AB, fon vurgunu ve yolsuzlukların fotoğrafını çekti… Raporda çarpıcı tespitler
Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu, borsadaki manipülasyon şüphesiyle bağlantılı sert düşüşleri, yatırımcıların kayıplarını ve finansal denetimdeki sorunları gündeme taşıdı. Yolsuzlukla mücadelede ilerleme sağlanmadığını belirten Komisyon, kamu ihalelerindeki istisnalardan siyasi finansmanın denetimsizliğine, Varlık Fonu’nun şeffaflık sorunlarından muhalefete yönelen seçici kovuşturmalara kadar birçok başlıkta eleştiriler sıraladı.
Kısa Dalga- Avrupa Komisyonunun 2026 Türkiye Raporu’nda, borsadaki manipülasyon şüphesi, yatırımcı zararları ve yolsuzlukla mücadeledeki yapısal sorunlar geniş yer buldu. Komisyon, finans piyasalarında yaşanan krizin Türkiye’nin sermaye piyasalarının işleyişi, düzenlenmesi ve denetimi konusunda kaygı yarattığını belirtirken, yolsuzlukla mücadelede raporlama döneminde ilerleme sağlanmadığı değerlendirmesini yaptı.
Raporda, yolsuzluk soruşturmalarının ve açılan davaların sayısındaki artışın yaptırım sonuçlarına aynı ölçüde yansımadığına dikkat çekildi. Kamu ihalelerindeki istisnalar, mal bildirimlerinin denetimi, siyasi partilerin finansmanı ve kamu görevlilerine sağlanan hukuki ayrıcalıklar eleştirildi.
Komisyon ayrıca, muhalefet mensubu yerel siyasetçilere yoğunlaşan ceza kovuşturmalarının yolsuzlukla mücadeleye duyulan güveni zayıflattığını belirtti. Türkiye Varlık Fonu ve Afet Yeniden İmar Fonu’nun denetimi ile kamuoyuna bilgi verilmesindeki eksiklikler de rapora girdi.
Borsadaki sert düşüşlerin arkasında manipülasyon şüphesi
Raporun “Finansal piyasaların işleyişi” bölümünde, BIST 100 endeksinin 15 ve 16 Eylül 2026’da, piyasa manipülasyonu şüphesiyle bağlantılı spekülatif balonun patlamasının ardından sert düşüşler yaşadığı belirtildi.
Komisyon, krizin kontrol altına alınmış göründüğünü ve daha geniş finansal sisteme yayılma riskinin sınırlı olduğunu değerlendirdi. Bununla birlikte yaşananların, Türkiye’nin finans ve sermaye piyasalarının nasıl işlediği, düzenlendiği ve denetlendiği konusunda kaygıları artırdığını vurguladı.
Raporda belirli bir yatırım fonunun, şirketin veya şüphelinin adı verilmedi. Borsadaki hareketler, manipülasyon şüphesi, yatırımcıların uğradığı zarar ve denetim mekanizmalarının işleyişi üzerinden ele alındı.
Türk makamlarının zarar eden yatırımcılar için bir tazmin veya ödeme takvimi hazırladığı da raporda yer aldı. Komisyon, yeni bir yasal çerçeve üzerinde çalışıldığını aktardı ancak ödeme tutarları, takvimin ayrıntıları veya hangi yatırımcıların kapsamda olduğu konusunda bilgi vermedi.
Yolsuzlukla mücadelede ilerleme yok
Komisyonun genel değerlendirmesine göre Türkiye, yolsuzlukla mücadelede hazırlığın erken aşamasında bulunuyor. Raporlama döneminde bu alanda ilerleme sağlanmadığı belirtilirken, önceki yıllarda yapılan tavsiyelerin geçerliliğini koruduğu kaydedildi.
Raporda, Türkiye’nin yolsuzluğu önlemek ve kontrol altına almak için ulusal bir strateji ve eylem planının bulunmadığı belirtildi. Avrupa Konseyinin tavsiyeleriyle uyumlu, kalıcı ve bağımsız bir yolsuzlukla mücadele kurumunun kurulmadığına da dikkat çekildi.
Komisyon, yolsuzluk soruşturmaları ve yargılamalarına uygunsuz siyasi müdahaleyi önleyecek tedbirlerin alınmadığını vurguladı. Bağımsızlık, hesap verebilirlik ve şeffaflığın yolsuzlukla mücadelenin temel koşulları olduğu hatırlatıldı.
İdari soruşturmalarda AKP, ceza kovuşturmalarında CHP ağırlığı
Raporda belediyelere yönelik işlemler üzerinden seçicilik eleştirisi yapıldı. İçişleri Bakanlığının aktarılan verilerine göre, Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Nisan 2026’ya kadar şikâyetler, ihbarlar ve özel teftişler kapsamında 3 bin 224 idari inceleme yapıldı. Bunların bin 298’inde soruşturma başlatıldı.
Bu soruşturmaların 591’inin AKP, 321’inin CHP, 102’sinin MHP, 18’inin DEM Parti, altısının İYİ Parti ve 260’ının diğer partilerin belediyeleriyle ilgili olduğu belirtildi.
Komisyon, soruşturmaların yaklaşık yüzde 46’sının AKP yönetimindeki belediyelerle ilgili olmasına rağmen, ceza kovuşturmalarının ağırlıklı olarak CHP’li belediyelere yöneldiği değerlendirmesini yaptı.
Raporda, davaların esasından bağımsız olarak, muhalefet mensubu yerel siyasetçileri hedef alan seçici soruşturma ve kovuşturmaların yolsuzlukla mücadeleye duyulan kamu güvenini zayıflattığı belirtildi. Denetim ve teftiş birimleriyle savcılıklar arasındaki işbirliği de keyfî ve yetersiz bulundu.
Dosyalar artıyor, mahkûmiyetlerdeki artış sınırlı kalıyor
Raporda, zimmet, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin soruşturma ve yargılama verileri de incelendi.
2024 ile 2025 karşılaştırıldığında, bu üç suç türündeki yeni soruşturma dosyalarının sayısı yüzde 6,6, kamu davasına dönüşen dosyaların sayısı ise yüzde 8 arttı. Buna karşılık mahkûmiyetlerdeki artış yüzde 0,8 düzeyinde kaldı. Raporda hesaplanan mahkûmiyet payının yüzde 18,2’den yüzde 17,5’e düştüğü aktarıldı.
Suç türlerine göre mahkûm edilen sanık sayısı zimmette 571’den 614’e, rüşvette 495’ten 580’e yükseldi. Görevi kötüye kullanmada ise bin 725’ten bin 620’ye geriledi.
Komisyon, bu verilerin soruşturma ve kovuşturma faaliyetlerinde artış gösterdiğini, ancak yaptırım sonuçlarında buna karşılık gelen bir iyileşmeyi ortaya koymadığını belirtti.
Kamu ihaleleri, imar ve inşaat yolsuzluğa açık
Raporda, kamu ihale usullerinde sık kullanılan istisnaların kamu alımlarının dürüstlüğünü ve güvenilirliğini zedelediği değerlendirmesi yapıldı.
Siyasetin finansmanı, yargı, kamu yönetimi, belediyeler, arazi yönetimi, imar ve inşaat yolsuzluğa açık alanlar arasında sıralandı. Kamu alımlarının özellikle istisnalar, imtiyazlar ve kamu-özel işbirliği projeleri bakımından AB mevzuatıyla uyumlu olmadığı belirtildi.
Yolsuzlukları bildiren kişilerin korunmasına ilişkin hukuki çerçeve de yetersiz bulundu. Raporda, kamu görevlilerine sağlanan hukuki ayrıcalıkların yolsuzluk soruşturmalarını engellemeye devam ettiği kaydedildi.
Ceza Kanunu’nun yolsuzlukla ilgili hükümlerindeki eksikliklere de dikkat çekildi. Özellikle özel sektörde rüşvet bakımından, rüşvet verme fiilinin tanımının uluslararası standartları karşılamadığı belirtildi.
Mal bildirimleri ve siyasi finansmanda denetim açığı
Komisyon, çıkar çatışmaları, mal bildirimleri ve siyasi partilerin mali denetimine ilişkin hukuki çerçevenin yetersiz olduğunu belirtti. Türkiye’de lobicilik faaliyetlerini düzenleyen bir mevzuat bulunmadığı da kaydedildi.
Raporda, Avrupa Konseyinin yolsuzlukla mücadele organı GRECO’nun siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanındaki şeffaflık sorunlarını defalarca gündeme getirdiği hatırlatıldı.
Milletvekillerinin mal bildirimleri, çıkar çatışmaları ve beyan edilen bilgilerin etkili biçimde doğrulanması konularında şeffaflığın sınırlı kaldığı belirtildi. Benzer eksikliklerin yargıda da bulunduğu, bağımsızlık ve dürüstlük güvencelerinin yeterince güçlü veya tutarlı biçimde uygulanmadığı ifade edildi.
GRECO’nun milletvekilleri, hâkimler ve savcılar bakımından yolsuzluğun önlenmesini ele alan dördüncü değerlendirme raporunun kabul edilmesinden on yılı aşkın süre sonra, 22 tavsiyeden yalnızca üçünün tamamen uygulandığıaktarıldı.
Üst düzey isimlere yönelik iddialarda hesap verebilirlik sorunu
Raporun yargının hesap verebilirliğini inceleyen bölümünde, üst düzey yetkililer hakkındaki yolsuzluk iddialarına da yer verildi.
Komisyon, güvenilir medya haberlerinde gündeme getirilen iddiaların, suçlanan kişilerin siyasi nüfuz sahibi olduğu durumlarda hesap verebilirlik mekanizmalarının etkili çalışıp çalışmadığı konusunda kaygı yarattığını belirtti.
Hâkim ve savcılar hakkındaki şikâyetlerin nasıl incelendiği, hangi gerekçelerle işleme alınmadığı veya takip edildiği konusunda kamuoyuna verilen bilginin sınırlı olduğu da kaydedildi. Yargı mensuplarının mal bildirimlerinin etkinliğinin ve şeffaflığının artırılması istendi.
Varlık Fonu ve Afet Yeniden İmar Fonu’nda şeffaflık eleştirisi
Komisyon, kamu kaynaklarının denetimi bölümünde Türkiye Varlık Fonu ve Afet Yeniden İmar Fonu’na ilişkin sorunları sıraladı.
Rapora göre Türkiye Varlık Fonu’nu denetleyen üçüncü taraflar, fonun faaliyetlerine ilişkin denetim raporlarını açıklamıyor. Sayıştayın fon portföyündeki şirketleri denetlemesi de kısıtlı kalıyor.
Afet Yeniden İmar Fonu’nun ise Sayıştay denetiminden muaf olduğu, ilgili gelir ve faaliyet verilerinin kamuya açıklanmadığı belirtildi.
Bu iki fon hakkındaki değerlendirmeler, kamu kaynaklarının kullanımında denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliklerine odaklandı. Komisyon ayrıca Sayıştayın bulgu ve tavsiyeleri üzerinde daha güçlü parlamenter denetim kurulması, tavsiyelerin sistematik ve zamanında uygulanması çağrısında bulundu.
MASAK’la bilgi paylaşımı güçlendirilmeli
Raporda, yalnızca yolsuzlukla mücadeleye ayrılmış uzman kolluk birimlerinin, savcılıkların veya mahkemelerin bulunmadığı belirtildi. Özel sektörde yolsuzlukla mücadeleye ilişkin hukuki çerçeve de yetersiz bulundu.
Komisyon, yürütmenin yolsuzluk soruşturmalarında adli kolluk üzerinde uygunsuz siyasi etki kullanmaya devam ettiği değerlendirmesini yaptı. Kurumlar arası işbirliğinin ve kolluk birimleriyle Mali Suçları Araştırma Kurulu arasındaki bilgi paylaşımının güçlendirilmesini istedi.
AB kaynaklarında 272 usulsüzlük bildirimi
Raporun AB’nin mali çıkarlarının korunmasına ilişkin bölümünde, Türkiye’deki ulusal makamların 2025’te Usulsüzlük Yönetim Sistemi üzerinden 272 usulsüzlük vakası bildirdiği aktarıldı. Bunlardan ikisi dolandırıcılık şüphesi, biri ise tespit edilmiş dolandırıcılık olarak sınıflandırıldı. Vakaların isimleri ve ayrıntıları açıklanmadı.
Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Ofisi OLAF ile işbirliğinin yerleşik olduğu belirtilirken, soruşturmalar ve usulsüzlük bildirimleri bakımından bu işbirliğinin sürdürülmesi istendi. Ulusal bir dolandırıcılıkla mücadele stratejisinin hâlâ hazırlanmadığı da kaydedildi. (s. 66)
Komisyonun talebi: Siyasi irade, bağımsız denetim ve uygulanabilir strateji
Komisyon, Türkiye’den yolsuzlukla mücadelede uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesini ve açık siyasi irade içeren bir strateji oluşturmasını istedi. Bu stratejinin güvenilir ve gerçekçi bir eylem planıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Raporda önerilen adımlar arasında siyasi müdahalenin önlenmesi, bağımsız denetimin güçlendirilmesi, kamu ihalelerinde şeffaflığın artırılması ve yolsuzluk riskinin yüksek olduğu alanlarda somut önlemler alınması bulunuyor.
Gazetecilikten taviz yok: Kısa Dalga’nın Instagram hesabı da engellendi
Yeni adli yılın cezaevi tablosu: Seçilmişler, gazeteciler, Gezi ve Kobanî hükümlüleri
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


