İngiltere’nin tartıştığı olay: Kamusal linçin odağındaki Cambridge profesörü Jason Arday evinde ölü bulundu
Cambridge Üniversitesi tarihinin en genç siyah profesörü olan Jason Arday, evinde ölü bulundu. Polis, olayı “beklenmedik ancak şüpheli görünmeyen ölüm” olarak soruşturuyor. Geçen hafta intihal ve özgeçmişindeki tutarsızlıklara ilişkin iddialar üzerine görevinden ayrılan Arday’ın ailesi, akademisyenin üç yıldır sistematik bir karalama ve taciz kampanyasına maruz kaldığını açıkladı. Arday’ın ölümü, akademik hesap verebilirlik, ırkçılık, medya baskısı ve kamusal linç konusunu tartışmaya açtı.
Kısa Dalga- Cambridge Üniversitesi’ndeki görevinden geçen hafta istifa eden eğitim sosyolojisi profesörü Jason Arday, 14 Ağustos Cuma günü Londra’nın Battersea bölgesindeki evinde ölü bulundu.
Londra Metropolitan Polisi, ambulans ekiplerinin ihbarı üzerine saat 15.00’ten sonra adrese giden polislerin 41 yaşındaki Arday’ı hareketsiz halde bulduğunu açıkladı. Sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen Arday’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Polis açıklamasında, ölümün “beklenmedik” olduğu ancak şu aşamada “şüpheli görülmediği” belirtildi. Olayla ilgili dosyanın adli tıp makamına gönderileceği bildirildi. Arday’ın ölüm nedeni henüz açıklanmadı ve ancak olaylar intihar ettiği şüphesini güçlendiriyor.
Ailesi: Üç yıldır süren kampanya ona ağır geldi
Arday’ın ailesi, yayınevi Simon & Schuster aracılığıyla yaptığı açıklamada, akademisyenin Cambridge’de profesörlük görevini kabul etmesinden bu yana 3 yılı aşkın süredir “sistematik bir saldırı ve taciz kampanyasına” maruz kaldığını savundu.
Açıklamada, “Yanlış bilgi kampanyası, insanlarda her zaman en iyiyi görmeye çalışan nazik bir insan olan Jason’a çok ağır geldi” denildi.
Aile, “harika bir baba, eş, kardeş, amca ve evlat” olarak tanımladığı Arday’ın kaybı karşısında şokta olduklarını belirterek basından özel hayatlarına saygı göstermesini ve aileye yönelik tacizin sona ermesini istedi.
Tarihî atamadan istifaya
Jason Arday, 2023 yılında 37 yaşındayken Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde eğitim sosyolojisi profesörlüğüne atanmıştı. Böylece üniversite tarihindeki en genç siyah profesör olmuştu.
Arday’ın kariyeri, kamuoyuna anlatılan sıra dışı yaşam öyküsüyle birlikte geniş yankı uyandırmıştı. Otizm teşhisi bulunan Arday’ın 11 yaşına kadar konuşamadığı, 18 yaşına kadar okuma yazma öğrenemediği ve uzun süre konuşma terapisi gördüğü belirtiliyordu.
Arday, eğitimine daha sonra devam etti ve 2015 yılında Liverpool John Moores Üniversitesi’nde eğitim alanında doktorasını tamamladı. Durham ve Glasgow üniversitelerinde çalışan akademisyen, 2012 Londra Olimpiyatları’nda olimpiyat meşalesini taşıyan isimlerden biri de olmuştu.
Ancak Cambridge’deki atamasının ardından Arday’ın akademik çalışmaları, özgeçmişi ve kamuoyuna anlattığı bazı başarıları tartışılmaya başladı.
İntihal iddiaları nasıl başladı?
Tartışmalar, kendisini “ırk realisti” olarak tanımlayan ve 2024 yılında Cambridge’deki görevine son verilen akademisyen Nathan Cofnas’ın, Arday’ın doktora tezinde başka çalışmalardan kaynak gösterilmeden alınmış bölümler bulunduğunu öne sürmesiyle büyüdü.
Arday suçlamaları reddetti. Doktora derecesini veren Liverpool John Moores Üniversitesi’nin yaptığı incelemede de intihal iddiaları doğrulanmadı. Üniversite, tezdeki bazı sorunların kasıtlı akademik usulsüzlükten değil, “dürüst ve makul hatalardan” kaynaklandığı sonucuna vardı.
Arday ise erken dönem çalışmalarındaki bazı hataları kabul ederek, otizmi nedeniyle bilgiyi anlamlandırırken taklit ve örnek alma yöntemlerine başvurduğunu söyledi. Benzer bir incelemenin başka akademisyenlerin çalışmalarında da aynı türden hatalar ortaya çıkarabileceğini savundu.
Tartışma daha sonra doktora tezinin dışına taştı. Arday’ın daha önce çalıştığını veya akademik bağlantı kurduğunu söylediği bazı kurumlar, spor alanındaki başarıları ve yardım kuruluşları için topladığı para miktarı sorgulandı.
Arday’ın altı günde yaklaşık 600 mil koştuğu ve yardım faaliyetleri için 5,5 milyon sterlin topladığı yönündeki anlatımlar gündeme getirildi. Arday daha sonra koşunun dinlenme günleriyle birlikte 12 günde tamamlandığını, bağış miktarının da tek başına değil, bir ekibin çalışmasıyla toplandığını açıkladı. Çocukken 11 yaşına kadar konuşamadığı yönündeki anlatımı da bazı eski okul arkadaşlarının açıklamaları üzerine tartışmaya açıldı.
Cambridge önce savundu, sonra soruşturma başlattı
Cambridge Üniversitesi, tartışmaların ilk aşamasında Arday’ın bir karalama kampanyasının hedefi olduğunu savundu. Ancak yeni iddiaların ortaya çıkmasının ardından tutumunu değiştirdi.
Üniversite 5 Ağustos’ta, Arday’ın akademik yeterlilikleri ve fahri görevleri hakkında “yeni bilgiler” edinildiğini, ayrıca akademik usulsüzlük iddialarına ilişkin devam eden şikâyetler bulunduğunu duyurarak iç soruşturma başlattı. Üyesi olduğu Jesus College da ayrı bir inceleme yapılacağını açıkladı.
Üniversite, Arday’ın soruşturma sırasında görevine devam edeceğini ve kendisine destek verileceğini bildirse de Arday aynı gün istifa etti.
Arday, istifa açıklamasında eleştirinin akademik hayatın parçası olduğunu ancak yaşadıklarının akademik tartışmanın çok ötesine geçtiğini söyledi:
“Bitmek bilmeyen suçlamalar, spekülasyonlar ve kamuoyu yorumları benim ve sevdiklerimin üzerinde ağır bir etki yarattı.”
İstifasının hakkındaki suçlamaları kabul ettiği anlamına gelmediğini vurgulayan Arday, kendi sağlığı ve ailesi için geri çekilmek zorunda kaldığını belirtti.
Cambridge yönetimi daha sonra, üniversite içinden yükselen tepkiler üzerine Arday’ın atanma sürecini bağımsız bir soruşturmaya açmayı kabul etti. Glasgow Üniversitesi de Arday’ın akademik geçmişiyle ilgili inceleme başlatacağını duyurdu.
“Eleştirinin ötesinde bir kamusal linç”
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, Arday’ın “kabul edilemez bir kamusal takip ve taciz kampanyasıyla” karşı karşıya kaldığını söyledi. Khan, Arday’ın benzer konumdaki başka kişilerin karşılaşmayacağı ölçüde yıkıcı bir kamusal teşhirin hedefi olduğunu belirterek ölümünün herkes için bir uyarı olması gerektiğini ifade etti.
Üniversite ve Kolej Birliği Genel Sekreteri Jo Grady, Arday’ın maruz kaldığı tacizin ve ırkçılığın “mide bulandırıcı” boyutlara ulaştığını ve soruşturulması gerektiğini söyledi.
Ulusal Eğitim Sendikası Genel Sekreteri Daniel Kebede ise Arday’a yönelik süreci, ırkçı saldırıları tetikleyen “kamusal ve acımasız bir tasfiye” olarak nitelendirdi.
Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Simon Baron-Cohen, Arday ile ölümünden birkaç saat önce konuştuğunu ve akademisyenin yoğun baskı nedeniyle evinden çıkamaz hale geldiğini anlattı. Arday’ın arkadaşı Prof. Kehinde Andrews da istifasının ardından ciddi biçimde sarsıldığını, büyük ölçüde içine kapandığını ve “çıkış yolu göremediğini” söyledi.
Arday’ın yaşamını anlattığı Great and Unfortunate Thingsadlı anı kitabı bu hafta ABD’de yayımlandı. Kitabın İngiltere baskısının da ağustos ayı içinde okurla buluşması planlanıyordu.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

