Aziz İhsan Aktaş davası: Tanık olduğu olayı hatırlamıyorsa neyin tanıklığını yapıyor?

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Hasan Sınar, "Soruyorsunuz, 'Detay verin, somutlaştırın, anlatın.' Verilen cevap; 'Bir buçuk sene önceydi… Siz sorun, belki hatırlarım.' Bir insan tanık olduğu olayı hatırlamıyorsa, neyin tanıklığını yapmaktadır?" dedi.

·

Kısa Dalga - İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütünün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmak” ile bazı belediye başkanlarına ihaleler için rüşvet vermekle suçlanan 200 kişi hakkında açılan davaya İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in de aralarında olduğu 11 kişinin tutuklu yargılandığı davada sanık avukatlarının savunmaları alındı.

Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 3 No’lu salonunda görülen duruşmada, iddianamede “özel belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık, rüşvet almak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, haksız mal edinme, suç örgütüne üye olma” iddialarıyla 415 yıla kadar hapsi istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Hasan Sınar müvekkili adına savunmasını yaptı.

“İddianame, birtakım kişilerin sözlerinden ibaret anlatı üzerine kurulmuştur”

Sınar savunmasında, müvekkilinin "Aziz İhsan Aktaş suç örgütüyle ticari ilişki içerisinde olmak, yüksek bedelli ihalelerin bu örgütle bağlantılı firmalara verilmesini sağlayan bir sistem kurmak, belediye yöneticileri ve çalışanları üzerinde bu süreçleri arka plandan yönetmek ve çıkar amaçlı suç örgütü yapılanmasına dahil olmakla" suçlandığını hatırlattı.

İhalelere ilişkin suçlamada "her bir eylem bakımından, isnat edilen suçları ortaya koyan somut delillerin de aynı ayrıntıyla dosyaya konulmasını beklediklerini" ifade eden Sınar, şunları söyledi:

"Oysa ne yazık ki tam anlamıyla büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıyayız. Çünkü 200 sanığın yargılandığı, başlangıçta onlarca kişinin tutuklandığı, müvekkilim hakkında 415 yıla kadar hapis cezası talep edilen dosyada; tüm bu yüksek perdeli suçlamaların dayanağı olarak karşımıza çıkan şey, özünde yalnızca etkin pişmanlıktan yararlanan bazı sanıkların ifadeleri ile iki gizli tanığın beyanlarından ibarettir. Üstelik bu beyanların hiçbirinin objektif ve maddi delillerle desteklenmediğini, doğrulanmadığını görmekteyiz. Yani bu koca iddianame, özünde birtakım kişilerin sözlerinden ibaret bir anlatı üzerine kurulmuştur. Somut dosyada ise bırakınız kesin ve yeterli delili; müvekkilimiz yönünden tek bir maddi delil, tek bir somut veri, tek bir objektif belirti dahi ortaya konulamamıştır. Oysa ceza yargılaması böyle bir şey değildir. Ceza mahkemesi; soyut beyanlar, varsayımlar ve kanaatler üzerinden mahkûmiyet kurulabilecek bir alan değildir."

"Sayın Rıza Akpolat hangi somut fiiliyle ihaleye fesat karıştırmıştır?"

Müvekkilinin diğer sanıklarla birlikte ihaleye fesat karıştırdığının ileri sürüldüğünü bildiren Sınar, şöyle devam etti:

"Ortada yalnızca şu varsayım var; ‘Madem belediye başkanıdır, o halde bu süreçleri yönetmiştir’. Sayın Rıza Akpolat hangi somut fiiliyle ihaleye fesat karıştırmıştır? İddianameye baktığınızda; 26 eylemin hiçbirinde müvekkilimize atfedilmiş somut bir hareket, somut bir işlem, somut bir talimat göremiyorsunuz. Bunun yerine her eylemde aynı cümle tekrar edilmektedir: ‘Şüpheli Rıza Akpolat’ın şu kişiler üzerinden ihale süreçlerini koordine ettiği…’ Hepsi bu. Kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle 26 kez tekrar edilen tek bir cümle. Bir kişiyi 26 ayrı ihalede suçluyorsanız; artık en azından şu soruların cevabını vermek zorundasınız: Hangi ihaleyi koordine etmiş? Nerede koordine etmiş? Ne zaman koordine etmiş? Nasıl koordine etmiş? Hangi yöntemle müdahil olmuş? Buna ilişkin somut veri nedir? Bunların hiçbirine cevap yok."

Sınar, etkin pişmanlıktan yararlananların ifadelerine dikkati çeken Sınar, bu kişilerin "Ben o suçu işledim, sadece ben işlemedim, bunlar da vardı, o da vardı, şu da vardı" beyanlarıyla önce suçlamaları kabul ettiklerini, sonra başkalarını suçladıklarını anlattı.

Verilen ifadelerin delillerinin de olması gerektiğini belirten Sınar, şöyle konuştu:

"Cezaevinden çıkabilmek için savcılığı tatmin etmen gerekiyor ki özgürlüğüne kavuştursun. Savcı neyi ver dese vermek zorundasın, en fazla şeyi yapmak zorundasın ki özgürlüğüne kavuşabilesin. Korkunç bir şey bu. Hayat boyu bu lekeyi üzerinden silemeyecekler. Haksızlık etmekten de Allah’a sığınırım. Etkin pişmanlıkçı olmanın insani boyutu da var. ‘Kimse kendini sınanmadığı bir günahın masumu zannetmesin.’ Çok ağır şeyler söylüyoruz evet ama onların da cezaevinde yaşadıkları çok zor. Hiç kolay değil. Hele o soruşturma evresinde işinle ailenle tehdit edilmek kolay değil. Bir an bıçak kemiğe dayanır, ne isteniyorsa söyleyecek konuma gelirsiniz. Bu neden sayın mahkemeniz tarafından bu beyan delillerin yanılgılı, manipülatif karakterine dikkat çekilmesi kanaatindeyim.”

“Tanık ama neye tanık olduğunu hatırlamıyor”

Sınar, geçen pazartesi iki gizli tanığın dinlendiğini hatırlatarak, "Bir aşamadan sonra gerçekten şaşkınlık içinde kaldık. Soruyorsunuz, 'Detay verin, somutlaştırın, anlatın'... Verilen cevap; ‘Bir buçuk sene önceydi… Siz sorun, belki hatırlarım.’ Bir insan tanık olduğu olayı hatırlamıyorsa, neyin tanıklığını yapmaktadır? Ama işin ilginç tarafı şu: Bu gizli tanık beyanları iddianamede anlatıldığı zaman son derece iddialı cümlelerle sunuluyor. ‘Belediyelerdeki çürümüş düzen’, 'Organize yapı', ‘Sistematik yolsuzluk’... Peki soruyorsunuz; ‘Hangi ihalede yolsuzluk yapılmış?’, ‘Kim ne yapmış?’, ‘Hangi işlem hukuka aykırıymış?’. Cevap; ‘Somut ihale gösteremem. Bilmiyorum.’

Müvekkilimle ilgili deniliyor ki, ‘Rıza Akpolat pay alıyordu…’ Peki hangi ihaleden? Kimden? Ne zaman? Nerede? Ne kadar? Hangi yöntemle? Bunu somutlaştırmasını istediğinizde verilen cevap şu: ‘Buna cevap vermem imkânsız.’ Böyle bir beyan sistemi üzerine ceza mahkûmiyeti kurulabilir mi? Kaldı ki yalnızca gizli tanıklar değil, etkin pişmanlık beyanlarının önemli kısmı da aynı mantıkla ilerliyor. Birbirlerini doğrulayan değil; birbirlerini tekrar eden, aynı merkezden çıkmış hissi veren, soyut ve genelleştirilmiş anlatılarla karşı karşıyayız."

Sınar, ortaya konulan beyanların belgeyle, kamera kaydıyla, iletişim kaydıyla, fiziki takip tutanağıyla, banka hareketiyle, objektif maddi verilerle desteklenmek zorunda olunduğunu belirterek, "Gizli tanık beyanları bu şekilde çöktükten sonra, aslında dosyanın temel omurgasının da çöktüğünü hep birlikte müşahede etmiş olduk" dedi.

Kaynak: ANKA

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.