Beylikova'daki nadir element sahaları neden kamulaştırıldı?
Eskişehir'deki nadir toprak elementi sahalarında kamulaştırma adımıyla yeni aşamaya geçildi. Ancak dev kaynağın ekonomiye kazandırılması için işleme teknolojisi gerekiyor. Peki bu nasıl olacak?
Fotoğraf: Ali Atmaca/AA/picture alliance

GÜLSEN SOLAKER
Türkiye, küresel güç mücadelesinin parçası hâline gelen nadir toprak elementleri (NTE) ile ilgili önemli bir kamulaştırma kararı aldı ancak bu kaynağın niteliği ve işlenerek yüksek teknoloji ürünlerine dönüştürülmesine ilişkin soru işaretleri var.
Eskişehir'in Beylikova ve Sivrihisar ilçelerindeki NTE sahasında yer alan 258 taşınmaz için 31 Ağustos'ta acele kamulaştırma kararı alındı.
Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamındaki madencilik faaliyetleri ile endüstriyel tesis ve altyapıların kurulabilmesi için kamulaştırma yapıldı.
Proje ile açık ocak alanları, cevher ve pasa stok sahaları, yollar, atık barajı, üretim tesisleri ve yardımcı altyapıların kurulması öngörülüyor. Kamulaştırma kapsamındaki alanın yaklaşık 2,65 milyon metrekare olduğu bildiriliyor.
Kamulaştırma neden şimdi yapıldı?
Bölgede 2023'te Eti Maden'in açtığı pilot tesis yıllık bin 200 ton cevher işliyor. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, bu rezervlerin işlenmesi için 2026'da bir fabrikanın temelinin atılacağını, iki yıl içinde üretime geçilmesinin hedeflendiğini açıklamıştı.
Kamulaştırma kararı bu yatırım takvimi için gerekli arazilerin hızla temin edilmesini hedefliyor.
DW Türkçe'ye son kararı değerlendiren Maden Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Ayhan Yüksel, kamulaştırma sürecinin aslında basit bir hukuki mantığa dayandığını söylüyor. Yüksel bunu şöyle anlatıyor:
"Madenler Anayasa'ya göre devletindir, devlet de bu tasarrufu hükümet eliyle kullanır. Bir madenci ruhsat aldığında madenin kendisini değil, yalnızca işletme hakkını almış olur. Ama madenciliği yapabilmesi için yer üstünde kazı ve tesis alanlarına ihtiyaç duyar."
Arazi özel mülkiyette ise bu ihtiyacın kamulaştırma yoluyla karşılandığını belirten Yüksel, acele kamulaştırmanın amacının uzun süren dava süreçlerini beklemeden madencilik faaliyetine başlayabilmek olduğunu vurguluyor.

Yüksel, "Kamulaştırma bedeli konusunda taraflar anlaşamasa, dava sürse bile madencilik faaliyeti bu süreçte yürüyebiliyor. Eti Maden bu sahanın ruhsatını yıllar önce almıştı, şimdi kamulaştırmayı tamamlayarak faaliyete başlamak istiyor" diyor.
Türkiye'nin elinde ne kadar NTE var?
Peki Türkiye'nin nadir toprak elementleri ile ilgili kaynağı ya da rezervi ne kadar?
Eskişehir'deki Beylikova-Kızılcaören sahasındaki rezervin 694 milyon ton olduğu ilk kez 2022'de dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından açıklanmıştı.
Bu rakam, Türkiye'yi Çin'in ardından dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementi rezervine sahip ülkesi konumuna taşıyor. Çin'in "Bayan Obo" sahasında 800 milyon tonluk rezerv bulunuyor.
Ancak bu noktada "kaynak" ile "rezerv" ayrımına dikkat çekiliyor. Yüksel, kamuoyunda "rezerv" olarak anılan rakamın teknik açıdan tartışmalı olduğunu söyleyerek şöyle konuşuyor:
"Madencilikte kaynak ve rezerv birbirinden farklı kavramlardır. Kaynak, yer altında tespit edilen toplam miktarı ifade eder; rezerv içinse ekonomik ve teknik olarak çıkarılabilir olduğu kanıtlanmış ve bir işletme projesinin hazırlanmış olması gerekir. Açıklanan 694 milyon ton, bu ayrıma göre kaynak niteliğinde. Uluslararası standartlara uygun, bağımsız bir doğrulama raporu ise şu ana kadar kamuoyuyla paylaşılmadı."
Eti Maden'in bir raporuna göre, saha yalnızca nadir toprak elementi değil, önemli miktarda farklı mineraller de içeriyor.
Yüksel, "694 milyon tonun neredeyse tamamının nadir toprak elementi olduğunu düşünmek yanlış olur. Hiçbir maden yerden saf çıkmaz, aradaki büyük fark zenginleştirme ve rafinaj sürecinde ortaya çıkar" diyor.
Türkiye kendi başına NTE işleyebilir mi?
Diğer madenlerde olduğu gibi NTE'lerle ilgili önemli bir başta husus, madeni toprak altında bulmak ile çıkarmak ve işlemenin ayrı süreçler olması.
Nadir toprak elementlerinin cevherden ayrıştırılması yüksek maliyetli ve teknik olarak karmaşık bir kimyasal süreç gerektiriyor ve bu teknolojiye tam hâkim olan ülke sayısı çok fazla değil.
Türkiye büyük kaynağı ile bir avantaj sağlıyor ama cevheri yüksek saflıkta metale dönüştürecek rafinaj altyapısının eksikliği nedeniyle bu teknolojiyi kendisi geliştirmediği sürece diğer ülkelerle işbirliği yapmak durumunda.

MMO Başkanı Yüksel'e göre de Türkiye için asıl zorluk madeni çıkarmak değil, cevherdeki elementleri birbirinden ayrıştırmak.
Yüksel, "Şu anda Beylikova'daki pilot tesiste 17 elementten yalnızca beşi konsantre, yani birleşik hâlde elde edilebiliyor. Asıl zorluk bundan sonra başlıyor; bu beş elementin de birbirinden ayrıştırılıp saflaştırılması gerekiyor, bu da ayrı bir teknolojik aşama" diye konuşuyor.
Nadir toprak elementleri pazarında tartışmasız lider Çin. Küresel madenciliğin yaklaşık yüzde 70'ini, işlenmiş nadir elementlerin ise yüzde 90 kadarını Çin kontrol ediyor. Dolayısıyla tedarik zincirinin her aşamasında hâkim durumda.
Türkiye'nin "NTE diplomasisi" nasıl devam ediyor?
Nadir toprak elementleri ABD-Çin teknoloji ve ticaret savaşlarının bir cephesi haline gelirken Türkiye de iki güç arasında bir denge bulmaya çalışıyor.
Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü, DW Türkçe'ye değerlendirmesinde nadir toprak elementlerini artık sadece madencilik, enerji ya da sanayi politikası çerçevesinde değil doğrudan ulusal güvenlik ve jeopolitik rekabet bağlamında ele almak gerektiğini vurguluyor.
Savunma sistemlerinden radarlara, füzelerden insansız araçlara; çiplerden haberleşmeye, elektrikli araçlardan enerji teknolojilerine kadar kritik alanların önemli girdilerinin NTE'ler olduğunu hatırlatan Öğütçü, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Dolayısıyla mesele yalnızca Eskişehir'de ne kadar rezerv bulunduğu değil. Türkiye kriz veya çatışma dönemlerinde bu kritik hammaddelere erişimini güvence altına alabilecek mi; çıkarma, ayrıştırma ve işleme teknolojisine sahip olacak mı; yoksa başka ülkelere bağımlı mı kalacak?"
Öğütçü, günümüzde enerji güvenliğinin yanına giderek "kritik mineral güvenliğini" de koymak gerektiğini belirterek "Eskişehir'i bu açıdan Türkiye'nin stratejik özerkliği, savunma kapasitesi ve tedarik zinciri güvenliği açısından ele almak bence çok değerli olur" diyor.
Türkiye ile Çin arasında Ekim 2024'te Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı imzalanmıştı. Enerji Bakanlığı bu anlaşmayla kritik mineraller ve NTE'ler dahil madencilik alanında iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiğini açıklamıştı.
Öte yandan 2025 sonbaharında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray görüşmesi öncesinde Beylikova rezervlerinin de konuşulacağı gündeme yansımıştı.
Haber ajansı Bloomberg, o dönem bir haberinde Türkiye'nin Çin ve Rusya ile yapılan görüşmelerde teknoloji transferi ve rafinaj hakları konusunda anlaşmazlıklar yaşanmasının ardından ABD ile de olası bir iş birliğini görüştüğünü duyurmuştu.
Nadir toprak elementi nedir, neden önemli?
Nadir toprak elementleri temel olarak güçlü kalıcı mıknatısların üretiminde kullanılıyor. Bu mıknatıslar elektrikli araçların motorlarında, rüzgâr türbinlerinde, robotlarda, savunma sistemlerinde, hassas elektronik cihazlarda ve çeşitli havacılık teknolojilerinde kullanılıyor.
Cep telefonları, bilgisayarlar, tıbbi görüntüleme sistemleri ve lazer teknolojileri de NTE'lerin kullanım alanları arasında.
NTE'ler adlarının aksine aslında nadir değil ve dünyanın farklı bölgelerinde bulunabiliyor. Sorun, bunların çoğu zaman ekonomik olarak işletilebilecek yoğunlukta olmaması ve birbirlerinden ayrıştırılmasının son derece karmaşık ve maliyetli olması.
Bu nedenle NTE'ler için "Kimde ne kadar rezerv var?" sorusundan daha çok "Kim çıkarıyor, kim ayrıştırıyor, kim rafine ediyor ve kim yüksek teknoloji ürüne dönüştürüyor?" sorusu daha ön plana çıkıyor.
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

