Anket: Katılımcıların yüzde 58'i görüşü nedeniyle hukuki yaptırımla karşılaştı

Saha Araştırmaları Merkezi'nin yaptığı araştırma, ifade özgürlüğü algısının toplumda düşük olduğunu, oto-sansürün ise dijital platformlardan aile sofrasına uzandığını ortaya koydu.

·

Kısa Dalga - Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), 23 Mart–10 Nisan 2026 arasında 760 kişiyle çevrimiçi bir anket gerçekleştirdi. Araştırma; ifade özgürlüğü algısını, oto-sansür davranışlarını ve bireylerin hukuki, sosyal ve dijital risk algısını ölçmeyi amaçladı.

Sonuçlara göre, katılımcıların yüzde 58,2'si daha önce bir görüşünü ifade ettiği için hukuki yaptırımla karşılaştığını belirtti. Çevresinde benzer bir deneyime tanıklık edenlerin oranı ise yüzde 90,5'e ulaştı.

İfade özgürlüğü algısına ilişkin sorularda rakamlar dikkat çekici biçimde düşük çıktı. "Devleti eleştirmek güvenlidir" ifadesinin 5 üzerinden ortalaması 1,54, "Hükümeti eleştirmek güvenlidir" ifadesinin ortalaması ise 1,57 olarak ölçüldü.

"Türkiye'de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorlar" yargısı da benzer şekilde 1,6 ortalama aldı. "Devleti eleştirmenin güvenli olduğu" ifadesine katılımcıların yüzde 69,7'si kesinlikle katılmadığını söyledi.

Buna karşın "sonunda tehlikeye girecek olsa da herkes görüşlerini beyan etmekle yükümlüdür" ifadesinin ortalaması 3,3 ile belirgin biçimde yükseldi. Katılımcıların yüzde 30,8'i bu yargıya kesinlikle katıldığını belirtti.

1111-001.gif

"Oto-sansür yalnızca sosyal medyayla sınırlı değil"

Oto-sansür davranışlarına ilişkin bulgular da çarpıcı bir tablo ortaya koydu. "Sosyal medyada siyasi paylaşım yapmadan önce birkaç kez düşünürüm" ifadesi 4,17 ortalama ile listenin en yüksek değerine ulaştı; katılımcıların yüzde 47,9'u buna kesinlikle katıldığını ifade etti.

"Bazı düşüncelerimi korktuğum için sosyal medyada paylaşmam" ifadesinin ortalaması 3,8, "Geçmişte yaşanan bazı olaylar bugün daha temkinli olmama sebep oldu" ifadesinin ortalaması ise 3,97 olarak ölçüldü.

Oto-sansür yalnızca sosyal medyayla sınırlı kalmıyor. "Bazen yaptığım siyasi paylaşımları silerim" ifadesi 3,65, "WhatsApp gruplarında siyasi tartışmalara girmem" ve "Devlet kurumlarında iken siyasi görüşlerimi gizlerim" ifadeleri ise her ikisi de 3,61 ortalama aldı.

İş ve okul ortamında görüş gizleme 3,06 olurken, aile ortamı 2,15 ile en düşük oto-sansür skorunu aldı. Araştırmaya göre erkek katılımcıların oto-sansür düzeyi, kadınlara kıyasla daha yüksek çıktı.

İfade özgürlüğü önündeki en büyük engel olarak katılımcıların yüzde 25'i hukuki yaptırım korkusunu gösterdi. İkinci sıraya yüzde 20,1 ile iş kaybı oturdu. Bunu resmi ve gayri resmi gruplar tarafından tehdit edilme yüzde 18,8, dijital takip ve gözetim yüzde 13,4, medya baskısı ve linçlenme yüzde 12,8 ile izledi.

Sosyal medyada hükümet politikalarını sert biçimde eleştirmeyi katılımcıların yüzde 45,3'ü "normal bir hak" olarak tanımlarken, yüzde 31,6'sı "gerekli ancak tehlikeli bir davranış", yüzde 18,9'u ise "cesur bir davranış" olarak nitelendirdi.

"Yüzde 81,1'i, izlenme ihtimali nedeniyle telefonda konuşma biçimini değiştirdi"

Katılımcıların yüzde 81,1'i, izlenme ihtimali nedeniyle telefon görüşmelerinde konuşma biçimini değiştirdiğini söyledi.

Görüşlerini ifade ederken en fazla risk altında olan grubu katılımcıların yüzde 45,6'sı muhalifler olarak belirledi. Etnik azınlıklar yüzde 24,9, gençler yüzde 11,8, dini azınlıklar ise yüzde 10,8 ile bu grubu takip etti.

Araştırma, yüz yüze ve çevrimiçi anket ortamları arasındaki farkı da ölçtü. Yüz yüze anketlerde görüş ifade ederken yaşanan kaygı ortalaması 2,91 iken bu oran çevrimiçi anketlerde 2,62'ye düştü. Görüş gizleme düzeyi yüzde 2,22, çevrimiçi ortamda ise 2,01 olarak tespit edildi.

Katılımcılara ifade özgürlüğünün geliştirilmesi için öncelikli adımlar sorulduğunda, ifade özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin yeniden yapılandırılması yüzde 11,4 ile ilk sıraya girdi. Mahkemelerin siyasi baskıdan bağımsız karar vermesi yüzde 11,3, uluslararası insan hakları sözleşmelerine uyumun artırılması yüzde 11,1, gazeteciler üzerindeki baskıların azaltılması yüzde 10,9 ve toplanma hakkına yönelik kısıtlamaların kaldırılması ise yüzde 10,7 ile bu sıralamayı izledi.

Araştırmaya katılanların yüzde 53,2'si lisans, yüzde 14,7'si lisansüstü ya da doktora mezunu. Yaş ortalaması 44,45. Katılımcıların yüzde 27,4'ü devlet memuru, yüzde 22,1'i özel sektör çalışanı, yüzde 34,7'si ise çalışmıyor.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.