Bahçeli'den sistem mesajı: 'Seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna uygun olarak siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiği görüşünü yeniden savundu. Mutlak butlan kararının ardından Yeni Parti’nin kurulması sürecine değinen Bahçeli, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki ayrışma ve bölünme girişimlerine hep temenni ile yaklaşılmasını salık verdik, birlik bozulmasın istedik, ancak gelinen noktada Özgür Bey ve arkadaşları ‘Yeni Parti’yi kurdular” dedi.
Kısa Dalga- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in yönelttiği soruları yanıtlayarak Türkiye’nin gündemindeki siyasi ve ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geleceğinden iktidarın söylemi olan “Terörsüz Türkiye” sürecine, CHP’de yaşanan ayrışmadan Yeni Parti’nin kurulmasına kadar birçok başlıkta görüşlerini açıkladı. Siyasi partiler ve seçim sisteminin mevcut sistemin ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Bahçeli, terörün sona erdirilmesinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına da önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Siyasi sistem için yeni düzenleme mesajı
Türkiye’nin 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle Parlamenter Sistem’den Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğini hatırlatan Bahçeli, yeni dönemde siyasi partiler ve seçim sisteminin de mevcut sistemin ruhuna uygun şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türkiye, 16 Nisan 2017’de gerçekleştirdiği anayasa değişikliği ile en önemli yönetim reformlarından birisine imza atarak Parlamenter Sistem’den, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmiştir. Önümüzdeki süreçte sistemin ruhuna uygun, siyasi istikrarı ve demokratik gelişimi esas alan bir anlayışla siyasi partiler ve seçim sisteminin de yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Günümüzde ekonomik kalkınma ile güvenlik birbirinden bağımsız değerlendirilemez. Nitekim ‘terörsüz Türkiye’, güvenlikten ekonomiye uzanan yeni bir jeopolitik avantaj sağlayacaktır. Şu tartışmasız bir gerçektir ki güvenliğin olmadığı yerde yatırım ortamı zayıflamakta, sermaye hareketliliği azalmakta ve kalkınma süreçleri sekteye uğramaktadır. Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye ise öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde yer alacaktır. Daha önce terörle anılan yerlerde doğal ve beşeri kaynak potansiyelimizin harekete geçmesiyle ekonomik ve sosyal hayat canlanacak, milletimizin refahı artarken ülkemizin kalkınması ivme kazanacaktır.
Bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ yeni kalkınma paradigmamızın önemli bir kaldıracıdır. Kalkınma, maddi ve statik sermaye unsurlarının amaç, ilke, vizyon ve nihai hedefler doğrultusunda maddi olmayan ve dinamik unsurlarla gerek millî gerekse de küresel düzeyde planlandığı, sevk ve idare edildiği bir sürece dayanmaktadır. Coğrafya, toprak, iklim, doğal zenginlikler, su kaynakları ve ekolojik sistem kalkınmanın maddî ve statik sermaye unsurlarını teşkil ederken; siyasi rejimler, iktisadî sistemler, diplomatik kapasite, milli karakter, milli moral ve kültür, nüfus ve eğitim gibi faktörler ise kalkınmanın maddi olmayan ve dinamik unsurlarını oluşturmaktadır. Bu bağlamda maddi ve statik sermaye unsurları ile maddi olmayan ve dinamik unsurlar arasındaki ilişki, süreklilik, tutarlılık, istikrar, verimlilik ve standartlaşma kapsamında güçlü kurumsallıklar vesilesiyle kurulur; kalkınmanın amaç, ilke, vizyon ve hedefleri istikametinde planlanır, organize edilir ve uygulanır.
Dolayısıyla kalkınma, her bir unsurun birbirine bağlı olduğu ve birbirini müspet ya da menfi yönde müteselsilen etkilediği, ahlaki ve kültürel ilke ve misyon üzerine kurulur. Bu yönüyle kalkınma; siyasi, iktisadi, toplumsal, beşeri, hukuki ve diplomatik benzeri alanlarda kurumsal, stratejik, planlama ve tatbiki yönleri ile kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri ihtiva eden milli ve manevî yükseliş, maddi ve teknik ilerleyiş, siyasi ve toplumsal birlik hamlesidir. Türkiye muhtıralar, darbeler, terör ve yönetim sistemine bağlı istikrarsızlıklar nedeniyle kalkınma hedeflerine ulaşamamış, milli kaynak ve imkânlarını bu yönde seferber edememiştir. Bizim stratejik hedefimiz; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle prangalarından kurtulan Türkiye’nin istikrarla 2053 yılında lider ülke’ ve ‘süper güç’ hâline gelmesidir."
MHP’nin siyasi rolüne vurgu
Bahçeli, MHP’nin Türk siyasetindeki konumuna ilişkin değerlendirmesinde ise partisinin siyasi sorunların çözümünde ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin hedeflerin belirlenmesinde üstlendiği role dikkat çekti.
"Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasi hayatında mümtaz ve kilit rolüyle Türk siyasetindeki düğümleri çözen, demokrasinin önünü açan, kısır tartışmaları nihayete erdiren, kangrenleşmiş sorunlara şifa veren siyaset anlayışına sahiptir. Bu bağlamda Cumhuriyet’in kuruluş manifestosunu teşkil eden, Türk milletinin 20. yüzyıla dair en güçlü ve cari politik teklifini sunan Türk milliyetçiliği, Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla kutlu bir istikbal davasına Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı riyasetinde hazırlanmaktadır.
Partimiz kalkınmayı, Türk zihniyetinin güçlü ve berrak zemininde, ahlak, adalet, istikrar ve refah unsurlarından mürekkep sağlam bir çerçeveye oturtmak; bu zemin üzerinde kalkınmanın siyasi, iktisadi, sosyal, diplomatik ve jeopolitik sütunlarını oluşturmak; millî birlik ve dayanışma, demokrasi ve hukuk devleti, birey merkezli hak ve özgürlükler çatısı altında güçlü bir devlet kurumsallığı ve Türk milletinin her bir ferdinin seferberlik duygusuyla katıldığı millî mefkûre hamlesine dönüştürmek üzere ‘Ahlak, İstikrar ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi’ hazırlamıştır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu ‘terörsüz Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri de ortadan kalkmış olacaktır.
“Terörsüz Türkiye” kalkınmanın kaldıracı
Bahçeli, terörün sona erdirilmesinin yalnızca güvenlik alanında değil, ekonomik ve sosyal hayat açısından da önemli sonuçlar doğuracağını savundu.
"Bilinmelidir ki ‘Terörsüz Türkiye’; kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, yatırımların önüne mayın döşeyen terör illetinden kurtulmak, devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmek, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileştirmektir. Terörsüz Türkiye; yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir. Yıllar boyunca terörle mücadeleye ayrılmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul; yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti, çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma; gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi; kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah; esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım; şehirlerimize altyapı, köylerimize yol; meralarımıza ıslah, tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz. Terörü milletimizin gündeminden geri dönülmemek üzere çıkarmak, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkânları kalkınma seferberliğine dönüştürmek ‘Terörsüz Türkiye’ ile vücut bulacaktır.
Terörsüz Türkiye, gençlerimize bırakılacak en büyük mirastır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yön verecek en önemli toplumsal güç, hiç şüphesiz gençlerimizdir. Terörün gölgesinde büyüyen nesiller ile güven, huzur ve istikrar içerisinde yetişen nesiller arasında hem psikolojik hem de sosyolojik açıdan ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle ‘terörsüz Türkiye’, yalnızca bugünün güvenlik meselesi değil; geleceğin insan kaynağına, toplumsal düzenine ve kalkınma hedeflerine yapılan en önemli yatırımdır.
"Hep temenni ile yaklaşılmasını salık verdik, birlik bozulmasın istedik"
Türkiye’nin terör meselesini iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir. O sebeple siyaset yoluyla gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz. Bölgemizdeki hadiseleri nazar-ı dikkate aldığımızda Türk siyasetinde bölünmeye değil sağduyuya, çatışmaya değil iş birliği ve diyaloğa, kısır tartışma ve çekişmelere değil milli meseleler üzerinde uzlaşıya ihtiyacımız vardır. CHP’de ‘mutlak butlan’ kararıyla başlayan tartışmaların iç çatışmaya ve ardından ayrışmaya dönüşmesi belirttiğim nedenlerle tasvip ettiğimiz bir durum olmamıştır.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki ayrışma ve bölünme girişimlerine hep temenni ile yaklaşılmasını salık verdik, birlik bozulmasın istedik, yer yer tecrübelerimizi paylaşıp tavsiyelerde bulunduk; ancak gelinen noktada Özgür Bey ve arkadaşları ‘Yeni Parti’yi kurdular. Yargıtay kayıtlarına göre siyasi parti sayısını bir artırarak 190. parti oldular. CHP’nin bölünmesini tasvip etmesek de kendilerine ve partilerine başarılar diledik.
Gençlere ilişkin mesaj
Türkiye’de terör nedeniyle geçmişte yaşanan güvenlik sorunlarının özellikle genç kuşaklar üzerinde etkili olduğunu belirten Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin gelecek nesiller açısından da önem taşıdığını ifade etti.
"Hatırlatmak isterim ki; bugün 40’lı yaşlarına gelmiş vatandaşlarımız gençliğinde terörsüz bir dönem görmemiştir. Terörsüz Türkiye hedefine ulaştığımızda ise bundan sonraki nesiller terörün karanlık ve kirli yüzüyle muhatap olmayacak, aynı kaygıları taşımayacak, parlak bir istikbale yürüyecektir.
Gençlerimizin enerjisini ideolojik kamplaşmalara, şiddet kültürüne, zararlı akımlara veya marjinal yapılara değil; bilim, teknoloji, girişimcilik, kültür, sanat ve millî kalkınma ülküsüne yönlendirmek temel hedefimizdir. Türkiye’nin 2053 ve 2071 vizyonu ancak iyi yetişmiş, öz güveni yüksek, milli kimliğinin farkında ve evrensel rekabet gücüne sahip genç kuşaklarla mümkün olacaktır.
*Terör örgütleri, tarih boyunca en fazla gençleri hedef almış; onların umutlarını, heyecanlarını ve geleceklerini istismar etmiştir. Terörsüz Türkiye ile birlikte gençlerimiz artık korkunun değil umudun; çatışmanın değil üretimin; ayrışmanın değil ortak geleceğin öznesi olacaktır. Güçlü Türkiye, milli varlığına sahip çıkan, tarihi ve kültürel birikimini çağdaş gelişmelerle buluşturan bir Türk gençliği ile mümkün olabilecek, ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ ancak onlarla inşa edilebilecektir."
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


