Bi' Dünya Haber... Trump, Grönland gerilimi ve mavi Pazartesi
PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYINIZ
ABD VE AB ARASINDA GERİLİM: GRÖNLAND VE 47.2
Donald Trump’ın ikinci kez Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte küresel dengelere dair belirsizlikler hızla arttı. Venezuela’da yaşananlar, Washington’un bir sonraki adımları için ipucu verdi. Venezuela’nın ardından bu kez Grönland geldi gündeme. "Satın alma” ihtimaliyle “askeri seçenek” aynı cümlede anılmaya başlandı. Trump, sekiz Avrupa ülkesine gümrük vergisi getirdi. Avrupa tepkili, ipler gergin.
Grönland'a olası bir Amerikan saldırısı halinde Danimarka'nın AB'yi yardıma çağırma imkanı var. Lizbon Antlaşması'nda koruma ve destek amaçlı, NATO'nun 5. maddesine benzeyen ortak savunma maddesi var. Lizbon Antlaşması'nın 42.7 maddesinde şu ifadelere yer veriliyor:
"Bir üye devletin topraklarında silahlı saldırıya uğraması halinde, diğer üye devletler, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca, ellerindeki tüm imkanlarla bu üye devlete yardım ve destek sağlama yükümlülüğü altındadır. Bu durum, bazı üye devletlerin güvenlik ve savunma politikalarının özel niteliğini etkilemez."
Güven Özalp, BBC Türkçe'de yayımlanan makalesinde "Bu madde şu ana kadar sadece bir kez aktive edildi. Fransa, 2015'teki terör saldırıları nedeniyle diğer AB ülkelerinden yardım talep etti" bilgisini verdi. Maddenin aktive edilebilmesi için saldırı altında olan ülkenin talebi gerekiyor. Özalp, şu bilgileri aktarıyor:
"Madde aktive edildikten sonraki adımları da büyük ölçüde talepte bulunan ülke yönlendiriyor. 42.7'nin devreye sokulması olası bir saldırı karşısında mutlaka askeri yardımda bulunulacağı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla Danimarka'nın bu maddeyi aktive etme aşamasına gelmesi halinde tüm boyutları dikkate almış ve oybirliği sağlanacağından emin olması gerektiği yorumları yapılıyor. Kubilius'a göre, ilgili madde üye ülkelerin harekete geçmesini zorunlu kılıyor: "Bu, büyük ölçüde Danimarka'nın nasıl tepki vereceğine, tutumunun ne olacağına bağlı olacaktır. Ancak, bir üye devlet askeri saldırıya maruz kalırsa üye devletlerin karşılıklı yardımlaşma yükümlülüğü olduğu kesindir."
Grönland nerede?
Grönland, Danimarka Krallığı içinde özerk bir bölge. Adanın nüfusu 57 bin. Çoğu yerli İnuit halkı. Adanın yüzde 80'i buzla kaplı ve ekonomi büyük ölçüde balıkçılığa dayanıyor. Grönland, yaklaşık 300 yıldır yaklaşık 3 bin kilometre uzaklıktaki Danimarka'nın kontrolü altında bulunuyor. 2009'da kabul edilen Özerklik Yasası, Grönland'a bağımsızlık referandumu düzenleme hakkı da dahil olmak üzere geniş kapsamlı özerklik tanımıştı.
GAZZE'DE BARIŞ KURULU, KİMLER DAVETLİ, TARTIŞMALAR NE?
Gazze’de ateşkese rağmen saldırılar sürerken, Trump yönetimi “Barış Kurulu” ( (Board of Peace) planını gündeme getirdi.
Trump'ın Gazze’de ateşkes ve kalıcı barışı yönetmek üzere kurduğu kurula, sadece Trump'ın daveti ve onayıyla üye olunuyor. Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre, davet edilen ülkeler kurulda sadece devlet ve hükümet başkanı seviyesinde temsil edilebilecek. Barış Kurulu'na kimlerin davet edildiği konusunda yeni bilgiler yansıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Macaristan Başbakanı Viktor Orban bilinen isimler arasında.
- Putin’in Ukrayna işgali sürerken ve sivillere yönelik suçlamalar devam ederken böyle bir “barış” yapısına davet edilmesi, uluslararası kamuoyunda eleştirilere yol açtı.
- Bu süreçte Trump’ın Norveç Başbakanı’na gönderdiği bir mektup da gündeme geldi. Trump, sekiz savaşı durdurmasına rağmen Nobel Barış Ödülü verilmediğini ve bu nedenle artık “sadece barışı düşünmek zorunda hissetmediğini” yazdı.
- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kurula katılmak istememesi üzerine ise Trump yine sert konuştu ve “Şaraplarına ve şampanyalarına yüzde 200 vergi koyarım” dedi.
- İddialara göre kurula katılan ülkelerden 1 milyar dolarlık bir ödeme istenmesi de gündemde.
- Kurulla ilgili bir tartışma daha var. 60 üyeyi bulması beklenen Barış Kurulu'nda listenin kabarıklığı "Trump, kendi önderliğinde Birleşmiş Milletlere (alternatif yeni bir yapı mı oluşturuyor" tartışmalarını da beraberinde getirdi.
ABD’DEN KAÇIŞ: TRANS MÜLTECİLER HOLLANDA'DA SIĞINMA ARIYOR
Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ndeki translar, artan güvenlik endişeleri ve yasal hak kayıpları nedeniyle ülkeyi terk etmeye başladı. Hollanda Göç ve Vatandaşlık Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında sadece 9 olan Amerikalı sığınmacı sayısı, 2025’te 76’ya yükseldi.
Sığınmacılar; sokaktaki tacizlerin artması, sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması ve Trump yönetiminin cinsiyet kimliğini federal düzeyde yok sayan kararnameleri nedeniyle can güvenliklerinden endişe ettiklerini belirtiyor.
San Francisco gibi liberal şehirlerden gelen trans kadınlar ve erkekler, şu an Hollanda’nın Ter Apel kasabasındaki mülteci kamplarında Suriye, Eritre ve Somali’den gelen sığınmacılarla aynı koşullarda yaşıyor. Birçok Amerikalı, mülteci kampındaki koşulların zorluğuna rağmen ABD’ye dönmenin kendileri için "ölümle eşdeğer" olduğunu ifade ediyor.
Hukukçular, Amerikalıların sığınma taleplerinin kabul edilme şansının oldukça düşük olduğunu vurguluyor. Hollanda makamları, ABD'yi "güvenli ülke" kategorisinde değerlendiriyor ve Washington ile diplomatik kriz yaşamaktan çekiniyor. Bir sığınmacı ailesinin başvurusu "ABD güvenli bir menşe ülke" olduğu gerekçesiyle şimdiden reddedildi.
Sığınmacılar, ABD’ye geri gönderilmeleri durumunda hormon tedavisine erişememekten (zorunlu de-transition) veya erkek cezaevlerine konulma riskinden korkuyor.
UAÖ'DEN TRUMP RAPORU: ALARM ZİLLERİNİ ÇALMAK
Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve dönmesinin birinci yılına ilişkin "Alarm Zillerini Çalmak: ABD’de Otoriter Uygulamaların Yükselişi ve İnsan Haklarındaki Aşınma" başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, "artan otoriter uygulamalar ve insan haklarındaki yıkıcı aşınma konusunda ciddi kaygıların olduğu" dile getirildi.
Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi Direktörü Paul O’Brien da rapora ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Deneyimimiz gösteriyor ki otoriter uygulamalar tamamen köklü hale geldiğinde, gücün kötüye kullanılmasını engellemek için kurulmuş kurumlar çoktan ciddi derecede zayıflamış oluyor. Farklı bir yol çizebiliriz ve çizmeliyiz. Otoriter uygulamalar ancak normalleştirilmelerine izin veriliğinde köklü hale gelir. ABD’de bunun olmasına izin veremeyiz. Tarihimizin bu zorlu dönemine karşı durma ve insan haklarını koruma fırsatımız ve sorumluluğumuz var."
MEDYA: DIE WELT'İN EDİTÖRÜ NEDEN İSTAFA ETTİ?
Alman gazetesi Die Welt'in editörü Jan Philipp Burgard, LinkedIn'deki bir paylaşımında, yakın zamanda bir uçakta tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve doktorlarının kendisine sağlığına daha çok odaklanmasını tavsiye ettiğini söyledi. İddialara göre, editörün işten ayrılmasının tek nedeni sağlık sorunları değildi.
Semafor'un haberine göre Burgard son günlerde Die Welt'in ana şirketi tarafından iç soruşturmaya tabi tutuluyordu. Axel Springer yönetimi, Burgard'ın Aralık ayındaki bir yılbaşı partisinde uygunsuz davrandığı iddialarını araştırıyordu. Burgard'ın gayri resmi soruşturmaya verdiği kaçamak cevaplar hayal kırıklığı yarattı. Cevaplar arasında Burgard'ın akşam yaşananların tamamını hatırlayamayacak kadar sarhoş olduğu iddiası da yer alıyordu ve bu durum şirketin onu baş editörlük görevinden alma olasılığını görüşmesine yol açtı. Burgard, gazetenin sorularına yanıt vermedi.
2018'de, Axel Springer'in ABD iş ve dijital biriminin başkanı, cinsel taciz iddialarıyla ilgili bir insan kaynakları soruşturmasının ardından şirketten ayrılmıştı. 2021'de ise Axel Springer, iş yerinde kadınlarla olan cinsel ilişkilerini soruşturduktan ve savunduktan aylar sonra Bild'in editörünü görevden almıştı.
SAĞLIK, SIHHAT, YAŞAM...
Dünya gündeminde sadece krizler, gerilimler, skandallar yok. Sağlık ve teknoloji alanında yeni keşifler, ülkelerin aldığı ve hepimizi etkileyecek kararlar var. Haydi biraz da onlara bakalım...
'Mavi Pazartesi'yi atlattık da kış hüznünü ne yapacağız?
Pazartesi sendromu tamam da 'Mavi Pazartesi'yi duymuş muydunuz? Dünyada yaygın bir inanışa göre 19 Ocak, yılın en mutsuz günü olarak kabul ediliyor. İngilizcesi 'Blue Monday' olan bu günün gerçekten kasvetli ve mutsuz bir gün olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok. Ancak sosyal medyanın da etkisiyle bu inanış giderek yayılıyor.
Peki nereden nedir bu mavi pazartesi?
Tamamen ticari... Psikolog Cliff Arnall, kış tatillerini teşvik etmek amacıyla İngiltere merkezli Sky Travel için bu fikri ortaya atmış. Çıkış yılı ise 2005. Cliff Arnall, Noel’den sonra geçen süreyi, yılbaşı kararlarının hayata geçirilmemesini dikkat alarak yılın üçüncü pazartesi için böyle bir formül geliştirmiş.
Uzmanlara göre 'mavi pazartesi' yok ama kış depresyonu var. Kış hüznünü yenmek için yapabileceğiniz birkaç ipucu: Egzersizi ihmal etmeyin. Günde 20 dakikalık hareket, motivasyonu artırır. Güneşi bulursanız kaçırmayın ve faydalanın. Mümkün olduğu kadar 7 ila 9 saat uyuyun. Hava soğuk diye sosyalleşmeden vaz geçmeyin, insanlarla bir araya gelin.
Neden, niçin? Avrupalı olmayana çifte tarife...
Fransa'nın başkenti Paris’teki Louvre Müzesi, mücevher soygununun ardından mali durumunu güçlendirmek amacıyla, Avrupa dışından gelen ziyaretçilerin büyük bölümü için giriş ücretlerini yüzde 45 artırdı. Müzenin ziyaret ücreti, 22 Euro'dan 32 Euro'ya çıktı.
Sadece Avrupa’da değil dünyanın birçok yerinde çifte tarife var. Euronews'ün derlemesine göre Venedik’in son birkaç yıldır hafta sonları ve yoğun günlerde uygulanan günübirlikçi harcı, turistler için 10 Euro'ya kadar çıkabiliyor.
Kenya’da safari parkı ücretlerinde kademeli fiyatlandırma var. Doğu Afrika vatandaşı olmayanlar için giriş ücreti 77 Euro oldu. Doğu Afrika vatandaşları için bu fiyat 5 Euro kadar.
Donald Trump yönetimi de ABD ulusal parklarında yabancı turistler için giriş ücretini ‘Önce Amerika’ politikası kapsamında 100 dolar artırmıştı.
Hindistan’daki Tac Mahal, yabancı ziyaretçilerden 1.300 Hint rupisi alıyor. Bu, yerli bilet fiyatının yaklaşık beş katı.
Okyanuslarda tehdit: Küresel kirlilik deniz yosunu patlamasına neden oluyor
Bilim insanları, küresel ısınma ve tarımsal atıkların neden olduğu kirlilik sonucu okyanuslarda devasa deniz yosunu kütlelerinin hızla yayıldığı uyarısında bulundu.
"Rejim değişikliği" olarak adlandırılan bu durumun, deniz ekosistemlerini ve iklim dengesini kalıcı olarak bozabileceği belirtiliyor.
Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, dünya okyanuslarının ciddi bir biyolojik dönüşümün eşiğinde olduğunu ortaya koydu.
Güney Florida Üniversitesi (USF) araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, son yirmi yılda tropikal Atlantik ve Batı Pasifik'teki deniz yosunu patlamalarının (bloom) yılda ortalama %13,4 oranında arttığını saptadı.
Spor: Zamanın en pahalı Dünya Kupası
2026 Dünya Kupası'na Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Kanada ortaklaşa ev sahipliği yapacak. Kıtadaki 16 stadyumda maçlar oynanacak ve bunların büyük çoğunluğu ABD'de olacak. Bu kupayı diğerlerinden ayıran en önemliği özelliği bilet fiyatları: FIFA'nın resmi internet sitesindeki fiyatlar şu anda 8.749 dolardan 46.000 dolara kadar değişiyor.
Şu an satışta olan en ucuz biletler kategori 3'tekiler. Maçların potansiyel popülaritesine bağlı olarak 140 ile 1120 dolar arasında değişirken, final maçı için bu fiyat 4.185 dolara kadar çıkıyor.
Maliyetler maça girişle sınırlı kalmıyor. BBC'nin araştırmasına göre Booking.com'da , 22 Haziran 2026 için Dallas'taki en ucuz otel gecelik 190 dolar. Skyscanner'a göre Buenos Aires'ten Dallas'a en ucuz doğrudan uçuş, American Airlines ile 1260 dolar. Maçlar yaklaştıkça, bilet fiyatlarında olduğu gibi bu fiyatların da talebe bağlı olarak artması muhtemel.
Yapay zeka: Uykunuzda da sizi izleyecek
Yapay zeka destekli yeni bir sistem, uyku laboratuvarında tek bir gecede topladığı sinyalleri değerlendirerek parkinson, demans, kalp krizi, prostat ve meme kanseri dahil yaklaşık 130 hastalık için ileride ortaya çıkabilecek riskleri hesapladı.
Ön eğitim aşamasında yapay zeka, normal uykuda beyin, kalp ve solunum sinyallerinin nasıl bir uyum içinde olduğunu öğrendi. Model, adeta istatistiksel olarak yakalanmış bir "uyku dili" oluşturdu.
Yapay zeka bir araç ve erken uyarı sistemi olarak kalıyor; tanı ve tedavi sorumluluğu ise tıbbi personelde olmaya devam ediyor. (Alexander Freund - DW)
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.