17 yıllık dosyada “tasarlayarak öldürme” tutuklamaları: Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 kişi cezaevinde
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 2009’da yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma, 17 yıl sonra yeni bir aşamaya girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında olay günü bölgede uçuş yapan askeri jetlerin pilotları, kaza kırım ekiplerinde görev alanlar ve koordinat belirleme sürecindeki kamu görevlilerinin de bulunduğu 29 şüpheliyi “tasarlayarak kasten öldürme” suçuna iştirak etmekle suçladı. Gözaltına alınan 27 kişiden 19’u tutuklandı.
Kısa Dalga - Büyük Birlik Partisi’nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmada 19 şüpheli tutuklandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre, “FETÖ faaliyetleri kapsamında” helikopterin kırıma uğraması olayında “tasarlayarak kasten öldürme” suçuna iştirak ettikleri değerlendirilen 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Ankara merkezli 10 ilde 30 adrese yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 27 şüphelinin tamamı, savcılık işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. Hâkimlik, 19 şüphelinin tutuklanmasına, sekiz şüphelinin ise adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.
Tutuklama kararları, 17 yıldır farklı savcılıklar ve mahkemeler arasında ilerleyen dosyada ilk kez bu kadar geniş bir şüpheli grubunun doğrudan “tasarlayarak kasten öldürme” suçlamasıyla karşı karşıya kalması bakımından önem taşıyor.
Bununla birlikte tutuklama, şüphelilerin suçlu bulunduğu anlamına gelmiyor. Yeni soruşturma kapsamında henüz kamu davası açılmış ve suçlamalar bir mahkeme hükmüyle doğrulanmış değil.
Seçim mitinginden Yozgat’a gidiyordu
25 Mart 2009’da yerel seçimlere 4 gün kalmıştı. Muhsin Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesindeki seçim mitinginin ardından Yozgat’ın Yerköy ilçesinde düzenlenecek programa katılmak üzere TC-HEK tescilli helikoptere bindi.
Helikopterde Yazıcıoğlu’nun yanı sıra BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclisi üyesi adayı Murat Çetinkaya, İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş ve pilot Mustafa Kaya İstektepe bulunuyordu.
Helikopter, Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi yakınlarındaki Keş Dağı’nın Karayakup sırtlarına düştü. Helikopterdeki altı kişinin tamamı yaşamını yitirdi.
Kazadan hemen sonra gazeteci İsmail Güneş, cep telefonuyla 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Bacağının kırıldığını, helikopterdeki diğer kişilerin durumunu göremediğini ve yardıma ihtiyaç duyduğunu söyledi. Güneş’in telefon görüşmeleri, en azından bir kişinin kazanın hemen ardından hayatta olduğunu ortaya koydu.
Ancak arama ekipleri enkazın yerini belirleyemedi. Binlerce personelin, askeri ve sivil hava araçlarının katıldığı arama çalışmalarına rağmen enkaz yaklaşık 47-48 saat sonra, resmi arama alanının dışında kalan bir bölgede köylüler ve gönüllüler tarafından bulundu.
Yazıcıoğlu, pilot İstektepe, Üstündağ, Yancı ve Çetinkaya’nın cenazelerine enkazda ulaşıldı. İsmail Güneş’in cenazesi ise 30 Mart’ta, enkazdan yaklaşık 500 metre uzakta bulundu.
Enkaza ulaşılmasındaki gecikme, kazaya ilişkin şüphelerin ve soruşturmaların ilk çıkış noktası oldu.

Resmi raporlar kazayı hava şartlarıyla açıkladı
Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki kaza kırım ekibinin çalışmasında, helikopterin acil yer belirleme cihazının bulunduğu ancak çarpma sırasında anteninin kırıldığı ve cihazın ters dönmesi nedeniyle uyduya yeterli sinyal gönderemediği belirtildi.
Devlet Denetleme Kurulu da 2011’de yayımlanan raporunda, kaza sırasında bölgede ani biçimde değişen meteorolojik koşullar bulunduğunu, pilotun çevresel şartlara bağlı olarak yön ve konum algısını kaybetmesinin “muhtemel kaza nedeni” olarak değerlendirilebileceğini bildirdi.
Ancak DDK aynı raporda, kaza nedeninin belirlenmesinde bazı eksiklikler bulunduğunu ve arama-kurtarma faaliyetlerinde “ağır bir kamu hizmeti kusuru” ortaya çıktığını da kaydetti. Raporda, devletin elindeki insan gücü ve teknik imkânların etkin biçimde kullanılmadığı, telefon sinyallerinden elde edilen bilimsel verilerin arama çalışmalarında gerektiği gibi dikkate alınmadığı belirtildi.
TBMM’de kurulan Araştırma Komisyonu da hava arama-kurtarma görevinin gerektiği gibi yerine getirilemediği ve kurumlar arasında ciddi bir koordinasyon zafiyeti yaşandığı sonucuna vardı.
Bu raporlar doğrudan bir sabotaj tespiti yapmadı. Buna karşın arama-kurtarma sürecindeki hatalar, kayıp veya sökülen cihazlar, yanlış bilgi notları ve hava trafiğine ilişkin tartışmalar, aile ile BBP’nin “suikast” şüphesini sürdürmesine neden oldu.
“Yazıcıoğlu kurtarıldı” şeklindeki yanlış bilgi notu
Kazadan sonra tartışılan konulardan biri, dönemin Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen tarafından hazırlanan bilgi notuydu.
Notta, Muhsin Yazıcıoğlu’nun bacağının kırık olduğu ve ambulansla hastaneye götürüldüğü belirtiliyordu. Bu bilgi doğru değildi. Aile avukatları, yanlış bilginin arama-kurtarma çalışmalarını etkilediğini ve kamu görevlilerinin yanlış yönlendirilmesine yol açtığını savundu.
Dursun Özmen hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan dava açıldı. Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi, Ocak 2021’de Özmen’i iki yıl hapis cezasına çarptırdı. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi de cezayı hukuka uygun bularak onadı.
Bu karar, Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra açılan davalarda kesinleşen en somut mahkûmiyetlerden biri oldu. Ancak mahkûmiyet, helikopterin düşürülmesiyle değil, kaza sonrasındaki yanlış bilgi notuyla ilgiliydi.
Özmen’in son Ankara operasyonunda yeniden gözaltına alınan isimler arasında olduğu da basına yansıdı.
GPS cihazları enkazdan kim tarafından, neden söküldü?
Kazaya ilişkin en çok tartışılan başlıklardan biri de helikopterde bulunan Argus 5000 CE ve Skymap III C tipi iki GPS cihazının enkazdan sökülmesi oldu.
Olay yerinde çekilen görüntülerde bazı askeri personelin helikopterdeki cihazlarla ilgilendiği görüldü. Aile avukatları, uçuş rotası ve kaza öncesi verilere ulaşılabilecek cihazların delilleri ortadan kaldırmak amacıyla söküldüğünü savundu.
Bu iddia üzerine 10 kişi hakkında “nitelikli hırsızlık” suçlamasıyla Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Sanıklar, cihazları çalmadıklarını, yalnızca kaza kırım incelemesi kapsamında kontrol ettiklerini veya asıl sorumluluğun enkaz alanını korumayan sivil kaza kırım ekibinde olduğunu ileri sürdü.
GPS davası, 2021’de soruşturmalara FETÖ talimatıyla müdahale edildiği iddiasıyla açılan başka bir davayla birleştirildi.
İki dosyadaki ortak sanıklar nedeniyle başlangıçta 20 kişinin yargılandığı davada, bir sanığın yaşamını yitirmesinin ardından sanık sayısı 19’a düştü. Dava, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde sürüyor. Sanıklar suçlamaları reddediyor. Mahkeme son duruşmayı 9 Ekim 2026’ya erteledi.
Askerî jetler ve kayıp radar kayıtları
Kazanın meydana geldiği sırada bölgedeki askerî uçak hareketliliği, yıllar boyunca “helikopter jetlerin oluşturduğu türbülansla mı düşürüldü?” sorusunu gündemde tuttu.
Aile avukatları, helikopterin yakınında uçan savaş uçaklarının oluşturduğu basınç ve kuyruk türbülansının kazaya neden olmuş olabileceğini savundu. Aynı kapsamda helikoptere karbonmonoksit verilmiş olabileceği iddiası da dile getirildi. Bu iddialar bugüne kadar kesinleşmiş bir yargı kararıyla doğrulanmadı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında askerî uçuş hareketlerinin yeniden incelenmesi için bilirkişi çalışması başlattı. İncelemelerde olay sırasında Merzifon ve Erhaç’tan kalkan savaş uçaklarının bölgede bulunduğu, bazı radar kayıtlarında kaza anına denk gelen yaklaşık 4 dakika 47 saniyelik kesinti olduğu ileri sürüldü. Askerî makamların önceki değerlendirmelerinde ise söz konusu uçakların helikopterin düşmesine neden olamayacağı savunuldu.
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, 2024’te Diyarbakır Birleştirilmiş Kontrol İhbar Merkezi’nde yapılan incelemede, bazı radar görüntülerinin tutulduğu hard diskin imha edildiğine ilişkin bir tutanak gördüklerini açıkladı. Bu açıklama aile avukatının iddiası niteliğinde olup henüz mahkeme kararıyla doğrulanmış değil.

Yeni soruşturmada jet pilotları da şüpheli
Dosyanın Haziran 2026’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesinin ardından askerî uçuşlar yeniden soruşturmanın merkezine alındı.
Başsavcılığın değerlendirmesine göre şüpheliler arasında:
Kaza günü bölgede uçuş yaptıkları belirlenen askerî jet pilotları,
Olay yerine gönderilen askerî kaza kırım ekibinde görev alan personel,
Sivil kaza kırım ekibindeki görevliler,
Helikopterdeki cihazları söktüğü değerlendirilen kişiler,
Telefon sinyalleri üzerinden koordinat tespiti yapmakla görevli Emniyet Genel Müdürlüğü personeli bulunuyor.
Savcılık, bu kişilerin FETÖ faaliyetleri kapsamında “tasarlayarak kasten öldürme” suçuna iştirak ettiklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesi doğuran somut delillere ulaşıldığını bildirdi.
Yargı kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre olay sırasında bölgede iki F-16 ile bir F-4 savaş uçağının bulunduğu, F-4 uçağının radar sisteminde bir süre görünmediği değerlendirildi.
Soruşturmada bu uçaktaki pilotlardan birinin daha sonraki yıllarda FETÖ üyeliğinden mahkûm olması, Adil Öksüz ve örgütün Hava Kuvvetleri yapılanmasıyla ilişkilendirilen kişilerle bağlantıları da deliller arasında değerlendirildi.
Dosyaya ayrıca ByLock yazışmaları, örgütün mahrem yapılanmasındaki kişilerin kaza öncesi ve sonrasındaki seyahat ve iletişim trafiği ile eski bir örgüt üyesinin ifadeleri eklendi. İtirafçı beyanında, Yazıcıoğlu’nun örgütle hareket etmesi yönündeki bir teklifi reddettiği, bunun ardından örgüt yöneticilerinin Yazıcıoğlu’nun “ortadan kaldırılması” yönünde talimat verdiği ileri sürüldü. Bunlar Ankara Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmadaki iddia ve değerlendirmeler olup henüz bir iddianame ve mahkeme kararıyla sınanmış değil.
Ana soruşturmada iki kez takipsizlik verildi
Helikopterin düşmesinin hemen ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Yazıcıoğlu ailesinin talebi ve DDK raporundaki bulgular üzerine dosya 2011’de Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderildi. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından dosya yeniden Kahramanmaraş’a döndü.
Ana soruşturma kapsamında 132 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Ancak dosyada 2014 ve 2016 yıllarında iki kez kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
20 Haziran 2016 tarihli takipsizlik kararına Yazıcıoğlu ailesi ve BBP avukatları itiraz etti. Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hâkimliği, Nisan 2018’de 20 şüpheli yönünden takipsizlik kararını kaldırdı; diğer şüphelere yönelik itirazları ise reddetti.
Ailenin talebi üzerine, aralarında Fetullah Gülen’in de bulunduğu yedi kişi daha ana soruşturmaya eklendi.
Kahramanmaraş Başsavcılığı 2020’de, olayın nasıl meydana geldiğini ve üçüncü kişilerin kastı, kusuru ya da ihmali bulunup bulunmadığını araştırmak üzere yeni bir bilirkişi heyeti oluşturdu. Buna rağmen soruşturma uzun yıllar sonuçlandırılamadı.
Ana dosya, 12 Haziran 2026’da verilen yetkisizlik kararının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Son tutuklamalar, dosyanın Ankara’ya taşınmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti.
Arama-kurtarma davası zaman aşımından düştü
Arama-kurtarma çalışmalarını gerektiği gibi yürütmedikleri iddiasıyla dokuz üst düzey kamu görevlisi hakkında da ayrı bir dava açıldı.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılamada 5 Şubat 2021’de dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, İl Jandarma Komutanı Sezai Akgün ve İl Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek’i “görevi kötüye kullanma” suçundan bir yıl ikişer ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer altı kamu görevlisi beraat etti.
Karar hem sanıklar hem aile avukatları tarafından temyiz edildi. Dosya Temmuz 2021’de Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildi.
Ancak Ceza Genel Kurulu, 8 Ocak 2025’te 12 yıllık dava zaman aşımı süresinin 28 Nisan 2023’te dolduğu gerekçesiyle bütün sanıklar hakkındaki davanın düşmesine karar verdi.
Böylece arama-kurtarma sürecine ilişkin üç kamu görevlisi hakkında verilen mahkûmiyetler de hukuki sonuç doğurmadan ortadan kalktı.
Yazıcıoğlu ailesi, dosyanın zaman aşımı doluncaya kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bekletildiğini savunarak dönemin kurul başkanı ve sorumlular hakkında Temmuz 2025’te suç duyurusunda bulundu. ö
Birbirinden ayrı üç süreç devam ediyor
Gelinen aşamada Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında birbirine bağlı ancak hukuken ayrı üç temel süreç bulunuyor:
Birincisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının “tasarlayarak kasten öldürme” suçlamasıyla yürüttüğü ve 19 kişinin tutuklandığı yeni soruşturma.
İkincisi, helikopterdeki GPS cihazlarının sökülmesi ve önceki soruşturmaların FETÖ’nün talimatıyla yönlendirilmesi iddialarına ilişkin Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinde süren 19 sanıklı dava.
Üçüncüsü ise dosyanın geçmişte kapatılması, delillerin toplanmaması veya arama-kurtarma çalışmalarındaki ihmaller nedeniyle yapılan ve bir bölümü takipsizlik ya da zaman aşımıyla sonuçlanan başvurular.
Yeni soruşturmada hazırlanacak iddianame, savcılığın askerî jetler, kaza kırım ekipleri, GPS cihazları, koordinat verileri ve FETÖ bağlantısı arasında nasıl bir nedensellik kurduğunu gösterecek.
Muhsin Yazıcıoğlu dosyası yeniden açılıyor: Dosya, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 10 ilde operasyon: 25 kişi gözaltına alındı
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

