Aziz İhsan Aktaş davası: Usul eskiden nasılsa aynı şekilde devam ettik
Kısa Dalga - İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 sanık hakkında açılan davanın 9. gününe geçildi.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki salonda yapılan duruşmaya Aziz İhsan Aktaş yine korumalarıyla geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu da duruşmayı izledi.
Duruşmada İETT Genel Müdürü İrfan Demet’in savunması alındı. Emekli subay ve 30 yıllık kamu çalışanı olduğunu belirten Demet, şunları dile getirdi:
“Tarafıma isnat edilen husus ise 27 Nisan 2020 tarihinde göreve başladığım İETT Araç Bakım Onarım Daire Başkanlığı görev dönemime aittir. Hakkımdaki suçlamalara konu olan ihalelerle ilgili bazı teknik bilgileri izah etmek istiyorum. Bugün burada olmamın gerekçesi hem 9 Mart 2021 tarihli 58 bin 944 sayılı ihale hem de 9 Haziran 2022 tarihli 455 bin 229 sayılı ihaledir. Gerekli yeterliliğe sahip, tüm isteklilerin katılabileceği şekilde açık ihale yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Her iki ihalede de amaç ülkemizin en büyük ve en köklü toplu ulaşım kurumu olan İETT’nin İstanbul halkına sunduğu toplu ulaşım hizmetlerindeki otobüslerin bakım ve onarımlarının gerektiği şekilde ve zamanında yapılarak toplu ulaşım hizmetinin aksamadan sürdürülebilmesidir. Zira İstanbul gibi en büyük kentlerden birinde İETT, 6 bin 800 araçla bir günde 64 bin sefer gerçekleştirmekte. Bir günde 1 milyon 400 bin kilometre yatmaktadır. 5 milyonluk yolculuğu bir günde gerçekleştirmektedir. Açık ihale yöntemiyle gerçekleştirilen her iki ihale de belirli garajlarda belirli sayıda araçlara yöneliktir. Yani tüm İETT araçlarına ve garajlarına yönelik ihaleler değildir."
“Yolcu taşımayan araçlara ödeme yapılmaması usulü benimsenmiştir”
"9 Mart 2021 tarihli ihale, 25 milyon 401 bin 200 kilometre otobüs, bakım ve onarım hizmet alımı 295 aracı; 9 Haziran 2022 tarihli ihale ise 11 milyon 53 bin kilometre otobüs bakım onarım hizmet alımı ihalesi 298 aracı kapsayan ihalelerdir. Bu ihaleler kilometre ödemeli usulde gerçekleştirilmiş" diyen Demet, şöyle devam etti:
"Servise verilmeyen, yolcu taşımayan ve kilometre yapmayan İETT araçlarıyla ilgili olarak herhangi bir ödeme yapılmaması usulü benimsenmiştir. Bu ihalelerde serviste kilometre yapmayan araçlar için yüklenici şirketlere herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi arıza veya seferin aksatılması durumlarında da ayrıca yüklenicilere cezalar uygulanmaktadır. Bu yöntem kurumumuzda 2015 yılından beri uygulanan, yani son 11 yıldır uygulanmakta olan bir yöntemdir. İETT’deki araç bakım ihaleleri, göreve başladığım 27 Nisan 2020 tarihinden önce de her yıl aynı şartnamelerle, aynı şekilde aynı ihale komisyonları tarafından gerçekleştirilmiştir. Hâlen aynı şekilde de gerçekleştirilmeye devam etmektedir.
İhale komisyonu yıllardır aynı şekilde oluşturulur. Yani araç bakım daire başkanı, ihale yetkilisidir orada. Satın alma daire başkanı, yıllardır ihale komisyonu doğal başkandır. Yani farklı ihaleye göre farklı bir ihale komisyon başkanı oluşturulmaz. Başkan hariç dört üye vardır. Bunların da üçü hep aynıdır zaten. Bir tanesi satın alma daire başkanlığındaki ihale işleri müdürü, diğeri araç bakım daire başkanlığındaki planlama müdürü, diğeri mali hizmetler daire başkanlığındaki muhasebe müdürü. Burada benimle birlikte yargılanan arkadaşlar ihale komisyonu üyeleri. Sadece hangi garajın ihalesi yapılıyorsa o garajın müdürü dördüncü üye olarak verilir. Sadece dördüncü üye değişir. Diğerleri yıllardır aynıdır. Benimle birlikte yargılanan tüm arkadaşlarım işlerini kanunlara, nizamlara göre yapan; aslında hepsi de 15 yılın üstünde bu görevleri yapan, İETT’de olan, hep bu işleri yapan arkadaşlar. Ben de göreve başladıktan sonra ne ihale komisyonundan bir üyeyi ne araç bakım daire başkanlığındaki ihale şefliğinden herhangi bir kimseyi değiştirmedim. Oraya yeni bir kimseyi asla atamadım. Eskiden kanunlara ve nizamlara uygun olarak nasıl usul devam etmişse biz de aynı şekilde göreve başladıktan sonra bu kanunlara ve nizamlara uygun olarak ihaleleri yapmaya aynı şekilde, aynı şartnamelerle devam ettik."
Demet, hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılarak beraatını talep etti.
“Dosyamda rüşvet, irtikap, yolsuzluk iddiası yok”
Esenyurt Belediyesi soruşturma dosyası ile yerine kayyum atanan Belediye Başkanı Ahmet Özer’in savunma yaptı. Özer, şunları söyledi:
"Benim dosyamda rüşvet suçlamasına dair herhangi bir şey yok. Benim dosyamda irtikap, yolsuzluk iddiası yok. Benim dosyamda Esenyurt Belediyesi ile ilgili tek bir kuruş kamu zararı yok. Benim dosyamda bilirkişi raporlarının hiçbirinde benim ihaleye fesat karıştırdığıma dair bir iddia yok. Ben bir akademisyen olarak, bir bilim adamı olarak şaşırıyorum. Bu iddia olmadığı hâlde dosyaya, bilirkişi raporlarına göre Ahmet Özer’in ihaleye fesat karıştırdığı iddia ediliyor. Temizlikle ilgili iki şey yaptık. Kampanya başlattık. ‘Temiz yurt, Esenyurt’ adıyla bu kampanyaya Esenyurt Kaymakamı Sayın Fatih Çobanoğlu geldi. Bütün siyasi parti ilçe başkanları geldi. Milli Eğitim Müdürü geldi. Okul müdürleri geldi. Büyük bir coşkuyla Esenyurt Meydanı’nda bu projeyi başlattık başkan yardımcım İbrahim Halil Çalış ile birlikte. Üstelik kaymakam bizatihi orada bana ve başkan yardımcısı Çalış’a bu yaptığımız güzel çalışmalardan dolayı herkesin önünde teşekkür etti. Bunlar kayıtlarda mevcut ve bu 6 ay boyunca hem öğrencileri hem kadınları, gençleri de işin içine sokarak Esenyurt gibi kozmopolit bir yerin temizlik meselesini kökten çözecektik. Buna başlamıştık ki işte bir operasyon oldu.”
“Kayyum yönetimi ihaleyi niye uzattı”
Özer, 30 Eylül’de süresi dolan temizlik ihalesine ilişkin de şunları söyledi:
“Ben cezaevindeyken kayyum yönetimi iki şey yapmış. Yani bu süreç devam ederken, biz daha ihaleyi ilgili resmi bir işlem yapmamışken, ihaleyi başlatmamışken 30 Ekim 2024 tarihinde ben gözaltına alındıktan sonra kayyum yönetimi, 21/B ile yapılan ihaleyi bir ay daha uzatıyor. Yani ekim ve kasım için yapılan 21/B ihalesine aralık ayını da dahil ediyor, yılbaşına kadar uzatıyor. İki, kayyum fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleyi aradan 3 ay geçmesine rağmen, ihaleyi iptal edip yeni bir ihale yapma zamanı olmasına rağmen bunu yapmamış. 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla yer teslimi yaparak ihaleyi kayyum yönetimi başlatmıştır. Yani ihaleyi biz başlatmadık. Yer teslimi yaparak başlatan kayyum yönetimidir. Biz bu firmaya hak ediş yapmadık. Bir kuruş ödeme yapmadık. Ödeme yapan kayyum yönetimidir. Şimdi soruyorum. Madem 21/B ile yapılan ihale sorumlu idiyse neden kayyum yönetimi aynı ihaleyi bir aya uzattı? Madem ihaleye fesat karıştırma iddiası vardı, aynı ihaleyi kayyum neden onayladı da başlattı yeri teslimi yaparak? Bu soruların cevaplanması gerekir. Biz zaten böyle bir iddiayı kabul etmiyoruz ama madem böyle bir iddia varsa bu iddianın araştırılacağı yer bu ihaleyi başlatan kayyum yönetimidir. Biz ihaleyi yapmışız, başlatmamışız. 30 Ekim’de operasyon olmuş, açık ihale 1 Ocak yılbaşı itibarıyla başlatılmış.
Ben tutuklandıktan sonra İçişleri Bakanlığı müfettişleri bütün ihaleler gibi bu ihaleyi de didik didik incelemiş. Bununla ilgili de bize bildirilen herhangi bir sorunlu iş bugüne kadar söz konusu olmamıştır. İddia makamı, ihale bedelinin yüksek olmasının otomatik olarak ihaleye fesat karıştırmayla bir olacağını düşünüyor. Burada da aslında garip bir şey var. Bu iddianameyi yazan kişi her kimse kendine göre bütün belediye başkanlarını hırsız, dolandırıcı olarak kafasında kodlamış. Bir delil olup olmaması önemli değil. Özetlersem eski müteahhidin süresi 1 Ekim’de biteceği için 5 Eylül’de ihale yapılıyor. İtirazlar sebebiyle sürecin uzaması söz konusu olunca 21/B ile iki aylık, yani ekim-kasım ayları için geçici bir ihale yapılıyor. 30 Ekim 2024 tarihinde ben boş ve mesnetsiz bir dosyayla gözaltına alınıp tutuklanıyorum, yerime kayyum atanıyor. Kayyum hem 21/B’yi uzatıyor hem de açık ihaleyi kendisi hayata geçiriyor. Şimdi soruyorum size. Eğer ihalede fesat yoksa biz niye buradayız? Eğer ihalede fesat varsa kayyum niye burada değil? Zira eğer bir şey varsa o yapmış. İhaleyi biz başlatmamışız. Tek kuruş ödeme yapmamışız. Zaten hakkımızda dosyada da rüşvet konusunda savcı, kendi kendini tekzip edercesine takipsizlik kararı vermiştir. Böylece hem İçişleri Bakanlığı müfettişleri raporlarına göre hem de savcılığın görevlendirdiği üç bilirkişiye göre benim ihaleyle ilgili fiili ve hukuki hiçbir sorumluluğun olmadığı açıkça ortaya konmaktadır.”
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.