Aliyev Ankara'ya gelmedi: Tansiyon neden düşmüyor?
Bakü-Ankara arasındaki başörtüsü krizinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın telefonla arayarak davet ettiği Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Türkiye'ye gelmedi. Peki iki ülke arasında tansiyon neden düşmüyor?

GÜLŞEN SOLAKER
Türkiye ile Azerbaycan arasında haftalardır devam eden gerilim, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesine katılmamasıyla bir seviye üste taşındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın telefonla davet ettiği mevkidaşıİlham Aliyev'in Ankara'ya gelmemesi, zirve öncesinde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın görevinden alınmasının da ilişkilerde hızlı bir normalleşme getirmediğini gösterdi.
Azerbaycan basınında katılmama gerekçesi olarak Aliyev'in önceden planlanan programı ve yoğun çalışma takvimi gösteriliyor. Haberlere göre Aliyev, bugün Bakü'de FIFA U-15 Dünya Şampiyonası kapanış törenine katılacak.
Ankara'daki zirvede Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor. Zirveye katılım düzeyi, dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye geçmesi açısından da önem taşıyordu.
Aliyev'in Ankara'daki etkinliğe gelmemesinin ardından Azerbaycan basınında yer alan haberler ise gerilimin Azerbaycan boyutunun daha sert seyrettiğini ortaya koyuyor.
Azerbaycan'da öğrenci ve öğretmenlerin başörtüsü kullanmasını yasaklayan bir karar alınmış, bu Türkiye'de bazı çevrelerin sert tepkisini çekmişti. İki ülke arasında Bakü'nün İsrail'le yakın ilişkileri de bir süredir rahatsızlık yaratıyordu.
Bakü'nün Ankara'dan beklentisi karşılanmadı mı?
Erdoğan, Aliyev ile 21 Ekim'de yaptığı telefon görüşmesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nı zirveye davet etmişti.
İletişim Başkanlığının açıklamasına göre, o görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alınmış, Erdoğan iki ülkenin kardeşlik hukukundan aldığı güçle iş birliğini geliştireceğini belirtmişti.
Bu davetin ardından Aliyev'in katılımı, gerilimin liderler düzeyindeki temasla yatıştırılıp yatıştırılamayacağı açısından önem kazanmıştı. Türkiye'nin TDT dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralmasının öngörüldüğü zirve, iki liderin birlikte vereceği mesajlar bakımından da bir fırsat oluşturuyordu.
Ancak 29 Ekim'de Bakü'den gelen haberler Aliyev'in Ankara'ya gelmeyeceği yönünde oldu.
Aliyev'in katılmama kararı, Azerbaycan'daki başörtüsü kısıtlamalarını eleştiren Saral'ın görevden alınmasından birkaç gün sonrasını izliyor. Üstelik krizi yatıştırmak için Ankara'nın attığı adımlar bununla da sınırlı kalmamıştı.
Azerbaycan'daki uygulamaları protesto eden ve Aliyev'i eleştiren bazı kişiler hakkında Türkiye'de soruşturmalar başlatılmış, gözaltı kararları verilmişti.
Bu adımlara rağmen Aliyev'in gelmemesi, Ankara'nın yatıştırıcı tutumunun Bakü tarafından yeterli görülmediğine yorumlarına yol açtı.
Aliyev'in Erdoğan'a 31 kişilik bir liste sunduğu ve bu kişilerle ilgili adımlar atılmasını beklediği iddia edilmişti.
Azerbaycan basını Ankara'yı sorumlu tutuyor
Bu arada Azerbaycan basınında gerilimin nedenlerine ilişkin bazı analizler de yer aldı.
İktidara yakın APA haber ajansının 29 Ekim'de yayınladığı "Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Türkiye'ye neden gitmedi?" başlıklı analiz, Azerbaycan basınındaki sert yaklaşımın örneklerinden biri.
Yazıda Türkiye'de Azerbaycan'a, yönetimine ve halkına karşı uzun süredir olumsuz kampanya yürütüldüğü ileri sürülerek, İsrail'le ilişkiler ve okul kıyafetleri üzerinden yöneltilen eleştirilerin Bakü'nün dış ve iç politikasını Ankara'nın beklentilerine göre belirlenmesi baskısının bir parçası olduğu belirtildi.
APA, Ankara'yı bu sürece geç müdahale etmekle eleştirerek, atılan adımların yeterince etkili olmadığını savundu ve ilişkilerin yeniden sağlıklı bir zemine taşınmasının kolay olmayacağı değerlendirmesi yaptı.
Mütekabiliyet mi gözetildi?
Bu arada Azerbaycan basınında dikkat çeken bir başka vurgu mütekabiliyet yani diplomatik karşılıklılık.
APA'nın analizinde Erdoğan'ın da daha önce Azerbaycan'da düzenlenen bazı toplantılara katılmadığı hatırlatılıyor.
Buna göre Erdoğan, Temmuz 2024'te Şuşa'da düzenlenen gayriresmî TDT Zirvesi'ne, Mayıs 2026'da Bakü'deki 13'üncü Dünya Kentsel Forumu'na ve 15 Ekim'de Bakü'de gerçekleştirilen Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın (CICA) 7'nci Zirvesi'ne katılmamıştı. Bu zirvede Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etmişti.
Aliyev'in gelmemesinin ardından yakından takip edilecek bir diğer önemli gün ise 8 Kasım olacak. Azerbaycan'da her 8 Kasım'da Zafer Günü kutlamaları yapılıyor ve liderler davet ediliyor. Erdoğan geçen seneki Zafer Günü etkinliklerine katılmıştı.
Bakü'den BM adayına destek vermeme kararı
Aliyev'in Ankara'ya gelmeme kararına ek olarak Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri adayına destek vermeyeceğini açıklaması da gerilimin yükseldiğinin bir diğer işareti oldu.
Türkiye'nin Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu'nun adaylığını resmen duyurması beklenirken, bundan hemen önce Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından bir açıklama geldi. Bakanlık Sözcüsü Aykhan Hajizada, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Bakanı Lana Zaki Nusseibeh'in adaylığını destekleyeceklerini bildirdi.
Sinirlioğlu'nun ismi henüz BM'nin resmî aday listesinde bulunmuyor. BAE'nin adayı Nusseibeh ise 21 Ekim'de resmen aday gösterilmişti.
Diplomatik kanallar açık mı?
Gerilime rağmen iki ülke arasında diplomatik kanalların açık olduğunu ve gerilimin atlatılacağını belirten kesimler de var.
Bayramov 29 Ekim'de Ankara'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü. Azerbaycan tarafının aktardığına göre görüşmede ikili ilişkiler, TDT bünyesinde iş birliği ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı.
Aliyev'in Erdoğan'a gönderdiği Cumhuriyet Bayramı mesajında da dostluk ve müttefiklik vurgusu korundu. Erdoğan'a "Aziz kardeşim" diye hitap eden Aliyev, 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik düzeyine yükseldiğini hatırlattı.
Kaynak: Alıntı: DW
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

