16'sını, Santiago de Cuba'daki Dos Ríos fabrikası ise 73 günlük hasatta hedefinin sadece yüzde 13'ünü tamamlayabildi. Sorunun kaynakları ortaktı: yakıt ve yedek parça yokluğu, sürekli elektrik kesintileri, çürüyen altyapı ve deneyimli personelin ülkeden ayrılması.
Bu çöküşün başka bir mağduru daha var: Küba romunun özgünlüğünü tehdit eden üretim krizi. Gerçek Küba romunun Küba kamışından elde edilen alkolle yapılması zorunlu; ancak bu alkol üretimi 2019'dan bu yana yüzde 70 geriledi. Bir sektör kaynağı durumu şöyle özetledi: "Birikmiş rezervlerimizi kullanıyoruz, ama asıl endişe o stokları yenileyecek hammaddenin olup olmadığı."
ABD ambargosu: 60 yıldır süren ekonomik kuşatma
Küba'nın yaşadığı ekonomik sıkıntılar yalnızca enerji krizinin ürünü değil. Ada ekonomisi yaklaşık altmış yıldır ABD ambargosu altında faaliyet gösteriyor.
ABD'nin Küba'ya olan düşmanlığı, Soğuk Savaş'ın ürünü bile değil aslında. Thomas Jefferson 1805 yılında Küba'yı "ABD sistemine yapılabilecek en ilginç eklenti" olarak nitelendirmişti. İki ülkenin ulusal projeleri daha o zamandan çatışıyordu: bir tarafta büyüme dürtüsüyle hareket eden emperyal bir güç, diğer tarafta kendi kaderini tayin hakkını savunan küçük bir ada.

1959'da Fidel Castro'nun ABD yanlısı Batista rejimini devirmesinin ardından Küba, ABD'ye ait mülkleri ve başta petrol sektörü olmak üzere birçok alanı millileştirdi. Washington ticaret kısıtlamalarıyla karşılık verdi; bu kısıtlamalar zamanla tam kapsamlı bir ekonomik ambargoya dönüştü. Ambargo, ilaç teminini bile zorlaştıracak ölçüde Küba'nın küresel piyasalara erişimini engelledi.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu her yıl ambargonun kaldırılmasını talep eden kararlar alıyor. 2023 oylamasında 187 ülke ambargoya karşı oy kullandı; yalnızca ABD ve İsrail ret oyu verdi. Küba hükümetinin hesaplamalarına göre ambargonun ada ekonomisine toplam maliyeti 150 milyar doları aşmış durumda.
50 yıllık diplomatik kopukluktan sonra 2014'te ilişkiler yeniden kuruldu; 2016'da Başkan Barack Obama tarihi bir ziyaret için Havana'ya giderek Raúl Castro ile görüştü. Ancak Trump, ilk başkanlık döneminde bu tarihsel adımı geri alarak kısıtlamaları yeniden sertleştirdi.
"Özel dönem": SSCB'nin çöküşü ve büyük kıtlık
Küba'nın bugün yaşadığı krizin tarihsel bir aynası var: 1990'ların "Özel Dönem"i.
Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasıyla birlikte Küba'nın gayri safi yurt içi hasılası yüzde 35 küçüldü; ithalat ve ihracat her ikisi de yüzde 80'in üzerinde geriledi. Küba'nın petrol ithalatı, 1990 öncesi düzeyin yüzde 10'una indi. Sovyetler her yıl ortalama 4,3 milyar dolar sübvansiyon sağlıyor, Küba şekerini dünya piyasa fiyatının altı katına alıyordu.

Krizin doruğa ulaştığı 1993-94 döneminde eczanelerden 300'den fazla ilaç çekildi. Küba nüfusu ortalama beş kilo zayıfladı; 50.000'i aşkın kişide B vitamini eksikliğine bağlı optik nöropati görüldü. Petrol ithalatının kesilmesi ulaşım sistemini felce uğratmış, Kübalılar toplu ulaşım yerine bisiklet kullanmak zorunda kalmıştı.
Peki Küba o krizden nasıl çıktı? Hükümet küçük işletmelere izin verdi, özel istihdamı serbest bıraktı ve ABD dolarının kullanımını yasal hale getirdi. Savunma harcamaları yüzde 86 oranında kesilirken sağlık ve sosyal hizmet harcamaları korundu. Her okul ve hastane kapılarını açık tuttu. 1995'te ekonomik büyüme yeniden başladı; ancak GSYİH'nın kriz öncesi seviyelere ulaşması on yıl aldı.
Ve o dönemde ortaya çıkan bir çözüm, tüm dünyada incelenmeye başlandı: şehir tarımı.
Küba'nın şehir tarımı modeli: Krizden doğan mucize
1990'lı yıllarda petrol ve kimyasal gübre ithalatının kesilmesiyle birlikte Havana başta olmak üzere birçok şehirde boş alanlar tarım alanına dönüştürüldü. "Organopónicos" olarak bilinen bu modelde sebze üretimi doğrudan şehir içinde gerçekleştirildi; kimyasal gübre yerine organik kompost, traktör yerine insan emeği kullanıldı.
BM Gıda ve Tarım Örgütü'ne göre Küba'nın şehir tarımı modeli, kriz koşullarında gıda güvenliğini artıran önemli bir deneyim olarak inceleniyor. Bugün Havana'da binlerce küçük şehir çiftliği bulunuyor ve bu üretim alanları yerel gıda tedarikinin önemli bir bölümünü karşılıyor.
Kıtlık, icat etmeyi zorunlu kıldı; icat etmek ise "inventar y resolver" — icat et ve çöz — sloganıyla simgelenen Küba halkının olağanüstü direncinin de simgesi oldu.
"Küba yakında düşecek"
ABD'nin Küba politikasında son dönemde yeniden sertleşme gözleniyor. Donald Trump yönetimi ambargoyu gevşetmek yerine yeni yaptırım araçları geliştirdi.

Ocak 2026'da Maduro'nun tutuklanmasının ardından Trump yönetimi, Küba'nın birincil petrol tedarikçisi olan Venezuela'dan gelen petrol akışını fiilen durdurdu. Trump 11 Ocak 2026'da sosyal medyada "Küba’ya artık petrol ya da para gitmeyecek” diye ilan etti. 29 Ocak'ta imzalanan cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Küba'ya doğrudan ya da dolaylı yollarla petrol sağlayan ülkelere ek gümrük tarifeleri uygulama yetkisi de devreye girdi.
Trump, Küba'yı "çöküşün eşiğindeki başarısız bir ulus" olarak nitelendiriyor. Inter Miami'nin Beyaz Saray ziyaretinde ise Kübalı kökenli misafirlerine hitaben "Yakında geri döneceğiz, inanıyorum" dedi. Politico'ya yaptığı açıklamada ekonomik baskıyı açıkça üstlenerek "Venezuela'dan gelen her şeyi kestik; tek kaynak oydu. Ve anlaşma yapmak istiyorlar" ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu sürecin fiilen yürütücüsü konumunda. Floridalı Temsilci Carlos Gimenez sosyal medyada "Küba rejimi tarihin çöp kutusuna gönderilmeledir" yazarken, Senatör Lindsey Graham Fox News'te "Küba sırada; bu komünist diktatörlüğün günleri sayılı" dedi.
New York Times'a göre bu süreç, "Küba Füze Krizi'nden bu yana ABD'nin adaya uyguladığı ilk gerçek anlamda etkili ablukayı" temsil ediyor.
Venezüella petrolünün kesilmesi
Enerji krizinin merkezinde Venezüella ile kurulan enerji ittifakının çözülmesi yatıyor.
2000'li yılların başında Hugo Chávez yönetimiyle başlayan işbirliği kapsamında Venezüella, Küba'ya günlük 90 bin varile kadar petrol sağlıyordu. Bu anlaşma Küba ekonomisinin enerji ihtiyacını büyük ölçüde karşılıyordu. Ancak Venezüella'nın kendi ekonomik krizi ve ABD yaptırımları nedeniyle bu sevkiyatlar ciddi biçimde azaldı; bazı dönemlerde 30 bin varilin altına düştüğü bildiriliyor.

Petrol akışındaki bu düşüş Küba'nın elektrik üretimini doğrudan etkiliyor. Enerji üretiminin önemli bölümü petrol santrallerine dayandığı için yakıt eksikliği zincirleme bir çöküşe yol açıyor: fabrikalar duruyor, gıda dağıtım zincirleri aksamaya başlıyor, hastanenin jeneratörü sustuğunda ise yaşam tehlikeye giriyor.
Çin, Rusya ve bölgesel dayanışma
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Havana yönetimi ticari ilişkilerini çeşitlendirmeye yöneldi. Bu süreçte Çin, Küba'nın en önemli ekonomik ortaklarından biri haline geldi. İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda 1,8-2 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Çinli şirketler telekomünikasyon, ulaşım altyapısı ve enerji alanlarında aktif rol oynuyor; Havana'daki birçok otobüs ve altyapı projesi Çin kredileriyle finanse edildi.
Rusya ile ilişkiler de son yıllarda yeniden stratejik bir boyut kazandı. 2014 yılında Moskova, Sovyet döneminden kalan 32 milyar dolarlık Küba borcunun yüzde 90'ını silerek iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden canlanmasının önünü açtı. Rus enerji şirketleri Küba'daki petrol rafinerilerinin modernizasyonu için anlaşmalar yaparken, Rusya baskılara rağmen ada ile enerji işbirliğini sürdürme kararlılığını açıkça ilan etti.

Bölgesel dayanışma da önemini koruyor. Meksika daha önce enerji krizlerinde Küba'ya petrol desteği sağlamıştı. Venezüella, Bolivya ve Nikaragua yakın siyasi ilişkilerini sürdürüyor. Latin Amerika'daki sol hükümetler ise ABD ambargosunun kaldırılması gerektiğini açık biçimde savunmaya devam ediyor.
Dünya Küba'nın yanında
ABD'nin son hamlelerine uluslararası tepkiler gecikmedi.
BM insan hakları uzmanları, Trump'ın yürütme kararnamesini "uluslararası hukukun ağır bir ihlali ve demokratik düzene ciddi bir tehdit" olarak nitelendirdi. Şili'nin ayrılan Cumhurbaşkanı Gabriel Boric ablukayı "suç" ve "insanlık dışı" olarak tanımlarken, Çin Dışişleri Bakanlığı "Küba'nın ulusal egemenliğini savunmasını kararlılıkla destekliyoruz" açıklamasını yaptı. Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum insani krizin kapıda olduğu uyarısında bulundu.
Uluslararası Kamu Hizmetleri Enternasyonali, "altı on yılı aşkın süredir Küba halkının bu ablukaya maruz kaldığını" hatırlatarak üye örgütleri koordineli eylem ve insani yardım organizasyonu için harekete geçmeye çağırdı. Şubat 2026'da ise aktivistler ABD ablukasını kırmak ve Küba'ya insani yardım taşımak amacıyla "Nuestra América Flotilla" adlı bir deniz konvoyunun düzenleneceğini duyurdu.
Tarihin tekerrürü mü?
Bazı ekonomistler, bugünkü krizin 1990'lardaki "Özel Dönem" ile karşılaştırıldığında daha tehlikeli bir zemine oturduğunu savunuyor. 1991'de Küba ekonomisi ve toplumu çok daha sağlıklı bir düzeyden çöküşe geçmişti; bugün ise çok daha kırılgan bir tabandan düşüyor. Üstelik ülkeden göç dalgası tarihi boyutlara ulaştı; 2021'de 11 milyonun üzerinde olan Küba nüfusu 2024 itibarıyla yaklaşık 9,75 milyona geriledi — bu düşüş büyük ölçüde adayı terk eden insanların bıraktığı boşluktan kaynaklanıyor.
BM Özel Raportörü yaptırımların etkisini "Küba toplumunun sosyal dokusunu boğuyor" sözleriyle özetledi. Buna karşın Küba toplumu direncini koruyor. Mahalle dayanışma ağları, sivil buluş gücü ve topluluk dayanışması kıtlıklar ve belirsizlikler içinde ailelerin hayatta kalmasını sağlıyor.
Tarih, Küba'nın her seferinde bir kurtarıcı bulduğunu gösteriyor: önce SSCB, sonra Venezuela. Şimdi o kapılar kapandı. Bazı analistler, Küba hükümetinin yakıt rezervlerini Mart ortası ile sonu arasında tüketebileceği uyarısında bulunuyor; bu, adanın tam bir durma noktasına gelebileceği anlamına geliyor.
On bir milyon insan, 60 yılı aşkın bir ambargonun, günlerce süren elektrik kesintilerinin ve boş rafların ortasında dünyadan yardım bekliyor. Küba bu sefer de kendi başına mı çıkacak bu karanlıktan — bilinmiyor. Ama tarih şunu gösteriyor: Küba’nın daha önce de "düşmesi" beklendi. Ve düşmedi.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.