Bir cinayetten cezaevi yangınına: Kobani’de 9 kişi için iki günlük yas
Suriye ordusuna katılan eski SDG mensubu Sîpan Hiznî’nin kaçırılarak öldürülmesi, Kuzey ve Doğu Suriye’de protestolara yol açtı. Kobani’deki gösterileri izleyen saatlerde, Halep’e nakledilecekleri iddiasına karşı çıkan tutukluların bulunduğu cezaevinde yangın çıktı. Yerel kaynakların 9 kişinin öldüğünü bildirdiği olayın ardından şehirde hayat dururken, yangının çıkış nedeni ve tahliyelerde ihmal bulunup bulunmadığı konusunda bağımsız soruşturma istendi.
Kısa Dalga - Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobani kentinde, cezaevi yangınında hayatını kaybeden dokuz kişi için iki günlük yas ilan edildi. Yas kararını Kobani Şehit Aileleri Kurumu duyurdu.
13 Eylül sabahından itibaren şehir merkezindeki çarşı, toptancı hali ve diğer bölgelerde esnaf kepenk kapattı. Sokakların büyük ölçüde boş kaldığı kentte, güvenlik güçleri devriye faaliyetlerini sürdürdü. Pazar günü yapılması planlanan cenaze töreni ertelenerek 14 Eylül Pazartesi günü saat 17.00’ye alındı.
İlke TV’nin haberine göre şehir genelinde hayat durma noktasına geldi.
Yangında yaralananlardan 12’sinin hastanelerdeki tedavisinin sürdüğü, bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi. Hafif derecede yaralanan veya dumandan etkilenen bazı tutuklular ise tedavilerinin ardından taburcu edildi. Şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğine ilişkin iddialar yerel kaynaklarca yalanlandı.
Olayların başlangıcı: Sîpan Hiznî cinayeti
Kobani’deki yangına uzanan olaylar, gerçek adı Sami Şeyhmus Heso olan ve Sîpan Hiznî adıyla tanınan 26 yaşındaki Kürt askerin öldürülmesiyle başladı.
Hiznî, 2014’te Haseke’deki Kürt güçlerine, daha sonra Suriye Demokratik Güçleri’ne katılmış; IŞİD’e ve eski Suriye yönetiminin güçlerine karşı düzenlenen operasyonlarda yer almıştı. SDG ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon sürecinde ise Suriye Savunma Bakanlığı bünyesindeki Haseke Tugayı’na geçmişti.
Haseke İç Güvenlik Müdürlüğünün açıklamasına göre Hiznî, 10 Eylül’de Resulayn’da bir grup tarafından kaçırıldı. Güvenlik birimleri, Hiznî’nin cansız bedenini El Helu köyü yakınlarında bulduğunu ve doğrudan ateşlenen çok sayıda kurşunla öldürüldüğünü açıkladı. Olayla ilgili bir şüphelinin kimliğinin belirlendiği ve arandığı bildirilirken, Şam yönetimi bağlantılı olduğu değerlendirilen dört kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
Cinayetin nedeni henüz kesinleşmedi. Bölgedeki bazı kaynaklar, Hiznî’nin yaklaşık iki yıl önce Bakkara aşiretinden iki kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulduğunu ve cinayetin bir intikam eylemi olabileceğini ileri sürdü. Ancak iki kişinin nasıl öldüğü ve Hiznî’nin bu olayla bağlantısı konusunda doğrulanmış bir yargı kararı veya kesinleşmiş soruşturma sonucu bulunmuyor. Bu nedenle aşiret çatışması ve intikam iddiaları doğrulanmamış birer ihtimal olarak duruyor. Enab Baladi’nin ayrıntılı haberinde farklı anlatımların bulunduğuna dikkat çekildi.
Cinayet Kuzey ve Doğu Suriye’de protesto edildi
Hiznî’nin öldürülmesinin duyulması üzerine Haseke, Kamışlo, Amûdê ve Kobani’de protestolar düzenlendi. Binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninde cinayetin aydınlatılması ve sorumluların yargılanması istendi.
Halkın tepkisinin bir bölümünün güvenlik güçleriyle çatışmaya dönüştüğü bildirildi. Şam yönetimine bağlı Halep İç Güvenlik Güçleri, Kobani’deki gösteriyi korumak amacıyla devriye görevlendirildiğini; bazı göstericilerin güvenlik görevlilerine taş attığını ve güvenlik merkezlerini ateşe verdiğini ileri sürdü. Görüntülerde göstericilerin araçlara taş attığı, güvenlik güçlerinin ise yoğun biçimde havaya ateş açtığı görüldü.
Yerel ve Kürt kaynaklar, Halep’ten gelen güvenlik konvoyunun protestoların ardından keyfî gözaltılar yaptığını savundu. Güvenlik birimleri ise kamu binalarına saldırdığı öne sürülen kişilerin yakalandığını, diğer şüphelilerin arandığını açıkladı.
Haseke ve Kamışlo’da yaşayanlar ile aşiret temsilcileri, cinayetin Kürt-Arap veya aşiretler arası çatışmaya dönüştürülmemesi çağrısı yaptı. Sosyal medyada karşılıklı suçlamaların ve intikam çağrılarının yayılması üzerine yerel isimler, sorumluluğun bir halka ya da aşirete yüklenmemesini ve soruşturmanın beklenmesini istedi. Bölge sakinlerinin açıklamalarında “Bir suçun sorumluluğunu fail taşır; failin halkı veya aşireti değil” görüşü öne çıktı.
Cezaevindeki yangın nasıl çıktı?
Kobani Cezaevi’ndeki yangın, protestoların yaşandığı gecenin ardından 12 Eylül günü saat 02.00 sıralarında çıktı. Yangın cezaevinin yatakhane bölümlerine yayıldı.
Yerel hastane ve Kürt kaynakları yangında dokuz tutuklunun öldüğünü, 17 kişinin yaralandığını açıkladı. Buna karşılık Şam yönetimine bağlı Halep İç Güvenlik Komutanlığı ve Suriye devlet medyası ölü sayısını yedi, yaralı sayısını ise “onlarca” olarak duyurdu. Uluslararası haber kuruluşları da ilk haberlerinde resmî verilere dayanarak en az yedi kişinin öldüğünü bildirdi.
Yangının, tutukluların Halep’teki cezaevlerine nakledileceklerini öğrenmelerinin ardından başlayan protesto sırasında çıktığı konusunda kaynaklar büyük ölçüde birleşiyor. Şam yönetimi, tutukluların yatakhaneleri ateşe verdiğini savundu. Yerel kaynaklar da bazı tutukluların nakle karşı çıkarken yatakları yaktığını aktardı.
Ancak yangına yapılan müdahalenin biçimi ve tutukluların neden zamanında tahliye edilmediği tartışma konusu oldu. DEM Parti açıklamasında, cezaevi yönetiminin tahliyeleri geciktirdiği ve ölümlerin bu nedenle önlenemediği yönündeki iddialara dikkat çekildi. Yangının nasıl büyüdüğü, kapıların açılıp açılmadığı ve güvenlik güçlerinin müdahalesinin ölümlerde etkisi bulunup bulunmadığı henüz bağımsız bir soruşturmayla ortaya konulmadı.
Cezaevinin idaresine ilişkin belirsizlik de olayın önemli başlıklarından biri. Şam yönetimi, cezaevinin henüz resmen hükümete devredilmediğini; teslim sürecinin hukuki ve adli işlemler tamamlanmadığı için sonuçlanmadığını açıkladı. Cezaevi, Şam’a bağlı birliklerin Kobani’ye girmesine rağmen Kürt güçlerinin yönetiminde bulunuyordu. Bu durum, yangın sırasında yetki ve müdahale sorumluluğunun hangi kurumda olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Bağımsız soruşturma talebi
Kobani Şehit Aileleri Kurumu ile kent sakinleri, yangının bütün yönleriyle araştırılması, ihmali veya sorumluluğu bulunanların yargılanması için bağımsız ve şeffaf soruşturma istedi. Kurum, yas ilanının yanı sıra benzer olayların tekrarlanmaması için cezaevindeki yönetim ve müdahale zincirinin açıklanmasını talep etti. ANHA’nın aktardığına göre kentteki başlıca talep, yangının koşullarının bağımsız biçimde ortaya çıkarılması oldu.
Halep İç Güvenlik Komutanlığı da yangının çıkış nedenini, sorumluları ve cezaevi yönetiminin uygulamalarını araştırmak üzere soruşturma başlatıldığını; sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.
Suriye Cumhurbaşkanlığı danışmanı Mazlum Abdi, Kobani’ye giderek yangında yaralananları hastanede ziyaret etti ve yaşamını yitirenlerin aileleriyle görüştü. Abdi ayrıca Suriye ordusunun 60. Tümen Komutan Yardımcısı Çiya Kobani ile bir araya gelerek gerginliğin düşürülmesini görüştü. Görüşmelerin ardından Halep’ten gönderilen güvenlik güçlerinin kentten çekildiği bildirildi.
DEM Parti: Açık bir provokasyon
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, hem Hiznî’nin öldürülmesini hem de cezaevindeki müdahaleyi “açık bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Cinayetin, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun hassas bir aşamasında gerçekleştiğine dikkat çeken parti; ölümlerin nedeninin açıklanmasını ve sorumluların makam veya rütbe ayrımı yapılmadan belirlenmesini istedi.
Parti ayrıca Halep’ten Kobani’ye gönderilen güvenlik güçlerinin geri çekilmesi çağrısında bulunarak Şam yönetiminin demokratik tepkileri bastıracak ve toplumsal gerginliği artıracak müdahalelerden kaçınmasını talep etti. DEM Parti açıklamasında “Sürecin bu denli kırılgan bir eşiğinde yaşanan her olay bir provokasyon zeminine dönüşmeye açıktır” denildi.
Kobani’deki olaylar, yalnızca bir cinayet ve cezaevi yangını olarak değil, Kuzey ve Doğu Suriye’deki kurumların Şam yönetimine devri ile SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegrasyonu sırasında ortaya çıkan yetki ve güvenlik boşluğunun sonucu olarak da tartışılıyor. Cezaevinin kimin sorumluluğunda bulunduğunun belirsiz kalması, Halep’ten gönderilen birliklerin müdahalesi ve yerel halktaki güvensizlik, dokuz kişinin hayatını kaybettiği yangının siyasi boyutunu büyüttü.
LGBTİ derneklerine yönelik "Ailem Güvende" operasyonuna tepki: Sessiz kalmayacağız
Çerçeve yasa sonrası ilk ziyaret... DEM Parti Heyeti, İmralı'ya gitti
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

