Aziz İhsan Aktaş davası: "Rüşvet olmadan ihaleye fesat karıştırma suçu nasıl işlenecek?"

Aziz İhsan Aktaş davası: "Rüşvet olmadan ihaleye fesat karıştırma suçu nasıl işlenecek?"
Mahkeme Başkanı, yargılamanın sağlıklı ilerlemesini istediklerini belirterek, "Bizim için bu dosya diğer dosyalardan farklı değil. Bu dosyaya da kuyumcu hassasiyeti ile bakıyoruz" dedi.

Kısa Dalga - CHP'li bazı belediye başkanların tutuklanmasına neden olan ve kamuoyunda "Aziz İhsan Aktaş Davası" olarak bilinen, 200 sanıklı davanın ilk duruşması 27 Ocak'ta başlamıştı.

Aktaş'ın, duruşmaya korumalarıyla gelmesi diğer sanık avukatlarının tepkisine neden olmuştu. Aktaş’ın avukatı eleştirilere, "Biz koruma ordusuyla içeri girmedik. Suikast tehditlerine karşı devletin verdiği resmi korumalar onlar" yanıtını vermişti.

Duruşmanın ikinci gününde dün tutuklu sanıklar Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın savunması alındı.

Duruşmanın üçüncü günü sanık savunmalarıyla devam etti.

Mahkeme Başkanı, dün salonda görüntü alınması üzerine yaşanan "izleyici yasağı" gerginliğini anımsattı ve bugünkü duruşmada herhangi bir fotoğraf veya videonun basında yer alması durumunda seyirci alınmaması kararını kesin olarak uygulayacaklarını söyledi. Mahkeme Başkanı, yargılamanın sağlıklı ilerlemesini istediklerini belirterek, "Bizim için bu dosya diğer dosyalardan farklı değil. Bu dosyaya da kuyumcu hassasiyeti ile bakıyoruz" dedi.

"Satış sonucunda elde edilen yaklaşık 470 milyon TL Beşiktaş Belediyesi’ne aktarıldı"

Duruşmada, 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve "resmi belgede sahtecilik", "kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık" iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik’in savunması alındı.

Gedik, "Hastane binasının satışında usulsüzlük bulunduğu iddialarını kesin bir dille reddediyorum. Bu satış işlemi, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde, Beltaş’ın Beşiktaş Belediyesi’ne olan borçlarının ödenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Savcılık makamının, Beltaş Yönetim Kurulu kararlarıyla tarafıma verilen satış yetkisinin usulsüz olduğu ve satışa zemin hazırladığı yönündeki iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. 4 ve 5 Temmuz 2024 tarihli Yönetim Kurulu kararlarının satıştan sonra alındığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bu kararlar, satıştan önce alınmış, usulüne uygun, geçerli ve yönetim kurulu üyelerinin oy birliğiyle imzalanmış kararlardır. 3 Temmuz 2024 tarihli yönetim kurulu kararının noter tasdikli olmasına karşın, 4 ve 5 Temmuz tarihli kararların noter tasdikli olmamasının şüpheli olarak değerlendirilmesi de hukuken hatalıdır" savunmasını yaptı.

İhale sürecini bizzat takip etmediğini, ihale evraklarının satıştan sonra sahte olarak düzenlendiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Gedik, "Satış sonucunda elde edilen yaklaşık 470 milyon TL’nin tamamı Beşiktaş Belediyesi’ne aktarılmıştır. Bu tutarın yaklaşık 70 milyon TL’si belediye personel maaş ödemelerinde kullanılmak üzere belediyeye gönderilmiş, kalan yaklaşık 400 milyon TL ise Beltaş’ın belediyeye olan borçlarına mahsup edilmiştir. Savcılık makamının bu bedellerin belediyeye aktarılmadığı yönündeki değerlendirmesi gerçeğe aykırıdır; hesap hareketleriyle bu durum açıkça sabittir" diye konuştu.

Gedik, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

"Adil yargılanma hakkımı talep ediyorum, sağlığım ciddi risk altında"

Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit de 4 Eylül 2025’te tutuklandığını, "ihaleye fesat karıştırma" iddiasıyla yargılandığını belirterek, "Hayatım boyunca devlet terbiyesiyle yetişmiş biri olarak, kurallara uygun çalışmayı ve mevzuata bağlılığı kendime ilke edindim. Askerlik geçmişim, yürüttüğüm görevler ve tarafıma verilen üstün hizmet madalyaları ile takdir belgeleri bu durumu açıkça ortaya koymaktadır" dedi.

İddialara konu ihalenin teknik şartnamesi ve diğer idari işlemlerinin, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda idare tarafından hazırlandığını, sürecin mevzuata uygun yürütüldüğünü aktaran Koçyiğit, şu savunmayı yaptı:

"İhale devam ederken Kamu İhale Genel Tebliği’nde yapılan değişiklikler nedeniyle puanlama sisteminde düzenleme yapılması gerekmiştir. Bu değişiklikler, yürürlük tarihleri dikkate alınarak uygulanmış, ancak EKAP sisteminin teknik altyapısı nedeniyle uygulamada tereddütler yaşanmıştır. Bu husus, idarenin kusurundan değil, sistemsel uyumsuzluktan kaynaklanmıştır. Tarafıma yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Her iki eylemin konusu aynı hizmete ilişkindir. Birinci ihale, teknik ve mevzuatsal zorunluluklar nedeniyle iptal edilmiş; ikinci ihale ise kamu hizmetinin aksamaması amacıyla pazarlık usulüyle yapılmıştır. Bilirkişi raporları, müfettiş incelemeleri ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her iki ihalenin de mevzuata uygun şekilde yürütüldüğü ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı açıkça görülmektedir. Yaklaşık maliyetin usulsüz şekilde paylaşıldığı yönündeki iddialara rağmen, dosyada bu yönde tek bir somut delil dahi bulunmamaktadır. Görev aldığım hiçbir ihalede yaklaşık maliyet bilgilerini yetkisi olmayan kişilerle paylaşmadım. Tarafıma iletilen fiyat tekliflerini, güvenlik amacıyla çıktısını aldıktan sonra elektronik ortamdan sildim. Bu husus, çalışma arkadaşlarımın ifadelerinde de açıkça yer almaktadır. Ortada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır.

Ben de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi adil yargılanma hakkımı talep ediyorum. Yaklaşık altı aydır tutuklu kalmamı gerektirecek hangi somut delilin bu dosyada bulunduğunu halen göremiyorum. Bunu samimiyetle ifade ediyorum. Avukatım tarafından dosyaya sağlık raporum sunuldu. Bunlar ciddi hastalıklardır. Tutuklu bulunduğum 6 ay süre zarfında kontrole gidemedim. Kaldığım koğuş 35 kişilikti şu an 70 oldu. Sağlığım ciddi risk altındadır. Hastalıklarım arasında aort damarı genişlemesi de vardır. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu öğrenince bizzat kendim teslim oldum. Kaçma şüphem yok. Bu ülkeden kovulsam da gitmek istemem. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim."

"Hangi somut fiil ile hangi hukuki sorumluluk çerçevesinde suçun parçası haline getiriliyorum?"

"İhaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" iddialarıyla 4 Haziran 2025'te tutuklanan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, savcılıkta kendisine yöneltilen tek somut iddianın, 11 Mayıs 2025 tarihli bir etkin pişmanlık ifadesine dayandığını, bu ifadede, "Beşiktaş Belediyesi’ndeki hak ediş ödemeleri karşılığında, bir belediye başkan adayının seçim çalışmaları için para talep edildiği"nin ileri sürüldüğünü aktardı.

Emniyette ve savcılıkta da seçime 39 gün kala, adaylık sürecinin ne denli yoğun ve yıpratıcı olduğunu, böyle bir süreçte böyle bir taleple ilgili bilgisinin bulunmadığını, o tarihte kamu görevlisi olmadığını açıkça anlattığını kaydeden Çaykara, savunmasına şöyle devam etti:

"Buna rağmen, hukuken işleyemecyeeğim bir suçtan tutuklandım. Size soruyorum, savcılık makamı, Kasım 2024'ten itibaren ihale dosyalarını bilmesine rağmen, Aziz İhsan Aktaş'ın 11 Mayıs 2025'te alınan etkin pişmanlık ifadesinde neden Aktaş'a ihalelere ilişkin tek bir soru dahi yöneltmedi? Tutuklandıktan aylar sonra, dosyada hiçbir yeni delil ortaya çıkmadan, aynı ifade yorumlanarak değiştirilmiş, iddialar Beşiktaş Belediyesi’nden Avcılar Belediyesi ihalelerine kaydırılmış, bir anda rüşvet ve ihaleye fesat iddiası oluşturulmuştur.

İçinde bulunduğumuz durumun ne kadar karmaşık ve ne kadar ironik olduğunu göstermek için aslında söylenecek çok fazla söz yoktur. Dosya zaten bunu açıkça ortaya koymaktadır. Dosyada yer alan ve eylem 28 ile eylem 29'u kapsayan teknik bilirkişi raporları, gerek soruşturma makamı tarafından alınan raporlar gerekse tarafımızca sunulan raporlar incelendiğinde, tamamının sonuç bölümünde açık ve net şekilde 'ihaleye fesat suçu oluşmamıştır' tespiti yer almaktadır. Sadece benim sunduğum raporda değil, iddia makamının dayandığı teknik raporlarda da ihale alan firma açısından da ihaleye fesat suçu oluşmadığı açıkça ifade edilmiştir. Şimdi burada şu soruyu sormak zorundayım Sayın Başkan, ihaleyi alan firma dahi ihaleye fesat suçunun oluşmadığını kabul ederken, benim bu firma ile ihaleye fesat karıştırmak veya rüşvet ilişkisi kurmak amacıyla nasıl bir suç ilişkisi içerisinde olduğum iddia edilebilir? Ben hangi somut fiil ile hangi hukuki sorumluluk çerçevesinde bu suçun parçası haline getiriliyorum?"

Çaykara, şunları ekledi:

"Mütalaanın içeriğine bakıldığında, firma yetkilisinin 11 Mayıs 2025 tarihli ifadesiyle Aziz İhsan Aktaş'ın kendisini mağdur olarak tanımladığı görülmektedir. İddianamede kendim bir şey fark ettim. Eylem 44'te deniyor ki, o dönemde belediye başkanı olmadığım için 'rüşvet' suçu oluşamıyormuş. Benim 'ihaleye fesat karıştırma' ile suçlandığım iddianamede, 'rüşvet' suçunun oluşamayacağı yazıyor. Rüşvet olmadan ihaleye fesat karıştırma suçu nasıl işlenecek? Bir bağ kurulamamış… Bu dosyada anlatıldığı şekliyle oluşturulmak istenen kurguya karşı, sözlerimi vicdanlarınıza hitap ederek söylemek istiyorum. Hakkımda ileri sürülen tüm isnatlara ayrıntılarıyla ve samimiyetle cevap vermek isterdim. Ancak Kasım ayından itibaren ihale dosyalarının tümü bilinmesine rağmen, mayıs ayında tek bir 'etkin pişmanlık' ifadesiyle dosyanın yönünün tamamen değiştirilmiş olması, savunma hakkının fiilen sınırlandığını da göstermektedir. İsnat edilen suçlar, benim hayatın olağan akışı içerisinde işlemesi mümkün olmayan suçlardır. Dosya kapsamına bakıldığında, somut hiçbir birleşme, irtibat ya da delil bulunmamasına rağmen, ifadelerin sonradan değiştirilerek yeni bir kurgu oluşturulduğu açıkça görülmektedir."

Çaykara, tahliye ve beraatini talep etti.

Çaykara'nın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

mahkeme.jpg

"Savcılık makamının kişisel varsayımları..."

Duruşmada, 4 Haziran 2025’te tutuklanarak “rüşvete aracılık etmek” suçlamasıyla yargılanan Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka'nın savunması alındı.

İrtikap suçlamasıyla tutuklandığını ancak bugün "rüşvete aracılık" iddiasıyla yargılandığını aktaran Daka, şöyle konuştu:

"Oysa bana, emniyette ve savcılık aşamasında rüşvetle ilgili tek bir soru dahi sorulmamıştır. Bu iddiayla ilgili kendimi ilk kez huzurunuzda savunma imkânı buluyorum. Akın Kumanlı, Aziz İhsan Aktaş ve dosyada adı geçen, ancak ilginç bir şekilde ifadesi dahi alınmamış olan Yusuf Akın ile hiçbir iş ilişkim yoktur. Benim bugün burada olmamın temel nedeni şudur, Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediyesi’ne olan mali alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla, dönemin Beşiktaş Belediye Başkanı Ali Can Abacı’ın yönlendirmesiyle, CHP adaylarının seçim çalışmaları için 5,5 milyon TL verdiğini iddia etmiştir. Bu iddia üzerine ben dosyaya dahil edildim. Ancak dikkat çekici şekilde, Ali Can Abacı’nın ifadesi alınmamıştır, iddia edilen görüşmelerin hiçbirinde benim adım geçmemektedir. Sadece Aziz İhsan Aktaş’ın sözlü beyanları esas alınarak gözaltına alındım ve tutuklandım."

Hakkındaki iddiaları destekleyen tek bir somut delil bulunmadığını belirten ve üzerine atılı suçlamaları reddeden Daka, "Hayatımın hiçbir döneminde para odaklı bir ilişkim olmamıştır. Kimseyle böyle bir suç ilişkisine girmedim" diye konuştu. Erhan Daka, dosyaya sunulan sözde deliller 5 adet banka dekontunda adının geçmediğini, paranın ne amaçla gönderildiğinin belli olmadığını belirterek, "Bankalara yazı yazılmamış, MASAK incelemesi yapılmamıştır. Bu haliyle, alakasız kişiler arasındaki para transferlerinin benimle ilişkilendirilmesi hukuken mümkün değildir. Tutukluyum ve bu süre boyunca tek bir somut delil dahi bulunamamıştır" dedi.

Kendisine nakit para verildiğinin iddia edildiğini, paraları elden aldığının savunulduğunu söyleyen Daka, "Dosyada tek dayanak, HTS kayıtları ve baz istasyonu eşleşmeleri gösterilmektedir. Dosyada bunların hiçbirine dair tek bir kayıt bulunmamaktadır" ifadesini kullandı.

Erhan Daka, "rüşvete aracılık etmek"le suçlandığını, dosyada buna ilişkin bir somut delil, açık beyan bulunmadığını belirterek, "Rüşvet iddiası yalnızca savcılık makamının kişisel varsayımlarına dayanmaktadır. Tanık beyanları dahi rüşveti değil, iddia edildiği şekliyle irtikap anlatımını içermektedir. Ancak ben kamu görevlisi olmadığım için irtikap suçunun faili olmam da hukuken mümkün değildir. Kısacası bugün karşınızda somut delile dayanmayan, varsayımlarla inşa edilmiş ve hukuki temelden yoksun bir iddianame bulunmaktadır. Bu durumda, tarafıma isnat edilebilecek herhangi bir suçun ne hukuken ne de fiilen mümkün olmadığı açıkça ortadadır" savunmasını yaptı.

Daka, tahliye ve beraatine karar verilmesini talep etti.

"İsnat edilen fiillerin hiçbirinin hukuki ya da fiilî bir karşılığı yok"

Tutuklanan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar da savunmasında, "özel belgede sahtecilik” ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılandığını belirterek, "İddiaya konu ihale şartnamesinde hukuka aykırı herhangi bir düzenleme bulunmadığı, rekabeti sınırlayan bir uygulamanın olmadığı, yaklaşık maliyetin ve uygulanan puanlama yönteminin yürürlükteki mevzuata tamamen uygun olduğu açıkça görülmektedir. Buna karşılık ileri sürülen iddialar somut delillere değil, tamamen varsayım ve yoruma dayanmaktadır. Bu nedenle ihale sürecine ilişkin olarak isnat edilen fiillerin hiçbirinin hukuki ya da fiilî bir karşılığı bulunmamaktadır" dedi.

İhaleye konu işin, ticari ve hukuki niteliği itibarıyla bağımsız ve ayrı bir proje olduğunu, tüm işlemlerin, kanuna uygun şekilde ve kamu yararı gözetilerek yürütüldüğünü belirten Acar, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

"Sevk maddesi olmadan yargılandım"

Duruşmada savunması alınan Esenyurt Belediyesi’nde makine mühendisi olarak çalışan Ali Fırat Baycan da sevk maddesi olmadan 13 aydır tutuklu olduğunu söyledi.

Baycan, 2021'den bu yana Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan olarak göreve başladığını, yayımlanan genelgeyle, belediyede yapılacak ihalelerin Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülmesinin kararlaştırıldığını belirterek, şunları söyledi:

"İhale komisyonları, Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli arasından sırayla oluşturulmuştur. Nitekim söz konusu ihalede komisyon üyesi olarak yer almam tamamen tesadüfidir. İddia makamı, söz konusu ihalede usulsüzlük yapıldığı ve ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasında bulunmuş; yapım işine ilişkin teknik şartnamede belirli bir marka ve modelin işaret edildiğini ileri sürmüştür. Ancak bu iddialar tamamen ihale öncesi sürece ilişkindir. Bahsi geçen özel teknik şartname, Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından, o birimin kendi uzman personeli eliyle hazırlanmakta ve daha sonra resmi üst yazıyla Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne gönderilmektedir. Teknik şartnamenin hazırlanması, içeriğinin belirlenmesi ya da değiştirilmesi hususunda şahsımın herhangi bir yetkisi, sorumluluğu veya müdahalesi bulunmamaktadır.

Sayın Başkanım, hiçbir aşamasında dahlim olmayan, yetki ve sorumluluğum bulunmayan bu dosyada, adaletinize sığınarak öncelikle tahliyemi, ardından da beraatimi talep ediyorum."

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Kaynak:Haber Merkezi, ANKA

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.