Suriye’de neler oluyor? SDG ve HTŞ güçleri arasında çatışma
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kentinde, Suriye hükümet güçleri ile Kürtlerin kontrolündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında son günlerde yeniden tırmanan çatışmalar kentte ciddi bir güvenlik ve insani krize yol açtı. 6 Ocak’ta merkezi Şam yönetimine bağlı Suriye ordusunun Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde SDG’ye bağlı “İç Güvenlik Güçleri”ne yönelik başlattılan operasyonları sürerken bölgede çatışmaların gece saatlerinde de devam ettiği açıklandı. Şam hükümetine bağlı silahlı güçlerin tank, top ve insansız hava araçları (dron) kullandığı saldırılar ardından sivillerin hayatını kaybettiği duyuruldu.
Suriye resmi haber ajansı SANA tarafından aktarılan bilgilere göre, Halep;’te SDG tarafından düzenlenen saldırıda, bir asker öldü ve üç kişi yaralandı. Devlet televizyonu iki kadının da aralarında bulunduğu üç sivilin hayatını kaybettiğini, aralarında iki çocuğun da bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığını duyurdu.
SDG ise saldırılarından sorumlu olmadığını bildirdi. SGD tarafından yapılan açıklamada ise sivillerin hayatını kaybettiği olayın, Şam yönetimine bağlı unsurlar tarafından atıldığı belirtilen bir top mermisinin yerleşim alanlarına isabet etmesi sonucu meydana geldiği öne sürüldü. SDG, Suriye ordusuna bağlı topçu birliklerinin asıl hedefinin bitişikte bulunan Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şeyh Maksud Mahallesi olduğunu savunarak, saldırıların ayrım gözetmeksizin gerçekleştirildiğini ve doğrudan sivil yaşamı tehdit ettiğini ifade etti. SDG açıklamasında ayrıca, hükümet güçlerinin düzenlediği bir insansız hava aracı saldırısında Şeyh Maksud’da yaşayan bir sivilin yaşamını yitirdiği, iki çocuğun ise yaralandığı bildirildi. Yakınlardaki Bani Zaid Mahallesi’ne yönelik bombardımanda da bir kadının hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı aktarıldı. SDG, söz konusu saldırıların resmi devlet medyasında yer almadığına dikkat çekerek, yaşananların kamuoyundan gizlendiğini ileri sürdü.
Suriye ordusu, son iki günde Halep’te yaşanan çatışmaların ardından kentte Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı mahallelere ilişkin yeni bir karar aldığını duyurdu. Yapılan açıklamanın ardından Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin “askeri bölge” ilan edilmesiyle birlikte, çok sayıda sivil bölgeden ayrılmaya başladığı açıklandı. Ordudan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu mahallelerin kapalı askeri alan olarak kabul edileceği bildirildi. Sivillerin tahliyesi için ise iki ayrı “insani geçiş koridoru”nun açılacağı ifade edildi.
Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan Ezidi Kürtler de Ezidi Ruhani Meclisi'ne ve Ezidi temsilcilerine çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada soykırım tehdidi yaşandığı ifade edilerek, “1200'den fazla aile olduğu ve çoğunun şu anda göç, abluka ve ayrım gözetmeyen bombardımanla karşı karşıya olduğu" denildi.
Yaralı sayısı 54'e yükseldi
Öte yandan Rüdaw’da yer alan habere göre Şeyh Maksud ve Eşrefiye Sağlık Meclisi’nin Rûdaw’a yaptığı açıklamayla bölgedeki en büyük sağlık kuruluşlarından Osman Hastanesi’nin bombardıman sonucu tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Son saldırılar ve çatışmalar sırasında 8 kişinin yaşamını yitirdiği, yaralı sayısının ise 54’e yükseldiği aktarıldı. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcünün, Halep'teki çatışmaları "yakından takip ettiklerin” belirtirilen haberde , “tüm taraflara şiddet döngüsüne geri dönmek yerine barışçıl bir Suriye inşa etmeye odaklanmaları” çağrısında bulunulduğu yönünde bilgi aktarıldı.
Sosyal medya hesabından “İmha” açıklaması
SDG kontolündeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (Rojova) Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ahmed, Şam yönetimini Kürtlere karşı "imha savaşı" yönünde açıklama yaptı. X sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Ahmed, bu girişimi "soykırım savaşı" olarak nitelendirdi ve karşı tarafın tüm diyalog kapılarını kapattığını belirtti. Ahmed açıklamasında, Suriye Geçici Hükümeti'nin tutumunu eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
"Suriye Geçici Hükümeti Savunma Bakanlığı, sivillerle hınca hınç dolu olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine savaş ilan etmiştir. Bu, daha önceki rejimin zulmünden acı çekmiş olan Kürtlere yönelik bir imha (soykırım) savaşı ilanıdır. Bilinmelidir ki bu mahallelerin sakinlerinin çoğunluğu, Efrin'den zorla yerinden edilmiş halkımızdır.”
DEM Parti: Türkiye çatışmaların önüne geçmelidir
DEM Parti de yaşananlara ilişkin değerlendirme yaptı. Grup Başkanvekili Sezai Temelli, inisiyatif alınması çağrısı yaptı. Temelli, "Eğer bu konuda sessizliğe gömülürseniz orada insanlar katledilmeye devam edecektir. Bu, bir vicdani sorumluluk, bir ahlaki sorumluluktur" dedi.
Temelli, "Türkiye bugün gerçek anlamda Suriye'de doğru bir şey, iyi bir şey, yapıcı bir şey yapmak istiyorsa; ilk elden bu çatışmanın önüne geçmelidir. DEM Parti olarak, Kürt halkı olarak, Türkiye demokratları olarak beklentimiz budur" ifadelerini kullandı.
Hakan Fidan: Karamsar tabloya yol açtı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da gelişmeleri değerlendirdi. Fidan, katıldığı basın toplantısında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Halep’te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar, SDG’nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır. Gelinen noktada, SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı, Suriye’nin huzur ve istikrara kavuşmasının önündeki en büyük engeldir.”
Fidan “SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir” dedi.
Şara nerede?
Öte yandan aralık ayı sonundan bu yana kamuoyu önüne çıkmayan HTŞ lideri Şara hakkında çeşitli iddialar var. Suriye'de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ahmed Şara'nın da bulunduğu yönetim binasında çatışmaların olduğu ve bunun sonucunda yaralandığı öne sürüldü. Gündeme gelen iddialardan biri Şara’nın tedavi amacıyla Türkiye'ye getirilmiş olduğu yönünde. Gazeteci Fehim Taştekin’in YouTube ve sosyal medya hesaplarından aktardığı iddialara göre, Şara komutanlarıyla birlikte rutin bir toplantı halindeyken hedef alındı. Salih el-Hamavi’nin anlatımına göre, toplantı sırasında saray muhafızlarının açtığı ateş ve patlayan bir bomba sonucu Şara yaralandı; diğer muhafızların karşılık vermesiyle çatışma yaklaşık 10–12 dakika sürdü. Bu sırada şarapnel isabet eden Şara’nın yere düştüğü, yaşanan arbede sırasında yüzüne aldığı darbeler nedeniyle yüzünde morluklar oluştuğu da iddialar arasında yer aldı Gazeteci Fehim Taşteki'in eski Nusra Cephesi komutanı ve ideologlarından Salih el-Hamavi’ye dayandırdığı bilgilere göre, Ahmed eş-Şara’nın Nusra–HTŞ çizgisinden uzaklaşması ve IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonla aynı safta yer alması, örgüt içindeki ayrışmanın temel nedenlerinden biri olarak görülüyor. Şara’nın zamanla İslamcı ideolojiden koptuğunu düşünen daha radikal unsurların bu süreçte çatışmaları başlatmış olabileceği öne sürülüyor.
10 Mart’ta imzalanan anlaşma neyi hedefliyordu?
Halep'in çoğunlukla Kürt nüfuslu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde geçmişte de çatışmalar yaşandı ve farklı ateşkes anlaşmaları ile tansiyon düşürüldü. 10 Mart 2025’te Suriye geçici hükümeti ile Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDG/SDF) arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı, SDG’nin devlet kurumlarına ve ordusuna entegrasyonunu öngören kapsamlı bir siyasi ve güvenlik anlaşması olarak duyurulmuştu. Anlaşmaya göre SDG kontrolündeki kuzeydoğu bölgelerinin devlet yönetimine dahil edilmesi, Şam yönetimi ile kalıcı ateşkes sağlanması, silahlı güçlerin birleştirilmesi ile sınır kapıları, havaalanları ve petrol gibi stratejik unsurların merkezi otoriteye devri hedefleniyordu. Mutabakat aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve tüm etnik-dini grupların eşit siyasi haklarını temel aldı. Ancak bur süreçte sahada taraflar uzlaşamadı. Yıl sonuna kadar verilen sürelerin dolmasıyla gerilim yeniden yükseldi.
Son haftalarda Şam ile SDG/YPG kontrolündeki bölgeler arasında çatışmalar arttı. Halep’te bazı mahalleler “kapalı askeri bölge” ilan edildi ve siviller için tahliyeler gündeme geldi. SDG’nin entegrasyon yükümlülüklerini yerine getirmediği iddialarıyla karşı karşıya kaldı. Türkiye ve BM gibi uluslararası aktörler tarafları mutabakatı uygulamaya çağırırken, Ankara da anlaşmanın hayata geçirilmesi gerektiğini istiyor. SDG ile Suriye hükümeti arasındaki müzakereler sürerken somut ilerleme sağlanamadı. vBu durum Suriye’de hem siyasi istikrar hem de bölgesel güvenlik açısından risk olarak görülüyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.