10 Ekim katliamının 11'inci yılı: Geride kalanların hikayesi
104 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim katliamının üzerinden 11 yıl geçse de ne katliamın açtığı yaralar sarılabildi ne de adalet sağlanabildi. Katliam mağdurları, DW Türkçe'ye konuştu.
Alican Uludağ
Ankara'da Tren Garı önünde 10 Ekim 2015'te yaşanan katliamın üzerinden tam 11 yıl geçti. IŞİD üyesi iki canlı bombanın düzenlediği terör saldırısında, 104 kişi hayatını kaybetti, 500'ün üzerinde kişi yaralandı.
Gar katliamına ilişkin dava, firari IŞİD'li sanıklar yönünden halen Ankara'da sürerken, olayda ihmali bulunan kamu görevlileri ise bugüne kadar yargı önüne çıkarılamadı.
Peki, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları veya patlamada yaralananlar aradan geçen zamanda neler yaşandı?
Cafer Altun: Rüyalarım bile değişti
Cafer Altun, 10 Ekim katliamı sırasında sağ bacağını kaybederek ampute oldu. O gün 24 yaşında olan Altun, bugün 35'ine ulaştı. "11 yılda sizin için ne değişti" sorusu üzerine Altun, "Hayatımın en güzel, en mutlu ve en verimli olması gereken yıllarının önemli bir bölümünü hastanelerde, ameliyathanelerde ve rehabilitasyon merkezlerinde geçirdim" diyor.

Cafer Altun, geçen yıllar içinde rüyalarının şeklinin bile değiştiğini anlatıyor. "Daha önceleri bütün rüyalarımda koşabiliyordum" diyen Altun, şimdi ise rüyalarında sendeleyerek yürüdüğünü söylüyor.
"Vücudumda 18 şarapnel parçası"
Altun, katliamın izlerini halen bedeninde taşıyor. Kulaklarında patlamanın etkisiyle başlayan çınlamanın halen sürdüğünü söyleyen Altun, şöyle devam ediyor:
"Birkaç ameliyat geçirmeme rağmen ne o ses gitti ne de kulaklarım tamamen iyileşti. Bir gözümde hâlâ ağrı ve görme kaybı var. Vücudumda ise o günlerden kalan 18 tane şarapnel parçasını taşımaya devam ediyorum. Ağrılarımı, sancılarımı ve yorgunluğumu saymazsak iyiyim. Hayata tutundum."
Altun, "Sizi en çok zorlayan ne oldu" sorusuna ise ayağını kaybettikten sonra bir daha futbol oynayamayacağını düşünmek olarak açıklıyor. Altun, "Bir daha eskisi gibi koşamayacağımı düşünmek gerçekten çok kötü bir duygu" diye konuşuyor.
Şebnem Yurtman'la giden renkler
Şebnem Yurtman, katledildiğinde 23 yaşındaydı. Üç kız çocuğunun en küçüğüydü. Babası TCDD'de makinisti. Babasının yıllarca gidip geldiği Ankara Tren Gar'ının önünde katledildi.
Şebnem'in annesi Şafak Yurtman, dava nedeniyle iki ayda bir Adana'dan Ankara'ya gidip geliyor. "11 yıl uzun bir süre. Şebnem'den sonra benim torunum doğdu. Şu an 11 yaşında. Doğan bebek büyüyor ama Şebnem'in acısı halen çok taze" diyor.
"Bütün renklerimizi aldılar, sadece siyahı bıraktılar"
Şafak Yurtman, geçen zamanı anlatırken "ne diyeyim kuzum" diyerek zorlukla konuşabiliyor:
"Bizden bütün renklerimizi aldılar. Sadece siyah ve griyi bıraktılar. Benim giymek istediğim cıvıl cıvıl renkler vardı. Şebnem'den sonra giydiğim renkler yalnızca siyah. Çok sevdiği yemekler artık evimde pişmiyor."

Peki, aradan geçen 11 yılda adalet sağlandı mı? Yurtman, "Hiç sağlanmadı; adalet sürekli geriye gitti. Adana'dan Ankara'ya evladımın bayrağını kaldırmak için gidiyorum, adalet ilerler mi diye? Ancak boynumuzu büke büke geri dönüyorum" ifadesini kullanıyor.
İshak Kocabıyık: Oysa ben unutmak değil hatırlamak istiyorum
10 Ekim Barış Derneği Başkanı İshak Kocabıyık da katliamdan yaralı kurtulanlardan. "Kulaklarım patladı" diyor. Bu nedenle işitme kaybı yaşadığını söylüyor. Doktorlar işitme cihazı kullanması gerektiğini söylemiş. Ancak Kocabıyık, "Kulaklarımda sürekli bir çınlama var. Duymamı engelliyor. Ancak işitme cihazı kullanırsam katliamın nişanı kaybolacakmış gibi geliyor. Oysa ben unutmak değil hatırlamak istiyorum. O hatırlama, adalet mücadelesi verirken beni diri tutuyor " diye anlatıyor.
Kocabıyık, katliam sırasında TCDD'de birlikte çalıştığı 14 arkadaşını katliamda yitirdiğini söylüyor: "Her gün işe gidiş gelişte Ankara Garı'nda arkadaşlarımın çalıştığı odaların önünden geçmek ağır gelmeye başladı. Daha fazla dayanamadım, 2018'de emekli oldum."
"10 Ekim'de kamu görevlileri de yargılanmalı"
Ceza davasında yalnızca IŞİD'li sanıkların cezalandırıldığını anımsatan Kocabıyık, kamu görevlilerin ise yargılanmadığına dikkat çekiyor:
"Böyle bir katliamın devletin bilgisi dahilinde olmadan yapılması mümkün değil. İhmali olan kamu görevlilerinin de yargılanmasını istedik ancak mahkeme taleplerimizi reddetti. Emniyet İstihbarat'ın kendi raporları var. Antep'te canlı bomba yapımı için gübre almaya çalışan IŞİD'liler ihbar edilmişti. Eğer bu ihbarın üzerine gidilseydi, katliam yaşanmayacaktı. 11 yılda devletin bu katliamdaki sorumluluğu gizlenmeye çalışılıyor. 16 firari sanıktan 14'ü hâlâ yakalanamadı."
Cihan Andiç 11 yıldır ayağa kalkamadı
Katliamda ağır yaralanan Cihan Andiç, 11 yıldır ayağa kalkamadı ve hâlâ yatağa bağımlı. Yaklaşık beş ay komada kaldı. Yıllarca Ankara'da tedavi gördü. Şimdi Diyarbakır'da yaşıyor ve ancak yakınlarının desteğiyle tekerlekli sandalyesine oturabiliyor. Sol kolunu ve sağ bacağını kullanamıyor.

Babası Ahmet Andiç, oğlunun çocuklarıyla normal bir baba-oğul ilişkisi kuramadığını belirterek, "Çocuklarını kucağına alıp onları bağrına basamıyor" diyor. Oğlunun sağlık sorunlarının devam ettiğini ifade eden Andiç, "Biz 11 yıldır 10 Ekim'i, bu katliamı yaşıyoruz” ifadesini kullanıyor.
"12 ameliyat oldum, halen de olmam gerekiyor"
Birleşik Taşımacılık Sendikası üyesi Can Ateş, Adana'dan 10 arkadaşıyla birlikte geldiklerini, beşini kaybettiğini anlatıyor. Ayaklarından yaralanan, iki kulağının zarları yırtıldığı için işitme kaybı yaşayan Ateş, bugün yüzde 64 oranında engelli:

"İlk yaralandığımda 5 gün yoğum bakımda kalmıştım. Kalbim durmuş, tekrar çalıştırmışlar. Her iki dizimin arkasında da atar damar kopmuş. Sağ alt bileğimde damar kopmuş. Sol dizim parçalanmış vaziyetteydi, platin takıldı, vidalar şu an tutuyor. Sağda dizin altında kaval kemiler parçalandı. Platin takıldı. Yaklaşık üç yıl tedavi fizik tedavisi gördüm. Bu üç yılın 16 ayı hastanede geçti. Uyku problemim ortaya çıktı. Depresyon ve uyku ilaçları kullandım 7,5 sene. 12 ameliyat oldum. Halen de olmam gereken ameliyatlar olmuyor."
12 Eylül'de öğretmenlikten ihraç edilen Osman Turan Bozacı da Rize'nin Pazar ilçesinden gelip mitinge katıldı ancak bir daha geride dönemedi. Oğlu Çağlayan Bozacı, "Biz yıllarda televizyonda izlediğimiz, Irak-Suriye'de izlediğimiz toplu insan katliamlarının sizin başınıza gelmeyeceğini düşünüyorsunuz. Günün birince bu yaşanınca insan biraz afallıyor. Ölümün farklı yüzüyle yüzleşiyorsunuz. Kabullenmek kolay olmadı. Böyle bir kalleşliği insan kolay kolay sindiremiyor" diyor.

"Katliama yol verenlerden hesap sorulsun"
Zöhre Tetik de saldırıda oğlu EMEK Partisi GYK Üyesi Korkmaz Tetik'i yitirdi. "O gün içimde bir korku ve tedirginlik vardı" diyen Tetik, "Antalya'dan Ankara'ya otobüsle geldik, miting alanına kadar polis tarafından hiç durdurulmadık. Eşim bunda bir iş var dedi. Normalde benzer mitinglerde önümüzü kesen polisler bu kez yoktu" diyor.
Alana girdiklerinde Korkmaz Tetik'in kendilerini karşıladığını, sarıldığını anlatıyor Zöhre Tetik: "Oğlum, çantamı tut, Hüseyin abi çağırıyor dedi ve gitti. İnsan parçaları üstümüze yağdı…"
Tetik, yalnızca saldırganların değil, katliamda sorumluluğu bulunduğunu düşündüğü kamu görevlilerinin de yargılanmasını istiyor: "Bu katliama yol verenlerden hesap sorulmasını istiyoruz."
11 yılın özeti: Adaletsizlik
Katliamda hayatını kaybeden Avukat Uygar Coşgun'un avukat eşi Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim Derneği'ni kurarak 10 yıl boyunca başkanlığını yaptı. Katliamın üzerinden geçen 11 yılı, "Adaletsizlik" diye özetliyor.

Coşgun, "Bir taraftan ruhen ve bedenen tolerasyon sınırlarını aşmış durumdayız. Taleplerimizin karşılığını alamadık. Adalet sistemi kan kaybetti. Kamusal sorumluluk yargılanmadı" görüşünü dile getiriyor.
Firari sanıklar yönünden devam eden davada boş sanık sandalyelerini gördüklerini belirten Coşgun, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük sivil katliamında 11 yılda 11 adım ileri gidememiş olmamız kabul edilebilir değil" diyor.
Avukat Coşgun, kamuoyunun katliamı yalnızca 10 Ekim'in yıldönümünde anımsamasını da eleştirirken, "Sadece yıldönümlerinde hatırlanacak bir katliam değil. Bu katliam, gerçek manada çökülürse yer yerinde oynar" sözlerini ekliyor.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

